T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2023/1591 Esas
KARAR NO:2025/718 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:21/03/2023
NUMARASI:2021/203 E. - 2023/51 K.
DAVA:MARKAYA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ MEN'İ, REF'İ
DAVA TARİHİ:31/05/2019
DAVA:MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ
KARAR TARİHİ:27/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... A.Ş.'ye ait "...+" ... platformunun "..." ve davalı ...'in kendi hizmeti olan “...” gibi uygulama mağazalarından mobil cihazlara indirilebildiği gibi, müvekkilinin tesis ettiği özel bir cihaz ile televizyonlardan da kullanıcılara ulaştırabildiğini, bu platformun alt yapısının da diğer müvekkili ... İletişim A.Ş. tarafından sağlandığını, müvekkili ...'in ürün ve hizmetlerini "...+", "... ..." markaları ile kullanıcılara ulaştırdığını, "...+" markası ile en eski tescilin 20/02/2007 tarihine dayandığını, müvekkilinin "...+", "...+...", "... ... ...", "... ...+", "... ... ...", "... ...", "...+" ibareli markalarının 9. ve 38. sınıfta münhasıran hak sahibi olduğunu, müvekkilinin https://....com.tr alan adının da sahibi olduğunu, "...+"nın ... arasında sektörünün lideri konumunda olduğunu, "...+" markasının büyüme ivmesinin ve tanınmışlığının arttırılması adına hayli yüksek bütçeli ve uzun vadeli yatırımlar yapıldığını, müvekkillerine ait "...+" ile ilgili olarak, mobil operatör sektörünün dünyadaki en büyük ticaret örgütünde (GSMA) tanıtım yapıldığı gibi, uluslararası pek çok platformda (... gibi) ve ... gibi haber ajanslarında da reklamlarının yer aldığını, "...+" markasımn Türkiye'nin en çok bilinen ve kullanılan ... platformunun adı olduğunu, 25/03/2019 tarihinde davalıların, "... ...+" markalı ... Platformu hakkında Türkiye'de, tüm dünya ile eş zamanlı olarak tanıtım gerçekleştirdiğini, davalıların seçmiş oldukları marka ile adeta müvekkillerinin markasına ortak çıktıklarını, davalıların "...+" markası ile aynı anda var olması tehlikesinin, markanın kaynak gösterme fonksiyonunu tamamen ortadan kaldırdığını, tüketiciler nezdinde karışıklığa neden olacağını, markalar arasında ciddi bir karıştırma tehlikesi mevcut olduğunu, ...'ın algoritmasında dahi "...+" kelimesinin, hem müvekkili şirketin, hem de davalılara ait markanın sonuçlarını çıkardığını, sair haber sitelerinde davalıların bu markasının sadece "...+" olarak kullanıldığını, bilinçli kullanıcı kesiminde dahi, davalıların "...+" markasını Türkiye'de tanıtmasıyla birlikte direkt olarak müvekkiline ait "...+" markasının akıllara geldiğini belirterek, açıkladıkları nedenlerle davalıların müvekkillerine ait markalara tecavüzü ve haksız rekabetinin tespitine, men'ine ve ref'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE KARŞI DAVA:Davalılar vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; müvekkili ...’ın, "..." ve "... ŞEKLİ" markalarının TPMK nezdinde birçok sınıfta tescilli olduğu gibi aynı zamanda ... ve ... numarası ile tanınmış marka olarak kayıtlı olduğunu, bu dava ile ilişkili olarak 9. sınıfta ... numaralı "... ...", ...numaralı "... ...", 9. ve 28. sınıflarda ... numaralı "... ...", 9. sınıfta ... numaralı "... ... 