T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/580 Esas
KARAR NO: 2025/1127 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/02/2024
NUMARASI: 2021/15 E. - 2024/19 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 25/09/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından 19.12.2003 tarihinde müracaatı yapılan ve 16.05.2005 tarihinde tescil edilen ... numaralı "..." markası ile davalı lehine 01/02/0507/08/09/ 12/13/15/16/17/19/21 /28/31/33/34/36/38/39/42/44/45. sınıflarda koruma sağladığını, davalının söz konusu sınıflar içerisinden kullanmadığı mal ve hizmetlerin de mevcut olduğunu, Sınai Mülkiyet Kanunu 9. maddesinin 1.fıkrasında tescilli bir markanın tescil tarihinden itibaren 5 (beş) yıl içinde haklı bir sebep olmaksızın tescil edildiği mal be hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi bir biçimde, aktif olarak markayı kullanmaması ya da markanın kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilmesi halinde markanın iptaline karar verileceğinin hükme bağlandığını, davalı şirket adına tescil edilen "..." markasının kullanılmayan mal ve hizmet sınıfları yönünden iptalinin gerektiğini, dikkat edilmesi gereken konunun tescil edilen sınıflarda ciddi kullanım kısmı olduğunu, TPMK’nun Kullanım İspatı Kılavuzunda "Markanın ciddi kullanımı, markanın fiilen kullanımını gerektirmektedir. Dolayısıyla tek amacı markadan kaynaklanan hakları sürdürmek olan simgesel kullanım ciddi kullanım olarak kabul edilemez." şeklinde ifade edildiğini, ciddi kullanımın, kullanımı gerçekleştiren işletmenin kendi içindeki kullanımını değil, markanın kapsamında yer alan malların veya hizmetlerin piyasadaki kullanımını (ticari etki oluşturacak kullanımı) gerektirdiğini, her yıl ortalama 150 bin üzerinde marka müracaatı yapılan ülkemizde yeni işletmelerin kurularak markalaşabilmeleri için tescil alabilecekleri kelimelerin tükendiğini ve işletmelerin hizmetlerini sunacakları diğer markalardan ayrışacakları kendi markalarını yaratamama durumu ile karşı karşıya kaldıklarını, bu nedenle ticaretin ilerlemesi için Kanun Koyucu tarafından 6769 SMK’na Markaların Kullanılması başlıklı 9.madde ve İptal Halleri ve İptal Talebi başlıklı 26. maddenin konulduğunu belirterek, 19.12.2003 tarihinde müracaatı yapılan, 16.05.2005 tarihinde tescil edilen ve davalı lehine 01 /02 /05 /07 /08 /09 /12 /13 /15 /16 /17 /19 /21 /28 /31 /33/34/36/38/39/42/44/45. sınıflarda koruma sağlayan, ... numaralı "..." markasının söz konusu sınıflar içerisinden kullanılmayan mal ve hizmet grupları yönünden iptali ile sicilden terkinini, yargılama sürecinde markanın üçüncü kişilere devri ve lisans verilmesinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.29/06/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında Mahkemece davacı vekiline HMK m.31 uyarınca iptalini talep etmiş olduğu markanın hangi sınıf ya da sınıflar yönünden iptalini istediği hususunda açıklama yapması için kesin süre verildiği, davacı vekilinin tarihli beyan dilekçesi ile dava dilekçelerinde de belirttikleri üzere davalı adına 19.12.2003 tarihinde müracaatı yapılan, 16.05.2005 tarihinde tescil edilen ve 01 / 02 / 05 / 07 / 08 / 09 / 12 / 13 / 15 / 16 / 17 / 19 / 21 / 28 / 31 / 33 / 34 / 36 / 38 / 39 / 42 / 44 / 45. sınıflarda koruma sağlayan ... numaralı “...” markasının söz konusu sınıflar içerisinden kullanılmayan bütün mal ve hizmet grupları yönünden iptalini talep ettiklerini beyan etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; 10 Ocak 2017 tarihinden itibaren 5 yıl geçmedikçe iptal ve hükümsüzlük kararı verilemeyeceğini, SMK’dan önce yürürlükte olan 556 sayılı KHK’nın markanın kullanılması zorunluluğuna ilişkin 14. