T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/492 Esas
KARAR NO: 2024/1875
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/04/2022
NUMARASI: 2020/358 Esas, 2022/53 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 04/12/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." markasının müvekkili tarafından tasarlanıp kullanılmaya başlandığını, 29 Temmuz 2018 tarihi itibari ile markanın oluşum sürecinin başladığını, yine 2019 yılında aynı isim ve "..." unvanlı şirketi ticaret sicilde kayıt ettirdiğini, bu marka üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalının kötü niyetli olarak ticari uyuşmazlık yaşadığı müvekkilini zor durumda bırakmak için markayı adına tescil ettirdiğini belirterek, bu nedenle davalı adına tescilli ... numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin 10 yıldır bilişim alanında faaliyet gösterdiğini, 2018 yılında "..." markasını yarattığını ve kısa sürede tanındığını, davacı ...’nin kötü niyetli ol.arak davacı ... kurarak ".." markasını ticaret unvanı olarak tescil ettirdiğini, haksız kazanç elde etmek amacıyla kötü niyetli olarak bu adı seçtiğini, davacının 07/04/2017 tarihinde ... ile %50’şer hisse ile ... A.Ş.’ni kurduğunu, ...’nin bu şirketi zarara uğrattığı tespit edildiğinden İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/379 Esas sayılı davasını açtıklarını, bu olaydan sonra davalı ... kurduğunu, davalı şirket ile aynı adreste faaliyet gösterdiğine dair sahte imzalı kira sözleşmesi hazırlayarak Vergi Dairesi’ne sunduğunu, bu konda ... hakkında İstanbul. Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2020/483 Esas sayılı ceza davasının açıldığını, "..." markasının davalı şirket tarafından kötü niyetli olarak kullanıldığını, amacının davacı şirket tarafından tanıtılan bu markadan haksız olarak yararlanmak olduğunu, davalı şirketin bu durumdan haberdar olur olmaz marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, bu durumun ...’ye e-mail yoluyla bildirildiğini, ancak cevap alınamadığı gibi marka kullanımının devam ettiğini, bu sırada marka tescil başvurusunun kabul edilerek davalı adına marka tescilinin yapıldığını, zorunlu arabuluculuk teklifinin davacı tarafça reddedildiğini, davalının markasının 09, 38, 41, 42i 45. sınıflarda tescilli olduğunu, davacı şirketin de faaliyet konusunun bilişim teknolojileri, yazılım ve danışmanlık olup, markanın tescilli olduğu mal ve hizmetlerle aynı alanda faaliyette bulunduğunu, ... ve Twitter hesaplarında "..." adıyla yoğun paylaşımlar yaptığını, ...’nin "..." unvanını kullandığını, ... sayfasının davalı şirket tarafından kurulmuşken ... tarafından davacı şirkete mal edilerek kullanıldığını, davalı şirketin bu durumdan zarar gördüğünü, itibarının zedelendiğini, davacı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine 2020/47 Esas sayılı davası ile marka hakkına tecavüz davası açtıklarını, davacının kurduğu şirketin gerçek bir ofis olmayıp sanal ofis mahiyetinde olduğu, gerçek bir envanterinin, tek bir çalışanının olmadığını, "..." markasının müvekkili şirket tarafından oluşturulduğunu, hak sahibinin kendileri olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmştir.
