T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1553 Esas
KARAR NO: 2025/674
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/03/2023
NUMARASI: 2022/33 Esas, 2023/81 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 15/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türk Patent Enstitüsü'ne 16.05.2007 tarihli başvurusu ile “...” markasını koruma altına aldığını, söz konusu tarihten bu yana söz konusu marka ile 05/29/30 ürün kodlarında kendi piyasasında faaliyet gösterdiğini, özellikle Marmara Bölgesinde sektöründe bilinen bir marka haline geldiğini, davalı tarafın ise müvekkilinin söz konusu faaliyet alanlarında itibarlı olan markasının ambalaj ve kutu olarak tıpkısını, içerik olarak ise benzerini ürettiğini ve özellikle İstanbul'da davacı müvekkili firmanın adını kullanarak ciddi satışlar yakaladığını, davalı firmanın tescil ettirdiği markası olan “...”'nin davacı müvekkili firmanın markası olan “...” markasının yalnızca İngilizce dilindeki ismi olduğunu, davalı tarafça “...” Şeklinde beyanlarda bulunarak sanki davacı müvekkili adına üretip satıyormuşçasına bir izlenim vermeye çalıştıklarını, mütecaviz firmanın satışlarını internet üzerinden de yaptığını, firmanın kutu üzerine bastığı İşletme Kayıt Numarası sorgulandığında Mersin ilinde bulunan bir firmaya ait kod bulunduğunu, söz konusu firmanın yasal mevzuattan ve kamu gücünden kaçınabilmek adına her türlü kanun açığını kullanmaktan çekinmediğini, davalı tarafça müvekkilinin kutu ve ambalajı da taklit edildiğini, ortalama tüketiciler tarafından anlaşılamadığını, davacı müvekkil içinde ciddi ciro kaybı yaşamaya başladığını, davalı tarafın ürünlerinin piyasada satıldığına ve içeriğinin neler olduğuna dair işbu davada mahkemeyi aydınlatmak adına İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinden 2021/239 D.İş numarası ile delil tespiti talep edilmiş olduğunu, bilirkişi raporunun dilekçe ekinde yer aldığını, işbu açık tecavüz karşısında davacı müvekkilinin her geçen gün davalı taraf yüzünden piyasadaki itibarını yitirdiğini, bu sebeple davalı tarafın tecavüz ve haksız rekabete neden olan fiillerinin durdurulmasını, SMK 150/1 maddesi gereğince maddi tazminat taleplerinin bulunduğunu, söz konusu maddi tazminatın içeriğini oluşturan fiili zarar dışında yoksun kalınan kar hesabının yapılabilmesi için taleplerinin şimdilik 1.000 TL olmakla birlikte SMK 151/2-b maddesi uyarınca hesap yapılabilmesi adına davalı tarafça ilk tescil yapıldığı gün esas alınarak bilirkişi incelemesi yapılmasını, SMK 149/1-ç ve 150 maddesi gereğince 5.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğ edildiği, dava dilekçesine karşı herhangi bir cevap verilmediği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: ".... davalının 2019/27317 başvuru nolu markası davacının markalarından sonra tarihli olduğu için savunma gerekçesi olarak ileri sürülemeyecektir. ...Somut olaya dönüldüğünde, davacının tescilli markalarının 05. Sınıf kapsamındaki “tıbbi amaçlı bitkiler ve bitkisel içecekler.” emtiasında tescilli olduğu ve davalının kullanımlarının 2021 / 239 D.İş dosyasında tespitlerde görüldüğü üzere tıbbi amaçlı bitkilerde kullanıldığı ve bu bakımdan aynı mallara ilişkin kullanım olduğu görülmektedir. ....Somut olaya dönüldüğünde, davaya konu işaretlerin incelenmesinde her ne kadar şekilsel olarak birbirlerinden renk ve kullanılan logo bakımından ayrılmaktaysa da, bal sarayı ibaresinin İngilizcesinin ... olduğu, bal honey ve saray palace kelimeleri temel kelimeler olup ilgili tüketici kesiminden anlaşılabileceği ve kavramsal olarak yüksek düzeyde benzer oldukları görülmektedir. ...Somut olaya dönüldüğünde, hitap edilen ortalama tüketicinin mal ve hizmetlerin tıbbi amaçlı bitkiler üzerine olması ve teknik bir bilgiyi gerektirmemesi nedeniyle, herkes olabileceğinden özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ihtisas sahibi bir tüketici grubu olmadığı, bu sebeple ortalama tüketicinin kural olarak alışveriş sırasında çok vakit harcayan, inceden inceye araştıran karşılaştıran bir tüketici anlamına gelmemekte, ancak bilgisi olan ve malı daha önce almış, kullanmış veya bilen bir tüketici olarak kabul edildiği bilinmektedir. (İlhami Güneş, Uygulamada Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları/Haksız Rekabet Davaları sf.145-146) Davalının “...” kullanımlarının davacının ... markasının tescilli olduğu 5. Sınıf tıbbi amaçlı bitkiler ürünlerine yönelik kullanıyor oluşu ve kullanımın kavramsal olarak yüksek düzeyde benzerliği nedeniyle, şekilsel farklılıklara rağmen hitap edilen ortalama tüketicinin karıştırma ihtimali olduğu kanaati oluşmuştur. ... Markalar arasında