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 14.12.2016 tarih 2016/148 E. 2016/189 K. sayılı kararı ile iptal edildiğini, dolayısıyla SMK’nın yürürlük tarihinden önce markaların kullanılma zorunluluğuna ilişkin hiçbir düzenleme bulunmadığını, bu nedenle markaların kullanmaya bağlanan sonuçların SMK’nın yürürlüğe girdiği tarih olan 10.01.2017 tarihinden itibaren 5 yıl geçmek kaydı ile ileri sürülebileceğinin açık olduğunu, her ne kadar tescil tarihinden itibaren 5 yıl hükmü düzenlenmiş olsa da markaların tescil edildiği tarihte markayı kullanma külfetini düzenleyen geçerli olan bir hüküm bulunmadığını, hukukun temel ilkelerinden olan "Kanunların geçmişe etkili olmaması" ilkesi gereğince SMK’nın ilgili hükümlerinin dava tarihi itibariyle uygulama alanı bulamayacağını, davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacı yanın TBK kapsamında adi şirket olarak kurulmuş olduğu, "... ... ..." isimli bir şirketinin bulunduğunu, ilgili şirketin TTSG kaydında görüldüğü üzere işletme konusunun "Kadınlar için kuaför işletmelerinin faaliyetleri, lazer, cilt bakımı, ağda ve epilasyon" olarak belirtildiğini, söz konusu faaliyetlerin yer aldığı mal ve hizmet grupları ile TPMK’nın sınıflandırmasına göre 44. sınıf olduğunu, iptali talep edilen "..." ibareli markanın 44. sınıfta ise ‘"Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ilgili hizmetler" için tescilli olduğunu, dolayısıyla davacı tarafın faaliyetlerinin, iptali talep edilen müvekkilinin markasının tescil edildiği sınıflar ile hiçbir şekilde aynı ve /veya benzer olmadığını, davacı yanın davada iptalini talep ettiği sınıflar yönünden de hiçbir faaliyeti bulunmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin ve grup şirketi tarafından markaların tescil edildiği tarihten bu yana kesintisiz bir şekilde kullanıldığını, davacının tedbir taleplerinin kabul edilemeyeceğini, kullanmama nedeniyle iptal talepli haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, hukuki yararın bulunmadığını savunarak, davanın reddini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı yana yüklenmesini talep etmiştir.MAHKEME KARARI:İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 06/02/2024 tarihli 2021/15E. - 2024/19 K. sayılı kararıyla; "...Somut olaya dönüldüğünde, davalıya ait iptali talep edilen ... tescil nolu marka 01 / 02 / 05 / 07 / 08 / 09 / 12 / 13 / 15 / 16 / 17 / 19 / 21 / 28 / 31 / 33 / 34 / 36 / 38 / 39 / 42 / 44 / 45 / emtia sınıflarında tescili olup, davalı tarafça ciddi kullanımın gerçekleştiği “mücevher ve kuyumculuk” ile “parfüm satışı” kullanımları, iptali talep edilen markanın tescilli olduğu emtialar kapsamında olmadığı, iptali istenen markaların tescilli olduğu emtialara ilişkin ise ciddi kullanımı ispata yarar nitelikte herhangi bir delil ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça sunulmadığı, dosya kapsamında incelenen belgeler ve deliller, davalıya ait son 5 yıla ilişkin ticari defter ve kayıtlar ile hükme esas alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafın mahkeme dosyasına, davaya konu olan ve kullanmama nedeni ile iptali talep edilen markanın kullanımına ilişkin tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süre içerisinde, ciddi anlamda, pazar yaratıcı bir biçimde kullanıldığına dair herhangi bir delil sunmadığı tespit edilmiş, bu nedenlerle davalı adına tescilli ... numara ile 01,02,05,07,08,09,12,13,15,16,17,19,21,28,31,33,34,36,38,39,42,44 ve 45. sınıflarda kayıtlı markanın SMK m. 9 uyarınca kullanmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine..." karar verildiği görülmüştür.İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, Mahkemece kanunların geriye yürümeyeceği ilkesinin ihlal edildiğini, 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin iptal edildiği ve kararın 06/01/2017 tarihinde yayınlanması ile SMK'nın yürürlük tarihinden önce markaların kullanılmasını zorunlu kılan bir yasal düzenlemenin bulunmadığını, SMK'nın yürürlük tarihinden itibaren 5 yıl geçmeden iptal davası açılamayacağını,Davacının dava açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını, müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıflarda ticari bir faaliyetinin olmadığını,Davacının kötüniyetli olduğunu, davacı aleyhine İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine 2021/293 Esasi sayılı davayı açtıklarını, ayrıca Kırşehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/747 