T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2023/1665 Esas
KARAR NO:2025/60
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:18/07/2023
NUMARASI:2017/394 Esas, 2023/151 Karar
DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)|Fikir Ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.)|Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli)
KARAR TARİHİ:09/01/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin araç takip cihazı, merkezi araç takip sistemi sunucusunu içeren hizmetler verdiğini, araç takip cihazları ile merkezi sunucular arasında veri transferinin şirketin teknik ekibi tarafından belirlenen özel bir data yapısı ve haberleşme protokolüne göre şifreli olarak yapıldığını, müvekkiline ait araç takip cihazları ile merkezi sunucu arasındaki veri transferini sadece bu cihazların yapısını ve yazılımını bilen ve aralarında davalıların da bulunduğu ekip tarafından aktif hale getirilebildiğini, davalılar ... ve ...’ ın müvekkili namına ve hesabına geliştirilmiş olan uydu takip sistemi yazılım ve teknolojilerini ayrılırken şirkete teslim etmediğini, şirket adına sahip oldukları ... şifrelerini, sunucu şifrelerini ve kaynak kodlarını kötü niyetli olarak kullandıklarını, sisteme ilişkin bütün dataların kayıtlı olduğu laptop ve şirketin ön izleme cihazlarını iade etmediklerini, müvekkilinin eski bayisi olan davalılardan ... Ltd. Şti.'nin ve müdürü ...’ın, bayilik yaptığı dönemde diğer davalıların yardımıyla elinde kalan cihazların ayarlarını ve yazılımlarını, davalı ... Şti. nin web sitesi altında hizmete sunulan sunuculara bağlanmasını sağladıklarını, ... ile ...’ın müvekkilinin eski ortaklarından olduğunu, şirket hisselerini devrettikten sonra sunucuların bağlandığı web sitenin ait olduğu ... Şirketi'ni kurduklarını ve müvekkilinin eski çalışanlarından ... ve ... ile birlikte işlettiklerini, davalı şirketin kullandığı ... alan adının müvekkilinin eski çalışanlarından ... tarafından satın alındığını, müvekkiline ait uydu takip cihazı kullanan ... isimli müşteriden gelen bir arıza bildirisi üzerine söz konusu firmaya giden teknisyenin arızalı cihazın ... A.Ş. tarafından üretilen cihaz olduğunu gördüğünü, bağlanılan sunucu sorgulandığında cihazın olması gerektiği gibi müvekkiline ait... internet adresindeki araç takip sunucu adresine değil, .... Şirketi'ne ait olan ... adresindeki sunucuya bağlandığının tespit edildiğini, ayrıca cihazın üzerine .... Şti. yazılı bir kağıt yapıştırılmış olduğunu, davalılarca gerçekleştirilen tecavüz fiilinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, tecavüz fiilinin halen devam ettiğini ileri sürerek; tecavüzün ref'i için tecavüz fiilini oluşturan yazılımın kaldırılmasına, yazılımın yönlendirildiği ... sitesinin kapatılmasına, lüzüm görülen sair tedbirlerin tatbik edilmesine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak şartıyla 5.000-TL maddi (FSEK’nun 70/2-3. maddesi) ve 50.000-TL manevi tazminatın (FSEK’nun 70/1. maddesi) haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, davalılarca tecavüz fiilinden elde edilen karın davacılara verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş; 04/01/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile, maddi tazminat talebini artırarak, 246.120-TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP:Davalılar ... ve ...Ltd.Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; her iki müvekkilinin de davacı şirket ile hiçbir zaman hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, huzurdaki davanın husumet yönünde eksik olduğunu, davacı şirket ile hiçbir zaman ticari ilişki içerisinde bulunmayan müvekkillerinin, dava dilekçesinde adı geçen araç takip cihazlarının da asıl ve meşru sahibi olduğunu, müvekkillerinin ... AŞ.’den ücretini ödeyerek satın aldığı cihazlar olduğunu, huzurda görülmekte olan davada, davacı şirket ile bahsi geçen ...A.Ş'nin ise birbirinden bağımsız iki ayrı şirket ve iki ayrı tüzel kişilik olduğunu, davacı şirketin de, ... adlı şirket araçlarında takılı bulunan araç takip cihazlarının kendilerine ait olduğunu da ispat edemediklerini, davacı şirketin delil olarak gösterdiği İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında müvekkillerinden ...’ın sanık olarak yargılanmasına karşın, hakkında dosya kapsamında da herhangi bir aleyhe delil bulunmadığını, müvekkillerinin diğer davalılarla birlikte hareket etmek suretiyle davacı şirketi zarara uğratma ve fikri mülkiyet haklarına zarar verme kastının hiçbir zaman olmadığını, aksine müvekkillerinin dava dışı olan ... AŞ. ve ... Ltd. Şti. tarafından kasıtlı olarak zarara uğratıldığını, ancak davacı şirketin bu ilişkiyi de kendisi ile müvekkilleri arasında yaşanmış gibi lanse ettiğini, müvekkillerinin satın aldığı ve kendisine ait olan cihazları başka bir yazılım şirketinin sunucusuna yasal olarak bağlanmak suretiyle kullandığında bu şirketlerin haksız suçlamalarıyla karşı karşıya kaldığını, hâlbuki müvekkillerin ilgili cihazları yine dosyanın diğer sanıkları yahut dava dışı üçüncü kişiler tarafından oluşturulan her türlü yazılım hizmetinden yararlanmak için kullanmasının tamamen yasal ve bilişim sistemlerine yönelik bir saldırı niteliği taşımayan bir girişim olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ...Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin 03/01/2014 tarihinde kurulduğunu, dolayısıyla mobil dataya dayanan teknolojiler konusunda öncü bir şirket olmasının mümkün olmadığını, davacı şirket bünyesinde müvekkillerinin hiçbirisinin çalışmadığını, davalı ... şirketinin de hiçbir zaman davacı şirketin bayiliğini yapmadığını, ... ve ...'ın davacı şirket ile hiçbir ortaklık ilişkisi bulunmadığını, ... firmasının dava konusu cihazın sahibi olduğunu, bu cihazın yazılım lisansı ile birlikte alındığını, davacı şirketin bu cihaza izinsiz müdahale etmek suretiyle suç işlediğini, piyasaya yeni bir soluk getirmek amacı ile... firması tarafından geliştirilen ... sisteminin tamamen sıfırdan yazılmış yeni bir yazılım olduğunu, dolayısıyla dilekçedeki yazılımın kopyalanarak haksız kazanç edildiği iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, davalıların davacı şirketin müşterilerini kendilerine çekme gibi bir gayretinin hiçbir zaman olmadığını, dava konusu yazılımın eser sahibinin ..., ... ve ... olduğunu, davacı şirketin eser çoğaltma hakkını ihlal ederek yazılımı eser sahiplerinin izni almadan kullandığını, bu şekilde FSEK'ten kaynaklanan haklara muhalefet ettiğini, davalılar tarafından herhangi bir tecavüz fiilinin söz konusu olmadığını, maddi ve manevi bir zarar oluşmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; bilirkişi raporları, dosyaya getirtilen ticaret sicil kayıtları, davalılara ait ... kayıtları, dinlenen tanık beyanı, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/27 Esas sayılı dava dosyasının içeriği ve tüm dosya kapsamı ile; davalılardan ...'ın 2002 yılında davacı şirketten önceki ... Şirketi'nde yazılımcı olarak çalışmaya başladığını 2014 yılına kadar davacı şirkette çalışmaya devam ettiği, davacı şirketin araç takip sistemi hizmeti verilen bilişim sisteminin ... yazılımlarını oluşturduğu, davalı ...'in ise davalı ...'dan 4 ay sonra davacı şirkette yazılımcı olarak çalışmaya başladığı, davalı ...'