T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A RI
DOSYA NO:2023/1599 Esas
KARAR NO:2025/727 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:01/06/2023
NUMARASI:2021/267 E. - 2023/129 K.
DAVA:Markanın Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ:15/11/2021
DAVA TARİHİ:13/12/2021
KARAR TARİHİ:27/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, "..."ibareli markasını TPMK nezdinde ... numarası ile ve markanın baş harflerinin ters çevrilmesi ile oluşturulan "..." markasını ... no ile tescil ettirdiğini, koruma süresinin dolması ile her iki markasını birlikte "..." olarak ... başvuru numarası ile tescil ettirdiğini, müvekkilinin "..." ibareli markayı 10 yıl süreyle kullandığını, uzun yıllardır yaptığı yatırımlar sonucunda tanınmış marka statüsüne kavuşturduğunu, bir markanın tanınmış olduğunun kabulü için ilgili sektörde bilinir olmasının yeterli olduğunu, müvekkilinin yüksek meblağlarda reklam harcamaları yaparak, ...com.tr adında web sitesi kurarak, dünyanın ve Türkiye'nin en tanınmış internet satış firmaları ile anlaşmalar yaparak (..., ..., ... vb.) marka ile yıllarca ürün satışı gerçekleştirdiğini, ayrıca dava konusu markaya ait ürünleri İspanya, Çekya vb. ülkelere ihraç ettiğini, markanın uluslararası düzeyde de tanınırlık kazandığını, tüm bu faaliyetlerin müvekkili firma tarafından geçekleştirildiğini, hal böyle iken davalının, ... numarası ile aynı ibareli markayı TPMK nezdinde 16 ve 35.sınıflarda haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı olarak tescil ettirdiğini, ... ve ...'ya başvurarak müvekkilinin satışını durdurduğunu ve bu sitelerden marka ile satışa başladığını, markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu,davalının kötü niyetli eylemleri ve ürün satışı nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını,davalının söz konusu markayı müvekkili ile aynı sektörde kullandığını, davalının dava konusu marka ile ilgili geçmişte veya günümüzde herhangi bir satışı ve tanınırlığının bulunmadığını, dolayısıyla hak sahipliğinin söz konusu olmadığını, marka olmasında hiçbir katkısı olmadığı halde müvekkilinin tanınmış marka yaptığı sınıflar üzerinden satış yaptığını, müvekkilinin satış yaptığı ürünlere ilişkin sınıflarda müvekkilinin "..." markasını hiç değişiklik yapmadan tescil ettirip kullanmaya başladığını, önemli olanın müvekkilinin tanınır hale getirdiği sınıflar olduğunu, başka sınıflarda tescil yapılmasının konu dışı olduğunu, aynı e-ticaret sitesinde aynı marka ile satış yapıldığını, davalı eyleminin müvekkilinin tescilli markasından doğan haklara tecavüz teşkil ettiğini iddia ederek, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA;Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin "..." ibareli markasını TPMK nezdinde ... tescil numarası ile tescil ettirdiğini,müvekkilinin yıllardır "..." ibareli marka ile yıllarca ürün satışı gerçekleştirdiğini, davalı firmanın müvekkilinin tanınmış marka statüsüne kavurduğu ve kullanımda olan markasını taşıyan ürünlerle ilgili TPE'ye başvurarak... başvuru numarası ile "..." ibareli markasını 16 ve 35.sınıflarda tescil ettirdiğini, davalının bu tescilinin haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu, davalının tescil ettirdiği markayı müvekkili ile aynı sektördü kullandığını ve müvekkili markası ile ürün/hizmet satışını yoğun bir şekilde sürdürdüğünü, Mahkememizin 2021/267 Esas sayılı dosyasında, davalının ... tescil numaralı "..." ibareli markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemli dava açtıklarını, davalının tüm bu eylemlerinin müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek, davalının müvekkilinin markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, men'ini, ref'ini, SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, tecavüz tespit edildiği en eski tarihten başlayarak bankaların uyguladığı en yüksek reeskont faizi ile tahsiline ve verilecek hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın asıl ve birleşen davada