T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2023/1561 Esas
KARAR NO:2025/726 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:13/04/2023
NUMARASI:2021/254 E. - 2023/104 K.
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:27/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA:Davacı vekili Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde sunduğu dava dilekçesinde; müvekkilinin giyim sektöründe tanınmış olan "..." markasını beyaz üzerine siyah renk ile 2011/29523 tescil numarası ile 15/08/2012 tarihinde tescil ettirdiğini, daha sonra 14/12/2020 tarihinde ... başvuru numarası ile tescilini yenileme talebinde bulunduğunu, müvekkilinin www.....com.tr adlı siteyi kullandığını, sitesinde "..." yazısında "İ" harfinin ters yazılması ve "İ" harfinin noktasının kırmızı renkli olarak farklılaştırılmış olan logoyu kullandığını, davalının ... tescil numarası ile 06/08/2019 tarihinde siyah üzerine beyaz renk "..." şeklinde markasını tescil ettirdiğini, ....com.tr adlı siteyi kullandığını, sitesinde "..." kelimesinin "L" ve "İ" harfinin noktası mor renkle farklılaştırılmış logoyu kullandığını, müvekkilinin 1995'den itibaren ürettiği ürünler ve kullandığı marka ile giyim sektöründe en üst sıralarda yer aldığını, sektöründe tanınmış marka haline geldiğini, davalının ise müvekkili ile aynı alanda faaliyette bulunduğunu, "..." ibaresini marka olarak hizmetlerinde ve ürünlerinde fiili olarak kullandığını, taraflarınca Samsun ... Noterliği'nin 02/07/2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıya 10/07/2021'de tebliğ edildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek, öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile davalının " ... " markasını kullanımının durdurulmasına, davalı ... adına 06/08/2019 tarih ve ... numarası ile tescil edilmiş bulunan "..." markasının müvekkili marka ile iltibas tehlikesi gözönünde bulundurularak, marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin tespiti ile fiillerin durdurulmasına, tecavüzün giderilmesine, markanın sicilden terkinine, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, HMK'nın 107. maddesi uyarınca daha sonra artırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
GÖREVSİZLİK KARARI: Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesince 30/07/2021 tarihli, 2021/333 Esas, 2021/478 Karar sayılı kararı ile görevli mahkemenin fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının 1992 yılından bu yana "..." adıyla kapalı, tesettür giyim sektöründe iş yaptığını, sektörde tanındığını, uzun yıllardır kullandığı ismi 06.08.2019 tarihinde "..." olarak tescil ettirdiğini, 2005 yılına ait faturada bu ibarenin yer aldığını, davacıdan çok önce davalının "..." ismini kullandığını, davacı ve davalı markalarına ait logoların benzer olmadığını, "..." ve "..." markaları arasında yazım ve ifade olarak farklılıklar olduğunu, "..." ibaresinin Türkçe karşılığı düşünüldüğünde asli unsur olarak kabul edilemeyeceğini, tarafların müşteri hedef kitlelerinin farklı olduğunu, davalının kapalı, tesettür giyim alanında ticari faaliyeti varken, davacının açık ve modaya uygun kıyafet tasarımları yapan bir firma olduğunu, firmalar arasındaki müşteri kriterlerinin çok farklı olduğunu, davalı markasal kullanımlarının tescile uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13.04.2023 tarihli 2021/254 E. - 2023/104 K. sayılı kararıyla; "...Toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları, marka tescil belgesi, ticari sicil kayıtları, bilirkişilerin HMK 266 madde kapmasında düzenledikleri denetime uygun kök ve ek raporları , mali kayıtlar,alın adı oluşturma sahiplik belgeleri bir arada incelendiğinde; davacının ticari sicile 13.7.2017 tarihinde kayıt olduğu, markasının 2011 yılında alan adının ise 2012 yılında oluşturulduğu, davalının ise markasının ve alın adının 2019 yılında oluşturulduğu, davacının marka üzerinde ilk kullanım ile tescil ile gerçek hak sahibi olduğu, davalının ilk kullanıma ve gerçek hak sahipliğine ilişkin delil sunmadığı, 2005 tarihli faturanın gerçek hak sahipliğini ve ciddi kullanımı ispata elverişli olmadığı, davalının davacı markası ile iltibas yaratacak şekildeki kullanımlarının marka hakkını ihlal ve haksız rekabete neden olduğu anlaşıldığından Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı tarafça 6769 sayılı SMK'nın 151/2-(b) bendi uyarınca, davalının elde ettiği net kazanca göre maddi tazminat talep edilmiş olup, ticari defter ve belgeler kapsamına ve bilirkişilerin tespitlerine göre maddi tazminatın BK hükümlerine göre tespit edilmesi gerekmiştir. BK 50/2. maddesine göre, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Somut uyuşmazlıkta