4K", 9. sınıfta ... numaralı "şekil+...", 9.sınıfta ... numaralı "şekil", 9 ve 28. sınıflarda ... numaralı "...+şekil" , 38 ve 41. sınıflarda ... numaralı "... ... ", ... numaralı "şekil+...", ... numaralı "şekil+...", ... numaralı "...+şekil" marka başvurularının sahibi olduğunu, müvekkilinin "... ..." markasının 07/05/2007, "şekil+..." markasının 02/10/2007 tarihinden itibaren ülkemizde koruma altında olduğunu, usule ilişkin olarak; davanın yanlış taraflara karşı açıldığını, ...'nin Türkiye’de ... ürünlerinin satışını yapan, teknik destek veren bir şirket olduğunu, müteselsil sorumluluğunun bulunmadığını, ... ...+ hizmetini sağlayacak olan şirketin de ... şirketi olduğunu, bu şirketin ... şirketine ait markaları lisans sözleşmesi ile kullandığını, lisans veren olarak müvekkili ... şirketinin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, esasa ilişkin olarak; davacının markalarının ayırt edici niteliği olmayan ibarelerden oluşmuş zayıf markalar olduğunu, davacıya ait markaların "..." ibaresi ile ya da ayrı olarak "..." ve "..." ibareleri ve "+" şeklinden oluşmuş markalar olduğunu, "..." ve "+" şeklindeki ibarenin tek başına kimsenin tekeline verilemeyeceği ve marka olarak tescil ettirilemeyeceğini, davacı markalarının iki tane ayırt edici olmayan ibarenin birleşiminden oluştuğunu, tek başlarına tescil edilemeyecek zayıf markalar olduğunu, zayıf markalar olduklarının Yargıtay kararları ile de sabit olduğunu, "... ..." ve "... şekli ..." markalarının 2007 yılından bu yana ... adına tescilli olup kullanıldığını, "... ..." ve "şekil ... +" kullanımının davacı markaları ile halk arasında karıştırılma ihtimali yaratmadığını, müvekkillerinin markalarının davacının markalarının tescil edildiği 2007, kullanıldığı 2012 yılından bu yana ... adına tescilli olması ve kullanılıyor olması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin bulunmasının mümkün olmadığını, bu markaların "..." ibaresi ile birlikte ve "...+" logosu ile kullanıldığını, bu logosal kullanımın "... ...+" kullanımları ile hiçbir benzerliğinin olmadığının ortada olduğunu, davacının bilinçli tüketici olarak belirttiği ... kullanıcılarının da ...’ın zaten "... ..." markasının sahibi olduğunu "..." ve "+" şeklinin kimsenin tekeline verilemeyeceğini belirttiklerini, markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, tedbir kararının kaldırılmasının ve davanın reddinin gerektiğini, karşı dava bakımından; ...’e ait olan ... numaralı "...+" ve ... numaralı "...+ ..." markalarının SMK 5/1-a, b ve c maddeleri çerçevesinde hükümsüzlüklerine karar verilmesi gerektiğini, anılan markaların ayırt edici özellikleri olmadığını ve ilgili sektörde televizyondan daha fazlası anlamında vasıf bildirmek üzere birçok firma tarafından kullanıldığını belirterek, maddi ve manevi tazminat haklarının saklı kalarak 27/09/2019 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, 02/10/2019 tarihli ek tedbir talebinin reddine, esas davanın usulden ve esastan reddine, karşı davanın kabulü ile TPMK nezdinde davalı ... ANONİM ŞİRKETİ adına tescilli ... numaralı "...+" ve ... numaralı "...+ ..." markalarının hükümsüz kılınmasını talep ve dava etmiştir.
