T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1667 Esas
KARAR NO: 2025/835
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUKMAHKEMESİ
TARİHİ: 18/07/2023
NUMARASI: 2021/52 Esas, 2023/149 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)|Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 19/06/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 2000 yılında kurulduğunu, “...” markasının dünya genelinde tanınmış bir marka olduğunu, buna dair mahkeme kararları bulunduğunu, davacının ilk “...” markasını 2006 yılında 41. Sınıf için ... numarası ile ... nezdinde yaptırdığını, halen TPMK nezdinde..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tescil numaralı “...” esas unsurlu markalarının tescilli olduğunu, davalıların “ ...” isimli spor salonunu işlettiklerini, davalı ...’ın kuralsız kafes döğüşü organizasyonlarına katılan bir sporcu olması nedeniyle davacının markasından haberdar olduğunu, davalı ...’ın 2015 yılında ... tescil numaralı “.... +Şekil” markasını tescil ettirdiğini, 2017 yılında ise davacının markaları ile iltibas yaratacak olan ... tescil numaralı ...+Şekil” markasını 41. sınıf için tescil ettirdiğini, davacının markasının İstanbul’da 9 tane lisans alan tarafından kullanıldığını, davalının ... firmasına sponsor olarak yaptırdığı ürünler üzerinde de “...” markasını kullandığını, bu hususun delil tespiti ile tespit edildiğini, davalıların “...” ve “...” markalarını internet sitelerinde kullandıklarının tespit edildiğini, davacının “...” ve “...” markalarının gerçek hak sahibi olduğunu, davalının kötü niyetli olarak markasını tescil ettirdiğini ileri sürerek, davalıların davacının markasından sonra tescil edilmiş olan “...+Şekil” ve tescilsiz olan “...”, “...” ve “...+Şekil” markalarını hukuka aykırı şekilde kullanmasının davacı aleyhine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete yol açtığının tespitine, tespit edilen söz konusu hukuka aykırılıkların durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının TPMK nezdinde 41. Sınıfta tescilli ... tescil numaralı “...+Şekil” markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalıların www...com ve http://www..../alan adları ile işletilen web sitelerine ve davalıların ..., ..., ... ve ... hesaplarına Türkiye’den erişimin engellenmesine, davalının www...com.tr alan adı ile işletilen web sitesindeki davacının marka hakkını ihlal eden ve haksız rekabet oluşturan içeriklerin kaldırılmasına ve/veya içeriklere erişimin engellenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; "..." markasının davalı adına tescilli olduğunu, kullanmasının meşru olduğunu, "..." markasının bu hali ile tescil edilmesinin amacının ... (...) +... (dövüş) isimlendirmelerinin birleştirilerek diğer ... branşı eğitimi veren spor salonlarından ayrılarak daha farklı bir isim ile hizmet vermek istemesnden kaynaklandığını, "..." markası ve buna bağlı spor salonları ile rekabet etme gibi bir amacının olmadığını, davalılara ait spor salonunda verilen eğitim dövüş sporuna ilişkin iken, ... tam anlamı ile vücut gelişimi ve kas düzeni için uğraş veren fitness şeklindeki bir spor türü olduğunu, bu nedenle davalıların "..." markası ile iltibas yaratarak kendine fayda sağlamasının mümkün olmadığını, birbirlerinden bağımsız iki spor türünün yarış içerisinde olması veya müvekkilinin bunu amaçlamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı markası ile davalı markası arasında görsel ve işitsel olarak büyük farklar bulunduğunu, somut olayda ... sporunu veya ... (fonksiyonel fitness) sporunu yapmak isteyen bir müşteri kitlesinin, bu konuyu araştırmış ve bu sporun özelliklerini, ne şekilde yapıldığını ve benzeri konuları öğrenmiş bir müşteri kitlesi olduğunu ve diğer spor branşları ile arasındaki farkı kolayca anlayabilecek bir müşteri kitlesi olduğundan, bu markalar arasında iltibas oluşmasının mümkün olmadığını, davalıya ait ... spor salonunda, ... ibareli ürünlerin bulunduğunun bilirkişi raporunda tespit edildiğini, tespit edilen ürünlerin ... şirketine ait olduğunu, davacının iddia etmiş olduğu "..." adlı sitenin davalıya ait olmadığını, davalıların kötüniyeti olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: *Mahkemesi'nin * tarih ve * Esas - * Karar sayılı kararıyla; davalı ... adına tescilli ... tescil numaralı "..." markasının esas unsurunda yer alan "..." ibaresinin, davacının markalarında yer alan "..." ibaresi ile oldukça benzer olup, aynı şekilde telaffuz edildikleri, ".." ibaresi isim niteliğinde bir kelime olup, günümüz Türkçesinde anlamı bilinmediğinden, markada akılda kalan kısmın "..." ibaresi olduğu, bu nedenle markaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesi tarafından karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacıya ait ve Türkiye'de faaliyet gösteren "..." isimli işletmelerden birisi olduğu zannedilerek en azından davacı ile ilişkilendirilebileceği, davalının ... tescil numaralı markası davacının ... tescil numaralı markasının aynı mal ve hizmetler için tescil edildikleri, davacı tarafça markalarının tanınmış marka olduğuna dair dosyaya sunulan deliller, Türkiye'de ve dünyada tescilli marka sayısı, tescil tarihleri, verdiği lisans sayıları, Mahkeme kararları ve alınan bilirkişi raporu ile davacının "..." markalarının "spor, kültür ve eğlence hizmetleri" için Türkiye'de tanınmış olduğu, davalı ...'ın bu mal ve hizmetler için tescilli markası nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği, bu nedenle SMK'nun 6/5. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun da mevcut olduğu, davalı markanın kötüniyetle tescil edildiğinin ispatlanamadığı, tüm bu nedenlerle davalı ... adına tescilli ... tescil numaralı "... + Şekil" markasının SMK'nun 6/1 ve 6/5. maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, alınan bilirkişi raporları ile davalıların "www..." internet web sitesinin adında ve içeriğinde, “www...com” alan adlı internet sitesinde ve içeriğinde, www....com.tr alan adlı web sitesinin içeriğinde, ..., ..., ..., ... sosyal medya hesaplarında "spor, kültür ve eğlence hizmetleri" için "...", "..." ve "..." markalarının kullanıldığı, davalıların birlikte işlettikleri iş yerinde "spor, kültür ve eğlence hizmetleri" için "..." ve "..." markalarının kullanıldığının tespit edildiği, davacıya ait ....com.tr alan adının 27/05/2015 tarihinde tahsis edildiği, davalılara ait ... ve http://www..../ alan adlı internet sitelerinin arşiv kayıtları üzerinde yapılan incelemede alan adlarının daha önce alındığına ve kullanıldığına dair bir tespit yapılamadığı, bu kullanımların davacının aynı hizmetler için tescilli olan "..." esas unsurlu markaları ile iltibasa neden olabileceği, davalı ...'ın markasının tescilli olmasının SMK'nun 155. maddesi uyarınca savunma gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceği, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiği, sınai mülkiyet haklarının kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, davalıların davacı adına tescilli markalarına benzer markaları kullanmak eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin talebin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalı ... adına tescilli ... tescil numaralı "... + Şekil" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalıların iş yerlerinde, internet alan adlarında ve internet sitelerinin ve sosyal medya hesaplarının içeriklerinde "... + Şekil", "...", "..." markalarını spor, kültür ve eğlence hizmetlerinde kullanmalarının davacının "..." esas unsurlu markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, davalıların bu markaları spor, kültür ve eğlence hizmetleri için iş yerlerinde ve internet ortamında ticari etki yaratacak şekilde kullanmalarının yasaklanmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalıların bu markaları kullandıkları ürünlerin, ambalajların, ilan, reklam, broşür, afiş ve tabela ve sair her türlü malzeme ve tanıtım malzemesinin, basılı evrak, faturaların ve benzeri her türlü ticari evrak ve malzemenin toplatılmasına, hükmün kesinleşmesinden