T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/226 Esas
KARAR NO: 2024/1621
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/10/2022
NUMARASI: 2021/470 Esas, 2022/199 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ: 06/05/2021
KARAR TARİHİ: 23/10/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2019 yılında "..." adını marka olarak ... numara ile TPMK nezdinde tescil ettirdiğini, davacının iş konusunun "..." markalı mutfak araç gereçleri, temizlik ürünleri, çok amaçlı düzenleyiciler, yardımcı ekipmanları ve bunların yedek parçaları oluşturduğunu, davalı yanın marka ihlalleri için yeterli önlemleri almadığını, davalıya marka ihlali bildiriminde bulunduğu "..." satıcısının ihlale konu ürünün satışa sunduğu ve engellenen URL adresinin satıcı isminin ... olarak değiştirmesi neticesinde davacı markasının sahte / taklit ürünler üzerinde satışının sürdüğünü, davalının bu durumlar karşısında sorumluluk almaktan kaçındığını, davalıya ait www...com web sitesindeki "...", "...", "...", "...", "...", "... – ..." isimli online mağazalarda "..." ürün görselleri, tescilli markası ve logosu izinsiz şekilde kullanıldığını, bu şekilde haksız yarar sağlandığını, haksız rekabet koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, davalı şirketin davacıya ait tecavüzün önlenmesine ve menine, tescilli markanın kullanıldığı yayınların engellenmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin yer sağlayıcısı davalı tarafından kaldırılmasına, hükmün ilanına, şimdilik 500-TL maddi tazminat 5.000-TL manevi tazminatın ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki uyuşmazlıkta müvekkili şirketin, 5651 sayılı kanun uyarınca yer sağlayıcı konumunda olduğundan hukuki sorumluluğu bulunmamakta olup, davanın müvekkil şirket bakımından pasif husumet yokluğundan usulden reddi gerektiğini, davacı tarafından yapılan bir bildirimde bulunulmadığı müddetçe, www...com bünyesinde on binlerce satıcısı olan müvekkili şirketin eldeki davaya konu hukuka aykırılıktan haberdar olmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacıya ait ... tescil numaralı "..." ibaresinin davalı yer sağlayıcı bünyesinde kullanıldığı, bu itibarla marka hakkına tecavüzün gerçekleştiği, yer sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların, tazminat sorumluluğu açısından, yayınlanan içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırma yükümlülüğü bulunmadığı, ancak marka hakkı sahibinin, devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemlernin tespiti, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması davalarını herkese karşı yöneltebileceği, mutlak hak niteliğindeki bu tür hakların herkese karşı yöneltilebilecek olup, illiyet bağının varlığı halinde, hakkın yöneltildiği kişinin kusurunun varlığı ya da yokluğunun önemi bulunmadığı, toplanan deliller ışığında davalı şirketin yer sağlayıcı sıfatı ile sorumluluktan tamamen muaf olamayacağı, tecavüz fiilinden sorumlu olacağı, bu sorumluluğun tecavüzün tespiti ve men"i kapsamında kaldığı, bu itibarla söz konusu davalının marka tecavüzü yönünden açılan davanın kabul edilmesi gerektiği, tazminat sorumluluğu bakımından kusur şartının aranacağı ve yer sağlayıcı için kusurun, marka hakkına tecavüze uğrayan yanın, davalı yer sağlayıcıyı uyararak hukuka aykırı içeriği makul süre içerisinde kaldırmasını talep etmesi gerektiği, somut olayda, alınan bilirkişi raporlarına göre davalı yanın, kendisine bildirilen linkleri kaldırdığı ancak üçüncü kişi konumundaki satıcının sanal mağazasında yani linkler oluşturarak yani ihlallerin önüne geçmesinin davalıdan beklenemeyeceği, bu itibarla tazminat sorumluluğu bakımından kusur şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalının, davacıya ait 19/23831 tescil numaralı markadan doğan haklarına tecavüzün tespiti ile men'ine, bu kapsamdaki belirtilen linklerine erişimin engellenmesine, maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davalının marka hakkına tecavüz ettiği tespit edilmesine rağmen kusur atfedilmemesi ve maddi-manevi tazminat talebinin reddi kararının hukuken hatalı olup kaldırılması ve taleplerin ayrı ayrı kabulüne karar verilmesi gerektiğini, -..., ..., ..., ...