MAHKEME KARARI:İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/03/2023 tarihli 2021/203E. - 2023/51 K. sayılı kararıyla; "...Mahkememizce itibar edilen 14/11/2019 tarihli ve 13/09/2021 havale tarihli bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere: TPMK nezdinde davacı ... ANONİM ŞİRKETİ adına tescilli ... numaralı "...+", ... numaralı "...+...", ... numaralı "...+" markalarının 38. sınıfta tescilli olduğu, davacı şirketin "... ... ...", "... ...+", "... ..." markalarında, davacının ticaret unvanı olan "..." sözcüğünün kullanmış olduğu mavi/ koyu mavi renkte yazıların sonuna ... ...+, ... ... eklerinin getirilmesinde markaların esas unsurunun "..." ibaresi olup ..., ...+, ... ... ibarelerinin ek unsurlar olduğu ve markaların yüksek ayırt edicilik niteliğine sahip olduğu, davalının tescilli markalarında ticaret unvanı da olan uluslararası tanınmışlığa sahip "..." sözcüğünün siyah fonla yazılarak "...", "...", "..." ibarelerinin sözcüğün sonuna eklenmesi ile oluşturulan markaların esas unsurunun "..." ibaresi olup, davalının tescilli markalarında yer alan "şekil ..." markalarında tescilli ticaret unvanı ve tanınmış markası ...’ın Türkçe anlamı ... olan şeklinin de tanınmış olduğundan, tüketicilerin ... şeklini gördüklerinde davalıya ait hizmetin mevcudiyetini bileceklerinden markanın yüksek ayırt edicilik niteliğine sahip olduğu, davalının uluslararası alanda tanınmış olan tescilli "..." ibaresi ile "..." şeklinin; davacı markaları ile görsel ve fonetik benzerliği bulunmadığı, davalı www...com ve devamı sitesinde ek unsur olan “+” ... işaretinin tescilde yer almamasına rağmen kullanılmasının taraf markaları arasında iltibasa sebebiyet vermeyeceği, tüketicilerin tarafların dijital platformlarını kullanmada her bir yanın erişim uygulamalarının farklı olması nedeniyle, tarafların markalarının karıştırılmasından söz edilemeyeceği..." gerekçesiyle asıl davanın reddine,Mahkememizce itibar edilen 14/11/2019 tarihli ve 13/09/2021 havale tarihli bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere: TPMK nezdinde ... numaralı “...+” ve ... numaralı “...+...” markalarının 38. sınıfta ... ANONİM ŞİRKETİ adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. ... numaralı “...+” ve ... numaralı “...+...” markaların 38. sınıfta yer alan "Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri" için verilen hizmeti işaret ettiği ve bu hizmetleri verenler tarafından anonim olarak kullanılması nedeniyle ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu nedenle markaların hükümsüzlük koşulluğunun oluştuğu" gerekçesiyle karşı davanın kabulüne; TPMK nezdinde davalı ... ANONİM ŞİRKETİ adına tescilli ... numaralı "...+" ve ... numaralı "...+..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, kararın kesinleşmesini müteakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere TPMK'na gönderilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacılar-k.davalılar vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkeme kararının kararın gerekçesiz olduğunu, sunulan delillerin bilirkişiler ve Mahkemece hiç incelenmediğinden, kararın gerekçelendirilemediğini,Dosya kapsamına sunulan delillerin bilirkişiler ve mahkemece incelenmediğini, bilirkişilerin eksik inceleme ile rapor düzenlediklerini, müvekkilinin hükümsüzlüğü talep edilen markalarının ayırt edicilik kazanıp kazanmadıklarına dair inceleme yapılmadığı gibi, bu konuda görüş de bildirmediklerini,Mahkemenin de eksik olduğunu kabul ettiği bilirkişi raporlarını hükme esas aldığını, 03/09/2019 tarihli bilirkişi raporunun neden hükme esas alınmadığının açıklanmadığını,13/09/2021 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmışsa da, itirazlarını karşılamadığını, sonuç bölümünün ilk bilirkişi raporundan aynen alındığını, hiçbir inceleme içermediğini,Mahkemece aynı