T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2024/113 Esas
KARAR NO:2025/44
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:14/03/2023
NUMARASI:2021/66 Esas, 2023/46 Karar
DAVA:FSEK - TAZMİNAT
DAVA TARİHİ:18/12/2012
BİRLEŞEN İSTANBUL 2. FSHHM'NİN 2013/40 ESAS SAYILI DAVASINDA
DAVA:FSEK - TAZMİNAT
DAVA TARİHİ:01/03/2013
KARAR TARİHİ:09/01/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı ... firmasına verdiği ajans hizmetine karşın davalıların bu ilişkiyi haksız olarak sona erdirdiklerini, müvekkili şirket tarafından davalılara gönderilen ihtarname ile taraflar arasındaki iş ilişkisi döneminde müvekkili şirket tarafından yaratılan çalışmaların davalılarca fesih sonrası dönemde kullanılmaması için ihtarname gönderdiklerini, davalıların ihtarnameye rağmen eserleri kullanmaya devam ettiğini, bu hususun delil tespiti ile tespit edildiğini ileri sürerek, dijital iletim suretiyle davalılara ait 3 ayrı internet sitesinde yayınlandığı tespit edilen eserlerle ilgili olarak Türkçe, Fransızca, İngilizce ve Rumence dillerinde de işlenme suretiyle aynı hakkın izinsiz kullanıldığı da dikkate alınarak dijital iletim suretiyle yayın mali hakkının rayiç bedelinin tespiti ile FSEK 68.maddesi uyarınca bu bedelin 3 katı tazminata, neticede müvekkiline ait ihlal edilen telif haklarının ve rayiç-mali hak bedellerinin tespiti ve FSEK 68.maddesi uyarınca tespit edilecek bedelin 3 katı tazminatına asgari toplam bedel olarak 50.000-TL tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 09/07/2019 tarihli talep artırım dilekçesi ile asıl dava için talebini 75.000-TL'ye yükseltmiştir.
ASIL DAVAYA CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının her ay fatura kestiğini, reklam ürünlerine ait mülkiyet ve diğer hakların müvekkiline ait olduğunu bunların büyük bir kısmının tescil edildiğini ve müvekkili tarafından oldukça uzun bir zamandan beri malik sıfatıyla kullanılmış bulunduğunu, davacının geçmişe yönelik hak talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin sadece ürünleri ile ilişkili çeşitli tasarımları yaparken veya yaptırırken davacıdan ücretli mukabilinde danışmanlık hizmeti aldığını ve bu hizmetin bedelini ödediğini, müvekkilinin ticari faaliyetini sürdürürken uzun süre sessiz kalarak muvafakat verilmesi karşısında eylemlerinin de son ana kadar hukuka uygun bulunduğu sonucunu doğuracağını, fikri hak sahipliği iddia edilen ürünlerin bir çoğunun eser niteliğinde olmadığını, davacı ve müvekkili arasındaki sadece reklam ile ilgili olarak davacıya ayrı bir telif hakkı kararlaştırılmış olduğunu, bu film ücretinin davacıya ödediğini, ...'a ait olduğu iddia edilen yazıların davacıya hak yaratan yazılar olmayıp ...'ın imzasını taşımadığını, dava dilekçesindeki taleplerin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı ... firmasına verdiği ...hizmetine karşın davalıların bu ilişkiyi haksız olarak sona erdirdiklerini, müvekkili şirket tarafından davalılara gönderilen ihtarname ile taraflar arasındaki iş ilişkisi döneminde müvekkili şirket tarafından yaratılan çalışmaların davalılarca fesih sonrası dönemde kullanılmaması için ihtarname gönderdiklerini, ayrıca davalılara süresi tamamlanmış Ağustos ayına ilişkin aylık hizmet bedeline ve son teslim edilen çalışmalara ilişkin gönderilen 7 adet faturanın iade edildiğini, bu nedenlerle asgari tutarı 2.500 TL olarak beyan ettikleri dava konusu yaratıcı çalışmaların FSEK 68.maddesi uyarınca rayiç-mali hak devir bedellerinin tespiti ile dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte tahsiline, asgari tutarın 14.868 TL olarak beyan edilen Ağustos ayına ait aylık ajans danışmanlık hizmet bedellerinin tespiti ile fatura tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline, asgari tutarı 2.500 TL olarak beyan ettikleri 19 yıldır devam eden reklam-ajans hizmet sözleşmesinin kötü niyetli haksız feshi nedeniyle bir ihbar öneli verilmeden aylık hizmet bedelinden mahrum edilerek müvekkili şirketin zor durumda bırakıldığı ve zarara uğratıldığı için hakkaniyetli feshi ihbar süresinin mahkemece tespiti ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 09/07/2019 tarihli talep artırım dilekçesi ile birleşen dava için talebini 113.906,26-TL'ye yükseltmiştir.
BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin müvekkili ... A.Ş. ile olan ilişkisinin müvekkili ... A.Ş. ile yürüttüğü sözleşmenin icrasından ibaret olduğunu, her iki müvekkilinin ayrı tüzel kişiliğe sahip bulunduğunu, dolayısıyla davanın tefriki gerektiğini, esasa ilişkin ise taraflar arasındaki hukuki ilişkinin davacı tarafından haksız olarak feshedildiğini, davacının dava konusu ürünler üzerinde hak sahibi olmadığını, davacı tarafından müvekkillerine verilmiş bulunan hizmetlerin bedellerinin davacıya ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, asıl dava yönünden; taraflar arasındaki geçmiş iş ilişkisinde, davacının; çizgi altı ve çizgi üstü reklamcılık hizmetleri dahil, gerek reklam, gerek ürün, gerekse kurumsal kimlik, ambalaj-etiket, marka adı, logo, stand tasarımı gibi alanlarda telif ürünü eserler, tasarımlar ve yaratıcı çalışmalar konusunda davalılara hizmet verdiği ve bu hizmetlerin karşılığı olarak da aylık belli bir hizmet tutarını fatura ettiği, davalıların da bu bedeli davacıya ödedikleri, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, iş ilişkisinin feshine kadar karşılıklı uzlaşmalarla işlerin yürütüldüğü, taraflar arasındaki uzun süreli yazılı sözleşmeye dayalı olmayan iş ilişkisinde; davacının, davalıdan reklam ajansı hizmetleri kapsamında hizmet aldığı ve karşılığında ödeme yaptığı, davacı tarafından üretilen ürünlerin davalı tarafından reklam ve tanıtım faaliyetlerinde kullanıldığı, bu ürünlerin bir kısmı için davalı tarafça kendi adına TPMK nezdinde tescil işlemlerinin de yapıldığı, taraflar arasındaki yaklaşık 19 yıla dayalı ilişki sırasında davacı tarafça üretilen ürünlerin hak sahipliğine ilişkin bir talepte bulunulmadığı, bu hususta taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlığın da gerçekleşmediği, reklamcılık sektörel uygulamasında yazılı sözleşme söz konusu ise, sözleşmede belirtilen esaslar çerçevesinde üretilen iş ürünlerinin hak sahipliğinin kime ait olduğunun tespit edilebileceği, buna mukabil yazılı sözleşme olmaksızın yürütülen iş ilişkisinde yaratılan iş ürünlerin hak sahipliğinin kime ait olduğunun taraflar arasındaki ilişkinin somut durumuna bağlı olduğu dikkate alındığında; davacının yazılı sözleşme kapsamında olmayan ve davalı taraf için ücret karşılığında üretliği iş ürünlerinin hak sahibinin davalı olduğu, bu nedenle iş ilişkisinin sona erdirilmesinden sonra davalının vaki kullanımlarının hukuka uygun olduğu, taraflar arasında 2 adet reklam filmi için imzalanan 24/03/2011 tarihli sözleşmeye göre filmler karşılığında % 8 telif bedeli kararlaştırıldığı, davacı taraf her ne kadar bu oranın davalı şirketlerin sahibi... tarafından el yazısı ile % 10'a çıkarıldığını beyan etmişse de, sunulan belgede herhangi bir imzanın olmaması ve bu belgenin davalı tarafça da kabul edilmemesi nedeniyle, reklam filmleri için davacının sözleşmedeki % 8 telif bedelini talep edebileceği, ... Derneği'nin 11/07/2014 tarihli yazısında, reklam yapım bütçesinin/plasman-yatırım bedellerinin 300.000 TL - 400.000 TL arasında bir değer olduğu kanaatine ulaşıldığı, mesleki teamül gereği reklam ajanslarının reklam yapım bütçesinden ve reklam yayın bütçesinden en az % 10 aldıkları iddiasının doğru olduğu belirtildiğinden, ortalama bedelin (300.000 + 400.000 / 2) 350.000- TL olduğunun anlaşıldığı,... AŞ.'nin 21/07/2014 tarihli yazısı ekinde ... yatırımları Televizyon 1.119.069,99 TL ... 