T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2023/1601 Esas
KARAR NO:2025/748
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:23/06/2023
NUMARASI:2022/208 Esas, 2023/189 Karar
DAVANIN KONUSU:Marka (Maddi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ:29/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ...'den 31/12/2020 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle 12/09/2021 tarihinde tescil ettirdiği "..." markasıyla akülü-aküsüz tekerlekli sandalye satış-bakım ve engelli bireylerin kullanımına özgü diğer ürünlerin satışını yapan bir firma olduğunu, müvekkilinin 06/04/2017 tarihinden itibaren www...com adlı internet sitesini aktif şekilde kullandığını, karşı yanın, müvekkilinin markasının sonuna sadece "m" harfi ekleyerek "..." markası ile "www...com" internet sitesini müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini, Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin delil tespiti dosyasında, karşı yanın www...com adlı internet sitesini kullanarak müvekkilinin "..." markasını ihlal ettiğinin sabit olduğunu, karşı yanın internet sitesinde, açık adres dahi gösterilmediğini, karşı yanın bu benzer isimdeki internet sitesiyle sanki müvekkili firmaya bağlı bir işletmeymiş, sanki müvekkil firmanın bir başka şubesiymiş gibi algı yarattığını, bu sebeplerle davalının markaya tecavüzünün SMK md.149 hükmü uyarınca durdurulmasını, davalının eylemleriyle oluşan haksız rekabetin varlığının hükmen tespitini, saptanan haksız rekabetin önlenip yasaklanmasını, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun; ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet ile elde edilen maddi gelirin şimdilik 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, TTK.nın 56/e bendi gereğince haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün olan menfaatin karşılığı olarak davalının tazminata mahkum edilmesini, ayrıca 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkile ait www...com web sitesi huzurda görülmekte olan davanın ikame edilmesinden önce aktif kullanımdan çıkarıldığını ve yayından kaldırıldığını, belirli bir mal ve hizmetin ismini ifade eder nitelikte olan "..." tamlaması jenerik terim olup; mutlak ret sebepleri kapsamında söz konusu markanın sicilden terkini gerektiğini, davacı tarafça tescil edilen "..." markasının ayırt edicilik unsuru bulunmadığını, davacı firmanın sahibi ... ve akrabası olduğu düşünülen ...'ın, birbirine yakın tarihlerde, aynı ve/veya çok benzer marka isimleriyle, farklı marka sınıflarını içeren kötüniyetli marka başvuru ve tescil talepleri olduğunu, kötü niyetli marka başvurusu ve tescili mutlak red nedeni olduğunu ve mutlak ret sebebi kapsamında sicilden terkini gerektiğini, bu nedenlerle, davanın öncelikle hukuki yarar şartı yokluğundan usulden reddine, "www...com" web sitesi üzerinden satışa sunulan ürünlerin kullanım tespitinin yapılması amacıyla bilirkişi raporu alınmasına, davacı firma sahibi ...hakkında SMK ve TCK hükümlerine aykırılık nedeniyle daha evvel açılmış herhangi bir dava/soruşturma dosyasının mevcut olup olmadığının tespitine, haksız ve mesnetsiz davanın tüm talepler yönünden esastan reddine, davacı tarafça tescil edilen "..." markasının mutlak ret sebepleri kapsamında ... marka sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"...Davacının davaya dayanak ...tescil numaralı markası "tekerlekli sandalyeci + şekil" unsurlarından oluşmaktadır.... tescil numaralı markada "..." kelimeleri markada görece büyük ve ön planda konumlandırılmıştır ve öne çıkan/asli unsurlardır. Söz konusu markaların asli ve ortak unsuru olan "..." kelime ise anlam olarak "fiziksel bir rahatsızlık ya da engel nedeniyle yürüyemeyen veya kolayca hareket edemeyen kişilerin mobilizasyonu için kullanılan" araçtır. ... kelimesi tek başına sektörel olarak tanımlayıcılık içerdiğinden davalının tecavüz iddialarına dayanak kullanımlarının bulunduğu "..." tescil edilemez, ancak davacı markalarında olduğu gibi başka kelime veya şekil unsurları ile tescili mümkündür. Ne var ki davacı markalarının bir bütün olarak tanımlayıcı olmaması, zayıf olmalarına engel değildir. Zira davacı markaları tescilli oldukları hizmet ve sınıflarda zayıf marka niteliğini haizdir; zayıf marka, hitap ettiği tüketici kitlesi nezdinde fikri çaba gerektirmeden kullanıldığı hizmet veya emtia grubunu çağrıştıran, ilgili sınıflarda güçlü, orjinal, akılda kalıcı değil, ayırd ediciliği düşük düzeyde olan markadır. Markasına asli unsur olarak zayıf ibare seçen marka sahibi, bu markasının koruma kapsamının dar olmasına, ticari rakiplerinin esaslı olmayan değişikliklerle marka benzerini kullanmasına katlanmak zorundadır.Buna göre davalının tespit olunan markasal kullanımının "..." oluşu, kelime unsurundaki farklılık ve davacı markasındaki şekil unsurunu içermemesi nedenleri ile farklılıklar içeren kullanımın zayıf olan davacı markasının dar olarak kabul edilmesi gereken koruma kapsamına girmediği kanaatine ulaşılmıştır.Davaya konu olayda üzerinde durulması gereken bir diğer husus ise "dürüst kullanım"dır.SMK'nun 7/5-b maddesine göre: "Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.""Anılan hüküm, üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen tasviri amaçlı kullanımlar ile mal veya hizmetlere ilişkin belli özellikleri ifade etmek amacıyla gerçekleştirilen kullanımların marka sahibince engellenemeyeceğini ifade etmektedir. Buna göre, marka sahipleri markaların tanımlayıcı unsurlarının üçüncü kişilerce mal veya hizmetlerin bazı özelliklerini belirtmek için kullanılmasını engelleyemez. Örneğin, üretilen ipliğin niteliğini, türünü göstermek için "..." ibaresinin faturalarda kullanılması, tescilli "..." markasına tecavüz olarak kabul edilmemiştir. Aynı şekilde, kimyasal alanda kullanılan bir vaks çeşidi olan "..." ibaresinin kullanımı mutfak malzemesi üretiminde ilgili ürünlerde "..." kelimesini kullanması, her ne kadar bu ibareli markalar bir başkası adına tescilli ise de, dürüst kullanım kapsamında kalan kullanımlar olarak kabul edilmiştir. Yine Yargıtay önüne gelen bir olayda, davacı "...