heyetten alınan bilirkişi raporunun da yeterli olmadığını, yeni bir heyetten rapor alınması talepleri kabul edilmeyerek, davanın karara bağlandığını, ek bilirkişi raporuna Mahkemece itibar edilmediğinin görüldüğünü, eksik bulunarak ek rapor alınmasına karar verilen 13/09/2021 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, Asıl davada; müvekkilinin markalarının asıl unsurunun "..." olmadığını, "..." ve "..." ibareleri çatı unsur olduğu halde, dosyada bu konuda hatalı değerlendirme yapıldığını, benzerlik değerlendirmesinde çatı unsurların geride bırakılmadığını,Müvekkilinin markasının tanınmışlığının incelenmediğini,Markaların üzerinde kullanıldığı uygulamaların aynı platformlar üzerinden satın alınması nedeniyle tüketicide oluşacak karıştırma ihtimalinin nazara alınmadığını,Karşı davada ise; müvekkilinin markasının tescil edildiği tarihte ayırt edici olup olmadığının incelenmediğini, gerekçeli kararda bu konuda hiçbir tespitin yer almadığını, Müvekkilinin markasının tescil edildiği tarihte ayırt edici değil ise kullanım yoluyla ayırt edici konuma gelip gelmediğinin incelenmediğini,
Karşı tarafın marka kullanımlarının müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil etmesine rağmen, iltibas oluşmayacağı ve markaların karışmayacağına dair gerekçenin yerinde olmadığını, davalının müvekkilinin "...+" markasını aynen alarak kullandığını, Müvekkilinin "...+" ve "... ..." markalarının ayırt edici niteliği haiz olduklarını, ayırt edici olmadıkları kabul edilse bile kullanmakla ayırt edicilik kazanmaları nedeniyle hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığını, bilirkişi raporlarında bu konuda bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, buna ilişkin delillerinin incelenmediğini belirterek, açıklanan ve Mahkemece resen nazara alınacak nedenlerle; İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 21.03.2023 tarih 2021/203 Esas ve 2023/51 Karar sayılı kararının kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; karşı davaya konu olan... başvuru, 03/03/2008 tescil tarihli, ... numaralı “...+” markası 38. sınıfta “Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri.” için, 19/04/2012 başvuru, 21/10/2013 tescil tarihli, ... numaralı “... ...+” markası 38. sınıfta “Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri.” için davacı-karşı davalı ... Hizmetleri A.Ş. adına tescilli oldukları tespit edilmiştir. ... numaralı “... ... ...” markasının 9, 35, 38, 41, 42. sınıflarda,... numaralı “... ...+” markasının 09 , 35 , 38 , 41 , 42. sınıflarda,... numaralı “......+” markasının 09 , 35 , 38 , 41 , 42. sınıflarda,... numaralı “... ... ...” markasının 09 , 35 , 38 , 41 , 42. sınıflarda,... numaralı “... ...” markasının 09 , 35 , 38 , 41 , 42. sınıflarda,... numaralı “...+ Şekil” markasının 09 , 35 , 38 , 41 , 42. sınıflarda davacı-karşı davalı ... Hizmetleri A.Ş. adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.Dosya içine getirilmemiş olmakla birlikte bilirkişiler tarafından TPMK kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda;... numaralı "... ..." markasının 09. sınıfta, ... numaralı "Şekil+..." markasının 09. sınıfta, ... numaralı "... ..." markasının 09. sınıfta, ... numaralı "Şekil" markasının 09. sınıfta,... numaralı "Şekil+..." markasının 09, 28. sınıflarda, ... numaralı "... ..." markasının 09, 28. sınıflarda, ... numaralı "... ..." markasının 09.sınıfta davalı-karşı davacı ... adına tescilli oldukları, ayrıca ... tescil başvuru numaralı "Şekil+..." markasının 38 ve 41. sınıflarda tescili için 20/03/2019 tarihinde başvuru yaptığı tespit edilmiştir.Davacı-karşı davalıya ait alan adının incelenmesinde; bilirkişiler tarafından davalı-karşı davacı ... Hizmetleri A.