T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2023/1560 Esas
KARAR NO:2025/725 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:13/04/2023
NUMARASI:2021/174 E. - 2023/106 K.
DAVANIN KONUSU:Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ:27/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... tescil numaralı tasarımının TPMK nezdinde tescilli olduğunu, davalının tescilli bu tasarımın 13.1 ve 13.2 numaralı tasarımlarına tecavüz teşkil eden ürünleri "..." markasıyla üretip satışa sunduğunu, davalı ...'in davalı şirketin genel müdürü olduğu için eylemi bizzat gerçekleştiren kişi olarak davada taraf yapıldığını, davalı tarafın iş yerinden faturalı olarak ürün satın alındığını, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/62 D. İş dosyasından davalının iş yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığını, alınan bilirkişi raporunda müvekkilin tasarım hakkına tecavüz edildiğinin sabit olduğunu, mahkemece davalıdan satın alınan ürün ile müvekkiline ait ürün üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması halinde tecavüzün tespit edilebileceğini belirterek, davacının ... numaralı endüstriyel tasarımının 13.1 ve 13.2 numaralı tasarımlarına davalı yanca gerçekleştirilen tasarım tecavüzünün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, SMK'nın 151/2-a maddesi kapsamında şimdilik 1.000,00 TL maddi, 100,00 TL itibar, 20.000,00 TL manevi tazminatın 02/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, hükmün ilanına ve ihtiyati tedbire karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BEDEL ARTIRIMI:Davacı vekili dosyaya sunduğu 29/03/2023 tarihli dilekçesi ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 58.840,00 TL maddi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 02.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep ettiği görülmüştür.
CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 2021/62 D. İş dosyasında da yer aldığı üzere davalının adresinde dava konusu olan 2020 00747 numaralı endüstriyel tasarımın 13.1 ve 13.2 numaralı tasarımlarına benzer ürünlere rastlanmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
MAHKEME KARARI:İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/04/2023 tarihli 2021/174 E. - 2023/106K. sayılı kararıyla; "...Somut olayda da davalı baştan beri davacının davaya dayanak olarak sunduğu faturanın tasarıma konu ürün olmadığına savunmuş.Bu iddiası da yapılan ilk bilirkişi tespit ve raporu ile de teyit edilmiştir.Hakimin bir üst basamağa geçip tazminat yönünden araştırma yapabilmesi için ürünün davalının işyerinden alındığına ikna olması bunun içinde ispat hukuku vasıtalarına göre muarazanın aydınlanmış olması gereklidir.Oysa dosya münderecatından davacı tasarımına konu ürünün davalı işyerinden alındığı ispat edilememiştir.Somut olayda ise davalı şirketin iş yerinde davacıya ait endüstriyel tasarıma tecavüz ürünü bulunmadığı ve bu ürünlerin üretilmediği ve satışının yapılmadığı tespit edilmiştir.Keza mali kayıtlarda da ürünün satış kodu vb belirleme bulunmadığından keza değişik iş dosyasında ise ihlal teşkil eden ürün bulunmadığından toplanan delillere göre ispat edilemeyen davanın reddine... "karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMLERİ:Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla; yerel mahkemece yapılan yargılamada sanki WhatsApp uygulaması üzerinden gönderilen resmin davalı tarafa ait olan tasarım olduğu şeklinde bir algı oluştuğunu, ancak delil tespit dosyasından alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmının oldukça açık olduğunu, taraflarınca WhatsApp uygulaması üzerinden gönderilen tasarım görselinin müvekkiline ait olduğunu, kaldı ki delil tespit dosyasına davalıdan satın alınan "..." etiketli taklit ürün örneğinin de sunulduğunu, bunun yanı sıra sunulan tasarım görselleri