T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1546 Esas
KARAR NO: 2025/673
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/11/2022
NUMARASI: 2022/56 Esas, 2022/235 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 15/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 1917 yılında kurulduğunu, müvekkili markasının Türkiye'nin yurt dışına ihraç edilen ilk Türk tekstil markası olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markasının TPMK nezdinde ... numarası ile tanınmış markalar sicilinde de tescilli olduğunu, davalının "..." esas unsurlu "..." ibareli markasal kullanımı ile müvekkili markasının kapsamındaki sınıflarda birebir aynı olarak ticari faaliyette bulunduğunun tespit edildiğini, davalının tecavüz teşkil eden eylemlerini "..." mağazası altında tüm Türkiye nezdinde, ..., ... ve ... siteleri üzerinden yürüttüğünü, bu sitelerde davalının "tişört, mont, spor ceket, ceket, polar, uyku tulumu, bere, şapka" gibi emtialarda markayı kullandığını, davalının "..." ibareli marka başvurularının "uyku tulumu" emtiasında dahi reddedildiğini, davalının sadece ... ibaresini değil, müvekkilinin yüzyıllık alameti farikası "..." logosunun da kullanmakta olduğunu ve davalı yanın söz konusu eylemlerinin müvekkilinin tescilli markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı eyleminin müvekkilinin tescilli ve tanınmış markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabetinin tespitini, men'ini, ref'ini ile Mahkememizin 2022/8 D.İş sayılı dosyasında yapılan giderler ile birlikte yargılama giderlerine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı süresi içince davaya cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili duruşmadaki beyanında karşı taraf ile sulh görüşmeleri yapmak için süre talep ettiklerini, aksi halde davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "...Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; “...” ve “...” ibare ve şekillerinin davacı yan adına seri marka niteliğinde olduğu, "..." şeklindeki markanın davacı yan adına kayıtlı tanınmış marka mahiyetinde olduğu, davalı yan tarafından ...”/...” kelime unsurları ile birlikte geyik figürülerini ihtiva eden markasal kullanımların polar mont, polar hırka, polar kar maskesi-başlığı (balaklava), (çadır) uyku tulumu, oto koltuk kılıfı, bandana, polar ipli bere- boyunluk, polar bantlı bere, sırt çantası, çanta bonesi, ipli çamaşır filesi, kapüşonlu sweat emtialarında gerçekleştirilmesinin davacı yana ait tanınmış markayı sulandırabileceği gibi davacı yana ait tescilli markalar ile iltibasa sebebiyet verir mahiyette olduğu, davalıya ait tescilli bir marka bulunmamakla birlikte, davalının “...” ibaresini markasal kullanıma konu ettiği; “...” şeklindeki markasal kullanımda yer alan “...” ibaresinin asli unsur olduğu “...” ibaresinin ise tali unsur mahiyetinde olduğu, davacı yana ait markaların tescilli ve tanınmış olduğu sınıflar ile davalı yanın markasal kullanımlarını gerçekleştidiği ürünlerin örtüştüğü, karşılaştırılan markaların bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenime bakıldığında, davalı markasal kullanımda “...” asli usnurunun yanında “...” tali unsurunun yer almasının markasal kullanıma ayırt edicilik kazandırmadığı, nihai tüketicinin ilgili markasal kullanımı görmesi ile “...” markasının “...” alanında da faaliyet göstermeye başladığını değerlendirebileceği, davalı yanın markasal kullanımlarında yer alan ... unsurunun dışında davacı yana ait markalarda yer alan “...” figürü ile benzer mahiyette “...” figürünün ürünlerde yer almasının iltibas riskini arttıracağı, tarafların faaliyet alanları ve müşteri kitlesinin benzerliği hususları da dikkate alındığında; davalı yanın markasal kullanımlarının davacı markalarıyla karıştırma riski doğuracağı, ortalama tüketicinin, bu markaları taşıyan malların aynı işletmesel kökenden geldiği ya da marka / markasal