ın ise davacı şirkette Eylül 2012 tarihinde çalışmaya başladığı, 2014 yılının Mart ayında işten ayrıldığı, bu süre içerisinde davalı ... ile birlikte davacı şirkette araç takip yazılımı üzerinde çalıştıkları, davalı ...'ın, davacı şirkette 2008 yılına kadar çalıştığı, daha sonra ayrılarak davalı ...’ni kurduğu ve araç takip yazılımı hizmeti verdiği, davalı ...'ın davacı şirketin ortaklığından 2012 yılında ayrıldığı, davalı ...'ın davalı ... Şti.'nin sahibi ve yetkilisi olduğu, araç takip sistemi pazarlama işi ile uğraştığı, araç takip yazılımlarını ve cihazlarını son kullanıcıya pazarladığı, daha önce davacı şirketin bayiisi olarak faaliyet gösterdiği, davacıdan satın aldığı araç takip cihazlarını müşterilere sattığının tespit edildiği, davalılardan ...'ın davalı şirketlerde ortaklığı, dava konusu ... isimli yazılımın hazırlanması ve pazarlanması ile bir ilgisinin tespit edilemediği, davacı şirketin ortaklığından ise olaydan daha önce ayrıldığı, ceza davasında da aynı nedenlerle beraatine karar verildiği anlaşılmakla, bu nedenle bu davalı hakkındaki davanın reddine karar vermek gerektiği, davalılar ..., ... ve ...'in ise davacıya ait... isimli araç yazılımının oluşturuşmasında davacı şirketin çalışanları olarak görev aldıkları, ancak davacı şirkette başka çalışan mühendislerin birlikte yaptıkları çalışmalar sonucunda yazılımın oluşturulduğu, FSEK'nun 10/son maddesi uyarınca eserden kaynaklanan mali hakların davacı şirkete ait olduğu, davalıların daha sonra davacı şirketten ayrılarak aynı yazılımı ... adıyla oluşturup satışa sundukları, araç takip sistemi araçlarını ... alan adlı takip sistemine yönlendrdikleri, davalı .... Şti.'nin ve yetkilisi olan davalı ...'ın daha önce davacıdan aldığı ve elinde kalan cihazların ayarlarını ve yazılımlarını, davalı ... tarafından satın alınan ve davalı .... Şti.’ nin ... isimli web sitesi altında çalışan sunucuya yönlendirdiği, her ne kadar ceza davasında hakkında beraat kararı verilmişse de, bu kararın hakkında yeterli delil bulunamaması nedeniyle verildiği, bu nedenle beraat kararının Mahkemeyi bağlamayacağı, davalıların bu şekilde davacı şirkete ait yazılımı izinsiz kullanmak suretiyle çoğaltma hakkını ihlal ettikleri, davacının bu nedenle FSEK'nun 70/3. maddesi uyarınca davalıların elde ettiği gelirin kendisine ödenmesini talep edebileceği, alınan bilirkişi raporu ile bu tutarın 74.890,56-TL olduğunun tespit edildiği, her ne kadar yazılımın telif bedeli bilirkişi tarafından 246.120,00-TL olarak tespit edilmişse de, davacının FSEK'nun 68. maddesi uyarınca rayiç bedele ilişkin bir talebi bulunmadığı, davacı taraf ticari kayıtlarını bilirkişi incelemesi için sunmadığından menfi zararı olduğunu ispatlayamadığı, her ne kadar davacı şirket FSEK'nun 70/1. maddesi uyarınca manevi tazminat da talep etmişse de, yazılım üzerinde hak sahibi olan davacı şirket tüzel kişi olmakla, yazılım üzerinde FSEK'ten kaynaklanan manevi hakkı bulunmadığı, FSEK'nun 70/1. Maddesi uyarınca manevi tazminat talep edemeyeceği, davalıların davacıya ait araç takip sisteminden faydalanan müşterilerini kendi araç takip sistemine haksız ve izinsiz olarak yönlendirmek suretiyle aynı zamanda haksız rekabette bulunduklarıgerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine; davalıların mali hakları davacıya ait ... isimli akıllı araç takip sistemi yazılımını ... adıyla izinsiz kullanmak suretiyle davacının FSEK'ten kaynaklanan haklarına tecavüz ettiklerinin ve haksız rekabette bulunduklarının tespitine, davalıların gerçekleştirdikleri tecavüzün ref'ine, davalılar tarafından ... isimli araç takip sistemi yazılımının kullanılmasının yasaklanmasına, FSEK 70/3.maddesi uyarınca 74.890,56 TL maddi tazminatın 06.