MAHKEME KARARI: İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/04/2022 tarihli 2020/358E. - 2022/53K. sayılı kararıyla; "...İncelenen dosya kapsamı, kayıt ve belgeler, sicil dosyaları,taraf iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, Dava gerçek hak sahipliği iddiasına dayalı markanın hükümsüzlüğü davası olup, davacılar tarafından davalı adına tescilli davaya konu ... numaralı ... markasının fikrinin logosunun ve çalışma esaslarının davacılar tarafından tasarlanıp kullanılmaya başladığını, buna ilişkin 29/07/2018 ve 30/09/2018 tarihinde watsap guruplarında paylaşımlar yapıldığını yine 2018 yılından itibaren ... web adresinin davacı ... tarafından kullanıldığını ve ona ait olduğunu, yine davacı ... tarafından 2019 yılında ... unvanlı şirketin de kurulduğunu, SMK ' nun 6/3 ve 6/6 maddeleri ve tescilin kötü niyetli olduğu iddia edilerek SMK' nun 6/9 Maddesi uyarınca davaya konu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin talep edildiği, davalı tarafından ... markasının 2018 yılında oluşturulduğunu, buna ilişkin protokoller imzalandığını, markanın ilk aşamada tescilsiz olarak kullanıldığını, markanın gerçek hak sahibinin davalı şirket olduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği, mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra dosya konusunda uzman bir bilişim ve bir marka vekili bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi heyetince sunulan 30/09/2021 tarihli raporda, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı yönünde görüş bildirildiği, davaya konu ... numaralı ... + şekil ibareli markanın 03/03/2020 koruma tarihli olarak 09, 38, 41, 42, 45, ve 35. Sınıflarda davalı şirket adına tescil edildiği, ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davacı ... Ltd. Şti' nin 30/12/2019 tarihinde tescil ve ilan edildiği, davalı şirketin ise 05/02/2014 tarihinde tescil ve ilan edildiği, dava dışı ... A.Ş' nin 12/04/2017 tarihinde sicile kaydedildiği, ortakların ise davacı ... ile davalı şirket yetkilileri olan ... ve davalı şirket ... A.Ş. İle dava dışı ... olduğu, davalı tarafça dosyaya sunulan 01/09/20218 tarihli protokol incelendiğinde, ... başlıklı olduğu, protokolün davalı ...Ş. Tarafından yayınlanan ... platformunun usul ve esaslarını belirleyen iş birliği protokolü olduğu, platformun şemsiye marka olarak ... tarafından oluşturulduğunun belirtildiği, protokolün ... A.Ş ile dava dışı ... A.Ş. Tarafından imzalandığı, davacı ...' nin ... A.Ş. Yetkilisi olarak protokolü imzaladığı, yine internet siteleri ve sosyal medya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacıya ait olduğu belirtilen www... alan adının davacı ... adına 04/10/2018 tarihinde kayıt olunduğunun anlaşıldığı, internet sitesi üzerinde yapılan incelemede sadece 12/12/2020 tarihli arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve bu tarihte ... ibaresinin kullanıldığının tespit edildiğini, bu tarihten öncesine ilişkin ... markasının kullanımına rastlanmadığı, davacıya ait @... isimli ... sosyal medya hesabında ise Ağustos 2020 tarihinde ilk paylaşımın yapıldığı burada ... ibaresinin yer aldığı yine davacıya ait @... isimli twiter hesabında ise ilk paylaşımın 09/10/2016 tarihinde yapıldığı ve burada ... ibaresinin kullanıldığı, yine davacıya ait watsap mesajlaşmaları incelendiğinde 03/09/2018 tarihinde ... adında bir gurup oluşturulduğunun görüldüğü, tüm bu deliller değerlendirildiğinde, davacı tarafından markanın gerçek hak sahibi olduğunun iddia edildiği, Yargıtay uygulamalarında gerçek hak sahipliği markayı ilk defa kullanıp ona ayırt edicilik kazandıran hak sahibi olarak tanımlanmış markanın sadece kullanılmaya başlaması yeterli olmayıp markanın belli bir yer bölge ve piyasada bilinir hale getirilmesi gerekmektedir. Davacıya ait internet sitesi üzerinde yapılan paylaşımlar incelendiğinde