T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1621 Esas
KARAR NO: 2025/756
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/07/2023
NUMARASI: 2022/145 Esas, 2023/166 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "...' markasının gerçek hak sahibi olarak, bu markayı Türkiye'de ve birçok ülkede 15 yılı aşkın süredir yoğun, etkin, ayırt edici ve ciddi bir biçimde kullandığını, markanın, Avrupa Birliği ülkeleri dahil birçok ülkede tescil edildiğini, tüm bunlara rağmen, "..." markasının Türkiye'de davacı şirket adına tescil ettirilmemiş olmasını fırsat bilerek davalının 8 Nisan 2021 tarihinde markanın tescili için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde bir başvuru yaptığını, markanın 12 Nisan 2022 tarihinde tescil edildiğini, davalının "..." markasını tescil kararı öncesinde veya sonrasında herhangi bir faaliyeti kapsamında kullanmadığının tespit edildiğini, davalı, markanın tescili üzerinden bir ay dahi geçmeden, 10 Mayıs 2022 tarihinde ... Pazarlama ve Ticaret LŞ.'yi ("...") muhatap göstererek bir ihtarname keşide ettiğini ve ...'ın "..." markasını kullanmalarını durdurmasını ihtar ettiğini, davalının, 15 yılı aşkın süredir yoğun, etkin, ayırt edici ve ciddi bir biçimde kullanılmakta olan ancak Kurum nezdinde tescilli olmayan bu markayı muhtemelen bu durumdan ve şirketin yüksek tanınmışlık düzeyinden fayda sağlamak amacıyla tescil ettirdiğini, bu marka için tescil başvurusunda bulunmuş ve tescil kararı verildikten sonra hiç vakit kaybetmeden doğrudan ihtarname gönderdiğini, böylelikle davalı'nın haksız menfaat elde etme amacıyla hareket ettiğinin şüphesiz oluğunu, davacı Şirket, dava konusu "..." markasını hem yurt dışında hem Türkiye'de uzun süredir, yoğun, etkin ve ciddi şekilde kullandığını, "..." markasının davacıleri Şirket tarafından ihdas ve istimal edilmek suretiyle maruf hale getirildiğini, Şirketin "..." markasını kendi ürünlerinde yıllardır kullandığının gerek broşürler gerek faturalar gerekse de gümrük beyanlarıyla sabit olduğunu, davacılerinin, önceye dayalı kullanımlarının sonucu olarak "..." markasının "gerçek ve üstün hak sahibi" konumunda olduğundan, Davalı'nın kötü niyetli marka tescilinin hükümsüzlüğünü sağlamak amacıyla Öncelikle mevcut durumun korunması ve davanın etkinliğini sağlamak amacıyla dava konusu markanın, nihai kararın kesinleşmesine kadar kullanımının, üçüncü kişilere olası devrinin ve/veya marka üzerinde lisans verilmesinin önlenmesi için SMK m. 159 ve HMK m. 389 vd. maddeleri uyarınca İHTİYATİ TEDBİR KARARI verilmesine, davacının zarara uğrama ihtimaline binaen Davalı'nın 1.000,000 TL tutarında teminat yatırmasına yönelik ters tedbir kararı verilmesine, davalı adına Kurum nezdinde 3. Sınıf'ta tescilli, ... numaralı “...” markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP: Davalı süresinde cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili beyan dilekçesinde; 08.04.2021 tarihinde davalı tarafından Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 03. Sınıfa giren mal ve hizmetler için "..." ibareli ... numaralı marka başvurusu yapıldığını, müvekkilinin kayıbiraderi ve dostu ...'ya kanser teşhisi konulduğunu, acil tedaviye başlandığını, tedavi bakım ve masrafları ile kendisi ve eşinin ilgilendiğini, kayınbiraderinin vefat ettiğini, bu kez ablasına kanser teşhisi konulduğunu, ablasının da kendi yanına taşındığını, bu zor süreçte cevap dilekçesi ve delil sunamadığını, HMK 95 maddesi gereğince eski hale getirme talepleri olduğunu, müvekkilinin 29 Mayıs- 4 Haziran haftası içinde hem kuzenini hem de eşinin yengesini kabettiğini, davalı, kendi fikirleriyle oluşturduğu özgün markasını, hiçbir kötü niyet içermeden ve TPMK'nın itirazı olmaksızın tescil ettirmiş olmasına rağmen davacı şirket tarafından 04.07.2022 tarihinde işbu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun dava açıldığını, fazlaya ilişkin tüm iddia, hak ve taleplerimiz saklı kalmak kaydıyla; eski hale getirme talebimizin kabulü ile işbu dilekçenin delilleriyle beraber, davalının kanuni süreyi hiç kaçırmamış gibi sunduğu bir cevap dilekçesi olarak değerlendirilmesine, itirazların kabulüne, davacı şirketin tüm taleplerinin ve kötü niyetle açtığı işbu haksız davanın reddine, davalının tescilli markası üzerine konan üçüncü kişilere devrinin ve lisans verilmesinin önlenmesine dair ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "... tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde davacının davaya konu ... numaralı ... ibareli markanın 03. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, gerçek hak sahipliği iddiası yönünden bilirkişi tarafından davacının web siteleri üzerinde yaptırılan incelemede davacının 2007 yılında en çok satılan ürünler arasında ... diş macunu olduğunun belirtildiği, google üzerinden yapılan incelemede online satış sitelerinde ... ismi ile ürün satışları olduğu, ürün satışlarının davacı şirketçe gerçekleştirildiği yine youtube üzerinde yaptırılan inceleme 12/09/2014 tarihinde açılan davacıya ait ... isimli kanalda da ... ürünlerinden bahsedildiği yine twiter Instagram ve facebook üzerinde 2011 yılından başlamak üzere ... ibaresinin kullanıldığı, davalının ise herhangi bir kullanımının tespit edilmediği buna göre her ne kadar Türkiye' de tescilli değil ise de davacının ... markasını çok uzun yıllardır Türkiye' de ticari etki doğuracak şekilde yoğun şekilde kullandığı yine davacı markasının Avrupa Birliği ülkeleri olan Yunanistan' da tescilli olduğu ve birçok ülkede bu marka ile ticari faaliyette bulunduğu bu yönüyle markanın gerçek ve üstün hak sahibinin davacı olduğu, davalı tarafından markanın tescil ettirilmesine rağmen herhangi bir ticari faaliyetinin olmaması yine ... ibaresinin yabancı kökenli olup tesadüfen oluşturulabilecek ibarelerden oluşmaması özellikle diş macunu üzerinde kullanıldığı da gözetildiğinde davalının bu markadan haberdar olduğu veya olması gerektiği, davalının bu marka ile herhangi bir tescilden önce veya sonra faaliyette bulunmadığı gözetildiğinde gerek bilirkişi heyeti gerekse mahkememizde oluşan kanaate göre tescilin iyi niyetli olmadığı sonucuna ulaşılmış bu SMK' nun 6/1 ve 6/9. Maddeleri uyarınca markanın hükümsüzlüğüne karar verilerek davanın kabulü ile; Davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli ... numaralı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, "Şeklinde karar vermiştir.
EK KARAR: Gerekçeli karar davacı vekiline 18.09.2023'te tebliğ edilmiş, davacı vekili süresi içinde 13.10.2023'te tavzih ve hükmün tamamlanması talep dilekçesi sunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 08.02.2024 Tarihli ek kararında; "....davacı vekilince SMK' nın 6/3 kapsamında hükümsüzlüğe karar verilmesi gerekirken gerekçe kısmında SMK 6/1 maddesi yazılmış olduğu iddiasıyla hükmün tashihi talebinde bulunulmuş ise de HMK 304/1. Maddesi uyarınca sadece hüküm kısmındaki yazı ve hesap hataları bakımından tashih talep edilebileceği, davacı vekilinin talebinin gerekçe kısmında belirtilen hususlardan olduğundan bu yönde tashih talebi yapılamayacağından öncelikle tashih talebinin reddine, Hükmün tamamlanması talebi yönünden ise; Davacı vekilinin dava dilekçesi ile markanın hükümsüzlüğü talebinde bulunduğu, hükümsüzlüğe gerekçe olarak davacı markasının tanınmış marka olduğunun da iddia edildiği, tanınmış marka iddiası yönünden mahkememizce gerekçe kısmında değerlendirilme yapılmadığı yönündeki iddia incelendiğinde, davacının bu yöndeki talebinin haklı olduğu tanınmışlık bakımından hükümsüzlük iddiası yönünden hükmün tamamlanması gerekeceğinden; Davacı vekili tarafından davacı markasının özellikle yurt dışında tanınmış marka olduğu bu sebeple de davalı markasının SMK 6/5. Maddesi