Ş.'nin ... alan adının ise 22/02/2017 tarihinde tahsis edildiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi için alınan ve marka vekili ..., bilgisayar mühendisi ... tarafından hazırlanan 03/09/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; davalı tarafın web sitesi adresinde yer alan (https:www...com/tr/...-...-.../) ve davacı taraf ile aynı sınıfta olan "...+" ve "...+" şeklindeki kullanımlarının, davacının tescilli markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğu,bu kullanımların halk nezdinde karıştırılma ihtimali yaratabileceği, bu sebeplerle davacı marka hakkının ihlal edildiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın değerlendirilmesi için alınan ve marka vekili ..., bilgisayar mühendisi ..., ...ve Televizyon sektöründen seçilen ... tarafından hazırlanan 14/11/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; davacı adına ... numara ile tescilli ...+ markasının, ... numara ile tescili ...+... markasının ve ... numara ile tescilli ...+ markalarının, ...+, ...+... ve ...+ markalarının tescil kapsamlarında yer alan 38. sınıfta yer alan "Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri" için verilen hizmeti işaret ettiği ve bu hizmetleri verenler tarafından anonim olarak kullanılması nedeniyle ayırt ediciliğinin düşük olduğu, yine bu markaların 9. sınıfta yer alan "Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları” açısından bu ürünlerin kullanılmak suretiyle verilen hizmetleri ve televizyon ürününü ifade etmesi nedeniyle ürünü işaret etmesi nedeniyle sözkonusu markalarının bu mal ve hizmetler açısından ayırt ediciliğinin düşük olduğu, davacı şirketin ... ... ..., ... ...+, ... ... markalarının esas unsurunun ... ibaresi olduğu, davacının aynı zamanda ticaret ünvanı olarak kullandığı ... ibaresinin yine kurumsal olarak kullandığı, /Mavi-koyu mavi/ ile yazıldığı, sonuna daha fazlası anlamına gelen "..." ibaresinin, "...+" ibaresinin ve de "... ..." ibaresinin getirildiği, markaların esas unsurunun ... ibaresi olduğu, sonuna getirilen ... ve ... ibarelerinin aslında verilen hizmeti gösteren ek unsurlar olarak kullanıldığı , markaların ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, davalı şirket adına tescilii ... ... , ... ..., ... ... 4K markalarının esas unsurlarının davalının aynı zamanda ticaret ünvanı olarak kullandığı Dünyaca tanınmış olan ... ibaresinin yine kurumsal olarak kullandığı SİYAH FONT ile yazılması ve sonuna "...", "...", "...“ ibarelerinin getirildiği, sonuna getirilen "...", "...", "..." ibarelerinin aslında verilen hizmeti ve özellikleri gösteren ek unsurlar olarak kullanıldığı, markaların asıl ayırt edici esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, markanın okunuşunun "..." olduğu, markanın ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, davalı şirket adına tescilli "...+şekil" ve "...+şekil" markalarının davacı şirketin ticaret ünvanı ve tescilli tanınmış markası olan "..." ın Türkçe anlamı olan ... ŞEKLİ'ni kullandığı, bu şeklin de tanınmış olduğu, ... şeklini gören tüketicilere doğrudan ... firması ve ürünlerini hatırlattığı, bu şeklin yanına ... ibaresinin getirildiği, markaların ayırt edici unsurunun ... şekli olduğu, ... ibaresinin ise verilen hizmeti ifade ettiği ve tali unsur olduğu, markanın ayırt ediciliğinin yüksek olduğunun tespit edildiği, bu açıklamalar ışığında davacının markalarının tamamında davacı adına tescil edilmiş ve dünyaca tanınmış markaları olan "..." kelimesi ile ... şekli esas unsur olarak kullanılmış olduğundan gerek anlamsal olduğundan, gerek fonetik açıdan, gerekse görsel açıdan davacının markaları ile davalının markaları arasında görsel ve fonetik benzerlik olmadığı, davalı şirketin www...com web sitesinde; davacının tescilli ...+şekil markasının yanında (tescil belgesinde yer almayan) "+" (...) işaretinin yer aldığı altında ... ... + ibaresinin olduğu, burada da davacının tescilli ... ... 