en eski paylaşımın davacının twiter hesabında yapılan ve web sitesi adresi olan www... ibaresinin yazılı olduğu ayrıca davacıya ait www.... alan adının da 04/10/2018 tarihinde kayıt olunup 2020 yılında paylaşım yapıldığı, fakat yapılan paylaşımların sadece ... ibaresinin belirtilmiş olmasından ibaret olduğu, markasal kullanıma yönelik paylaşımlar olmadığı gibi markasal kullanımlar bakımından herhangi bir delil de sunulmadığı yine davacı şirketin ... ismi ile 30/12/2019 tarihinde tescil edildiği, bu tarihten önce zaten ticari bir faaliyetinin olmadığı, davacılar tarafından yapılan paylaşımların markanın piyasada maruf hale getirilmeyi amaçlayan ona ayırt edicilik kazandırmaya yönelik kullanım şeklinde değil sadece kelime ibaresi olarak yer aldığı, bu paylaşımların markasal kullanım olarak değerlendirilemeyeceği yine mahkememize sunulan 01/09/2018 tarihli protokolde davaya konu ... markasının davalı şirket ... tarafından oluşturulmuştur ibaresinin yer aldığı, bu protokol altında davacı ...' nin de dava dışı ... A.Ş yetkilisi olarak imzasının bulunduğu, davacının bu markanın davacı şirkete ait olduğunu bu şekilde bildiği ve kabul ettiği gerçek hak sahipliğine dayalı markanın ayırt edici bir şekilde piyasada maruf hale getirildiği yönündeki iddianın davacılar tarafından ispatlanamadığı yine davacı şirketin tescil tarihinin 30/12/2019 tarihi olduğu, bu tarihin de 01/09/20218 tarihli protokolden daha sonraki tarihte olduğu kaldı ki ticaret unvanları ile markanın fonksiyonlarının farklı olduğu tek başına ticari unvan tescilinin marka tesciline engel teşkil etmeyeceği bu sebeple SMK' nın 6/6 maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının da oluşmadığı ayrıca davalı markasının tescilinin kötü niyetli olduğu iddia edilmiş ise de aslolan iyi niyet olup, kötü niyeti iddia edenin ispat etmesi gerekmektedir. Dosya içerisindeki delillerden davalı şirketin oluşturulan ... platformu kapsamında davacıların da haberdar olduğu iş bu protokol ile ... markasının şemsiye marka olarak kullanmaya başladığı ve daha sonra bu kapsamda tescil ettirdiği, tescilin kötü niyetli olduğu iddiasının da ispata yarar somut delil sunulmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; alınan bilirkişi raporlar ile markayı mümkün olan tüm internet sitelerinde 2016 yılından bu yana ilk defa kullananın müvekkili olduğu, davalının da içinde bulunduğu Whatsapp grubunda marka sahibi olarak konuşmalar yaptığı, tarafların yoğun bir iş ilişkisi içinde oldukları tespit edilmesine rağmen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Markanın müvekkili ... tarafından Kanunun aradığı şekil şartlarını taşıyan bir sözleşme ile davalıya devredildiğine dair dosyada bir delil bulunmadığını, markanın ancak bu şekilde devredilebileceğini, kaldı ki, işbu protokolün muvazaalı olarak, DHL denetimini geçmek için müvekkili tarafından imzalandığının dilekçelerinde defalarca beyan edilmesine rağmen, bu hususta herhangi bir araştırma yapılmadığını, Raporda, müvekkili ...'nin ticari unvanının davalının tescilinden önce olduğuna dair beyanları ile SMK'nun 6/6. maddesi uyarınca marka hükümsüzlüğüne ilişkin taleplerinin yok sayıldığını, Davalının müvekkili tarafından oluşturulan markadan ve diğer müvekkili şirketten haberdar olmadığının kabul edilemeyeceğini, davalının da böyle bir savunmasının bulunmadığını, Müvekkili ...'nin tarafı dahi olmadığı ilgisiz bir sözleşmenin markanın devri olarak kabul edilmesinin mahkemenin verdiği kararın hatalı olduğunu gösterdiğini, Davalının ticari uyuşmazlık yaşadığı müvekkilini zor durumda bırakmak amacıyla dava konusu markayı tescil ettirdiğini, hukukun kötüniyeti korumayacağını, markanın kötüniyetle tescil edildiği açık olmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 05/04/2022 tarihli, 2020/358 Esas, 2022/53 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; davalının 30/03/2020 başvuru, 21/09/2020 tescil tarihli, ... tescil numaralı "... +Şekil" markası 09, 38, 41, 42, 45 ve 35. sınıflarda tescilli olduğu tespit edilmiştir. Ticaret sicil kayıtları incelendiğinde; ... A.