T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/937 Esas
KARAR NO: 2025/326
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/01/2023
NUMARASI: 2021/252 Esas, 2023/8 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 27/02/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin mobil aksesuar, ses ürünleri, konnektörler, güç bankaları, güç dağıtımları, kablolar, USB Type - C aksesuarlar, oyun, akıllı ev ürünleri gibi alanlarda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin söz konusu alanlarda "..." ibareli marka ile faaliyet gösterdiğini, "..." ibareli markanın gerçek, üstün ve öncelikli hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu, keza müvekkilinin dünya çapında "..." ibareli birçok marka tescili de bulunduğunu, davalı ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalının, müvekkili şirketin "..." ibareli markayı taşıyan ürünlerini satın alarak Türkiye'de ticaretini yaptığını, davalının bu eylemlerini kendi adına kayıtlı www.....com.tr alan adlı internet sitesi üzerinden de gerçekleştirdiğini, dava konusu ... sayılı "..." ibareli markanın 9.sınıfta yer alan hizmetler için kötü niyetli şekilde ... tarafından tescil ettirildiğini, dava dışı ... ile davalının başka marka başvuruları için de TPMK'ya birlikte başvuru yaptıkları, davalı ile markayı devir aldığı ...'ın ortak çalışma içinde olduğunu, ... adına tescil edilen markanın 21/12/2018 tarihinde davalı tarafından devrinin alındığını, davalının müvekkili markasından haberdar bir şekilde haksız bir şekilde avantaj kazanmak amacıyla tescil edilen markanın devrinin almasının kötü niyetli olduğunu, bu tescil ve devir işlemi sonucu müvekkili şirketin tescilli markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına kayıtlı olan www.....com.tr alan adının iptalini ve ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ürünlerinin Türkiye'de bilinir ürünler olmadığını, davacı tarafın 2018 yılında müvekkili ile sözleşme yaparak Türkiye'de müvekkili adına tescilli "..." ibareli markayı taşıyan ürünlerin satışının müvekkili tarafından yapılmasını istediklerini, müvekkilinin de bu durumu kabul ettiğini, müvekkilinin söz konusu markanın satışı için çok sayıda reklam çalışması yaptığını ve markanın ve ürünlerinin Türkiye'de tanınması için çaba sarf ettiğini, davacının iddia ettiği gibi mezkur markanın ve ürünlerin Türkiye'de hiçbir bilinirliğinin olmadığını, davacının yıllarca müvekkili ile çalıştığını ve ürünlerin Türkiye'de müvekkili üzerinden satılmasını sağladığını, huzurdaki davayı da müvekkilini devre dışı bırakmak maksadıyla ikame ettiğini, müvekkilinin marka başvurusu neticesinde başvurusunun kabul edildiğini, davacının bu süreçte herhangi bir itirazının olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "1-Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli .. tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, ayrıca davalı adına olan www.....com.tr alan adının iptaline," Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Mahkemenin kararına esas bilirkişi raporundaki tespitlerin hatalı olduğunu, Bilirkişi kök ve ek raporlarında davacının iddialarının SMK’nın 6/3., 6/4., 6/6. Maddesi kapsamında geçersiz olduğu bu maddeler yönünde markanın hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceği belirtilmiş olup bu tespitin hukuka uygun olduğunu, SMK 6/9.maddesine dayalı hükümsüzlük kararı verilemeyeceğini, markanın ilk olarak ... tarafından 18.04.2016 tarihinde tescil edildiğini, Söz konusu markanın tescil edilmesinde çok sonra bu marka ... tarafından İstanbul ... Noterliği'nin 10.12.