Esas sayılı ceza davasının açıldığını, iptal davasını hukuka aykırı eylemlerini gölgelemek amacıyla açtığını,Mahkemece müvekkili şirket ve grup şirketi tarafından kullanılan emtialarda da iptal kararı verildiğini, bilirkişi raporunda mücevher ve parfüm emtiası için markanın kullanıldığı, parfüm konusunda ciddi bir kullanım bulunduğunun tespit edildiğini, buna rağmen Mahkemece 21. sınıfta yer alan "Parfüm bekleri (yandığında koku yayan bekler), parfüm buhurdanlığı, parfüm spreyleri ve vaporizatörleri (püskürteç), kozmetik amaçlı elektriksiz aletler, makyaj çıkartmak için elektrikli olmayan aletler, pudra ponponları, tuvalet eşyaları için kutular..." yönünden de iptaline karar verildiğini,Mahkemece hatalı bir şekilde markanın kullanıldığı mal ve hizmetler yönünden de iptal kararı verdiğini belirterek, açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller değerlendirilmeden ve delillerin takdirinde hataya düşülerek verilen İstanbul 4. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06.02.2024 T., 2021/15 E., 2024/19 K. sayılı davanın kabulü kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine geri gönderilmesine kesin olarak karar verilmesini, geri gönderme taleplerinin yerinde görülmemesi halinde; usul ve kanuna açıkça aykırı İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06.02.2024 T., 2021/15 E., 2024/19 K. sayılı kabul kararının kaldırılarak, davanın reddine, istinaf kanun yolu yargılama giderleri dahil her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kaydı incelendiğinde; 19/12/2013 tescil tarihli, ... numaralı "...+Şekil" markasının 01, 02, 05, 07, 08, 09, 12, 13, 15, 16, 17, 19, 21, 28, 31, 33, 34, 36, 38, 39, 42, 44 ve 45. sınıflarda davalı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince marka uzmanı ..., sektör bilirkişisi ... ve SMMM ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 06/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davalıya ait olan ticari defterlerin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulmuş olduğu görülmüş, sahipleri lehine Mahkemenin takdirinde olmak üzere takdiri delil niteliğine haiz olduğu, davacı yanın huzurda bulunan davayı başlatmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı ya da davacı yanın huzurda bulunan davayı kötüniyetli olarak başlattığı yönündeki davalı beyanları bakımından takdirin yalnızca mahkemeye ait olduğu, ilgili savunmalara Mahkemece itibar edilmez ise, davalı adına tescilli olan dava konusu markanın tescilli olduğu herhangi bir mal ve emtia üzerinde ciddi ve kesintisiz kullanımının ispat yükü üzerinde olan davalı yan tarafından ortaya konulamaması nedeni ile dava konusu ... kod numaralı görselini ihtiva eden markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından ciddi ve kesintisiz olarak kullanılmaması nedeni ile tümden iptali koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince marka uzmanı..., sektör uzmanı ... ve SMMM ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 27/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davacı karşı davalıya ait olan ticari defterlerin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulmuş olduğu görülmüş, sahipleri lehine Mahkemenin takdirinde olmak üzere takdiri delil niteliğini haiz olduğu,TPMK sisteminde yapılan incelemede iptali talep edilen ... tescil nolu "... şekil" markasının 01 / 02 / 05 / 07 / 08 / 09 / 12 / 13 / 15 / 16 / 17 / 19 / 21 / 28 / 31 / 33 / 34 / 36 / 38 / 39 / 42 / 44 / 45 / emtia sınıflarında davalı adına tescilli olduğu ve koruma süresinin devam ettiği, mevcut delillerle, iptali talep edilen; ...tescil nolu markanın tescilli olduğu emtialar kapsamında dava tarihinden önceki 5 yıl içinde ciddi anlamda kullanımının ispatlanamaması nedeni ile tüm emtialar yönünden iptal koşullarının oluştuğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