Ş.'nin 12/04/218 tarihinde tescil edildiği, ortaklarının ..., ..., ..., ... A.Ş. olduğu, ... A.Ş.'nin 05/02/2014 tarihinde tescil edildiği, ortaklarının ..., ... oldukları, ...'nin 30/12/2019 tarihinde tescil edildiği, ortağının ... olduğu tespit edilmiştir. 01/09/2018 tarihli protokol incelendiğinde; ...A.Ş. ile ... ve ... tarafından imzalandığı, ... PAYLAŞIM PLATFORMU’nun çalışma esaslarının belirlenmesi amacıyla düzenlendiği, ... PLATFORMU’nun tek başına bir tüzel kişilik olmayıp, iş geliştirme ve pazarlama maksatlı kullanılan bir şemsiye marka olarak ... tarafından oluşturulduğunun yazıldığı tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince dosya kapsamında alınan 30/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda; Davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen "www....." internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 04.10.2018 tarihinin kayıt olunduğu, alan adı sahibinin "..." davacı adına kayıt edildiği ve internet sitesinin içeriklerinde ve alan adında davaya konu "..." ibarelerinin kullanıldığı, Davacıya ait olan ilgili internet web sitesinin "www...." adresinde davacı tarafından ne zamandan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda İlgili internet sitesinin sadece 12 Aralık 2020 tarihli arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve davacı tarafından internet sitesi içeriğinde "..." ibaresinin kullanıldığı tespit edildiği, Davacıya ait olduğu belirtilen ilgili "...-..." isimli ... sosyal medya hesabının profil "https://www.....com/..." sayfası incelendiğinde ilgili ... sayfasının "... " adına oluşturulmuş bir hesap olduğu, hakkında alanında kuruluş yılı olarak "2018" olarak belirtildiği, sektörün "Bilgi Teknolojisi ve Hizmetleri" olarak belirtildiği, web sitesi adresi olarak "www...." yazılı olduğu, ilgili hesaptan yapılan paylaşımlar detaylıca incelendiğinde ilk paylaşımın 11 ay önce yani "Ağustos 2020" de yapıldığı tespit edildiği, davacıya ait olduğu belirtilen ilgili "..." isimli ... sosyal medya hesabının profil "https://www...com/in.../" sayfası incelendiğinde ilgili ... sayfasının Deneyimler alanında "Eylül 2018" tarihinde "... " de CEO Yönetici olarak çalışıldığının belirtildiği, İletişim Bilgileri kısmında web sitesi adresi olarak "www...." yazılı olduğunun tespit edildiği, davacıya ait olduğu belirtilen ilgili "..." isimli Twitter sosyal medya hesabının profil "https://twitter.com/..." sayfası incelendiğinde, ilgili Twitter sayfasının "... " adına oluşturulmuş bir hesap olduğu, ilgili hesabın "Haziran 2015" tarihinde açıldığı, web sitesi adresi olarak "www....." yazılı olduğu, ilgili hesaptan yapılan paylaşımlar detaylıca incelendiğinde ilk paylaşımın "09 Ekim 2016" tarihinde yapıldığının tespit edildiği, tespite konu ... ve Twitter sosyal medya hesaplarına ait genel profil sayfası ve paylaşımlar kontrol edildiğinde "www....." sayfasıyla ilişkili olduğu, bu sebeple ilgili sosyal medya sayfalarının sahibi ile internet sitesinin sahibinin aynı kişi/kişiler olduğunun anlaşıldığı, davalı adına ... no ile 09 / 38 / 41 / 42 / 45 / 35 / sınıflarında markasının davalı şirket adına tescilli olduğu, davacı ve davacı şirketin "..." ibaresi üzerinde öncelikli hak sahibi (gerçek hak sahibi) olduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı, SMK 6/3. maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığı, dosya kapsamında nihai takdirin mahkemeye ait olmak kaydı ile davalının ... numarası ile tescilli marka başvurusunu kötüniyetle yaptığına ilişkin tespit yapılamadığına dair görüş bildirildiği görülmüştür.