-... adlı satıcıların da www...com adlı internet sitesinde marka hakkını ihlal ettiğinin yer sağlayıcı olan davalıya bildirildiğini, ancak bu satıcıların "..." markasını haksız olarak kullanımının engellenmediğini, içeriklerin kaldırılmadığını ve bu nedenle kusurlu bulunduğunun bilirkişi ek raporuyla tespit edildiğini, -Bilirkişi ek raporuna göre davalının ihlal bildirimi gerçekleştirilen satıcılara ait internet sayfalarını engellediğinin, kaldırdığının hiçbir şekilde tespit edilemediğini, ancak mahkemece davalının bildirilen ihlalleri engellediği, kaldırdığı ve sorumluluğunu yerine getirdiğine dair tespitin yanlış ve hukuken hatalı olduğunu, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; -Marka hakkına tecavüz iddiasının muhatabı yer sağlayıcı sıfatına sahip müvekkil şirket olmadığından, müvekkili şirketin üçüncü şahıslar tarafından gerçekleştirilen bu eylemler bakımından davacının markasından doğan haklarına tecavüz ettiğinin tespitine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, -Hak ihlali bulunduğu tespit edilen linkler müvekkili tarafından yayına kapatıldığından, mahkemece marka hakkına tecavüzün men’i kapsamında linklere erişimin engellenmesi kararı verilmesinde hukuki fayda bulunmadığını, -Kusuru bulunmadığı için maddi ve manevi tazminattan sorumlu olmadığı tespit edilen yer sağlayıcı müvekkili şirketin, marka hakkına tecavüzden sorumlu tutulmasının kendi içerisinde çelişkili ve mevzuata aykırı olduğunu, davanın tümden pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davacıya ait marka hakkına tecavüzün men'i, sonuçlarının ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir. Marka hakkına tecavüz eylemi esasen bir haksız fiil olduğundan haksız fiilden dolayı tazminata hükmedilmesi mütecavizin kusurlu davranması şartına bağlı olmasına karşın, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için kusurun varlığı şart değildir. Buna karşın, tecavüz fiillerine iştirak veya yardım etmek ya da bu fiilleri teşvik etmek veya yapılmasını kolaylaştırma eylemini gerçekleştirenlerin sorumlu tutulabilmeleri için ise, asıl mütecavizin fiilinin tecavüz oluşturduğunu bilmeleri veya bilebilecek durumda bulunmaları gereklidir. Bu nedenle, davalıların işlettiği web sitesinde üçüncü kişilerce gerçekleştirilen tecavüzleri bildiği yada bilebilecek durumda olduklarının kabulü mümkün olamayacağından, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçların ortadan kaldırılabilmesi talepleri bakımından 6098 sayılı TBK 61.maddesi uyarınca fer'i fail olan davalıların sorumluluğuna gidilebilmesi için de kusur şartının gerçekleşmesi gerekir. Dolayısıyla, davalıların önceden haberdar edilmesi ve buna rağmen haklı ve yasal bir neden olmaksızın ihlal oluşturan içeriğin davalı tarafça servis hizmeti verilen web sitesinden çıkartılmaması gereklidir. (YHGK'nın 2013/11-1138 E-2014/ 16 K.sayılı kararı, Yargıtay 11.HD'nin 2016/1613 E- 2017/6599 K.sayılı kararı) Dolayısıyla davalı internet yer sağlayıcısı aleyhine açılan tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve tecavüz sonuçlarının ortadan kaldırılması davası bakımından da yer sağlayıcı olan davalının iştirak halinde tecavüz nedeniyle sorumlu tutulabilmesi kusur şartına