T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1541 Esas
KARAR NO: 2025/672
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/07/2023
NUMARASI: 2021/339 Esas, 2023/347 Karar
DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 15/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı alacaklı tarafından, müvekkili aleyhine karşı tarafa hiçbir borçları olmadığı halde haksız bir şekilde İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin borca itiraz edemediğini bu nedenle icra tehdidi altında Yasal yollara başvurma hakkı saklı tutulmak kaydı ile 26.566,00.-TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin tüm borçlarını bankalar aracılığyla eft havale yaparak ve yine bankalar aracılığıyla çek karılığı ödemiş olduğunu, takip tarihi itibarı ile hiçbir borcu olmadığını bu nedenle 08.02.2021 tarihinden itibaren davalıya ödenen 26.566,00.-TL nin işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibin cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olduğunu, davacının müvekkiline verildiği iddia ettiği ve ödeme iddiasına konu 20.10.2019 Tarih Seri ... numaralı çekin müvekkiline verilmediğini, makbuz Başlıklı evrakta ... isimli bir şahsa teslim edildiğini, çekte müvekkili tarafından atılmış bir imza da olmadığını, bu çekin teslim edildiğinin ispatını davacının yapmak zorunda olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "...Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı, davalının İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında faturaya dayalı aleyhine başlatılan takipten kaynaklı davalıya 26.566,00 TL ödeme yaptığını aslında davalıya hiç borcu olmadığını tüm borçlarını eft, havale veya çekle ödediğini iddia etmiş ve bu bedelin istirdatını talep etmiştir. Davalı ise davacı tarafından verildiğini iddia ettiği 20/10/2019 tarihli çekin hiç verilmediğini, icra takibine konu borcun verilmeyen bu çekten kaynaklandığını, çekin davalıya değil ... isimli birine verildiğini ve çekteki imzaların davalıya ait olmadığını dolayısıyla davalının takipte haklı olduğunu iddia etmiştir. Mahkememizce taraf defterlerinin incelenmesi hususunda rapor tanzim ettirilmiş, davacı defterleri incelenmiş, davalı defterlerini incelemeye sunmamıştır. Davacı defterlerinde yapılan incelemede davalıya ödenmediği iddia edilen 20/10/2019 tarihli çekin 21/10/2019 tarihinde ... lehtarına ödendiği ve davacı cari hesap kayıtlarına göre davalıya borcun kalmadığının tespit edildiği görülmüştür. Akabinde davalı yanın çekteki imzaların kendisine ait olmadığı iddiasının değerlendirilmesi için imza incelemesi yaptırılmış ve alınan raporda imzanın davalı ...'a ait olmadığı tespit edilmiştir. Yukarıda anılan ilam uyarınca somut olayda ispat yükü değerlendirildiğinde davacı, davalı ile aralarında bir ticari ilişki olduğunu ancak borcunu ödediğini bu nedenle takibe dayalı ödediği bedelin istirdatını talep ettiğini belirtmiştir. Burada artık ispat yükü davacı borçluya dönmüştür çünkü kendisi davalı ile arasındaki ticari ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmemiş bilakis ilişkinin varlığını kabul etmiş ancak borcu ödediğini iddia etmiştir. Davacı defterlerinin incelenmesinde de taraflar arasındaki ilişkinin mevcudiyeti sabit hale gelmiştir ancak takibe konu bakiye borcu oluşturan miktarın davacının davalı tarafından ciro edilmiş çekten kaynaklandığı, çekteki imzanın ise davalıya ait olmadığı bu durumda davacının davalıya borcunu ödemediği anlaşılmıştır. Çekteki mevcut birinci ciranta konumundaki davalı hamilin imzasının sahteliği tespit edildiğine göre çekte keşideci konumundaki borçlu davacının başkasına yaptığı ödeme de onu borçtan kurtarmayacaktır. Tespit edildiği üzere davacı üzerinde olan ispat yükü gereği davasını ispat edememiştir. Açıklanan tüm bu nedenlerle davacının davasını ispatlayamadığına kanaat getirilmiş olup Davacı tarafından açılan davanın REDDİNE," Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde; müvekkilinin davalı alacaklıya fatura ve cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacak adı altında herhangi bir borcu olmadığını, davalı alacaklıya tüm borçlarını gerek bankalar aracılığıyla eft veya havale, gerekse yine bankalar aracılığıyla çek karşılığında ödediğini, 09.12.2021 tarihli bilirkişi raporuyla müvekkilimin davalı/alacaklıya borçlu olmadığı ortaya çıkmasına rağmen davanın reddedildiğini, davalı rapora itiraz etmediğinden usuli kazanılmış hak doğduğunu, davalının ticari defterlerini de ibraz etmediğini, cevap dilekçesinde süresinde imzaya itiraz etmediği halde imza incelemesi talebi yerine getirilmesinin yerinde olmadığını, bu hususta itirazda bulunduklarını, bu yöndeki savunma için davalının dava açması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE Davacı, takip konusu borcun takipten önce ödenmiş olduğunu iddia ederek istirdat isteminde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlığa konu ilamsız takibin sebebinin "fatura ve cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacak" olarak açıklandığı, davacı borcun takipten önce eft, havale ve çek ile ödendiğini ileri sürdüğünden borcun ödendiğini ispat yükünün davacıda olduğu, dosyada mevcut raporlara göre davacının ticari defterindeki cari hesap borcunun 20.10.2019 tarihli 18.845,78TL bedelli çek ile kapatıldığına yer verildiği ve ek raporda ise davacı kayıtlarında 18.360TL'lik çeki 18.845,78TL'ye tamamlayan başka çek olmadığının açıklandığı, davacının ödeme iddiasının dayanağı olan 20.10.2019 Tarihli 18.360TL bedelli çekte davalıya atfen mevcut olan 1.ciranta imzasının davalının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, çekin davalıya tesliminin ispatlanamadığı da dikkate alındığında neticeten ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.15/05/2025