356.650,00 TL, Dergi 128.850,00 TL, ...126.963,00 TL olmak üzere toplam 1.731.531,00 TL olarak belirtildiği, bu tutarlar baz alınarak: (350.000 + 1.731.531,00) 2.081.531,00 TL'nin % 8'i esas alındığında tutarın 166.522,48 TL olacağı, telif bedeli karşılığı davacının 03/09/2012 tarihinde 7.000 + KDV 1.260=8.260-TL'lik fatura düzenlediği anlaşılmış ise de, davacı taraf kendisine yapılan ödemenin 94.771-TL olduğunu beyan ettiğinden, bu tutarın tenzili ile kalan bedelin 71.751,48 TL olacağı kanaatine varıldığı, davacının hak sahibi olduğu ürünleri, davalıya kendisinin teslim etmiş olması sebebiyle vaki kullanımın "sözleşme dışı" kullanım sayılamayacağından davacının 3 kat tazminat talebinin uygun olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesi ile, asıl davanın kısmen kabulü ile, 71.751,48-TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ve diğer taleplerin reddine; birleşen dava yönünden; mali bilirkişi tarafından yapılan incelemede: dava konusu 7 adet faturanın, davalılara ait ticari defterlerde kaydının bulunmadığı, ancak davacıya ait ticari defterlere kaydedildiğinin belirlendiği, davalı tarafından kabul edilmeyen bu faturalara konu işlerin yaptığını ispat yükünün davacıda olduğu, davacının birleşen davaya sunduğu belgelerden,... ve ... içerisindeki kayıtlardan, maillerden faturalara konu hizmetleri yaptığının anlaşıldığı, ayrıca faturada belirtilen miktarların sektörel çerçevede ve taraflar arasında daha önceki reklam ilişkisinde belirlenen miktarlara uygun olması nedeniyle davacının, birleşen davada 7 adet faturalar kapsamındaki 87.607-TL alacak talebinin haklı olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, birleşen davanın kısmen kabulü ile 87.607- TL nindava tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ve diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde asıl dava yönünden; -Yerel mahkemenin dava konusu grafik eserlerin FSEK anlamında eser sayılmayacağı görüşünün birçok yönden hukuka aykırı olduğunu,-Müvekkilinin reklam ajansı sıfatıyla yaptığı çalışmaların FSEK m.2/3 maddesi kapsamında da değerlendirilmesi gerekirken böyle bir değerlendirme yapılmamasının doğru olmadığını, kaldı ki, müvekkilinin çalışmalarının hepsinin grafik çalışmalar olmadığını, içinde estetik değerlendirme gerektirmeyen, reklam metinleri, basın ilan metinleri, afiş, broşür, katalog, stand giydirmesi gibi bir çok başka eser türleri bulunduğunu, bir an için müvekkilinin reklam ajansı olarak ürettiği çalışmaların eser olmadığı düşünülse bile, bu çalışmalarla ilgili ödenecek ücretin, reklam sektörü ve taraflar arasındaki sözleşme-uygulama ile değerlendirilmesi gerektiğini,-Yerel mahkemenin üretilen telif ürünlerinin reklam mecralarında kullanılmasının müvekkili lehine bütçenin %8'i oranında plasman bedeli (telif bedeli) ödenmesini gerektirdiği hususunu değerlendirmediğini,-Yerel mahkemenin müvekkili şirketin yurt içinde kullanılması amacıyla ürettiği eserlerin, davalılarca yurt dışındaki şirketlerinde kullanılmasının telif ücreti ödenmesini gerektirdiği hususunu ihmal ettiğini,-Yerel mahkemenin, davalılar için üretilen reklam-telif ürünlerinin yurt dışındaki şirketlere devriyle ilgili hukuki değerlendirme yapmadığını, oysa bir firmanın telif haklarını bir başka firmaya devretmesi için FSEK 48. maddesi uyarınca yazılı olarak verilmiş devir hakkı olması gerektiğini,-Yerel mahkemenin, aylık reklam ajansı ücreti ile mali hak devri konusunu ve reklam plasmanı (ek ücret) konularını birbirine karıştırmasının doğru olmadığını, Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde birleşen dava yönünden; -19 yıldır münhasıran süren bir reklam ajans sözleşmesinin feshinde makul bir süre verilmesi ve/veya bu süreye ilişkin fesih tazminatı ve/veya kötüniyet tazminatı ödenmesi gerektiğini,-Yargıtayın çeşitli kararlarında altını çizdiği gibi uzun süreli sözleşmelerin tek taraflı feshi için makul bir mehil verilmesi gerektiğinden, böyle bir mehil vermeden sözleşmenin derhal feshi nedeniyle, könüniyet veya hakkaniyet tazminatı ödenmesi yönündeki talebin reddinin hukuka aykırı olduğunu, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde asıl ve birleşen dava