uyarınca hükümsüzlük talep edilmiş, aldırılan 27/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafından kullanılan ... ibareli markanın kozmetik sektörü bakımından bilinirliğinin oldukça yüksek olduğunun ifade edildiği belirtilmiş ise de bilirkişi heyetinin bir marka ve bir bilişim bilirkişisinden oluşup tanınmışlığa ilişkin incelemenin içerisinde mali müşavir ve sektör bilirkişisinin de olduğu gerekirse bu hususta davacı ticari defterlerinin de incelenerek tanınmışlığa ilişkin daha ayrıntılı ve kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiği, tek başına marka bilirkişisinin kanaatine dayanan markanın sektörel bilinirliğinin markanın tanınmışlığı anlamına gelmeyeceği, yargılama esnasında davacı tarafından tanınmışlık iddiası bakımından başkaca delil sunulmadığı gibi ayrı bir inceleme talebi de olmadığı, sunulan delillerin de tek başına davacı markasının tanınmış marka olduğu hususunu ispatlayamadığı anlaşıldığından SMK' nın 6/5. Maddesi uyarınca hükümsüzlük talebinin reddine karar verilerek" şeklindeki gerekçe ile neticeten; 1-Davacı vekilinin tashih talebinin reddine, 2-Davacı vekilinin hükmün tamamlanması talebinin bu şekilde tamamlanmasına, " şeklinde ek karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Usul yönünden; mahkemenin eski hale getirme talepleri yönünden olumlu olumsuz karar vermediğini, celbi talep edilen delillerin toplanmadan karar verildiğini, eski hale getirme talebine ilişkin delillerin ibraz edildiğini, Esas yönünden ise; Davacı şirketin Paris Sözleşmesi uyarınca tanınmış marka kriterini taşımadığını, ütün ve gerçek hak sahibi olmadığını, Markanın Türkiye piyasasında " ... " olarak yer aldığını, ... işaretinin kullanmadığını, Ciddi yoğun kullanım olmadığını, markanın reklam çalışmalarına dayanarak gerçek hak sahibi olduğuna karar verilmesinin yerinde olmadığını, Eticaret sitelerinin arama çubuğuna ... yazıldığında davacı ürünün çıkmadığını, SMK 6/4 maddesine göre hükümsüzlüğü istenen tanımışlığın sadece ilgili mal ve hizmetler yönünden incelenebileceğini, farklı mal ve hizmetler için SMK 6/5 MADDESİ gereğince de talep olması gerektiğini, mahkemenin taleple bağlılık ilkesine aykırı karar verdiğini, Davacı markasının tanınmışlığının da söz konusu olmadığını, Markanın iyiniyetle tescil edilmediğine ilişkin tespitin yerinde olmadığını, Müvekkilinin deterjan, çamaşır suyu, yüzey temizleyici, sabun gibi ürünler üretirken davacının çoğunlukla diş macunu olmak üzere yüz yıkama ürünleri, nemlendirici ve deodorant ürettiğini, marka alt sınıflarının farklı olduğunu,, farklı emtialarda kullanılmakta olduğunu, emtialar arasında birbirini tamamlama da olmadığını, tüketime sunulduğu yerlerin farklı olduğunu, Markalar arasında ciddi farklılıklar olduğunu, davacının kullanımda ... ŞEKİL ibaresinin alt satırında SİLVER ŞEKİL PLUS olarak olduğunu, Aynı veya benzer iki marka olmadığını, SMK 6/3 Md gereğince kazanılmış hak da bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap süresi içinde sunduğu dilekçesinde; Davalının istinaf isteminin reddi gerektiğini, Gerekçeli kararda yer alan “SMK’nun 6/1 (…) uyarınca markanın hükümsüzlüğüne karar verilerek davanın kabulü” ifadesinde sehven SMK m. 6/3 yerine m. 6/1’e atıf yapıldığını, Bu sebeple tarafımızca İlk Derece Mahkemesi’nden gerekçeli kararda yer alan HMK m. 304 hükmü gereği “açık hata” niteliğindeki bu hatanın hükmün tashihi yoluyla düzeltilmesini talep edildiğini,Markanın SMK 6/4 maddesi kapsamında belirli bir tanınmışlık seviyesine ulaştığının tespit edildiğini ancak mahkemenin SMK 6/4 maddesi kapsamında olumlu olumsuz karar vermediğini, bu hususta HMK 305.A maddesi gereğince hükmün tamamlanmasını talep ettiklerini, mahkemenin henüz bir karar vermediğini, Müvekkili Şirket, herhangi bir hak kaybına mahal vermemek adına, İlk Derece Mahkemesi tarafından tashih ve tamamlama