da gerçek zararın tam olarak belirlenemeyeceği, gerçek zararın tespitinin hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın tespitinin somut olay açısından belirtilen gerekçelerle mümkün olamayacağı, bu nedenle 6098 sayılı TBK'nın 50. maddesi uyarınca bir tazminat belirlenmesi gerektiği kanaatine varılmış olup , İhlal nedeniyle somut olayın özellikleri ve BK hükümlerine göre 1000- TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline, günün ekonomik koşullarına göre manevi tatmin duygusu yönünden somut olayda davalının ekonomik verilerine ve 10.000 TL Manevi tazminat hakkaniyete uygun bir miktar olarak kabul edilmiş, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilerek yukarıda açıklanan gerekçe kapsamına göre aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: 1-Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 2-İhlal nedeniyle somut olayın özellikleri ve BK hükümlerine göre 1000- TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline, 3-10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline,tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,4- Karar kesinleştiği takdirde davalının davacı markası ile iltibas yaratacak şekilde ... ibaresini her türlü tanıtım, etiket, ambalaj, tabela,ürün örnekleri üzerinde kullanımının tedbiren önlenmesine, karar kesinleştiği takdirde halen davalı elinde ... ibaresini içeren ürün varsa el konularak yediemine teslimine, hükmün infazında icra dairelerinin yetkili kılınmasına..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, yerel mahkemece tespit ve maddi tazminat yönünden verilen hükümlere katılmakla birlikte, manevi tazminat taleplerinin kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Manevi tazminat taleplerinin tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken, kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz ettiği sabit olan davalının müvekkili şirketin ticari itibarına zarar verdiğini, müvekkili gibi ülke genelinde birçok mağazası olan bir şirketin dava konusu olaydan dolayı uğradığı manevi zararın, dava dilekçesinde talep edilen 30.000,00 TL'den çok daha fazla olduğunu, ancak yerel mahkemece tüm bu hususlara rağmen ülkemizdeki asgari ücretin dahi altında bir tazminat belirlenmesi ve geri kalan kısmın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Yine ülkemizdeki ekonomik gelişmeler, yüksek enflasyon, paranın değeri gibi hususlar göz önünde bulundurulduğunda, hükmedilen manevi tazminat miktarının, müvekkili şirketin uğradığı zarar karşısında oldukça düşük kaldığını, İlk derece mahkemesince manevi tazminat konusunda eksik incelemeyle hüküm tesis edildiğini, Davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesi kararının diğer yönlerinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kısaca arz ve izah edilen nedenler ile resen belirlenebilir durumlar karşısında; İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nin 13/04/2023 tarih 2021/254 Esas, 2023/104 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi sonucunda manevi tazminatın kısmen reddine dair kısım yönünden kaldırılarak, manevi tazminat taleplerinin tümden kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde; davalı müvekkilinin uzun yıllardır "..." adıyla sektörde olduğuna ilişkin olarak cevap dilekçesi ekinde sundukları 2005 yılına ait faturanın da mevcut olduğunu, müvekkilinin , davacı tarafın tescil tarihinden çok önce "..." ismini kullandığını, kazanılmış hukuki hakkı bulunduğunu, Mahkemece bilirkişi raporlarında müvekkili lehine yapılan tespit ve değerlendirmelerin dikkate alınmadığını, müvekkilinin marka kullanımının tesciline uygun olduğunu, Tarafların marka ve logolarında benzerlik bulunmadığını, Taraf firmaların "..." ve "..." markaları arasında hem yazım olarak hem de ifade olarak farklılıklar olduğunu, ''...'' kelimesinin ise genel anlamda İngilizce bir ifade olup, Türkçedeki karşılığının ''...'' olduğunu, hayat sözcüğünün başlı başına bir asli unsur olarak kabul edilmesinin ise hakkaniyete aykırı olduğunu, bununla birlikte firmalar arasında ekonomik ve ticari bağ söz konu olmamakla birlikte, firmaların müşteri olarak hedef kitlelerinin de farklı olduğunu,Müvekkilinin daha çok tesettür kıyafetleri için ticari faaliyet gösterdiği halde, karşı tarafın açık ve modaya uygun kıyafetlerle ilgili faaliyet gösterdiğini,Müvekkil firmanın Türk Patent Enstitüsüne yapmış olduğu başvuru sonucunda markayı tescil ettirdikten sonra davaya konu olan internet sitesini açtığını, 19.06.2020 tarihinden bugüne değin müvekkili firmanın www....com.tr internet sitesini kullandığını, tescille kazandığı hak çerçevesinde bu siteyi hazırladığını, Müvekkili