GEREKÇE:Dava, davalı adına tescilli ... numaralı "... +Şekil" markasının SMK’nun 6/3, 6/6 ve 6/9. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekilinin SMK’nun 6/3. maddesi uyarınca hükümsüzlük talebiyle ilgili istinaf nedenleri incelendiğinde; davacı ... Ltd. Şirketi’nin davalıya ait markanın tescil başvuru tarihinden önce "..." markasını kullandığına dair dosyada bir delil bulunmadığı, davacı ...’nin adının yer aldığı ve davalıya ait markanın tescil başvurusundan önce markanın kullanıldığı bazı sosyal medya hesaplarında ise ... isimli grupla ilgili olarak bu ibarenin kullanıldığı, internet sitelerinin bir kısmının da bu gruba ait olduğunun anlaşıldığı, davacı ...’nin ... Platformu’nu oluşturan şirketlerden biri olan ... A.Ş.'nin ortağı olarak bu ibareyi kullandığı, marka üzerinde kişisel bir hakkının mevcut olduğunun kanıtlanamadığı, bu nedenle marka üzerinde gerçek hak sahibi olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin SMK’nun 6/6. maddesi uyarınca hükümsüzlük talebiyle ilgili istinaf nedenleri incelendiğinde; her ne kadar davacı şirket dava konusu markanın tescil başvurusundan önce ticaret sicile tescil edilmişse de, davaya konu markanın davacı şirketin ticaret sicile tescil tarihinden önce davalı şirket ve dava dışı ... A.Ş. tarafından kullanıldığı, markanın ... Bilişim A.Ş. Tarafından oluşturulduğu, davacı şirketin ortağı olan davacı ...’nin ... A.Ş.’nin ortağı olması ve davalı şirketle ticari ilişkisi nedeniyle bu kullanımdan haberdar olduğu, buna rağmen şirketin ticaret unvanının esas unsuru olarak "..." ibaresini tescil ettirmesinin davacı şirkete hak sağlamayacağı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin SMK’nun 6/9. maddesi uyarınca hükümsüzlük talebiyle ilgili istinaf nedenleri incelendiğinde; davacı ...’nin de imzasının yer aldığı 01/09/2018 tarihli protokolde ... Paylaşım Platformu’nun davalı ...Ş. tarafından oluşturulan bir şemsiye marka olduğunun açıkça yazılı olduğu, davacı ...’nin bu platformun DHL denetimini geçmek için müvekkili tarafından imzalandığına dair iddiasına itibar edilemeyeceği, zira kimsenin kendi muvazaasına dayanarak hak talebinde bulunamayacağı, davalı şirket tarafından tescil başvurusundan önce ihdas edilen ve tescilsiz kullanılan, böylece hak elde edilen markanın daha sonra tescil ettirilmesinin kötüniyetli tescil olmadığı, davacılar ile davalı şirket arasında ticari ihtilaflar bulunmasının bu durumu değiştirmeyeceği, bu nedenlerle davalının marka tescilinin kötüniyetli olmadığı anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle; incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekilince istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden ve mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğundan, davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacılar vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan toplam 359,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 67,80 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/12/2024