'nın yanında (tescil belgesinde yer almayan) "+" (...) işaretinin yer aldığı, tescilli markalardan sonra gelen "+" (...) işaretinin davalının markalarının ve kullanımlarının davacı şirket markalarına yakınlaştırmadığı, dava konusu davacı ve davalıya ait özel içerikler sunan bu dijital platformların kullanım seçeneklerinden ortak olanlarının incelendiği, bu platformlara üyelik işlemleri davacı taraf için cep telefonu numarası ve şifre kambinasyonu, davalı taraf için e-posta adresi ve şifre kombinasyonu ile girilmesi nedeniyle karıştırılmasının kullanıcı açısından mümkün olmadığı, ortak kullanım seçenekleri incelendiğinde; web üzerinden erişilen adreslerin farklı (... ...+ için de https://......com web sitesini kullanmaktadır), cep ve tabletten erişim için kullanılan uygulamaların farklı (... ...+ için ... ... uygulaması kullanılmaktadır) ve televizyonlardan erişim için kullanılan set üstü kutularının da farklı (... ...+ için ... ... kutusu kullanılmaktadır) olduğu ve kullanıcıların taraflara ait dijital platformları kullanırken markalar arasında iltibasa düşme ihtimalinin olmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince Prof. Dr. ... ve Radyo ... yapımcısı ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan tarafından 13/09/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; davacı adına tescilli ... numaralı "...+", ... numaralı "...+..., ... numaralı "...+" markaların 38. sınıfta tescilli olduğu ve kapsamına haberleşme hizmetleri haber ajansı hizmetleri girdiğinden bu hizmet verenler tarafından anonim olarak kullanımı nedeniyle ayırt edicilik niteliğinin düşük olduğu, aynı şekilde anılan markaların 9. sınıfta kullanılmasının ses, görüntü kaydı, nakli, reprodüksiyonu için cihazlar, bilgisayarlar vd. bakımından verilen hizmetlerin televizyon ürününe işaret etmesi nedeniyle mezkûr markaların anılan mal/hizmet bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu, davacı şirketin "... ... ...", "... ...+", "... ..." markalarında, davacının ticaret unvanı olan "..." sözcüğünün kullanmış olduğu mavi koyu mavi renkte yazıların sonuna ... ...+, ... ... eklerinin getirilmesinde markaların esas unsurunun "..." ibaresi olup ..., ...+, ... ... ibarelerinin ek unsurlar olduğu ve markaların yüksek ayırt edicilik niteliğine sahip olduğu, davalının tescilli markalarında ticaret unvanı da olan uluslararası tanınmışlığa sahip "..." sözcüğünün siyah fonla yazılarak "...", "...", "...ibarelerinin sözcüğün sonuna eklenmesi ile oluşturulan markaların esas unsurunun "..." ibaresi olup davalının tescilli markalarında yer alan "şekil ...", "şekil ..." markalarında tescilli ticaret unvanı ve tanınmış markası ...’ın Türkçe anlamı ... olan şeklinin de tanınmış olduğundan tüketicilerin ... şeklini gördüklerinde, davalıya ait hizmetin mevcudiyetini bileceklerinden markanın yüksek ayırt edicilik niteliğine sahip olduğu, davalının uluslararası alanda tanınmış olan tescilli "..." ibaresi ile "... şeklinin davacı markaları ile görsel ve fonetik benzerliği bulunmadığı, davalı... ve devamı sitesinde ek unsur olan + ... işaretinin tescilde yer almamasına rağmen kullanılmasının taraf markaları arasında iltibasa sebebiyet vermeyeceği, tüketicilerin tarafların dijital platformlarını kullanmada her bir yanın erişim uygulamalarının farklı olması nedeniyle tarafların markalarının karıştırılmasından söz edilemeyeceği kabulünün Mahkemenin takdirinde olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Aynı bilirkişi heyetinden alınan 23/01/2023 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda; televizyon sektöründe faaliyet gösteren kuruluşların markalarında kullandığı (+) / .../... şekillerinin markanın temsil ettiği kurumsal kimliğe değil, bu kurumsal kimlik tarafından sunulan hizmetin özelliğine işaret ettiği, ...adlı verilen ücretli abonelik karşılığı yayın hizmetinin sektörde yaygın bir pratiğe sahip olduğu, bu nitelikte bir hizmeti açıklamaya yönelik işaretin markanın ayırt edici unsuru olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Davacı-karşı davalı tarafça dosyaya sunulan ve ... ile ... tarafından hazırlanan uzman görüşü incelendiğinde; "…Davacıya ait "...