G E R E K Ç E: Dava, kullanmama nedeniyle marka iptali davasıdır.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekili iptal davasının SMK’nın yürürlüğe girdiği 10/01/2017 tarihinden itibaren 5 yıl geçmeden açılamayacağını belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, Yargıtay’ın benzer davalarda verdiği kararlarında da belirtildiği gibi, kural olarak kanunlar geriye yürümez ve ileriye etkili olarak sonuç doğurur ise de, TBMM’nin geçmişe etkili olacak şekilde kanun çıkarmasına da bir engel bulunmamaktadır. Her ne kadar 6769 sayılı SMK’da kullanmama nedeniyle iptal ve def’i haklarını düzenleyen Kanun maddelerinin yürürlük tarihi konusunda özel bir düzenleme yapılmadığı için Resmi Gazetede yayını tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği anlaşılmakta ise de, Kanunun Resmi Gazetede yayın tarihinin 10.01.2017, kabul tarihinin ise 22.12.2016 olduğu dikkate alındığında, mülga 556 sayılı Marka KHK’nın 14.maddesinin iptaline dair AYM kararının 06.01.2017 tarihinde R.G.’de yayınlanması ve bu tarihte yürürlüğe girmesi nedeniyle, 14.maddenin bu tarihe kadar hukuki varlığını sürdürüyor olması karşısında, SMK’nin kabul tarihi konusunda kanun koyucunun iradesi 22.16.2016 tarihinde ortaya çıktığından, Kanun Koyucunun asıl amacının geçmişe etkili olacak şekilde kullanmama sebebiyle markanın iptalini öngördüğünün kabulünün gerektiği, Kanunun kabulünden sonra ve henüz yürürlüğe girmesinden önce, yürürlük konusunda öngörülemeyen AYM kararı ile ortaya çıkan kanun boşluğunun bu şekilde doldurulması gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf talebi kabul edilmemiştir.Davalı vekili davacının kötüniyetli olduğu ve dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunarak istinaf talebinde bulunmuşsa da, SMK’nın 26. maddesi uyarınca ilgili kişiler markanın iptalini talep edebilir. Taraflar arasında devam eden markayla ilgili hukuki ihtilaflar nedeniyle davalının dava açmakta hukuki yararı mevcut olup, kötüniyetli olmadığı kanaatine varılmıştır.Davalı vekilinin marka kullanımına ilişkin delillerinin dikkate alınmadığına dair istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; davalı şirket ile grup şirketi olan ve markayı lisans sözleşmesi kapsamında kullandığı anlaşılan ... A.Ş.’nin delil olarak sunulan ticari kayıtlarının incelenmesi sonucunda "..." markasının yalnızca kuyumculuk ürünleri ve parfüm satışında kullanıldığının tespit edildiği, bu emtia dışında ciddi bir kullanımlarının bulunmadığı, davaya konu markanın bu emtia için tescilli olmadığı tespit edilmiştir.Davalı vekili markanın 21. sınıfta tescilli olduğu "Parfüm bekleri (yandığında koku yayan bekler), parfüm buhurdanlığı, parfüm spreyleri ve vaporizatörleri (püskürteç), kozmetik amaçlı elektriksiz aletler, makyaj çıkartmak için elektrikli olmayan aletler, pudra ponponları, tuvalet eşyaları için kutular..." için iptal edilmemesi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. Davalının parfüm ürününde markayı kullandığı tespit edilmişse de, Nice sınıflandırmasına göre "Parfümeri; Kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç)." emtiası 03. sınıf kapsamında olup, davalının markası bu sınıfta tescilli değildir.Marka iptali davasında markanın tescilli olduğu her bir mal ve hizmet için ciddi ve etkin şekilde kullanıldığının davalı tarafça ispat edilmesi gerekir. Davalı tarafça markanın tescil kapsamında olan "Parfüm bekleri (yandığında koku yayan bekler), parfüm buhurdanlığı, parfüm spreyleri ve vaporizatörleri (püskürteç)" ürünlerinde kullanıldığının ispatlanamadığı, bu ürünlerin davalı tarafça satışı yapılan 03. sınıf kapsamında kalan parfüm ürününden farklı olduğu, "..kozmetik amaçlı elektriksiz aletler, makyaj çıkartmak için elektrikli olmayan aletler, pudra ponponları, tuvalet eşyaları için kutular…" ürünlerinde de markanın kullanıldığının ispatlanmadığı anlaşılmakla, mahkemece birbirini doğrulayan bilirkişi raporlarına itibar edilerek markanın tümden iptaline karar verilmesinde hukuka aykırılık yoktur.Tüm bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 685,10 TL nispi harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,70TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 25/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.