dikkatli bir şekilde incelendiğinde tasarımın yer aldığı askılığın üzerinde davalının ticari unvanı olan "..." ibaresinin yer aldığını, söz konusu askılığın satın alınan taklit ürün ile birlikte gönderildiğini,Dosyaya sunulan faturanın davalıdan satın alınan ürüne ait olduğunu, davalının taklit ürün ürettiğini gizlemek için gereken tedbirleri aldığını,Yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının faturalarını açık bir şekilde tutmadığının görüldüğü, bu nedenle davanın reddine karar verildiğini,Davalıdan taklit ürün örneği satın alınmış olmasına rağmen Yerel Mahkemece satın alınan taklit ürün örneğinin kabul edilmeyerek inceleme ve değerlendirmede bulunulmasının, başta mülkiyet hakkı olmak üzere adil yargılanma ve hak arama hürriyetinin ihlalini oluşturduğunu,Satın aldıkları ürünün üzerinde davalıya ait "..." markasının yer aldığını,Davalı ile müvekkili arasında benzer konuda başka davaların da devam ettiğini, davalının her seferinde farklı yöntemler ile eylemini gizlemeye çalıştığını,Bilindiği üzere kimsenin tek başına düzenlediği belge ile kendisi lehine sonuç çıkartmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla taklit ürün örneğinin davalıdan satın alınmış olması ve taklit ürün örneğine ilişkin faturanın davalıca tanzim edilerek müvekkiline verilmiş olmasına rağmen, davalıca tek taraflı olarak tanzim edilen faturada ürün nitelendirmesinde veyahut kod bulunmadığı gerekçesiyle davalının tasarım hakkına tecavüz eyleminde bulunmadığının iddia edilmesinin hatalı olduğunu,Yerel Mahkemece davalının defterleri üzerinde yapılan incelemede, davalının hiçbir faturasında ürün nitelendirmesinde veyahut ürün kodu kullanmaksızın satış işleminde bulunduğu tespit edilmiş olmasına rağmen, Yerel Mahkemece satın alınan taklit ürün ve faturasının kabul edilmemesinin açıkça adil yargılanma hakkı ile birlikte müvekkilinin hak arama hürriyeti ve mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet verdiğini,Delil tespiti dosyalarında alınan bilirkişi raporları ile müvekkilinin tasarımına tecavüz edildiği sabit olmasına rağmen, mahkemece davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,Yerel mahkemece maddi ve manevi tazminata hükmedilmemesinin hatalı olduğunu,Yerel mahkemece maddi tazminat hesabı yaptırıldığını, rapora göre maddi tazminat taleplerini artırdıklarını belirterek, istinaf taleplerinin kabulüne ve kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkeme kararında reddedilen maddi tazminat talebi yönünden 1.000,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, davacı tarafın 27.03.2023 tarihli vermiş olduğu ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 1.000,00 TL'den 58.840,00 TL'ye yükselttiğini, bu sebeple yerel mahkemece reddedilen maddi tazminat yönünden vekalet ücretinin eksik ve hatalı hükmolunduğunu, bu sebeple yerel mahkemenin davanın reddi kararı usul ve esaslara uygun olmakla beraber, sadece eksik hükmolunan maddi tazminat talebi yönünden eksik hükmolunan vekalet ücretinini düzeltilmesi amacıyla işbu dilekçe ile istinaf yoluna başvurulduğunu belirterek, açıklanan ve dosya içerisindeki diğer beyanları ile mahkemece re'sen dikkate alınacak sebeplerden ötürü: davacının istinaf başvurusunun reddine, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13.04.2023 tarih, 2021/174 Esas ve 2023/106 Karar sayılı kararında tecavüzün önlenmesi, maddi tazminat, manevi tazminat ve itibar tazminatı yönünden davanın reddi kararının onanmasına, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13.04.2023 tarih, 2021/174 Esas ve 2023/106 Karar sayılı kararından maddi tazminat yönünden eksik hükmedilen vekalet ücretinin düzeltilmesine veya bozulmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Dosyada mevcut TPMK kaydı incelendiğinde; 29/01/2020 başvuru ve tescil tarihli, ... numaralı çoklu elbise tasarımının davacı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.