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde;-Maddi tazminat talebinin kısmen kabülüne karar verilmesinin HMK m.33 gereği son derece hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesince, her ne kadar yazılımın telif bedeli bilirkişi tarafından 246.120-TL olarak tespit edilmişse de, davacının FSEK'nun 68. maddesi uyarınca rayiç bedele ilişkin bir talebi bulunmadığı, davacı taraf ticari kayıtlarını bilirkişi incelemesi için sunmadığından menfi zararı olduğunu ispatlayamadığıının belirtildiği, halbuki, 04/01/2022 tarihli ıslah dilekçesin 27/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda doğrultusunda maddi tazminat talebini 241.120-TL artırarak ıslah talebinde bulunarak, dava tarihi itibariyle piyasa koşullarında yapılmasının maliyetini(rayicini) talep ettiklerini, kanun maddesine değinilmemiş olmasının tazminat taleplerinin reddini gerektirdiğini,- Tüzel kişilerin, nitelikçe gerçek kişilerin kişiliklerine özgü olanların dışında kişilik haklarına sahip olduğunu ve bunların halele uğratılması halinde manevi tazminat adı altında zararlarının giderilmesini isteyebileceğini, müvekkilin davalıların bahse konu eylemleri nedeniyle uğramış olduğu manevi zararın davalılarca tazmini gerektiğini, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.-Davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... Şti. vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar etderek; -Davalı ...’ın 2014 yılına kadar davacı şirkette çalışmaya devam ettiği bilgisinin verildiğini, ancak davacı şirketin 03/01/2014 tarihinde kurulduğunu, müvekkilinin davacı şirkette hiçbir zaman çalışmadığını,-FSEK kapsamında 8. ve 9. maddelere göre dosyaya sunulmuş olan geliştirme süreci versiyon kontrol sistemi log dosyalarından da görülebileceği üzere, hem ... sisteminin hem de "..." sisteminin eser sahiplerinin müvekkilleri ... ve ... olduğunun açıkça ispat edildiğini, ancak verilen kararda bu deliller dikkate alınmadığını, tek yönlü olarak davacı şirketin talepleri doğrultusunda ceza dosyası esas alınarak işbu istinaf kanun yolu başvurusuna tabi karar ihdas edildiğini,-Müvekkil davalıların "..." sisteminin kaynak kodlarını mahkemeye sunduklarını, ancak sayın mahkemece talep etmiş olmasına rağmen davacı şirketin kaynak kodlarını mahkemeye sunmaktan imtina ettiğini, oysa ki bilgisayar yazılımları kaynak kodlar aracılığı ile oluşturulmakta olduğunu, bu nedenle bilirkişilerce FSEK yönünden değerlendirme yapılamadığını, buna rağmen ilk derece mahkemesince nesnel gerçeklerden uzak adaletle bağdaşmayan bir karar verildiğini, hiçbir kaynak kodu incelenmeden karar verilmesinin FSEK’in ilgili maddeleri yönüyle gerekli incelemelerin gerçekleştirilmediğini gösterdiğini, -Gerekçeli kararda zikredilen “davalıların bu şekilde davacı şirkete ait yazılımı izinsiz kullanmak suretiyle çoğaltma hakkını ihlal ettikleri” ibaresindeki tüm ifadeler ... yazılımın gerçek eser sahiplerinin müvekkilleri ... ve ... olması, “...” sisteminin sıfırdan yazılmış yeni bir sistem olması ve ... sisteminden çoğaltıldığının tamamen gerçek dışı olması nedeniyle tamamı ile yanlış olduğunu, dava sürecinde dosyaya sunulan versiyon logu dosyaları ile ... sisteminin gerçek eser sahiplerinin onu vücuda getiren ... ve ... olduğunun açıkça ispatlandığını, buna rağmen bu delillerin