firmaya Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından verilen 06.08.2019 tarihli tescile karşı 6 aylık süreçte herhangi bir itiraz olmamışken, müvekkili aleyhine marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespit edildiğinden bahisle karar verilmesinin hukuken hatalı olduğunu, Bununla birlikte mahkemece verilen kararda davacı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin de afaki nitelikte olduğunu belirterek, arz ve izah etmeye çalıştıkları ve re’sen göz önüne alınacak nedenlerle, İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/254 Esas ve 2023/104 Karar sayılı, 13/04/2023 tarihli kararının kaldırılmasına, davacının haksız davasının tümden reddine, yargılama harç ve giderleriyle vekalet ücretlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; ... numaralı "...” markasının 25 ve 35. sınıflarda "Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar. Ayak giysileri. Baş giysileri. Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil). Büro hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık , muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri (ithalat-ihracat acente hizmetleri dahil).Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri ( belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir )." Mal ve hizmetleri için davacı adına tescilli olduğu, Davacı tarafından ... tescil başvuru numaralı "..." markasının ise 18, 25 ve 35. Sınıflar için tescili için başvuru yapıldığı tespit edilmiştir. ... numaralı "...+Şekil" markasının ise 35. sınıfta "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internetsitesi) sağlama hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının biraraya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri için davalı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan 21/07/2022 tarihli Bilirkişiler ..., ... ve ... bilirkişi raporunda; davalının markasal kullanımının aldığı tescile uygun olduğundan bahisle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin gerçekleşmeyeceği, SMK'nın 155. maddesine göre değerlendirme yapılması halinde, davalının tescilinin davacı tescilinden sonra olması nedeniyle, marka tescili savunma gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceğinden, davalının iş ve eylemlerinin davacı markasına iltibas derecesinde benzer olduğu ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davalı ve davacının aynı sektörde faaliyet göstermesi ve davalının markasal kullanımları gözetildiğinde tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, davalının marka hakkına tecavüz dışında başkaca haksız rekabet teşkil eden iş ve eylemleri olmaması nedeniyle ve bu iş ve eylemler SMK kapsamında koruma kapsamında olduğundan raporda açıklanan nedenlerle dosya kapsamında sunulan deliller nispetince haksız rekabet teşkil eden husus olmadığı, davalının 2005 tarihli satış fişindeki markasal kullanımının tek seferlik olması ve uzun yıllar sonra alınan tescil ve internet alan adı sürecine kadar markanın kullanıldığını ve ayırt edici hale getirildiğini gösterir delil sunulmadığından, davalının “armenlife” ibareli markanın gerçek hak sahibi olduğuna dair kanaat oluşmadığı, davacının 2019 ve 2021 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının 2020 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmadığı (Ocak, Şubat, Mart ve Nisan dönemlerine ilişkin e-defter ve berat dosyasının oluşturulma ve berat dosyalarının Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine yüklenme süresi içinde yüklenmediğinden) delil kabiliyetlerinin Mahkemenin takdirinde olduğu, davalının 2019, 2020 ve 2021 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacı ... tarafından inceleme günü dosyaya satış faturalarının sunulduğu, söz konusu satış faturaları incelendiğinde, davacı şirketin 2016 yılında düzenlediği satış faturasında "..." markasını kullandığı, dosyada mevcut ödeme kaydedici cihaz kullanılmak suretiyle yapılan satışlara ilişkin 05.03.2005 tarihli Z Raporu incelendiğinde, söz konusu Z Raporu’nun dava dışı ... firmasına ait olduğu, dava dışı ...’in 05.03.2005 tarihli ödeme kaydedici cihaz fişlerinde "..." unvanını kullandığı, davalı ... tarafından inceleme günü ödeme kaydedici cihaz kullanılmak suretiyle yapılan satışlara ilişkin Z Raporu ve satış faturaları sunulmuş olup, söz konusu Z Raporu ve satış faturaları incelendiğinde, davalı firmanın 02.11.2016 tarihli ödeme kaydedici cihaz fişlerinde ve 2017 yılında düzenlediği satış faturasında "..." unvanını kullandığı, davacı şirket tarafından inceleme günü dosyaya yıllar itibariyle 2019, 2020 ve 2021 takvim yılı Kurumlar Vergisi Beyannamelerinin sunulduğu, davalı firma tarafından inceleme günü dosyaya yıllar itibariyle 2019, 