başvuru ve tescil tarihi bakımından davacı adına tescilli ... başvuru nolu ... Markası, hükümsüzlüğü talep edilen ... başvuru nolu ... markadan önceliklidir. Sınıfların içerikleri incelendiğinde, aynı veya benzer gıdaya yönelik mal ve hizmetleri içerdikleri görülmektedir. Markaların aynı veya benzer oluşuna yönelik marka hakkına tecavüz kısmında yapılan değerlendirmeden farklı olarak burada davalının markasının davacının markasına şekilsel olarak da yaklaştığı ve her ikisinde de bal peteği olduğu yalnızca farklı formalarda kullanıldığı görülmektedir. Davalının hükümsüzlüğü talep edilen 2019/27317 başvuru nolu ... markasının, davacının 2007/26547 markasının tescilli olduğu 5. Ve 30.Sınıflar bakımından aynı veya benzer malları kapsadığı, anlamsal ve görsel olarak olarak yüksek düzeyde benzerliği nedeniyle, hitap edilen ortalama tüketicinin karıştırma ihtimali olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. ....Davacı taraf tazminat talebinin SMK 151/2-b maddesine dayandırmıştır. Bu durumda davalı yanın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gerekmektedir. Ancak davalı tarafça davaya cevap verilmediği gibi herhangi bir beyanda da bulunulmadığı dolayısı ile ticari defter ve kayıtların sunulamamış olduğu görülmüştür. Bu durum karşısında davacı tarafça da tazminat talebi bakımından herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir. Mahkememizce yine de araştırma yükümlülüğü kapsamında davalının bağlı bulunduğu Kağıthane Vergi Dairesine müzekkere yazılarak 14/01/2021 tarihinden dava tarihine kadar olan davalıya ait Vergi Beyannamelerinin kayıtları istenilmiş, müzekkere cevabında davalının 2021 Yılı 39.750,00-TL diğer gelir elde ettiği, 69.825,0) faaliyet giderine katlandığı dönem sonu itibariyle 7.528,60-TL dönem zararı gerçekleştiği görülmüştür. Her ne kadar mali bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, davalının Ocak 2021 döneminden 2022 Şubat dönemi dahil dosyada mevcut KDV beyannameleri incelendiğinde, davalının açılış tarihinden Şubat 2022 dahil KDV beyannamelerinde matrahsız olarak beyannamelerin onaylandığı yani satış beyan etmediği somut olayda davalı beyannamelerinde satış yapıldığına dair veri bulunmadığından davacının dava dilekçesindeki talebi doğrultusunda; 151/2-b maddesinde düzenlenen “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç” uyarınca yoksun kalınan kazanç hesaplanamayacağı belirtilmiş ise de, davalının tacir olarak kusuru bulunduğundan tazminat bakımından sorumluluğunun da doğduğu anlaşılmaktadır. Dolayısı ile davacının uğradığı zarar/karşı tarafın elde ettiği kazanç, yada sunulan emsal lisans sözleşmeleri kapsamına göre davacının talep edilebileceği lisans yapılan yargılamada tam olarak tespit edilemiyorsa mahkeme tarafından dosyaya sunulu deliller kapsamına göre borçlar kanunu hükümlerine göre de mahkemece res’en değerlendirme yapabilmektedir. Zararın belirlenmesi, davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak şekilde geniş olarak yorumlanamayacağı gibi ihlal edeni mükafatlandırır nitelikte de olmamalıdır. Hal böyle olunca yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında, davalı kullanımlarının sabit olması, ihlal süresi, TBK md. 50,51 hükümleri dikkate alındığında talep gibi 1.000,00 TL'nin somut olay özelinde makul sayılabileceği, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verecek bir tutar olmadığı gözetildiğinde hak ve nesafet kurallarına göre maddi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı manevi tazminat da talep etmiştir. Manevi tazminat yönünden marka hakkına yapılan tecavüzün niteliği, ,davacının manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp durumu, manevi tazminatın amaç ve içeriğine, hak, nesafet ve adalet ilkesine keza manevi tazminatın, maddi bir zenginleşme talebinden çok manevi tatmine yönelik bir talep olması, dolayısıyla somut olaya göre davalının davacı marka hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde izinsiz olarak kullandığı , eyleminde kusurlu olduğu dolayısı ile 5.000- TL manevi tazminatın uygun olabileceği kanaatine varılmıştır. Tüm bu açıklamalar ışığında toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde, davalı adına TPMK nezdinde 2019 27317 numara ile tescilli ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile bu tecavüzün önlenmesine, kaldırılmasına, bu bağlamda tecavüz teşkil eden ürünlere el konulmasına, kararın kesinleşmesine müteakip imhasına,1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tecavüz eylemi aynı zamanda haksız fiil teşkil ettiğinden hüküm özetinin ilanına dair karar vermek gerekmiş,1-Davanın KABULÜ İLE; davalı adına TPMK nezdinde ...numara ile tescilli ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne, 2-Davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile bu tecavüzün önlenmesine, kaldırılmasına, bu bağlamda tecavüz teşkil eden ürünlere el konulmasına, kararın kesinleşmesine müteakip imhasına,3-1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Hüküm özetinin kararın kesinleşmesi halinde Türkiye de yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeten birinde masrafı davalıya ait olmak üzere bir defaya mahsus ilanına," Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Mahkemece, rapora ilişkin itirazlar giderilmeden, yeni bir bilirkişi raporu alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, Mahkemece hükme esas alınan 22.11.2022 tarihli bilirkişi raporu, davacı tarafından ikame edilen İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/239 D. İş sayılı delil tespiti dosyası nazara alınarak düzenlendiğini, Delil tespiti dosyası taraf olarak müvekkiline yöneltilmediğini, tüm işlemlerin kendisinin yokluğunda tatbik edildiği gibi 05.10.2021 tarihli bilirkişi raporu da müvekkiline tebliğ edilmediğini, Markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin yerinde olmadığını, Müvekkiline ait markanın ürünleri haricinde, hali hazırda satışta olan aynı ya da benzer içerikteki ürünlerin neredeyse hepsi zaten benzer görselliklerde olduğunu, basit bir internet araştırmasıyla dahi bu husus açıkça anlaşılmakta olduğunu, davacı adına tescilli markanın ayırt ediciliği yönünden inceleme yapılmadığını, Davacı adına kayıtlı markayı oluşturan ''...'' ve ''...'' kelimeleri basit kelimeler olup, ayırt edicilikleri düşük ve değişik sektörlerde herkesin kullanabileceği kelimeler olduğunu, Davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi isabetsiz olduğunu, müvekkili ..., adına tescilli olan ... markasına ait herhangi bir ürünün satışını gerçekleştirmediğini, markadan herhangi bir kazanç elde etmediğini, davalıyı uğratmış olduğu somut bir zarar tespit ve hesap edilmediğini, Davalı müvekkilin, davacı adına tescilli markanın tanınırlığından ve güvenilirliğinden faydalanması söz konusu olmadığını, davacının markasının itibar sahibi bir marka olduğundan söz etmenin mümkün olmadığını, ...markası hakkında Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen incelemelerde, markaya ait ürünlerin içinde ilaç etken maddesine rastlanıldığını bu nedenle davacının tanınırlığından yararlanıldığı iddiasının da kabul edilemeyeceği dikkate alınarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE Dava, marka hükümsüzlüğü, markaya tecavüzün tespiti, meni, refi ve maddi manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davacıya ait ... sayılı "... + ŞEKİL" ibareli markanın 05., 29. ve 30.sınıflarda, hükümsüzlüğe konu ... numaralı "... ŞEKİL" ibareli markanın 05. ve 30.sınıflarda tescilli olduğu, markaların tescil sınıflarının aynı/benzer emtia sınıfına ilişkin olduğu, bilirkişi raporunda farklı dillerde aynı veya benzer anlamlara gelen kelime unsurlarını içeren işaretlerin ortalama tüketici kesimi tarafından anlamları bilindiği takdirde kavramsal olarak aynı/benzer olarak değerlendirilebileceği açıklanarak ... ile ... kelimesi ve ... ile ... kelimesinin temel kelimeler olup tüketici nezdinde kavramsal olarak yüksek düzeyde benzerlik olduğuna yer verildiği, her iki markada şekil olarak "bal peteği" şekli yer aldığı, bal peteği formları farklı olarak kullanılmış ise de; bütünsel değerlendirme yapıldığında davacı markası ile ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olduğu, markanın tescilli olduğu 05, 29 ve 30.sınıflarda zayıf marka olduğundan söz edilemeyeceği de dikkate alınarak mahkemece hükümsüzlük kararı verilmesi yerinde görülmüş, bu yöndeki davalı istinafının reddi gerekmiştir.Davalı vekili maddi, manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de; davalı davaya cevap dilekçesi sunmamış olup, dosyadaki delillere göre "..." markalı ürünlerin davacının markasının tescilli olduğu 05 nolu emtia sınıfındaki "tıbbi amaçlı bitkiler ve bitkisel içecekler" emtiasında kullanıldığı, davalının kullanımlarının ortalama tüketici nezdinde davacının "..." markası ile iltibas oluşturabileceği, dosyaya yansıyan tecavüzlü ürün görsellerinde yer alan üretici bilgisinde "..." olarak yazılı olduğu, ilgili adresin davalı marka sahibinin TPMK'ya bildirilen adres ile aynı olduğu, tecavüz sabit olmakla mahkemece somut olaya göre BK 50 maddesine göre maddi tazminata hükmedilmesi ve davalı aleyhine manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olduğu kanaatine varılarak davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2025