T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/975 Esas
KARAR NO: 2025/307
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/03/2023
NUMARASI: 2021/73 Esas, 2023/48 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
KARAR TARİHİ: 26/02/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... başvuru, ... tescil numaralı “...” markası olduğunu, davacının bu markalı ürünlerin üretimini ve satışını yaptığını, davalının ise görselleri sunulan “...” ürünün üretimini ve satışını yaptığını, davalı tarafından kullanılan marka ve ürün ambalajının davacıya ait marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının kullandığı “...” ibarelerinin markaları görsel ve fonetik olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer hale getirdiğini, davalının davacının tanınmışlığından yararlanmaya çalıştığını, davalının ürünleri ile müvekkilinin ürünlerinin davalıya ait ... isimli marketlerde yan yana satıldığını, ortalama tüketicinin ürünleri karıştırabileceğini, davalının eyleminin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalının eylemlerinin SMK kapsamında marka hakkına tecavüz ve TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." markalarını 2010 yılından bu yana aralıksız bir şekilde mağazalarında kullandığını, müvekkilinin tanınmış hale gelmiş markasıyla davacı ve dava dışı diğer benzer ürün satışı yapan markalardan farklılaştığını, davacının bu kötü niyet iddialarını delillendirmek için herhangi bir belge sunamadığını, davacıının müvekkiliyle benzer ürünlerin satışını yaptığı markalarını mesnet göstererek müvekkili aleyhine davalar açmakta olup, açılan davaların amacının sektörde tekel haline gelmeyi kolaylaştırdığını, davacı şirketin daha önce bu amaçla benzer şekilde açtığı iki davanın reddine karar verildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini isttmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacıya ait marka tescil kayıtları, davalının tasarım tescil kayıtları, davalının ambalaj kullanımına ilişkin tespitler ve bilirkişi raporları ile; davacının davaya dayanak yaptığı markasının ... başvuru, ... tescil numaralı "..." markasının şekil ve renk unsuru içerdiği, beyaz zemin üzerine kırmızı büyük harflerle "..", altında ... renkli şerit üzerinde sarı büyük harflerle "...", daha küçük puntoyla ve beyaz harflerle "..." ibarelerinin yazıldığı, davacının fiili kullanımında markasında yer alan ... şerit düz formda olmasına rağmen dalgalı bir ... şerit formunu kullandığı, davalının davaya konu ambalajında da beyaz zemin üzerine, en üstte davacının markasındakinden daha küçük kırmızı harflerle "...", altında ... renkli dalgalı şerit üzerinde sarı büyük harflerle "...", ... şeritin altında da daha küçük puntoyla ve siyah harflerle " ..." ibarelerinin yazıldığı, ambalaj üzerinde üç adet ... ... görselinin yer aldığı, her iki tarafın çatı markası olan "..." ve "..." markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadıkları, "..." ibaresinin tanımlayıcı bir ibare olduğu, ancak davalının ambalajının zemin rengi, "..." markasının kırmızı renkle yazılması, "..." ibaresinin ... renkli şerit üzerine sarı renkle yazılması, pek çok seçenek özgürlüğü mevcut olmasına rağmen, davalının ambalajı üzerindeki unsurların yerleşim şeklinin davacının davalıdan çok daha önce kullanmaya başladığı tespit edilen "... " markasını taşıyan ürün ambalajıyla ve tescilli markasıyla benzerliği, ortalama tüketici kitlesine hitap eden, marketlerde genellikle yan yana satışa sunulan ve hızla satın alınan ürünler olmaları nedeniyle, davacının ... tescil numaralı markasıyla iltibasa neden olabileceği, davalının davaya konu edilen ambalajının tescilli tasarımına uygun olmadığı ve davacının ... tescil numaralı "..." markasına yakınlaştırmak amacıyla kullanıldığı, davalının bu eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmakla, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasının kabulüne karar vermek gerektiği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, davalının davacı adına tescilli markayla iltibas yaratacak şekilde ambalaj tasarımı kullanması eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin talebin de reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek; yerel mahkeme tarafından denetime elverişliliği bulunmayan bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak karar verildiğini, müvekkilce kullanılmayan tasarıma atıfla, kullanılmış gibi kabul edilerek davacının marka hakkına tecavüz edildiği şeklinde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince verilen kararda yer alan, müvekkilce kullanılmayan ve iptal olmuş ambalaj tasarımının benzerliği hakkındaki değerlendirmeler usul ve yasaya aykırı olup kabulünün mümkün olmadığını, asla kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için ilgili tasarımın kullanılmış olduğu kabul edilse dahi, davacı tasarımıyla iltibas oluşumuna sebep olacak şekilde benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ..." ve "..." markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadıkları, ancak davalının ambalajının zemin rengi, "..." markasının kırmızı renkle yazılması, "..." ibaresinin ... renkli şerit üzerine sarı renkle yazılması, pek çok seçenek özgürlüğü mevcut olmasına rağmen, davalının ambalajı üzerindeki unsurların yerleşim şeklinin davacının davalıdan çok daha önce kullanmaya başladığı tespit edilen "..." markasını taşıyan ürün ambalajıyla ve tescilli markasıyla benzerliği, ortalama tüketici kitlesine hitap eden, marketlerde genellikle yan yana satışa sunulan ve hızla satın alınan ürünler olmaları nedeniyle, davacının ... tescil numaralı markasıyla iltibasa neden olabileceği, davalının davaya konu edilen ambalajının tescilli tasarımına uygun olmadığı ve davacının ... tescil numaralı "... " markasına yakınlaştırmak amacıyla kullanıldığı, davalının bu eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, bu nedenle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE 2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/02/2025