ileri sürdükleri iddiaların gerçeği yansıtmadığını, "..." markasının dünya çapında tanınan,Türkiye'de de kitapları satılan çocuk kitapları yazarının ismi (...) olup, müvekkilinin de bahsi geçen yazardan esinlenerek markasını oluşturduğunu, dolayısıyla markanın davacı tarafından özgün bir şekilde oluşturulduğunu ve markanın toplumda bilinir hale davacı tarafından getirildiğini söylemenin mümkün olmadığını,davacının müvekkilinin tescili olan 16. sınıfta tescilinin bulunmadığını, ayrıca davacı tarafın TPMK nezdinde müvekkili tarafından yapılan "..." markasının yayımına itiraz etmediğini ve markanın da farklı sınıfları kapsadığından tescil edildiğini, önceye dayalı kullanım hakkı hangi sınıflar için elde edilmişse sadece bu sınıflar bakımından hükümsüzlük kararı verilebileceğini, müvekkilinin kendi tescil sınıfına uygun olarak 16 ve 35/5-16 sınıflar kapsamında, tesciline uygun olarak "..." markasını kullandığını, söz konusu markanın TPMK nezdinde üçüncü kişiler adına farklı sınıflarda tescil edildiğini/tescil edilmeye hak kazandığını, davacı markasının tanınmış marka kriterlerini taşımadığını, "..." denildiğinde akla davacının gelmediğini, müvekkilinin davacı markasından yararlanması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkilinin tescilli markasını kullanmasının davacının haklarını ihlal etmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI:Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 01.06.2023 tarihli 2021/267E. - 2023/129K. sayılı kararıyla; "...Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları ve bilirkişi raporu ile ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; asıl dosya yönünden, davacının 16. Sınıf emtialar içinde yer alan “tablo” emtiasında markayı davalı tescilinden çok önce kullandığı ve bu kullanıma bağlı olarak ilgili sınıfta hak elde edildiği, gerçek (eskiye dayalı) ve öncelikli hak sahibinin davacı olduğu, hükümsüzlüğü istenen davalı markasının tescil kapsamının da aynı şekilde 16. sınıf ve bu sınıf emtiaların satışına dair 35. sınıf olduğu, dolayısıyla, dava konusu... tescil no.lu markanın 16. Sınıf ve 35. sınıf içinde yer alan “tablo” emtiası açısından SMK m.6/3 ve 25/1 uyarınca kısmi hükümsüzlük şartının mevcut olduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın tescilli olduğu 16. Sınıftaki "tablolar" ile 35. Sınıftaki "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için; tablolar" emtia ve hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar vermek gerekmiştir. Davalı markasının tescilinde SMK m.6/9 kapsamında kötüniyetinin varlığının ispatlanmadığı gibi davacı markasının tanınmışlığına dair SMK m.6/4 ve SMK m.6/5 kapsamında kabulüne yeter delil bulunmadığı görülmekle, sair emtialar yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Birleşen dosya yönünden yapılan değerlendirmede; davalının internet ortamında satış yapmak suretiyle... markasını kullandığı çerçeve görünümlü mdf tablo seti emtiasının, olağan alıcılar nezdinde, davacı markasının 20. sınıftaki tescili kapsamında yer alan “Ahşap veya sentetik malzemeden mamul panolar, resimler, tablolar için çerçeveler, kimlik kartları,künyeler, isimlikler, etiketler… Tahta, mantar, kamış, bambu, hasır, boynuz, kemik, fildişi, balina kemiği,istiridye kabuğu, kehribar, sedef, lületaşı, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları: biblolar, duvara asılan süsler, heykeller ve bu malzemelerden mamul müsabakalarda verilen kupalar…” emtiaları ile “benzer” olup ilişkilendirilme-bağlantı kurulma ihtimali dahil karıştırılma ihtimali (iltibas) yaratan bir kullanım olduğu, çerçeve görünümlü mdf tablo setinin davacının 20. sınıftaki tescili kapsamında benzer emtia olduğu, kullanılan markanın birebir aynı oluşu ve olağan alıcıların toplumun geniş bir kesimi olması, hedef tüketici kitlesinin algı düzeyinin yüksek olmadığı, pahalı olmayan bir emtianın söz konusu olması,ürün benzerliğinde göz önünde bulundurulan ölçütler vb. iltibasa etki eden faktörler de birlikte