talebinin reddi halinde İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinaf isteminde; Gerekçeli Kararda SMK m. 6/3 yazılması gerekirken sehven SMK m. 6/1 yazıldığı görüldüğünü ve SMK m. 6/4’e yönelik talepler yönünden ise olumlu veya olumsuz herhangi bir karar tesis edilmediğini, bu hususta hükmün tamamlanmasına ilişkin dilekçenin mahkemeye sunulduğunu, 8 Şubat 2024 tarihli Ek Kararda talep reddedilmiş ise de, dava dilekçesinde markanın hükümsüzlüğü iddiasının gerekçesi olarak SMK m. 6/5 değil, SMK m. 6/4 dayanak gösterildiğini, Ek Kararda bir kez daha maddi hata yapıldığını, Ek Kararın KALDIRILMASINA ve 14 Kasım 2023 tarihli istinafa cevap dilekçesindeki talep doğrultusunda kararın düzelterek onanmasını SMK 6/3,4,9 maddeleri gereğince hükümsüzlük isteminin kabulü olarak gerekçenin düzeltilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE Dava, SMK 6/3, 6/4 ve 6/9 maddelerine dayalı olarak açılan markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili ile asıl kararın gerekçesi ile ek karar yönünden ise davacı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı, davaya süresi içinde cevap dilekçesi sunmamış ise de, davalı vekili 02.06.2023 Tarihli dilekçesi ile HMK 95 maddesi gereğince eski hale getirme talebinde bulunarak bir kısım deliller ibraz etmiştir. Mahkemece davalının eski hale getirme talebi yönünden olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmeden karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin bu yönde usule ilişkin istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir. Davacının TPMK nezdinde tescilli ... markası mevcut değildir. Davacı vekili de hükümsüzlük iddiasını SMK 6/3, 6/4 ve 6/9 maddelerine dayandırmıştır. Davacının SMK 6/4 maddesine dayalı istinaf istemine gelince; ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmamış, İlk derece mahkemesinin ek kararında ise SMK 6/4 maddesinin değerlendirilmediği açıklanarak raporda sektör bilirkişisi olmadığı, davacının delillerinin de yeterli olmadığı gerekçesi açıklanarak tanınmışlık iddiasının ispatlanamadığına yer verildiği, bu yönden hükümsüzlük talebinin reddi gerektiği belirtilerek hükmün tamamlanmasına dair hüküm kurulduğu görülmüştür. Ancak HMK 305/A maddesi, gerekçenin değil hükmün tamamlanmasına yönelik bir hüküm olup, "yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilemeyen hususlarda" hüküm tamamlanabilir. Dava dilekçesinde yer verilip gerekçede değerlendirilmeyen hususun ek karar ile değerlendirilmesi ve bununla birlikte raporun bu yönden yeterli olmadığına da değinilerek ek karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu durumda, mahkemece davalının eski hale getirme talebinin koşullarının oluşup oluşmadığı hakkında olumlu ve olumsuz karar verilmesi, davacının SMK 6/4 maddesine dayalı hükümsüzlük istemi hakkında gerekçeli kararda herhangi bir değerlendirme yapılmamış olup bu husus HMK 305/A maddesine göre ek kararla değerlendirilemeyeceğinden SMK 6/4 Maddesine dayalı istemin değerlendirilmesi, yine SMK 6/1 maddesine dayalı talep yokken gerekçenin son kısmında SMK 6/1 Maddesine yer verildiğinden bu hususun da yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden taraf vekillerinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararı ve ek kararının kaldırılmasına, kaldırma sebeplerine göre sair hususların ise bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davacı ve Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/07/2023 tarih, 2022/145 Esas, 2023/166 Karar sayılı kararının ve ek kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde taraflara iadesine, 5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 207TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.376,40TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 738TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.29/05/2025