sonra masrafı davalılardan alınmak suretiyle imha edilmelerine, davalıların www....com ve http://www..../ alan adlı internet sitelerine Türkiye'den erişimin engellenmesine, davalının www...com.tr alan adlı web sitesindeki davacının marka hakkını ihlal eden içeriklerin kaldırılmasına, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunma ve beyanları tekrar ederek; davacının, müvekkilin yaptığı işi yasa dışı bir iş gibi göstermeye yönelik beyanlarda bulunmakta olduğunu, "..." markası müvekkilin tescilli markası olduğunu, müvekkilinin marka tescili kötü niyetli olmadığını, müvekkilinin markası "..." ve davacı markası "..." arasında bir iltibas oluşmasının mümkün olmadığını, davacı markası ile müvekkili markası arasında görsel ve işitsel olarak büyük farklar bulunduğunu, davaya konu markaların hitap ettiği tüketici kitlesi bilinçli bir tüketici kitlesi olduğunu, müvekkile ait spor salonunda bulunan "..." ibareli ürünlerin "..." markasının ürünleri olduğunu, müvekkiline ait olduğu iddia edilen web sitesinin müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıa ve beyanları tekrar ederek, SMK'nın 6/9.maddesi uyarınca hükümsüzlük talepleri kabul edilmemişse de, davalıların son derece kötü niyetle hareket ettiğinin açık olduğunu, yerel mahkemenin haksız rekabete dair kısmi red kararının ise hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kısmen red kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı ... adına tescilli ... tescil numaralı "... + Şekil" markasının esas unsurunda yer alan "..." ibaresinin, davacının markalarında yer alan "..." ibaresi ile benzer olduğu, davalı markasında akılda kalan kısmın "..." ibaresi olduğu, bu nedenle markaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesi tarafından karıştırılma ihtimali bulunduğu, taraf markalarının 41.sınıfta aynı mal ve hizmetler için tescil edildikleri, mevcut delillerle davacının ... markasının 41.sınıfta yer alan “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri.”nde tanınmış marka olduğunun ortaya konulduğu, SMK'nın 6/1 ve 6/5. maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda bir markanın aynısını ya da benzerinin marka olarak tescil ettirilmesinin tek başına kötüniyetli başvuru olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay'ın uygulamalarında daha çok güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle marka tescillerinin kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edildiği, kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyetin tescil başvurusu anında varolması gerektiği, davalının markasını kötüniyetle tescil edildiğinin ispatlanamadığı, bu nedenle SMK'nın 6/9.maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı verilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı markalarıyla iltibasa neden olan davalı markasının, davalıların "internet sitesi adı ve içeriğinde sosyal medya hesaplarında ve davalıların birlikte işlettikleri iş yerinde "spor, kültür ve eğlence hizmetleri" için "..." ve "..." markalarının kullanıldığının tespit edildiği, bu kullanımların davacının aynı hizmetler için tescilli olan "..." esas unsurlu markaları ile iltibasa neden olabileceği, davalı ...'ın markasının tescilli olmasının SMK'nın 155. maddesi uyarınca savunma gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceği, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'ine dair talepler yönünden ret kararı verilmesinin yerinde olduğu, (Yargıtay 11.HD'nin 2024/2085 E- 2025/416 K., 2024/1738 E- 2025/58 K.,2024/1482 E- 2025/38 K., 2019/5189-1852 E-K, 2021/89-3054 E-K sayılı kararları) bu nedenlerle ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı şekilde kısmen kabul, kısmen red kararı verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 3-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davalılardan alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan toplam 539,70 TL (269,85 x 2) harcın mahsubu ile bakiye 75,70 TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/06/2025