ele alındığında, davalı marka kullanımının iltibas tehlikesi dolayısıyla davacının marka hakkına tecavüzün şartlarını oluşturduğu ve sonraki tarihte tescille koruma altına alınmış olan davalı markasının SMK m.155 gereği bu kullanımı hukuka uygun hale getirmediği,böylece davalı tarafın eylemlerinin, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince, davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmakla, bu talep yönünden davanın kabulü gerekmiştir.Davacı vekili maddi tazminat talebini davalının elde ettiği kazanç seçeneğine göre bildirmiş olup, davalı taraf kesin süreye rağmen ticari defterlerini bilirkişi incelemesine ibraz etmediğinden ve ne kadar gelir elde ettiği tespit edilemediğinden TBK 50 ve 51 maddeleri kapsamında ihlalin niteliği ve süresi, taraf ticari işletmelerinin hacmi gözetilerek davacı yararına 10.000,00 TL maddi tazminat takdir edilmiştir. Davalının eylemi aynı zamanda davacının markadan doğan manevi haklarını da ihlal ettiğinden, ihlalin niteliği, süresi ve manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 10.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A- ASIL DOSYA YÖNÜNDEN;1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın tescilli olduğu 16. Sınıftaki "tablolar" ile 35. Sınıftaki "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ; tablolar" emtia ve hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, sair emtialar yönünden davanın REDDİNE,
B-BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2021/293 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN;1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markayı "tablo" emtiasında kullanmak suretiyle davacının bu markadan doğan haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, men'ine ve ref'ine, 2-Takdiren 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair tazminat talebinin reddine... " karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Asıl dava ve birleşen davada davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; asıl ve dava dilekçesindeki beyanları ile, yargılama sürecindeki beyanlarını tekrarla, müvekkilinin marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu,Davalının markasını kötüniyetle tescil ettirdiğini, bu nedenle markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini,Müvekkilinin markası ile ilgili çalışmalarının 2010 yılında başladığını, hem yurt içinde, hem de yurt dışında markayı kullanmaya devam ettiğini, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu,Mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminatın yeterli olmadığını, davalı tarafın ticari kayıtlarını sunmaması nedeniyle 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesinin haksız olduğunu, davalının hem müvekkilinin e-ticaret sitelerindeki satışlarını engellediğini, hem de haksız olarak markayı kullanmak suretiyle satış yaptığını, müvekkilini iki yönlü zarara uğrattığını, bu tutarın müvekkilinin bir saatlik satışını bile karşılayamayacağını, tazminat tutarının somut olarak tespiti mümkün olmadığından, davanın HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını,Mahkemece hiçbir araştırma yapılmadan, tamamen takdire dayalı olarak maddi tazminatın belirlendiğini, müvekkili aleyhine 25.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi nedeniyle, müvekkilinin dava açtığına pişman edildiğini, bu durumun yargı kararlarına aykırı olduğunu, Davacının kazanç kaybının tespitine ilişkin bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, 556 sayılı KHK'nın 66/2-a maddesi ve 66/son maddesi uyarınca davacının ticari kayıtları da incelenerek, yoksun kalınan kazancın hesaplanması gerektiğini, markanın ekonomik önemi, geçerlilik süresi ve tecavüz sırasında markaya ilişkin lisansların da dikkate alınması gerektiğini belirterek, arz ve izah olunan nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü tazminat ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla Bakırköy 1. Fikri Ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2021/ 