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı marka devir sözleşmesi ile müvekkile devredilmiş olduğunu, tescil başvurusunun müvekkili tarafından yapılmadığını, Raporda da belirtildiği üzere; devir işlemi bir tasarrufi işlem olup hakların da müvekkiline geçtiğini, marka başvuru yapan kişinin niyetinin müvekkiline devredilen bir şey olmadığını, marka başvurusunda bulunan kişinin niyetinin müvekkilini bağlamayacağını, müvekkilinin markayı devralan iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, kötüniyete ilişkin delil ortaya konulmadığını, Yargıtay kararlarında kötüniyet sayılan kriterlerin de olayda gerçekleşmediğini, markanın tescillenen 09. sınıftaki mallarda kullandığına dair, dosyada çok sayıda delil olduğunu, davacı şirketin bile yıllarca müvekkili ile çalıştığını, tescilden itibaren beş yıllık süre içerisinde dava açılmamış olup aksine, bunu istediği zaman kullanma hakkı olacağından dolayı bu durumun kötüniyet kabul edilemeyeceği açık olduğunu, Müvekkilinin marka tescilinden önce, davacı tarafından sadece Çin’de tescilli olduğu anlaşılan hükümsüzlük konusu markanın, sektörel tanınmışlığı olmaması nedeniyle müvekkili tarafından bilinirliğinin düşük ihtimal olduğunu, müvekkilin ... HİZMETLERİ A.Ş. yetkilisi olduğu, dolayısıyla bir şirketinin olduğundan kötü niyetin oluşmayacağını, 2016 yılı itibarıyla markanın tanınan/bilinen bir marka olmayıp halen de tanınmış marka olmadığını, müvekkilin tarafından yurt dışında tescil olduğunun bilinmesi mümkün olmadığı, Müvekkilinin başkasının markasını kullanmaya engel olma amacıyla marka tescili yapması ve devri alması söz konusu olmayıp aksine davacının ürünlerini müvekkilinin Türkiye'de kendi markası ile satışa sunarak davacıya yardımcı bile olduğunu, Davacı ile müvekkil arasında bu konuda yıllarca ticari ilişki olduğunu, Engelleme olmadığını, Davacı tarafın başka bir kod üzerinden bu marka için başvuru yapmış müvekkil buna bile itirazda bulunmadığını, Tescil tarihi itibarıyla davacının hiçbir ülkede tescilli markası olmadığı tescilli markası olmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu, Müvekkilinin bir çok reklam çalışması yaparak markayı Türkiye'de bilinir hale getirdiğini, Bilirkişinin hak düşürücü süre yönündeki tespit de hukuka uygun olmadığını, itirazın ek raporda giderilmediğini, 2018 yılından bu yanadır müvekkili ile çalışmakta olan davacının markanın kim tarafından hangi tarihte tescil edildiğini ve müvekkil tarafından devir alınarak kullanıldığını bildiğini belirterek kararın ve tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE Dava, davalı adına tescilli 2016/34805 numaralı markanın hükümsüzlüğü ile www.....com.tr alan adının iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davalı tarafça da kabul edildiği üzere davacı ile davalı arasında ticari ilişki olduğu, davacının yurt dışında pek çok ülkede tescilli ... markası ve www.....com isimli web sitesi olduğu, davacının yabancı kelime ve şekil unsuru da içeren markasının aynı şekil unsuru ile tescil başvurusu yapılmasının tesadüfi kabul edilemeyeceği, davalı markayı dava dışı ...'dan 10.12.2018'de devir almış ise de, davacı vekilince davalı ile dava dışı ...'ın başkaca birçok marka için birlikte tescil başvurusunda bulunduklarına dair TPMK kayıtlarının sunulduğu, www.....com alan adının 25.12.2018'de davalı adına tahsis edildiği de dikkate alındığında mahkemece tescilde kötüniyet kabul edilerek markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi yerinde görülmüş, kötüniyetli tescilde hükümsüzlük davası her zaman açılabileceği gibi, dava konusu markanın 30/12/2016'da tescil edildiği, davanın 5 yıl içinde 22/10/2021'de açıldığı da dikkate alındığında davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle istinaf sebepleri ile sınırlı ve kamu düzenine ilişkin ilkeler dikkate alınarak yapılan incelemede ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 10TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/02/2025