T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2024/172 Esas
KARAR NO:2025/27
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:30/10/2023
NUMARASI:2019/553 Esas, 2023/786 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:09/01/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ...bank A.Ş. nezdinde mevduat hesabı bulunan ve Silivri Ticaret Siciline ... numara ile kayıtlı ‘’ ... Şirketi’nin yasal mirasçısı olduklarını, sunulan dekontta 01.09.2010 tarihinde ... Şirketi’nin hesabından 13.409,62 TL tutarının hesaptan para çekmeye yetkili bulunmayan kimselerce çekildiği ve bankadan bu işleme ilişkin olarak alınan dekontta işlemi yapan kişinin imzasının bulunmadığının anlaşılmış olduğunu, söz konusu tutar hesabında tasarruf yetkisine sahip kişi veya onun tarafından kendisine temsil yetkisi verilen bir kişi tarafından çekilmemiş olduğunu, müvekkili ile davalı borçlu arasında bir mevduat sözleşmesi bulunmadığını, davalı bankanın bu sözleşme gereği Borçlar Kanunu’ndan doğan bir özen yükümlülüğü bulunmakta olup, davalı banka hesapta bulunan parayı tasarruf yetkisine sahip olan kişi dışında veya onun tarafından kendisine temsil yetkisi verilmeyen birine ödeme yapmış ise sorumluluk bankaya ait olacağını, davalı bankanın mevduat hesabındaki parayı ancak hesap sahibine veya onun yetkili temsilcisi olduğunu ispat eden kişiye ödeyebileceğini, davalıdan istenen dekontta imza bulunmaması bu hususu kanıtlar niteliğinde olduğunu, bir itibar ve güven müessesesi olan ve basiretli bir tacirin göstereceği özenle hareket etmesi gereken banka hesaptaki paradan, hesap üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan birine ödeme yaparak bu özen borcuna aykırı davranmış ve bu özensizlik ve dikkatsizlik sonucu müvekkillerinin malvarlığında zarar meydana gelmiş olduğunu, müvekkilleri tarafından, davalı borçlu hakkında üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmedikleri için... numaralı dosya ile hakkında icra takibi başlatıklarını, bankanın bu sorumluluğu kabul edip müvekkillerine yeniden ödeme yapması gerekirken bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş, başlatılan icra takibine itiraz etmiş ve takibi durdurmuş olduklarını belirterek, itirazın iptaline takibine devamına ve toplam 18.799,19 TL alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar ... ve ... vekili ıslah dilekçesi ile; davalının ıslah dilekçesine beyanlarımızın kabulü ile müvekkiller adına dava dilekçesindeki maddi hatanın herhangi bir hak kaybına neden olmaması adına ıslah suretiyle düzeltilerek usulsüz para çekiminin müvekkillerinin yasal mirasçısı .. hesabı olduğunun, takip dayanağı dekontlar ile sabit olduğu husususun tekrarı ile takip miktarına takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle haksız mesnetsiz ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın iptaline, borçlu aleyhine %20 den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların sermaye şirketinin yasal mirsaçısı olmaları iddiasıyla ve mecburi dava arkadaşı olan mirasçıların tamamı olmadan iş bu davayı açmaları nedeniyle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, öncelikle iddia ettikleri gibi davaya konu olan müvekkili bankadan ... -... nolu hesaptan bu şirket adına değil, müteveffa ... -... adına kayıtlı bir hesap olduğunu, dolayısıyla bu heseba ait tüzel kişilik adına açılmış bir hesap değil, bireysel bir hesap olduğunu, vekaletname ibraz ederek parayı çeken dava dışı .... iken müvekkili bankaya husumet yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, dava dışı ...'nun ihbar edilmesi gerektiğini, dava dışı ...'nun müvekkili banka hesabından çektiği paralarla müteveffanın sağlığında onun adı ve hesabına hareket ederek müteveffanın SGK borçlarını ödemiş ve dolayısıyla bu ödemeler nedeniyle miras bırakan ne de mirasçılar zarara uğramıştır, dekontta sehven müşterinin mizasınnı bulunmamasının esası etkiler hiçbir yönü bulunmadığı gibi dava konusu ödemeye ilişkin müvekkili bankanın özen yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair davacı tarafın iddialarının hiçbir dayanağı olmadığını, davacıların davaya konu parayı müvekkili bankadan tahsli etmeye çalışmalarının dürüstlük kuralına aykırı olup, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI:İlk derece mahkemesinin 2016/250 Esas, 2018/1174 Karar sayılı, 10/12/2018 tarihli ilamında; "...Davacının davasının HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince görev dava şartı yokluğundan usulden reddine -Görevli mahkemenin İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİ olduğuna " şeklinde karar vermiştir.
DAİREMİZİN KARARI:Dairemizin 01/10/2019 tarih ve 2019/860 Esas, 2019/1947 karar sayılı ilamı ile; "-Davalı yanın istinaf talebinin kabulü ile ; istanbul 11. asliye ticaret mahkemesi'nin 2016/250 esas -2018/1174 karar sayılı kararının HMK 353 a- 1 -3 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine" şeklinde karar verilmiştir.
DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2019/553E, 2023/786 Karar sayılı, 30/10/2023 tarihli ilamında; "Davanın kısmen kabulü ile; 1-Davalının ... sayılı dosyasına vaki itirazının 13.409,62 TL asıl alacak yönünden iptali ile 13.409,62 TL'lik asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 9 oranında faiz uygulanarak takibin talepnamedeki diğer koşullar ile aynen devamına, 2-Davacının fazlaya ilişkin istemin reddine,3-Alacak likit olduğundan, iptaline karar verilen miktar üzerinden % 20 oranında hesaplanan 2.681,92 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine," şeklinde karar verilmiştir.
EK KARAR:Mahkemenin 07.11.2023 tarihli ek kararı ile; "Davanın kabul ve reddedilen miktarları dikkate alındığında İstinaf yasa yolunun açık olduğu kanaatine varılmakla davacı vekilinin tashih talebinin reddine" dair karar verilmiş, karar tebliğ edilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın mirasbırakanın son yerleşim yerinde açılması gerektiğinden, mirasbırakanın son yerleşim yerinin tespiti gerektiğini, davanın hukuki niteliği itibariyle "miras sebebiyle istihkak davası" olduğunu, davacıların müteveffa ...’nun sağlığında onun adına ve namına müvekkil banka kanalıyla yapılan SGK ödemelerinin tahsiline ilişkin ikame edilmiş icra takibine istinaden açılmış işbu dava hukuki dayanaktan yoksu olduğunu, TMK. m. 576/II’ye göre miras sebebiyle istihkak davası mirasbırakanın yerleşim yerinde açılacağını,Davanın zamanaşımına uğradığını, TMK. 639.maddesinin dikkate alınmasını, yerel mahkemenin gerekçesinde atıf yaptığı Yargıtay kararında da süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulması halinde ıslah yoluyla zamanaşımı def'inde bulunulabileceği belirtildiğini, cevap dilekçesinin süresinde olduğunu, ıslah ile zamanaşımı savunmasında bulunulmasınında usul ve yasaya aykırılık olmadığını, Davanın miras sebebiyle istihkak davası olmadığına kanaat getirilmesi halinde ise davacıların davaya konu olan icra takibini mirasın korunması kapsamında değil, kendi miras paylarına hasreten açtıkları kabul edileceğinden miras ortaklığına temsilci atanarak davaya devam edilmesi mümkün olmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacıların sermaye şirketinin yasal mirasçısı olmaları iddiasıyla ve mecburi dava arkadaşı olan mirasçıların tamamı olmadan işbu davayı ikame etmeleri nedeniyle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davaya konu olan müvekkil bankada kayıtlı ...-... nolu hesap bu şirket adına değil, müteveffa ... -... adına kayıtlı bir hesap olup bireysel bir hesap olduğunu, iddia ettikleri gibi bir sermaye şirketi olan bir şirketin yasal mirasçısı olmaları hukuken mümkün olmadığını, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, Kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacıla miras ortağı olduklarından tereke üzerinde ancak birlikte tasarrufta bulunabileceğini, davaya konu olan hesaptan vekaletname ibraz ederek parayı çeken dava dışı ... iken müvekkili bankaya husumet yöneltilmesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkili banka tarafından davaya konu ödemeler usulüne uygun ve muteber bir vekaletnameye istinaden yapıldığını,Dava dışı ... nun, müvekkilinin banka hesabından çektiği paralarla müteveffanın sağlığında onun adı ve hesabına hareket ederek müteveffanın sgk borçlarını ödediğini, dolayısıyla bu ödemeler nedeniyle ne miras bırakan ne de mirasçılar zarara uğramadığını,Dava dışı ..., müvekkil bankadan çektiği davaya konu paranın tamamını aynı gün 01.09.2010 tarihinde babası ...-....’ün prim borçlarını ödemek için Sosyal Güvenlik Kurumu’na yatırdığını, dava dışı ... işlemin yapıldığı tarihte sağ olan mütevaffanın yetkili temsilcisi olduğunu, temsilcinin yetkisi kaldırılsa ve sınırlansa dahi iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olan müvekkili bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, davaya konu ödemeye ilişkin dekontta sehven müşterinin imzasının alınmamasının esası etkiler hiçbir yönü bulunmadığı gibi dava konusu ödemeye ilişkin müvekkil bankanın özen yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair davacı tarafın iddialarının hiçbir dayanağı olmadığını, davacıların davaya konu parayı müvekkili bankadan tahsil etmeye çalışmaları dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. Davacılar ... ve ... vekili istinafa cevabında kararın kesin nitelikte olduğunu belirterek istinaf isteminin usulden ve esastan reddini talep etmiş, davacı miras ortaklığı temsilcisi vekili davalının istinaf isteminin reddini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi HMK 355 maddesi gereğince kamu düzeni ve istinaf sebepleri ile sınırlı yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş ise de, dava 18.799,19TL üzerinden harçlandırılmış ve mahkemece neticeten 13.409,62TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. HMK 341/4 maddesine göre; "Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda kararda asıl talebin kabul edilmeyen bölümü üçbin Türk Lİrasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz". Karar tarihi itibarı ile ise 3000TL'lik kesinlik sınırı 17.830,00 TL'ye yükseltilmiştir. Bu durumda karar tarihinde davalı yönünden karar, miktar itibarıyla kesin nitelikte olduğundan davalı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK 341, 346 ve 352/1-b maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 341, 346 ve 352/1-b maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.09/01/2025