T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1071 Esas
KARAR NO: 2024/1890
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/05/2023
NUMARASI: 2020/4 Esas, 2023/540Karar.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/01/2020
KARAR TARİHİ: 04/12/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında eli mahsulü olmayan 31/03/2016 vade tarihli 75.000-TL tutarlı bono nedeniyle İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla kambiyo senedine mahsus olmak üzere haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, bonoda bulunan imzanın davacı tarafından imza edilmediği, bu nedenle icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine, takibin iptali ile davalı aleyhine asıl alacağın %20 si oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu bononun hukuka ve yasaya uygun şekilde müvekkili şirkete geçtiğini, müvekkili şirketin bu nedenle yetkili ve iyi niyetli 3. kişi hamil olduğu davacının imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmişse de iddianın somutlaştırılması için davacının ticari defterlerinin incelenmesi gerektiği, imza incelemesine dayanak teşkil etmek üzere imza incelemesi yapılması gerekeceği beyanı ile davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; uyuşmazlığa konu bonodaki imzanın davacı tarafa aidiyeti hususunda alınan bilirkişi raporunda, imzanın davacıya ait eli ürünü olmadığının mütalaa edildiği, yapılan incelemeler sonucu dava konusu bono üzerinde yer alan imzanın davacının eli ürünü olmadığı alınan bilirkişi raporu doğrultusunda tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının bonodan kaynaklı başlatılan icra takibine konu olacak şekilde borçlu olmadığının tespitine; davalı taraf takipten kaynaklı kötüniyetli ve kasten hareket ettiği ispat edilemediği gerekçesiyle kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kötüniyet tazminatı yönündeki hükmün açıkça usule, yasaya ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, basiretli tacir olan bankanın icra takibine konu edilen senet üzerindeki imzaların borçluya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek; borca ilişkin verilen senette müvekkil iyi niyetli ve hamil olduğunu, yapılan bilirkişi incelemesinin yeterli ve hukuka uygun olmadığını, ek rapor alınmasının adil yargılanma hakkı kapsamında görüleceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Sahtelik incelemesi HMK'nın 211.maddesinde düzenlenmiş, yapılacak işlemler sırasıyla belirtilmiştir.HMK'nın 211/1-a maddesine göre; "Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir" HMK'nın 211/1-b maddesine göre; "(a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir."Hâkimin davayı aydınlatma ödevini düzenleyen HMK'nın 31 maddesine göre; "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir." "İmza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, karşılaştırmaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise borçlunun duruşmada alınan medarı tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkâr edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir." (YHGK 2017/12-328 E-2019/387 K)Somut olayda; ilk derece mahkemesincesahtelik incelemesini HMK'nın 211.maddesine göre yapılmadığı, davacının imza örneklerinin usule aykırı şekilde 30/06/2020 tarihli duruşmada verilen 1 no'lu ara karar uyarınca tarafların yokluğunda duruşma haricinde celse arasında alındığı, imza örnekleri alınırken imza inkarına ilişkin davacının isticvabının yapılmadığı, davaya konu senedin düzenleme tarihinin 03/05/2016 tarihli olduğu, hükme esas alınan raporundaki mukayese imzaların tamamının senedin düzenleme tarihinden sonraki tarihlere ait olduğu, dolayısıyla imza incelemesinin senedin düzenleme tarihinden önce ve bu tarihe yakın hiçbir emsal imza toplanmadan hazırlandığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü için, HMK'nın 211.maddesi uyarınca davacının isticvabı duruşmada usulüne uygun şekilde yapılarak, mahkeme huzurunda davacının emsal imza örnekleri alındıktan ve resmi kurumlardan davaya konu bononun düzenleme tarihinden önce ve bu tarihe yakın, davacının imzasının bulunduğu yeteri kadar mukayeseye esas imza toplandıktan sonra, ATK Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin istinaf itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, 2-İstanbul 15.Asliye Ticaret MAhkemesi'nin 30/05/2023 gün ve 2020/4 Esas,2023/540* Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin istinaf itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine, 6-Davacı taraf adli yardımdan faydalandığından, istinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 492-TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 108,5-TL posta masrafı olmak üzere toplam 600,5 TL'nin, davalı üzerinde bırakılmasına, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından davalıya iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.