267 E. 2023/ 129 K. sayılı kararının hukuka aykırı olması nedeniyle asıl dava ve birleşen dava yönünden kaldırılmasına, asıl dava yönünden kısmen kabul kararının izah ettikleri sebepler karşısında kaldırılmasına, tam kabul kararı verilmesine, birleşen dava yönünden, hükmedilen maddi tazminat ve manevi tazminat miktarları yasal düzenlemelere ve içtihatlara aykırı olduğundan, yine davacı taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadan hüküm kurulduğundan kaldırılmasına, maddi tazminatın davacı taraf ticari defter kayıtları da esas alınması suretiyle rapor alınarak hüküm kurulması yönünde karar verilmesine, yargılama giderleri, sair masraflar ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Dosya arasında bulunan TPMK kayıtları incelendiğinde; 03/06/2021 başvuru, 20/10/2021 tescil tarihli, ... numaralı "..." markasının 16. ve 35. sınıflarda "Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri için davalı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.22/10/2010 başvuru, 18/01/2012 tescil tarihli, ... numaralı "..." markasının 18. sınıfta "İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler. Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar (Çantalar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtarlıklar dahil).Şemsiyeler, güneş şemsiyeleri, güneşlikler, bastonlar. Kırbaçlar, koşum takımları, eyerler, üzengi ve eyer kayışları." için davacı adına tescilliyken, yenilenmediği için 22/10/2020 tarihinde hükümsüz kaldığı tespit edilmiştir. 02/12/2012 başvuru, 17/03/2013 tescil tarihli, ... numaralı "...+Şekil" markasının 14, 18 ve 25. sınıflarda "Kuyumculuk eşyaları ( taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları,(kronometreler, metronomlar ve parçaları, saat kordonları dahil). İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler.Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar(Çantalar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtarlıklar dahil). Şemsiyeler, güneş şemsiyeleri, güneşlikler, bastonlar. Kırbaçlar, koşum takımları, eyerler, üzengi ve eyer kayışları. Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar. Ayak giysileri. Baş giysileri." için davacı adına tescilli olduğu, 01/01/2012 tarihinde 10 yıl müddetle yenilendiği tespit edilmiştir.12/06/2020 başvuru, 28/01/2021 tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının 14, 20, 21, 24, 27. sınıflarda "...Ahşap veya sentetik malzemeden mamul panolar, resimler, tablolar için çerçeveler…" emtiası da dahil olmak üzere her iki davanın açıldığı tarihte davacı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince marka vekili bilirkişi ...'tan alınan alınan 07/09/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; "...İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nin 21.03.2022 tarih ve 100/460 sayılı kararında, taraf markalarının farklı sınıflarda tescilli olduğu anlaşılmakla birlikte, davacının markasının uzun süreli kullanım, yoğun tanıtım ve reklam faaliyetleri nedeniyle tanınmış marka iddiasını ileri sürdüğüne değinilmiş; davacı tarafın tanınmışlık iddiasının da değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davacının ... internet sitesi ve dosyaya sunduğu tüm deliller Mahkeme’nin de malumu olan tanınmış marka kriterleri ışığında incelendiğinde, davacı markasının tanınmış marka olduğu yönünde bir tespite ulaşılamadığı, somut olayda, davalının ... markasını kullandığı çerçeve görünümlü mdf tablo seti emtiasının, olağan alıcılar nezdinde, davacı markasının 20. sınıftaki tescili kapsamında yer alan “Ahşap veya sentetik malzemeden mamul panolar, resimler, tablolar için çerçeveler, kimlik kartları,künyeler, isimlikler, etiketler… Tahta, mantar, kamış, bambu, hasır, boynuz, kemik, fildişi, balina kemiği,istiridye kabuğu, kehribar, sedef, lületaşı, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları: biblolar, duvara asılan süsler, heykeller ve bu malzemelerden mamul müsabakalarda verilen kupalar…” emtiaları ile “benzer” olup