kullanımları gerçekleştiren işletmeler arasında bir bağ olduğu algısına kapılabileceği, bu çerçevede davalı yan tarafından gerçekleştirilen markasal kullanımların davacı yana ait tescilli marka haklarına tecavüz teşkil ettiği sonuç ve kanaatine varılarak davacının marka haklarına tecavüze ilişkin talebi yönünden davanın kabulü gerekmiştir. Davacının haksız rekabete ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/5189 E, 2022/1852 Karar sayılı, 14.03.2022 Tarihli kararında; "... markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (mülga 556 sayılı Marka KHK) hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, Dairenin bu konudaki eski içtihatlarını sürdürme imkanı kalmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının tescilli markasının benzerinin, tescil kapsamındaki ilaç emtiasında kullanılması şeklindeki davalı eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin gerekçesi yerinde görülmediğinden, hükmün bu kısım yönünden temyiz eden davalı yararına bozulması..." şeklindeki gerekçe ile açıklandığı üzere; somut uyuşmazlıkta, davacının haksız rekabet iddiasının marka hakkına dayandığı, bu durumda TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince aynı zamanda haksız rekabetin oluştuğundan söz edilemeyeceği kanaatine varılmakla haksız rekabet isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.(İstanbul BAM 16 HD 2020/611 Esas- 2022/1152 Karar sayılı ilamı) Bu itibarla; 1-Davacının davasının marka haklarına tecavüz yönünden KABULÜNE, davalının "..." ibaresini tek başına veya geyik figürleri ile birlikte giyim ve tekstil emtiasında ve bunların pazarlanmasında kullanmasının davacı adına tescilli "..." ve " ... ŞEKİL MARKALARI"ndan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine ve ref'ine, 2-Davacının haksız rekabete ilişkin talebi yönünden davanın REDDİNE," Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle; Haksız rekabet koşullarının oluştuğunu, Davalının davaya konu hukuka aykırı eylemleri SMK kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gibi TTK anlamında haksız rekabet teşkil ettiğini, Davalının, tanınmış marka olan ... markasını tanınmış olduğu sınıflarda müvekkili ile iltibas meydana getirecek şekilde kullanmasının dürüstlük kuralına aykırılık ve " başkasının işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" kapsamında TTL gereğince haksız rekabet oluşturduğunu, Davalının tescil başvurusu alamadığı markayı kötüniyetli olarak ticari dolaşıma soktuğunu, marka başvurusunun SMK 6./5 maddesi kapsamında reddedildiğini, Sadece ... ibaresini değil müvekkilinin yüzyıllık alameti farikası olan ... logosunu da kullanmakta olduğunu, Davalının kullandığı geyik görseli ile müvekkili şirketin tanınmış "..." markaları arasında şiddetli iltibas ihtimali bulunduğunu, Kabul etmemekle birlikte haksız rekabet yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili istinafında haksız rekabet isteminin kabulü gerektiğini ileri sürmüştür. Somut uyuşmazlıkta; davacının dava dilekçesinde yer verildiği üzere ... numaralı "..." ibareli markada şekil unsurunun da tescilli olduğu, ... numaralı şekil markasında "..." şeklinin marka olarak tescili olduğu, keza ... numaralı ... tanınmış markasında da "..." görselinin yer aldığı, davalının kullanımında ... ibareli kullanımlarının davacının ... ibareli markası ile ... şekil markalarına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalının hukuka aykırı kullanımları markaya tecavüz teşkil etse de, mahkemenin kararında yer verildiği üzere ayrıca TTK gereğince haksız rekabet oluştuğundan söz edilemeyeceği gibi markaya dayalı haklar SMK'da koruma altına alındığından ayrıca TTK'da yer alan kümülatif korumadan yararlanamayacağı dikkate alınarak davanın kısmen reddine karar verilmesi ve davalı lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 Maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2025