İstanbul 1.FSHHM’nin 2021/62 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda; Davacı tarafın whatsap üzerinden attığı görsel tasarım ile davalı tarafa ait ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılık bulunmadığı, bu sebep ile henzer olarak ulgılandığı, mağaza içi ürünler ile tescilli ürünler arasında benzerlik taraması yapılmış ise de, mağaza içinde benzer ürün bulunamadığı, davacıdaki kesilen faturanın sarı alt kopyası, üzerindeki ürünün alındığı iddia edilen 24 adet 50 liradan toplam 1.296,00 liralık fatura ile aynı olduğu, ürün kodu bulunamadığı için sunulan faturanın davacının iddia ettiği ürüne mi yoksa farklı ürüne mi ait olduğunun ispatlanamadığını bildirmiştir.İlk derece Mahkemesince tasarım uzmanı ..., sektör bilirkişisi...ve mali müşavir ...'ten oluşan bilirkişi heyetinden alınan 24/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda; "... Davacı tarafça Bilirkişi heyetine sunulan “...” marka etiketli elbise ile Davaya konu edilen...-...nolu giysinin belirleyici ve ayırt edici özelliği olan (drape ve kruvazeyle birlikte kullanılan) nakış detayı; konum, boyut, malzeme ve süsleme tekniği açısından benzer olup, ihlal olduğu değerlendirilmiştir.- SMK 151/2-a maddesi kapsamında tazminat hesabı için dava konusu modelin, davalı kayıtlarından üretim miktarı tespit edilememiş olup,- Davacının maliyet hesaplarında fiili maliyetlere uygun 400 adet ürettiği ve bunun karşılığında 48.736 TL kar elde edebileceği hesap edilmiştir.- Sektörel bilgilere göre alternatif hesaplama tekniği kullanılmış olup, buna göre 50 pastal ve 100 pastal için seçenekler ayrıca yukarıda arz edilmiştir." şeklinde görüş bildirmişlerdir.İlk derece mahkemesince moda tasarım uzmanı ..., mali müşavir ... ve sektör uzmanı ...’tan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 01/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda; "…Davacı ...'a ait ...-... sıra nolu tescilli tasarım ile Davacı tarafça Bilirkişi heyetine sunulan "..." marka etiketli elbisenin ön bedeni görseli karşılaştırıldığında, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları görüş ve kanaatine varılmıştır.Gerek dava konusu ürünlerin gerekse de başka ürün gamının öncelikle maliyet hesaplarında (Tek Düzen Hesap Planına göre 150, 151, 710, 730 ve benzeri kodlu hesaplar), bağlantılı olarak gelir hesaplarında (600, 601, 602, 679 ve sair kodlu hesaplar) ayrı ayrı ve birebir takip edilmesi gerekir. Kayıtlar, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun şekilde ve Muhasebenin Temel İlkelerinden “Tam Açıklama” kuralına uygun olmalıdır. Ezcümle; tarafların defterlerinin dava konusu ürünler açısından “ihticaca salih” olmadığını açıklayan izahat raporun muhtelif bölümlerinde -örneklerle- yapılmıştır.Tarafların kayıtlarında ve dayanak belgelerinde...numaralı Endüstriyel Tasarıma ait bir ayrım ve tanımlama görülememiştir.Dava konusu ürünün hangi yılda ne miktarda üretildiği ne miktarda satıldığı ne miktarda maliyete katlanıldığı ne miktarda gelir elde edildiği ne miktarda kâr edildiği veya ne miktarda zarara uğranıldığı gibi somut, anlaşılabilir bilgi ve verilerin ne davacının ne de davalının ticari defter kayıtlarından tespiti mümkün değildir. Dosyaya sunulmuş bir takım maliyet ve kâr hesaplamaları olsa da bunlar tarafların yasal defter kayıtlarından teyit edilemez vaziyettedir. Davalı taklit ürün üretmişse bunu kayıtlarında göstermeyecek ve olabildiğince gizlemeye çalışacaktır. Taklit ürün söz konusu değilse kayıtlarda yer alması da olası değildir. Davacı ise taklit edildiğini ve zarara uğratıldığını iddia ettiği ürünü, maliyet hesaplarında ve gelir/gider hesaplarında çok net bir şekilde (Ör: ... kodlu tescilli ürün veya …..kodlu hakim yaka boncuk işlemeli abiye, taş detaylı simli tesettür