olmadığı ve ilişkilendirilme-bağlantı kurulma ihtimali dahil karıştırılma ihtimali (iltibas) yaratan bir kullanım olup olmadığının irdelenmesi gerektiği, çerçeve görünümlü mdf tablo setinin davacının 20. sınıftaki tescili kapsamında benzer emtia olduğu, kullanılan markanın birebir aynı oluşu ve olağan alıcıların toplumun geniş bir kesimi olması, hedef tüketici kitlesinin algı düzeyinin yüksek olmadığı, pahalı olmayan bir emtianın söz konusu olması, ürün benzerliğinde göz önünde bulundurulan ölçütler vb. iltibasa etki eden faktörler de birlikte ele alındığında, davalı marka kullanımının iltibas tehlikesi dolayısıyla davacının marka hakkına tecavüzün şartlarını oluşturduğu ve sonraki tarihte tescille koruma altına alınmış olan davalı markasının SMK m.155 gereği bu kullanımı hukuka uygun hale getirmediği, böyle olmakla birlikte, her konuda olduğu gibi iltibas hususundaki takdir de elbette mahkemeye ait olduğu..." yönünde görüş belirtilmiştir. Marka vekili ..., bilişim uzmanı ... ve mali müşavir ...'dan oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 20/02/2023 tarihli raporda sonuç olarak; "...hükümsüzlük açısından davacının 16. Sınıf emtialar içinde yer alan “tablo” emtiasında markayı kullandığı ve bu kullanıma bağlı olarak ilgili sınıfta hak elde edildiği, gerçek (eskiye dayalı) ve öncelikli hak sahibinin davacı olduğu, Hükümsüzlüğü istenen Davalı markasının tescil kapsamının da aynı şekilde 16. sınıf ve bu sınıf emtiaların satışına dair 35. Sınıf olduğu, dolayısıyla, Dava konusu... tescil no.lu markanın 16. Sınıf ve 35. Sınıf içinde yer alan “tablo” emtiası açısından SMK m.6/3 ve 25/1 uyarınca kısmi hükümsüzlük şartının mevcut olacağı tespit edilmiş olmakla, işbu tespite ilişkin nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu, davalı markasının tescilinde SMK m.6/9 kapsamında kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin mahkemeye ait olduğu, tanınmış markaya ilişkin değerlendirme yapılabilmesi için dosyada yeterli belge olmadığından, davacı markasının tanınmışlığına dair SMK m.6/4 ve SMK m.6/5 kapsamında bir değerlendirme yapılamadığı, mevcut dosya durumuna göre takdirin mahkemeye ait olduğu, tecavüz ve haksız rekabet açısından tecavüz açısından gereken iltibasın mevcut olduğu tespit edilmiş olup,belirtilen bu sebeplerle, davalı tarafın eylemlerinin, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince, davacının marka haklarına tecavüzünün mevcudiyetine ilişkin, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, davalının, davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilediği bu sebeple, yukarıdaki tespitler ışığında, karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanım yönünden TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabete ilişkin şartların mevcudiyetine ilişkin, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, davalı vekili tarafından, davalının ticari defterlerini ibraz edemeyeceği bildirilmiş olduğundan,mahallinde davalı ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin, mali yönden tespit ve değerlendirme yapılamadığı, dosyadaki tespitler sonucu; manevi tazminatın Mahkemenin takdirinde olduğu..." yönünde görüş belirtilmiştir.İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan 25/04/2023 tarihli ek raporda; "...davalı tarafa ticari defterlerini ibraz için 2 hafta süre verilmiş olmasına rağmen, ticari defterler verilen sürede ibraz edilmemiş olduğundan, davacının birleşen davada seçimlik hakkını kullandığı 6769 sayılı SMK 151/2-b maddesi; "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç" tercihine göre, maddi tazminat hesabı yapılamamış olup, birleşen dava yönünden maddi tazminat tutarının BK. Md. 50 ve 51 çerçevesinde belirlenmesi hususunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, davalı tarafın itirazlarında belirttiği hususlar kök raporumuzda ayrıntıları ile değerlendirilmiş olup kök raporda varılan sonuçtan dönülmesini gerektiren bir durum olmadığı..." yönünde görüş belirtilmiştir.