+" ve "..." markalarının bir hizmetin niteliğini değil, bu hizmeti veren işletmeyi gösterir niteliğe haiz olduğundan ayırt edicilik vasfına sahip olduğu; bu bakımdan hükümsüzlük şartlarının oluşmamış olduğu,Söz konusu markaların ayırt ediciliği düşük ibarelerden teşkil olduğu düşünülse bile, davacı delilleri incelendiğinde, kullarım sonucu davaya konu markaların SMK'nun 5/2 ve 25/4 maddeleri anlamında, hükümsüzlük karşı davasının açıldığı tarihte belli bir ayırt ediciliğe erişmiş oldukları, bu nedenle de söz konusu markaların hükümsüz kılınmaları için gerekli şartların gerçekleşmemiş olduğu,Davalının kullanımının davacı markalarının tescili olduğu aynı sınıflar bakımından gerçekleştirilmesi, söz konusu kullarıma konu ibarenin davacı markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olması sonucunda davalı kullanımının ilgili tüketici nezdinde karıştırma ihtimali yaratacağı,İşletmeler arasında bağlantı kurulma ihtimalinin karıştırma ihtimali kapsamında olduğu; somut olayda, her ne kadar davalıya ait "...+" hizmetinden yararlanmak isteyen tüketicinin ilk olarak davalının "... ..." uygulamasına girmesi gerekmekte ise de, ... ... uygulaması içerisinde "...+" özelliğini gören tüketicinin bu “...+” hizmetinin davacı ... tarafından sağlanan bir hizmet olduğunu düşünmesinin mümkün olduğu, hu şekilde işletmeler arasında bir bağlantı olduğu zannının oluşma tehlikesi mevcut bulunduğundan davalı kullanımının davacının markası ile iltibas yarattığı,Davalı tarafından somut olayda hükümsüzlüğü talep edilen ... ve ... no'lu markaların hükümsüz kılınması halinde dahi, davacının diğer "...+" ibareli markalarının varlığından dolayı davalı kullanımları her halükarda tecavüz teşkil edeceği ; zira, taraflara ait ... ve ... markaları çatı markalar olup, benzerlik ve iltibas değerlendirmesinde bu çatı markalar “asli unsur” olarak nazara alınmadığı, taraflara ait bu çatı markalar dışındaki ibarelerin ise aynı olduğu, bu ayniyet oluşturan ibareler davacı adına tescilli markalar olduğu,Taraflara ait "..." ve "..." markalarının çatı markası olarak baskın unsur olduğu kabul edildiği durumda bile, davacı markaları ve davalı kullanımı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, tüketicinin işletmeler arasında ekonomik bir bağlantı olduğunu, ortak bir televizyon platformu hizmeti sundukları veya davalıya ait televizyon platformu bünyesinde davacı ile ortaklaşa bir hizmet verildiği zannının oluşmasının mümkün olduğu…" yönünde görüş bildirdikleri anlaşılmıştır.Davalı-karşı davacı tarafından dosyaya sunulan ve ... tarafından hazırlanan uzman görüşü incelendiğinde; özetle ... A.Ş markalarının zayıf markalar olduğu, davalıların kullanımlarının ... A.Ş. markalarından ek almak suretiyle yeterince ayrıştığı, bu nedenle marka hakkının ihlalinden söz edilemeyeceği; tahlile konu markalar ile davalıların kullanımları arasında karıştırma tehlikesinin de bulunmadığı, çünkü işaretlerin tanımladığı ürünlerin abonelik yöntemiyle sunulduğu, çevrim içi veya klasik satış yönteminde dahi olsa, tüketicinin ancak doğrudan üreticiye yönelerek bu ürünleri edinebildiği, ürünlerin niteliği ve bedeli itibariyle hitap olunan çevrenin dikkat seviyesinin yüksek olduğu; o nedenle tahlile konu işaretler bakımından doğrudan karıştırma, yani ... ...+ almak isterken, yanlışlıkla ... ...