abiye gibi açık-anlaşılabilir ifadelerle) takip etmelidir.Davacı yanın, ticari hayat içerisinde bazen üreticilerin ve satıcıların ticari kayıtlarında yer alamayan bir ürünün üretimi ve satışını gerçekleştirebildikleri yönündeki iddiası VUK ve TTK’ya aykırıdır. Elbette üretilen ve/veya satılan her ürünün kayıtlarda yer alması gerekir. Üretilen ve satılan her birim ürün vergi matrahı ile (olumlu ya da olumsuz yönde) ilişkilendirilmek ve Gelir İdaresi Başkanlığı’na verilen beyannamelere dayanak olarak gösterilmek zorundadır. Buradan da davacının dava konusu ürünün kayıtlarda birebir takibine yarayacak bir sistematik kurmadığı ikraren anlaşılmaktadır.Mali bilirkişi “kayıt dışı” üretim ve satışları baz alamaz. Sayın Mahkemeye yardımcı olması ve fikri bir alt yapı oluşturması bakımından tarafların beyannameleri ile resmi hale gelmiş kar/zarar hesapları üzerinden -genel kâr marjı da dikkate alınarak- bir hesaplama yapılacak ya da sektörel gerçekliklere ve fiili duruma uygun bir hesaplama yapılacaktır. Mali bilirkişi ticari defter kayıtlarını esas alır. Ticari defter kayıtları ihticaca salih değilse bu defa sektörel verilere başvurabilir. Lakin, bu hususun değerlendirilmesi Sayın Mahkemenindir. Zira, mali bilirkişinin hesaplaması kati değildir. Kaldı ki; bilirkişi raporu takdiri delil niteliğindedir.Raporun esas alınıp alınmaması veya davaya etkisinin ne derece olacağı elbette ki Sayın Mahkemece takdir edilecektir. Bu cihetle; dosya münderacatında yer alan değişik iş dosyasını müteallik bilirkişi raporu, başka bir heyetten alınmış 24.03.2022 tarihli bilirkişi raporu ve işbu raporumuzda yer alan benzer görüşlerin tekrar tekrar serdedilmiş olması usul ekonomisi bakımından değerlendirilebilir. Bu husus Sayın Mahkemenin takdir ve tensiplerindedir.Tazminat ve/veya yoksun kalınan kazanç hesaplamalarından önce; ortada bir taklit, bir ihlal veya benzer bir ürün üretimi ve satışı olup olmadığı tespit ve teyit edilmelidir.Hesaplamalar ve tazminat mevzuu ancak Sayın Mahkemece “ihlal, tecavüz” olduğunun takdir edilmesi halinde geçerlilik kazanacaktır. Böyle bir takdir yok ise tazminat hesaplanması amaçsız kalacaktır. Netice itibari ile mali bilirkişi defter kayıtlarından çıkarım yapamadığından -ihlal, tecavüz olduğu yönünde takdir söz konusu olması halinde- tarafların genel kâr/zarar verilerini ya dasektör uzmanlarının sunduğu verileri esas alacaktır. Kâr marjına dayalı genel hesaplamaların 24.03.2022 tarihli heyet raporunda yapıldığı ve her iki tarafın da bu hesaplamalara itiraz ettiği görülmüştür. Elbette ki Sayın Mahkeme mezkûr rapordaki hesaplamaları da esas alabilecektir. Fakat tekrara girilmemesi bakımından benzer hesaplamalar yapılmamıştır. Heyetimizde yer alan sektör ve tasarım uzmanı bilirkişilerin vardığı (raporun muhteviyatında tüm detayları ile yer alan) sektörel sonuçlar esas alınarak; Davalı firmanın iş bu modelden ortalama bir hesapla bir seferde minimum 400 adet üretim yaptığı, piyasadaki ortalama satış fiyatının ortalama 950 TL olduğu, üretim adedi ile birim satış fiyatı çarpma işlemine tabi tutulduğunda (400*950) 380.000,00 TL toplam satış geliri hesaplandığı, davaya konu ürün için ortalama kâr oranının % 25 olduğu, kâr oranının satış gelirine oranlanması ile (380.000*0,25) 95.000,00 TL kâr hesaplanacağı, diğer bir ifade ile birim satış fiyatının (950*0,25) 237,50 TL kısmının ürün başına kâr olacağı, bu kârın üretim adedi ile çarpılması sonucunda davacı lehine 95.000,00 TL kâr tahakkuk ettirilebileceği, davacının ikrarı ile 147,10 TL olan ürün başına kârın 400 adet üretim miktarı ile çarpılması neticesinde yoksun kalınan kazancın bu kerre 58.840,00 TL hesaplanacağı, bu tutar ile az evvel hesaplanan 95.000,00 TL’den hangisinin esas alınacağının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.Türk Borçlar Kanunu 50. maddesi