2020 ve 2021 takvim yılı Yıllık Gelir Vergisi Beyannamelerinin sunulduğu,Mahkemece haksız rekabet şartlarının oluştuğunun kabulü halinde, davalının haksız rekabete ilişkin tespit edilen ilk eyleminin 21.02.2019 tarihinde oluşturduğu... isimli web sitesine dayandığı, Mahkemece haksız rekabet şartlarının oluştuğunun kabulü halinde, davalının haksız rekabete ilişkin tespit edilen ilk eylemi tarihi olan 21.02.2019 ile dava tarihi olan 04.08.2021 tarihi arasında zararın doğmasında hangi müşteriler ya da ürünler bazında ne miktarda bir kayıp oluştuğuna ilişkin sayısal dayanakların sunulmadığı, davalının haksız rekabetine ilişkin tespit edilen en yakın dönem olarak seçilen 2018 yılına oranla davacı şirkette net satış kaybı yaşanıp yaşanmadığı, buna karşılık olarak da davalı firmanın net satışlarında artış yaşanıp yaşanmadığının irdelendiği, davacı şirket net satışlarının 2018 yılı net satışlarına oranla artış eğilimi söz konusu ise de, brüt satış karlılığı ve faaliyet karlılığı oranlarının önemli ölçüde bir değişim göstermediği, davalı firmanın net satışlarında ise 2018 yılına oranla artış eğilimi söz konusu ise de, brüt satış karlılığı ve faaliyet karlılığı oranlarının önemli ölçüde bir değişim göstermediği, davacı şirketin net satışlarında anlamlı herhangi bir gerilemeden söz etmenin olanaklı bulunmadığı, dolayısıyla davalının haksız rekabet teşkil eden eyleminin davacı şirket satışlarında olumsuz bir değişim olduğundan söz etmenin finansal yönden anlamlı görünmediği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince aynı heyetten alınan 12/12/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; davalı firmanın net satışlarında haksız rekabetine en yakın dönem olarak seçilen 2018 yılına oranla artış eğilimi söz konusu ise de, brüt satış karının önemli ölçüde bir değişim göstermediği, davacı şirketin brüt satış karında ise anlamlı herhangi bir gerilemeden söz etmenin olanaklı bulunmadığı, dolayısıyla davalının haksız rekabet teşkil eden eyleminin davacı şirketin brüt satış karında olumsuz bir değişim olduğundan söz etmenin finansal yönden anlamlı görünmediği, kök raporda yapılan tespitler dışında herhangi bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, sonuç kanaatine ulaşıldığı bildirilmiştir.
G E R E K Ç E:Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davası ile marka hükümsüzlüğü davasıdır.Mahkemece, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi tazminat davalarının kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne hükmedilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; davalı tarafça kullanılan markanın davalı adına tescilli olması nedeniyle haksız rekabetin ve markaya tecavüzün söz konusu olmayacağı belirtilerek istinaf talebinde bulunulmuştur.Dosya incelendiğinde dava dilekçesinde davalı adına tescilli markanın sicilden terkininin de talep edilmesine rağmen, mahkemece bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği tespit edilmiştir. Ancak taraflar bu konuda istinaf talebinde bulunmadıklarından, bu hususa değinilmekle yetinilmiştir.Her ne kadar davalı vekili müvekkilinin "..." markasını 2005 yılından bu yana kullandığını savunarak fatura örneği sunmuşsa da, faturada "..." ibaresinin mevcut olduğu, davaya konu davalının marka kullanımının ise "..." şeklinde olduğu, davacının markasının ise "..." olup, markaların benzerliğiyle ilgili karşılaştırma yapılırken markaların bütün olarak dikkate alınması gerektiği, tarafların markalarında yer alan "..." ve "... ibarelerinin benzerliğinin yanı sıra bu ibarelerin "..." ibaresiyle birlikte kullanılması nedeniyle benzerlik oranının arttığı, karıştırılma ihtimalinin oluştuğu, bu nedenle davalının "..." markasını daha önce kullanmış olması davalıya "..." markası üzerinde öncelik hakkı tanımayacağı gibi, tek bir fatura ile de markada tescilsiz kullanım nedeniyle hak elde ettiğinin ispatlandığı kabul edilemeyeceğinden, mahkemece bu savunmaya itibar edilmemesi yerindedir.Davalı vekilinin markaların benzer olmadığına ve davalının markasının tescilli olduğuna ilişkin istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; uzman bilirkişilerden alınan ve denetime uygun raporlar ile davalının marka kullanımlarının davacının markası ile iltibasa neden olacak derecede benzer olduğunun tespit edildiği, davalının da markasını davacının markasının tescilli olduğu giysi ürünlerinde kullandığı tespit edilmiştir. Davalı, SMK’nın 155/1. maddesi uyarınca davacının markasından daha sonra tescil edilen markasını tecavüz davasında savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceğinden, mahkemece davalının marka kullanımlarının davacının tescilli markasına tecavüz teşkil ettiğine dair kararı yerindedir.