teknik anlamdaki anlamı tam olarak tefhim edilememiş olacak ki, halen daha ... sistemine mezkur müvekkiller haricinde diğer geliştiriciler tarafından da katkı verildiği gibi tamamen yanlış düşünce ile adalet terazisinden uzak bir karar verildiğini ve diğer kararların da bu yanlış kararın üzerine yanlış bir şekilde bina edildiğini,-Davalı müvekkillerin herhangi bir şekilde FSEK’in izinsiz çoğaltma gibi bir maddesini ihlal etmesinin söz konusu olmaması dolayısıyla, “davacının bu nedenle FSEK'nun 70/3. maddesi uyarınca davalıların elde ettiği gelirin kendisine ödenmesini talep edebileceği” kararının da hakkaniyetli olmadığını,-Gerekçeli kararda zikredilen “davalıların davacıya ait araç takip sisteminden faydalanan müşterilerini kendi araç takip sistemine haksız ve izinsiz olarak yönlendirmek suretiyle aynı zamanda haksız rekabette bulundukları anlaşılmakla” ibaresi de tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkillerin herhangi birinin eyleminin, mevzuatla veya içtihatla belirlenmiş, haksız rekabete ilişkin herhangi bir ihlalin içerisinde de yer almadığını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, davalıların mali hakları davacıya ait ... isimli akıllı araç takip sistemi yazılımını ... adıyla izinsiz kullandığı iddiasına dayalı, FSEK'ten kaynaklanan haklara tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve ref'i ile yazılımın kullanımının yasaklanması ve maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili ve davalılar ....Şti, ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalılar vekilinin ... yönünden istinaftan vazgeçmesi üzerine, ilk derece mahkemesince 18/07/2023 tarihli ek karar ile, davalı ... ...'ın istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince gerekçeli kararda, davalılardan ...'ın 2014 yılına kadar davacı şirkette çalışmaya devam ettiği, davacı şirketin araç takip sistemi hizmeti verilen bilişim sisteminin ... yazılımlarını oluşturduğu, davalı ...'in ise davalı ...'dan 4 ay sonra davacı şirkette yazılımcı olarak çalışmaya başladığı, davalı ...'ın ise davacı şirkette Eylül 2012 tarihinde çalışmaya başladığı, 2014 yılının Mart ayında işten ayrıldığı, davalı ...'ın, davacı şirkette 2008 yılına kadar çalıştığı, daha sonra ayrılarak davalı ...’ni kurduğu ve araç takip yazılımı hizmeti verdiği, davalı ...'ın davacı şirketin ortaklığından 2012 yılında ayrıldığı, davalı ...'ın davalı .... Şti.'nin sahibi ve yetkilisi olduğu, araç takip sistemi pazarlama işi ile uğraştığı, araç takip yazılımlarını ve cihazlarını son kullanıcıya pazarladığı, daha önce davacı şirketin bayiisi olarak faaliyet gösterdiği, davacıdan satın aldığı araç takip cihazlarını müşterilere sattığının tespit edildiği, davalılar ..., ... ve ...'in ise davacıya ait ... isimli araç yazılımının oluşturuşmasında davacı şirketin çalışanları olarak görev aldıkları belirtimiştir. Ancak, davacı .... AŞ, 03/01/2014 tarihinde kurulmuştur. Dava dosyası ve ceza dosyası incelendiğinde, gerekçeli kararda davacı ile ilişkilendirilen bahsi geçen vakıalar, davacı şirket ile değil, dava dışı ... Şti.arasında meydana gelmiştir. Dava dışı ... Sistemleri..AŞ farklı tüzel kişiliklere sahip iki ayrı şirket olup, ortakları da farklıdır. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin davaya konu eseri dava dışı .... Şti.ile birlikte ürettiğini, sonrasında tüm haklarını devraldığını beyan etmiştir. İlk derece mahkemesince, davalılar ile dava dışı şirket arasındaki çalışma/ortaklık/iş ilişkisinin davacı şirket ile gerçeklemiş gibi gösterilmesi doğru görülmemiştir. İlk derece mahkemesince alınan 04/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda; yayında olan ... ve ... alan adlı internet siteleri üzerinde yapılan incelemede, her iki sitede de yalnızca bir adet sayfa olduğundan siteler arasındaki benzerliğe/farklılığa yönelik herhangi bir tespit gerçekleştirilemediği, tevdii edilen dosya ekindeki Flash bellek üzerinde yapılan inceleme sonucunda, söz konusu flash bellek içerisinde yazılımlara ait herhangi bir kaynak kodu bulunmadığından, kaynak kodlar yönünden herhangi bir karşılaştırma ve inceleme işlemi yapılamadığı, bu inceleme yapılamadığı için ürünün FSEK kapsamında değerlendirilmesinin bu aşamada mümkün olmadığı belirtilmiştir.İlk derece mahkemesince 14/07/2021 tarihli ara karar ile, İstanbul Anadolu 9.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/27 Esas, 2018/632 Karar sayılı dosyasının dava dosyası ile birlikte yeniden önceki bilirkişi heyetine verilerek, yeniden rapor alınmasına karar verilmiştir. Ceza dosyasındaki bilirkişi raporları üzerinden hazırlanan 27/12/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda, dosya kapsamındaki mevcut bilirkişi raporları ve heyetimizce yapılan inceleme neticesinde, davalı tarafın kendi sistemlerinde kullanmış oldukları yazılım ile davacı tarafın yazılımının büyük oranda aynı olduğu, davacı tarafa ait yazılımın FSEK m.2 kapsamında ilim ve edebiyat eseri niteliğinde (bilgisayar programları) korunan eser mahiyetinde olduğu belirtilmiştir. Kök raporda kaynak kodları olmadığı için değerlendirme yapılamadığını belirten bilirkişi heyetince; ek raporda davalı tarafın kendi sistemlerinde kullanmış oldukları yazılım ile davacı tarafın yazılımının büyük oranda aynı olduğu sonucuna ulaşılmış, ancak ceza dosyasında kaynak kodların bulunup bulunmadığı ya da ceza dosyasından alınan bilirkişi raporları karşısında artık kaynak koduna gerek kalıp kalmadığı yönünde bir görüş bildirilmemiştir. Bu durumda söz konusu 04/01/2021 tarihli kök rapor ile 27/12/2021 tarihli ek bilirkişi raporu arasında kaynak kodu yönünden doğan çelişkinin giderilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalılar ile dava dışı şirket arasındaki çalışma/ortaklık/iş ilişkisinin davacı şirketle olduğu yönündeki yanlışlığın düzeltilerek, ceza dosyasında hem davacının ve hem de dava dışı ... Ltd. Şti'nin katılan olarak yer aldığı da dikkate alınarak yeni bir bilirkişi heyetinden; ceza dosyası içinde kaynak kodlarının mevcut olup olmadığı, kaynak kodları olmadan FSEK kapsamında değerlendirme yapılıp yapılamayacağı da sorularak, 04/01/2021 tarihli kök rapor ile 27/12/2021 tarihli ek bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalılar ....Şti, ..., ..., ..., ... vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin sair, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar ...Ltd.Şti, ..., ..., ..., ... vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulüne, 2-İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/07/2023 gün ve 2017/394 Esas, 2023/151 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin sair, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf peşin harçlarının talepleri halinde istinafa gelen taraflara iadesine, 6-İstinaf aşamasında davalılar ...Ltd.Şti, ..., ..., ..., ... tarafından yapılan yargılama gideri olan 3.690,00 TL (738,00 x 5) istinaf yoluna başvurma harcı ile 497,70 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 4.187,70 TL'nin davacıdan alınarak davalılar ...Ltd.Şti, ..., ..., ..., ...'a verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.09/01/2024