G E R E K Ç E:Asıl dava, SMK’nun 6/1, 6/3 ve 6/9. maddeleri uyarınca açılan marka hükümsüzlüğü davası, birleşen dava ise marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasıdır.Mahkemece asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Her ne kadar davacı tarafça, asıl davayla ilgili davacıya ait "..." markasının tanınmış marka olduğu, davalının markasını kötüniyetle tescil ettirdiği ve bu nedenle davalının markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için hükümsüz kılınması gerektiği belirtilerek istinaf talebinde bulunulmuşsa da, davacının markasının tanınmış marka olduğunun ve davalının markasını kötüniyetle tescil ettirdiğinin davacı tarafça ispatlanması gerektiği, başkasına ait markanın tescil ettirilmesinin tek başına kötüniyetli tescili ispatlamayacağından,davacının markasının tanınmış marka olduğunu ve davalının markasını kötüniyetle tescil ettirdiğini ispatlayamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin buna ilişkin istinaf talebi kabul edilmemiştir Davacı vekilinin birleşen davayla ilgili manevi tazminatın eksik takdir edildiğine ilişkin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; davacının ... tescil numaralı markası ile davalının ... numaralı markasının ortak olarak tescilli oldukları ve kullanıldıkları tek emtianın "Tablo" emtiası olduğu, davacının eski tarihli ... ve ... tescil numaralı markalarının "Tablo" emtiası için tescilli olmadıkları, bilirkişiler tarafından internet üzerinde yapılan incelemede davacının markasını "Tablo" emtiası üzerinde kullandığını gösteren en eski tarihin 30/04/2020 tarihi olduğunun tespit edildiği, davacının ve davalının "Tablo" emtiası üzerinde markayı kullanmaya başladıkları tarihlerden dava tarihine kadar olan süreye, davalının kusur derecesine ve davacının markasının "Tablo" emtiası için tescilli olduğu süreye göre takdir edilen 10.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır.Davacı vekilinin birleşen davayla ilgili Mahkemece takdir edilen maddi tazminatın yeterli olmadığına dair istinaf talebi incelendiğinde; birleşen dava dilekçesinde maddi tazminatın SMK’nun 151/2-b maddesi uyarınca markaya tecavüz edenin elde ettiği net gelir üzerinden hesaplanması talep edilmiştir.Davacı vekili yargılama sırasında bu talebini değiştirmek için bir ıslah talebinde bulunmamıştır. Davalı tarafça ticari kayıtları kesin sürede Mahkemeye sunulmadığından tecavüz nedeniyle elde ettiği net kazancın kesin olarak tespiti mümkün olmamıştır. Bu durumda Mahkemece TBK’nun 50 ve 51. maddelerine göre maddi tazminatın takdiren belirlenmesi yerindedir.Davacı taraf birleşen dava dilekçesinde belirsiz alacak davası olarak 10.000,00 TL maddi tazminat talep edilmiş, yargılama sırasında da HMK’nın 107/2. maddesi uyarınca bedel artırım talebinde bulunmamıştır. Davacı vekili 01/06/2023 tarihli duruşmada "Davalı taraf ticari defterlerini ibrazdan imtina etmiştir. Bilirkişi de tazminat hesabı yapamamıştır. TBK 50 ve 51 maddeleri kapsamında mahkemece maddi tazminat takdir edilerek davamızın kabulüne karar verilsin" şeklinde beyanda bulunmuş olmakla, Mahkemece taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin asıl ve birleşen davayla ilgili tüm istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin ESASTAN REDDİNE,2-Asıl dava yönünden alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Birleşen dava yönünden alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-İstinaf yargılama giderleri olarak; asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 27/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.