yönünden; -Şartları oluşmadığı halde belirsiz alacak şeklinde açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, -Davaya konu edilen her türlü hak ve alacağın zamanaşımına uğradığını,-Söz konusu kararda dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu bu alacaklara ilişkin olarak ıslah tarihi itibari ile faiz işletilmesi gerektiğini,-Müvekkil şirketler tarafınca davacıya ''...'' ve ''...'' isimli reklam filmlerine ilişkin tüm hak ve alacakların ödendiğini, telif bedeline ilişkin davacının hak kazandığı ancak ödenmemiş başkaca bir bedel bulunmadığını,- Davacı tarafından müvekkili şirkete gönderilmiş olan 2012 yılına ait faturaların süresi içerisinde ve itiraz mahiyetinde davacı şirkete geri gönderilerek iade edildiğini, ispat yükü kendisinde olan davacının faturalara konu hizmetleri somut dosya kapsamında ispat edememiş olmasına rağmen bu hususa ilişkin olarak birleşen davanın kısmenkabulüne karar verildiğini, bu hususa ilişkin olarak da eksik ve hatalı inceleme sonucu hüküm kurulduğunu, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Asıl dava: telif bedeline dayalı FSEK 68. uyarınca maddi tazminat; birleşen dava, dava konusu çalışmaların FSEK 68. maddesi uyarınca rayiç-mali hak devir bedellerinin ve Ağustos ayına ait aylık ajans, danışmanlık hizmet bedellerinin tahsili ile sözleşmenin feshi nedeniyle tazminat talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin 09/07/2019 tarihli talep artırım dilekçesi ile, asıl davaya ilişkin dava dilekçesindeki 50.000-TL'lik talebini 75.000-TL'ye yükselttiği, bu miktarı; dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmındaki 2 no'lu talebini 73.000-TL, 1-3-4 ve 5 no'lu taleplini, 500'er-TL olarak somutlaştrırdığı; birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmındaki 2 no'lu talebini toplam 113.906,26-TL'ye yükselttiği, asıl davada reddedilen miktar olan 3.248,52-TL ve birleşen davada reddedilen 26.299,26-TL'nin karar tarihindeki 28.250-TL olan istinaf sınırının altında kaldığı anlaşılmakla, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar vermek gerekmiştir.2-Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, asıl ve birleşen dava konusun alacağın miktarları yargılamayı gerektirdiğinden, belirsiz alacak talebinde bulunulmasında bir engel bulunmadığı, belirsiz alacak davasında talep artırım dilekçesi ile artırılan kısım için faiz başlangıç tarihinin temerrüt veya dava tarihi olduğu, (Emsal YHGK'nın 2015/9-3162 E.-2018/369 K.sayılı kararı) bu nedenle artırılan kısım için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, asıl davada; davacının hak sahibi olduğu eser niteliğindeki 2 adet reklam filmi için emsal rayiçler üzerinden, davalı tarafından yapılan ödemenin düşülmesi sonucu davacı lehine hükmedilen miktarın yerinde olduğu, birleşen davada; dava konusu 7 adet fatura konusu hizmetlerin yerine getirildiğinin davacının sunduğu delillerden anlaşıldığı, bu nedenle 7 adet fatura bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi kararının da yerinde olduğu anlaşılmakla, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-6100 sayılı HMK.'nın 341., 341/2 ve 346. maddeleri gereğince asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin USULDEN REDDİNE, 2-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE 3-Asıl ve birleşen davanın davacısından alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın asıl ve birleşen davanın davacısından alınarak hazineye irat kaydına, 4-Asıl ve birleşen davanın davalılarından alınması gereken toplam 10.886,00 TL ( 4.901,50 + 5.984,50 ) harçtan, peşin alınan toplam 2.723,00 TL (1.497 + 1.226,00 ) harcın mahsubu ile bakiye 8.163,00 TL harcın asıl ve birleşen davanın davalılarından alınarak hazineye irat kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.09/01/2025