Ülkemizin de tarafı olduğu 1994 tarihli TRIPS Sözleşmesinin 45. maddesi de gözetilerek, herhangi bir tescilli sınai mülkiyet hakkına tecavüz halinde, tecavüze konu kullanımda bulunanların kusurlu olması şartı aranmazken, maddi ve manevi tazminat davalarında mutlaka davalının kusurlu, diğer bir anlatımla marka kullanımını tescilli bir sınai mülkiyet hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerekir. SMK’nın 155. maddesinde de "... tecavüz davasında ..." ibaresine yer verilmekle, kanun koyucunun bu madde düzenlemesini tazminat istemleri bakımından koşulsuz şekilde uygulanmasını istemediği anlaşılmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları da bu doğrultudadır.Davalının marka kullanımı incelendiğinde; tescilli markası siyah kare içinde beyaz harflerle "..." ibaresinden oluşmasına rağmen, markasını tescilli olduğu şekilden farklı olarak beyaz zemin üzerine siyah harflerle "..." yazmak suretiyle kullandığı, bu kullanımı ile markasını davacının ... tescil numaralı markasına yanaştırmaya çalıştığı, markasını tescilli olduğu şekilden farklı olarak ve davacının markasına yanaştırarak kullanması nedeniyle kusurlu olduğu, bu nedenle mahkemece maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Mahkemece kabul edilen taleplerle ilgili davacı lehine hükmedilen vekalet ücretlerinde de karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesine aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf talebinin de reddine karar verilmiştir.Davalı vekilinin haksız rekabete ilişkin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkı TPMK nezdinde tescilli olup 6769 sayılı Kanun ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere de dayanmış olduğundan markanın koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu, dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olup, özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle, mahkemece davalının marka kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiğine karar vermesi doğru olmamıştır.Davacı vekilinin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede ise; davalının tecavüz teşkil eden marka kullanımının süresine, davalının markasının tescilli olmasına ve tarafların mali ve ekonomik durumlarına göre hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu, Mahkemece manevi tazminatın reddedilen kısmıyla ilgili davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, kazanılmış haklar saklı tutularak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş, hükümle birlikte verilen ihtiyati tedbir kararı aynen korunmuştur.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 13/04/2023 tarihli 2021/254 E. - 2023/104 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,-Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzünün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, -İhlal nedeniyle somut olayın özellikleri ve BK hükümlerine göre 1.000,00- TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline, -10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,-Davacının haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine ilişkin taleplerinin reddine,-Karar kesinleştiği takdirde davalının davacı markası ile iltibas yaratacak şekilde "..." ibaresini her türlü tanıtım, etiket, ambalaj, tabela, ürün örnekleri üzerinde kullanımının tedbiren önlenmesine, karar kesinleştiği takdirde halen davalı elinde "..." ibaresini içeren ürün varsa el konularak yediemine teslimine, hükmün infazında icra dairelerinin yetkili kılınmasına,3-İlk derece yargılaması yönünden; -751,41 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 222,00 TL harcın davalıdan tahsiline,-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-Kabul edilen marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi talebi yönünden, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Reddedilen haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talebi yönünden, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 529,41 TL peşin 59,30 TL başvuru harcı, 295,25 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.883,96 TL yargılama giderinden davanın ret ve kabul oranlarına göre 2.265,63 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf yargılaması yönünden; -Davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmediğinden davacı yandan alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile 345,55 TL eksik harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,-Davalı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine,-İstinaf yargılaması sırasında davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 27/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.