kapsamında; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Eldeki olayda davacının somut bir zarar ispatı söz konusu değildir. O nedenle heyetimizce yapılan hesaplamalar Sayın Mahkemeye bir fikir vermesi bakımından yapılmıştır. Bilirkişi Raporu takdiri delil niteliğinde olduğundan bu hesaplamalarımızın nazara alınması Sayın Mahkemenin takdirindedir. Eldeki dava dosyasını mübrez D. İş dosyası, heyetimizden önce başka bir heyetçe sunulan bilirkişi raporu ve işbu heyet raporumuz birlikte değerlendirildiğinde; her üç raporda da benzer ürün tespiti olduğu, tarafların defterlerinin dava konusu ürün bakımından maliyet-gelir-kâr unsurlarının birebir tespitine elverişli olmadığı, her üç raporda da üretim miktarının sektörel olarak tespit edildiği nazara alındığında heyetimizin görüşlerinin sübut bulduğu ve usul ekonomisi açısından bu hususun takdirinin Sayın Mahkemede olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır...." şeklinde görüş bildirdikleri tespit edilmiştir.
G E R E K Ç E:Dava, tescilli tasarım hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasıdır.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilinin istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; davalıya ait işyerlerinde delil tespiti amacıyla inceleme yapıldığı halde davaya konu edilen ürüne rastlanmadığı, davacı tarafın tek delilinin davalıdan satın aldığını iddia ettiği elbise ürünü olduğu, bu ürün üzerinde "..." markası ve askılıkta "..." ibaresi mevcutsa da, bu ürünlerin davalı tarafından üretildiğine ve satıldığına dair hiçbir delil bulunmadığı, davacının sunduğu faturada satılan ürünün niteliğini belirten bir açıklama veya ürün kodu bulunmadığı, davalının ticari kayıtlarında da ürün kodlarına yer verilmediğinin tespit edildiği, bu durumda davacının davasını ispatlayamadığı kanaatine varılmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Davalılar vekilinin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; davacı tarafça başlangıçta 1.000,00 TL maddi tazminat talep edilmişse de, daha sonra tazminat talebinin artırıldığı ve 58.840,00 TL maddi tazminat talep ettikleri halde, 58.840,00 TL üzerinden vekalet ücreti hesaplanması gerekirken Mahkemece maddi tazminat talebiyle ilgili davalı lehine yalnızca 1.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davalılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden kazanılmış haklar saklı tutularak yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davalılar vekilinin istinaf isteminin esastan KABULÜNE, 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 13/04/2023 tarihli 2021/174 E. - 2023/106 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Davanın REDDİNE,3-İlk derece yargılaması yönünden; -Alınması gereken 615,40 TL harcın 360,34 TL peşin harç ile 1.004,85 TL tamamlama harcı toplamından mahsubu ile fazla alınan 749,79 TL harcın talebi halinde davacıya iadesine,-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, -Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,-Reddedilen itibar tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,-Reddedilen tecavüzün önlenmesi talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,-Davalı ...'in yapmış olduğu 1.550,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması yönünden;-Davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmediğinden davacı yandan alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile 345,55 TL eksik harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, -Davalılar vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine,-İstinaf yargılaması sırasında davalılar tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı ve 137,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 875,00 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 27/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.