bağlıdır. Somut olayda, bilirkişi kök raporunda davalının bildirimden sonra hukuka aykırı içerikleri kaldırma yükümlülüğünü yerine getirdiğinin tespit edilmesi, bilirkişi ek raporunda noter tarafından tutulan e-tespit tutanaklarında yer alan ve açık olduğu belirtilen ekran görüntülerinde URL adreslerinin bulunmadığı, bu nedenle yayında olan içeriklerin davalıya ihtar edilen içeriklerle aynı olup olmadığının tespit edilemediği bildirilmesine rağmen, ilk derece mahkemesince davalının kusuru tespit edilmeden, davalının tecavüz fiilinden sorumlu olacağı, bu sorumluluğun tecavüzün tespiti ve men"i kapsamında kaldığı, kanunun söz konusu eylemler yönünden kusur şartını da aramadığı, marka hakkı sahibinin devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin tespiti, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması davalarını herkese karşı yöneltebileceği, mutlak hak niteliğindeki bu tür hakların herkese karşı yöneltilebileceği yönündeki gerekçesi doğru görülmemiştir.Bilirkişi kök raporunda, davalının bildirimden sonra hukuka aykırı içerikleri kaldırma yükümlülüğünü yerine getirdiği, davacı tarafından ihlale konu ürünlerin satışının yapıldığı belirtilen “...”, “...”, “...”, “...-...” adlı satıcılara ait linklerin yayından kaldırılmış olduğu, yayınlanan içeriklerin davalıya ihtarname gönderilme tarihinden (22.01.2021) 4 gün sonra (26.01.2021) düzenlenen cevabi ihtarnamede yayından kaldırılmış olduğunun belirtildiği ile birlikte, içeriklerin tam olarak kaldırılma zamanı hakkında dosyaya belge sunulmadığı, dava dilekçesinde belirtilen linklerden “... TİCARET” isimli satıcıya ait https://www...com/... adresinin davalı tarafından “...” ibareli 1 adet ürünün umuma iletimine devam edildiğinin tespit edildiği belirtilmiştir. Söz konusu raporda yayından kaldırıldığı ve umuma iletimine devam edildiği belirtilen içeriklerin davadan önce ihtar edilen veya dava dilekçesinde yer alan içeriklerden olup olmadığı, davalı tarafından cevabi ihtarname ile yayından kaldırıldıkları belirtilen içeriklerin makul sürede kaldırılıp kaldırılmadığı somut bir şekilde ortaya konulmamıştır. YHGK'nın 2013/11-1138 E-2014/ 16 K.sayılı kararında belirtildiği üzere, dava dilekçesi aynı zamanda ihtarname yerine de geçeceğinden, dava dilekçesi ile tecavüzün varlığından haberdar olan davalının, yasal ve haklı bir neden olmaksızın ihtarname gereğinin yerine getirmemesi halinde kusurlu davranmış olacağı ve artık bu talepler bakımından da davalıya husumet düşeceğinin kabulü gerekmektedir. Bu nedenlerle davadan önce yapılan ihtar/ihbarlar ile dava dilekçesinde belirtilen web sitelerinin karşılaştırılarak, dava dilekçesinde davadan önce davalıya ihtar edilmeyen web sitesinin mevcut olması halinde dava dilekçesinin ihbar yerine geçeceği kabul edilerek. davadan önce ve dava dilekçesi ile yapılan ihbarlar ayrı ayrı değerlendirilerek, yer sağlayıcı olan davalının iştirak halinde tecavüz nedeniyle sorumlu olup olmadığı hususunda denetime elverişli rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, 2-Davacı vekilinin istinaf itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 07/10/2022 tarih ve 2021/470 Esas, 2022/199 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talepleri halinde taraflara iadelerine, 5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 492 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 166 TL posta masrafı olmak üzere toplam 658 TL'nin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 6-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 36 TL posta masrafı olmak üzere toplam 658 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, - 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.23/10/2024