+ alınması ihtimalinin bulunmadığı, dolaylı karıştırma tehlikesinin mevcudiyeti için işaretin kullanıldığı ürünlerin yakın ve fakat ayrı olmaması gerektiği, somut olayda ürünler ayrı olduğu için bu tehlikenin de mevcut olmadığı, çağrıştırma yoluyla karıştırma tehlikesinde esasen tüketicinin iki işareti karıştırmadığı, iki işaret arasında sadece düşünsel bağ kurduğu, yeni tarihli işaretin kullanıldığı ürünün kötü çıkması halinde ise eski tarihli işaret ve temsil ettiği ürünün lekelendiği veya sulandığı, ancak bu karıştırma tehlikesi türünün tanınmış markalara has bir uygulama olduğu, ... markası tanınmış olsa da "...+" ve "... ..." ibarelerinin aynı tanınmışlığa sahip olmadığı, bu hususta ispatın davacılara ait olduğu, kaldı ki, dünyada tanınmış marka niteliğini haiz "..."ın markasal kullanımının ... A.Ş'ye ait markaları lekeleme/sulandırma ihtimalinin de düşük olduğu, bu nedenlerle somut olayda çağrıştırma yoluyla karıştırma ihtimalinin de mevcut olmadığı, tüm bu hususların ihlal iddiasının derinlemesine bir muhakemeyi ve iddiaların ispatını gerektirdiği, o nedenle davacıların yasaklama biçimindeki tedbir talebinin ...'ın ürün lansmanını geciktireceği ve ...'da giderilmesi güç zararlara yol açacağı, ayrıca, ihtiyati tedbir talebinin, davanın esası ve sonucu ile özdeş olması bir yana, tedbire ilişkin olarak da, amaç değil, araç olma, telafisi mümkün olmayan durumların mevcut olması, gerekli, ölçülü/orantılı olma ölçütlerine uygunluk arz etmemesi sebebiyle de dinlenebilir bir talep olarak gözükmediğine dair görüş bildirdiği tespit edilmiştir.
G E R E K Ç E:Asıl dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, karşı dava ise SMK’nun 5/1-a-b-c maddesi uyarınca açılmış marka hükümsüzlüğü davasıdır.Mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı asıl davada davacılar ve karşı davada davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır Öncelikle karşı davayla ilgili istinaf talepleri incelenmiştir. Karşı davada davalı ... Hizmetleri A.Ş.’ne ait markaların ayırt ediciliği bulunmadığı gerekçesiyle hükümsüzlüğüne karar verilmişse de, SMK’nun 25/4. maddesinde bir markanın SMK’nun 5/1-b-c ve d bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da, kullanımı sonucunda tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınmayacağı düzenlenmiştir. Davacı-karşı davalı ... Hizmetleri A.Ş.’nin de karşı davada bu şekilde savunma yaptığı, karşı davaya konu markalarının kullanmakla ayırt edicilik kazandıklarına dair dosyaya bir kısım deliller sunduğu halde, alınan bilirkişi raporlarında bu delillerle ilgili bir inceleme ve görüşe yer verilmediği, Mahkemenin gerekçeli kararında da bu konuda bir gerekçe bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca Mahkemece diğer bilirkişi raporlarına neden itibar edilmediği açıklanmadan 14/11/2019 ve 13/09/2021 tarihli bilirkişi raporlarına itibar edilerek karar verilmesi de yerinde olmamıştır. Tüm bu nedenlerle; davacılar-karşı davalı vekilinin diğer istinaf talepleri bu aşamada incelenmeksizin, istinaf taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, Mahkemece bir marka uzmanı, bir bilişim uzmanı ve televizyon sektöründen seçilecek bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden karşı davada davalı ... Hizmetleri A.Ş. tarafından sunulan deliller de incelenmek suretiyle, hükümsüzlüğü talep edilen markalarının SMK’nın 5/1-a-b-c bentleri uyarınca tescil edilemeyecek markalardan olup olmadıkları, mutlak ret nedenleri mevcutsa, bu markaların kullanılmakla ayırt edicilik kazanıp kazanmadıklarına dair rapor alınarak, asıl ve karşı davalarda, buna göre değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Asıl davada davacılar ile karşı davada davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 21/03/2023 tarihli 2021/203 E. - 2023/51 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davacılar-k.davalıya iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 27/05/2025 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.