şekil" markasının sahibi olup davalı ... tarafından internet sitesinde, alt alan adlarında sosyal medyada "..." ibaresinin kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürmüş ise de, Yargıtay tarafından da onanan mahkeme kararı ile davacının 2010 tarihinden beri 35.sınıfta tescilli markasını kullandığı, "günün fırsatı" ibaresinin tek başına marka olarak tescilinin (mülga) 556 sayılı KHK m.7/1-d (SMK m.5/1-d) uyarınca mümkün olmadığı, davacı markasının bu ibareyle birlikte kullanılan logo ile ayırt edicilik kazandığı, davalı kullanımının davacı markasına tecavüz teşkil eder biçimde olmadığı, davalı kullanımının indirimli ürün kampanyalarının tüketiciye bildirimine yönelik olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.(Yasaman, Ayoğlu, Bilgin, Kartal, Yüksel, Yasaman, Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi C.II. s.1777)Somut olayda da, davalının ürünlerinin satılması için ilgili URL adresinde ürün açıklamlaarı kısmında "..." biçimindeki kullanımının ticari olarak dürüst kullanım kapsamında kaldığı, bu durumun bir hukuka uygunluk sebebi olduğu ve birer haksız fiil olan marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet unsurlarının oluşmadığı anlaşılmış;-Davacının davasının REDDİNE,-Mahkememizce verilmiş ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA," Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf isteminde özetle;Müvekkilinin ...'de... no.su ile tescilli "...(sözcük)+şekil+renk" unsurlarından oluşan markasıyla akülü-aküsüz tekerlekli sandalye satış-bakım ve engelli bireylerin kullanımına özgü diğer ürünlerin satışını yapan bir firma olup markanın "..." unsurlarıyla ayırt edici nitelikte olduğunu, aynı zamanda www...com internet sitesi üzerinden ürün tanıtım ve satışı yaptığını, 06.04.2017 tarihinden itibaren www...com adlı internet sitesini aktif şekilde kullandığını, Davalı yanın, müvekkilin markasının sonuna sadece "..." harfi ekleyerek "..." markası ile "www...com" internet sitesini kullanarak müvekkilin marka hakkına tecavüz etmekte olduğunu, Mahkemenin markanın zayıf marka olduğuna ilişkin tespitinin yerinde olmadığını, davalının www...com markasını kullanmakta kötüniyetli olduğunu, davalı yanın ayrıca www.....com, www...net, www.....com isimli internet siteleri de olduğunu, davalının yanıltıcı eylemler içerisinde olduğununu, Mahkemenin müvekkilinin "ticari rakiplerinin marka benzerlerini kullanmasına katlanmak zorunda" olduğuna dair gerekçesini kabul etmediklerini,Davalının 23.08.2022 tarihinde ... başvuru numarası ile "..." ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu ancak müvekkilinin itirazı nedeni ile başvurunun reddedildiğini, davalı yanın markasının müvekkilinin tescilli markası ile karıştırılma ihtimali bulunduğunun TPMK kararı ile sabit olduğunu, Raporun yetersiz olduğunu,müvekkili tarafından kullanılan markanın bir ürün adı olmadığını, markanın “...” olduğunun belirtilmesinin yerinde olmadığını, renk unsurunun değerlendirilmediğini,Taleplerin SMK ve dahi TTK’ya dayandığını, “aynı hizmetin tanıtılması”, “alan adlarındaki benzerlik”,“...”, “emek unsuru”, “...” ile “..." de değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını davanın kabulünü talep etmiştir.Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi, maddi manevi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davacının iddiasının dayanağı olan www...com alan adının 06.04.2017'de tahsis edildiği, davacının ...tescil nolu "... şekil" ibareli markasının 10,12,35 sınıflarda 31.12.2020 başvuru tarihi ile 12.09.2021'de tescil edildiği, tescil sınıfı içinde "..." emtiası ile bu emtiaların mağazacılık hizmetlerinin de yer aldığı, davalının www...com alan adının ise 29.04.2019'da tahsis edildiği, davalının internet sitesinde çeşitli marka ve türlerde tekerlekli sandalye, hasta taşıma sandalyesi, akülü araba gibi tıbbi yönden kullanılan ürünlere yer verildiği, davalının markasal kullanımı davacının markasının tescil sınıfında ise de; davacının "... şekil" ibareli davacı markasının tecavüz iddiasına konu sınıf yönünden zayıf marka olduğunun kabulünün yerinde olduğu, markanın kelime unsurunun tanımlayıcı/jenerik nitelikte olduğu, davacının markasının kelime ve şekil unsurundan oluştuğu, davalının internet sitesindeki kullanımlarında davacı markasındaki şekil unsuruna yer verilmediği, markaya yakınlaştırma olmadığı, mahkemenin davalının kullanımın dürüst kullanım kapsamında olduğuna ilişkin tespitinin yerinde olduğu dikkate alındığında davacının markaya tecavüz ve haksız rekabete dayalı istemlerinin reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/05/2025