T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/1437 Esas
KARAR NO:2026/746 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:21/03/2025
NUMARASI:2025/29 E. - 2025/87 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Maddi Tazminat İstemli) Marka (Manevi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ:29/05/2015
KARAR TARİHİ:04/05/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde; ...'ın "...” markasının, diğer tüm markaları gibi tüketiciler nezdinde yüksek tanınmışlık / ayırt edicilik gücüne ulaştığını, ... ile özdeşleşmiş bir marka olduğunu, müvekkillerinin "..." olarak bilinen markasının enstitü nezdinde pek çok tescille korunduğunu, davalılar tarafından üretilerek piyasaya sürülen ve pazarlanan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...kod numaralı ürünlerin üzerinde müvekkillerine ait olan ülkemizde TPE nezdinde ve dünyanın birçok ülkesinde ulusal ve uluslararası tescille korunan, tüm dünyaca tanınmış, müvekkilleriyle özdeşleşmiş "...” markasının iltibas yaratacak derecede benzerlerinin kullanıldığını ve yine anılan işaretlerin müvekkillerine özgü şekliyle ürünler üzerinde konumlandırıldığını, davalılara ait spor ayakkabılarının müvekkillerince kamuya tanıtılan ..., ..., ... ... , ...,..., ... modellerinin tüketici nezdinde karışıklığa ve iltibasa yol açacak nitelikte kopyaları olduğunu, davaya konu ayakkabıların müvekkillerinin marka hakkına tecavüz teşkil etmenin yanı sıra genel görsel bütünlüğü, desen ve renk kombinasyonları, taban yapısı ile tüketici zihninde oluşturdukları genel intiba yönünden müvekkillerine ait ayakkabıların tüketiciler nezdinde karışıklık, iltibas yaratacak derecede benzerleri olduğunu, müvekkilinin markalarıyla iltibas yaratacak derecede benzer markasal kullanımların yer aldığı ve yine müvekkillerinin orijinal modellerinin de iltibas yaratacak derecede benzeri olan ürünlerin davalılara ait ... ve ... adresli internet sitelerinde kamuoyuna sunulduğunu, anılan ürünlerin online satışının yapıldığını, davalıların kasten gerçekleştirdikleri marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri vasıtasıyla müvekkillerinin ticari itibarına önemli ölçüde zarar verecek ciddi boyutta haksız kazanç elde ettiklerini, davalıların dava konusu ürünler üzerinde kullandığı işaretlerin müvekkillerinin ... markası ile iltibasa yol açtığını, yine davaya konu ürünlerin tasarım, dizayn, model ve diğer kamuya sunuluş biçimlerinin müvekkilinin ürünleri ile iltibas yarattığını, böylelikle davalıların fillerinin müvekkillerinin marka hakkına tecavüz yarattığını, haksız rekabete sebebiyet verdiğini belirterek, öncelikle, işin aciliyetine binaen internet siteleri içerikleri ve delillerin değiştirilmesi / ortadan kaldırılması ihtimali nazara alınarak tebligat yapılmaksızın davalılara ait ...ve ... ... adresli internet sitelerinin tüm içeriğinin arşiv kayıtlarıyla birlikte tespiti ile davalılara ait ürünler ile müvekkillerine ait ürünlerin karşılaştırmalı incelemeleri yapılarak bilirkişi raporu alınmasına, markaya tecavüz ve haksız rekabet çok açık olduğundan, halihazırda süren haksız eylemler nedeniyle müvekkillerinin ciddi boyutlara varan mağduriyetinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın dava konusu markaları taşıyan, müvekkillerinin modelleri ile iltibas yaratacak derecede benzer ürünlere her türlü ticaretinin önlenmesini teminen nerede bulunurlarsa bulunsunlar perakende / toptan satış noktalarında el konulması ve dava sonuna kadar muhafazası yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalıların dava konusu ürünler üzerinde kullandığı işaretlerin müvekkillerine ait tanınmış “...” markası ile iltibasa yol açtığının; davalıların markaya tecavüz ve markaya tecavüz suretiyle haksız rekabetinin tespitine, durdurulmasına önlenmesine ve men'ine, davalıların davaya konu ürünlerinin tasarım, dizayn, model ve diğer kamuoyuna sunuluş biçimleri itibariyle müvekkillerinin ürünleri ile iltibas ve bu suretle davalıların eylemlerinin ayrıca müvekkilleri aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve men'ine, davalıların, müvekkillerinin marka ve ürünleri ile iltibas yaratan dava konusu ürünlerin imalinin, ithal ve ihracının, stoklamasının, satış ve pazarlamasının, ilan, reklam, katalog ve diğer basılı kağıtlarda vd. şekillerde kullanmasının; özetle davalıların bu yolla haksız rekabetinin durdurulmasına ve tekrarının yasaklanmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalıların markaya tecavüz ve haksız rekabet yoluyla edindiği haksız kazanç miktarının tespiti ile, davalılardan şimdilik 50.000,00-TL maddi tazminatın 556 sayılı KHK'nin 62/1-b, 64, 65, 66/2-b, 67 ve 68 maddeleri ile TTK'nun 52/1, 56 ve 18/2 maddeleri gereğince davalıların haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine, davalıların ağır kusur ve kötü niyet ile gerçekleştirdiği haksız fiilleri nedeniyle 100.000,00-TL manevi tazminatın 556 sayılı KHK md. 62/ 1-b, TTK md. 52/1, 56 ve 18/2, TBK md. 58 gereğince davalıların haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine, davalı ... A.Ş.'nin Beyoğlu ... Noterliğinden ... yevmiye no. ile imzaları tasdikli 02.08.2000 tarihli sulh protokolüne aykırılığın tespitine, sözleşme hükümlerini ifaya icbarına, ifaya icbar talepleri saklı kalmak kaydıyla, ayrıca anılan sözleşmenin 10. maddesi uyarınca 250.000,00-Amerikan Doları cezai şartın ihlal tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline ve müvekkillerine ödenmesine (diğer davalı ...'tan talep hakları saklı kalmak kaydıyla), dava konusu ürünlerin, etiket, ambalaj, katalog, ilan, reklam vd. tanıtma araç ve gereçleri ile bunların imalinde kullanılan tüm malzemelerin 556 sayılı KHK md. 62 ve TTK m. 56 uyarınca, nerede bulunursa bulunsun, davalılara ait yerler veya ticari amaçla elinde bulunduran 3. şahıslar yeddinde el konularak masrafları davalılardan alınmak suretiyle imhasına, Mahkeme hüküm özetinin, tüm yayın masraf ve ücretleri davalılardan alınmak suretiyle, Türkiye çapında yayınlanan en yüksek tirajlı üç gazeteden birinde ilanına, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH:Davacı vekili ıslah dilekçesinde; dava dilekçesinde talep ettikleri 50.000,00 TL maddi tazminat talebini 2.116,81 TL artırarak 52.116,81 TL maddi tazminat talep etmiştir.
CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların 02/08/2000 tarihli batıl protokole göre talepte bulunduklarını, söz konusu batıl protokole dayalı olarak davacıların İstanbul 1. FSHHM'nin 2012/154 Esas sayılı dosyası ile derdest olarak dava açtıklarını, davacıların başka bir davaya konu ettikleri haksız taleplerini bu davada da dava konusu yaptıklarını, davacıların mükerrer talepte bulunamayacaklarını, davada belirsiz alacak davası açma koşullarının bulunmadığını, müvekkillerinden ...'a husumet yöneltilemeyeceğini, zira bu davalının söz konusu batıl protokolde taraf olarak yer almadığını, davacıların dava dilekçesinde belirtiği iltibas iddialarına konu "..." markalı spor ayakkabılarının hiçbirisinde ...'ın ... markasının kullanılmadığını, dava dilekçesinde yer alan "..." markalı spor ayakkabılarının kullanılan şeritlerinin 2 ve/veya 4 şerit olduğunu, 2 ve 4 şerit şekillerinin "..." adına kayıtlı olmadığını, çizgilerin hiçbir yaratıcı ve özgün şeklinin bulunmadığını, şeritlerin spor ayakkabıların vazgeçilmez figürleri olduğunu, dolayısı ile davacı tarafından dava konusu edilen ayakkabıların iltibasa yol açmadığını, davacının dava dilekçesinde müvekkillerine yöneltilen tüm iddialarında haksız olduğunu, ayrıca davacının herhangi bir zararının da bulunmadığını belirterek davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI:İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 03/04/2024 tarihli, 2017/226 Esas, 2024/104 Karar sayılı kararıyla; "...1-Davalılara ait ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...kod nolu ürünlerin davacıların markası ile iltibas oluşturacak şekilde kullanımının davacıların marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, davalıların bu suretle haksız rekabette bulunduğunun tespitine, tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine, men'ine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalıların davacılar aleyhine marka tecavüzü ve haksız rekabet yaratan ürünlerin imalinin, ithalatının ve ihracatının, stoklanmasının, satış ve pazarlanmasının, ilan, reklam, katalog ve diğer basılı kağıtlarda ve diğer şekillerde her türlü kullanımının önlenmesine, bu suretteki eylemlerin tekrarının yasaklanmasına, dava konusu ürünlerin, etiket, ambalaj, katalog, ilan, reklam ve diğer tanıtma araç ve gereçleri ile bunların imalinde kullanılan tüm malzemelere el konularak karar kesinleştiğinde masrafları davalılardan alınarak imhasına,
2-Davalılara ait ... kod nolu ürün yönünden davalılara yöneltilen davanın tümden reddine,
3-Davacıların yoksun kaldığı kazanca ilişkin davalılara yönelttiği maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 51.584,79 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya dair talebin reddine,
4-Davalılara yöneltilen manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 75.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,
5-Davalı ... A.Ş'ye yöneltilen cezai şart alacağı davasının reddine…" karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF KARARI:Dairemizin 08/01/2025 tarihli 2024/1457 E. - 2025/5 K.sayılı kararıyla; ''... davacılar vekilinin diğer istinaf talepleri ile davalılar vekilinin istinaf talepleri bu aşamada incelenmeksizin, davacılar vekilinin istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, mahkemece davacıların tasarım benzerliği iddiasından kaynaklanan haksız rekabet ile maddi tazminatın 556 sayılı KHK’nın 67/1. maddesi uyarınca artırılmasına ilişkin tüm talepleri hakkında inceleme ve değerlendirme yapılarak karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine..." karar verilmiştir.
KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI: İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/03/2025 tarihli, 2025/29 Esas, 2025/87 Karar sayılı kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı, dosya içerisinde mevcut 13.05.2016-15.01.2018 ve 16.10.2018 tarihli bilirkişi raporları, İstanbul 1. FSHHM'nin 2019/19 esas sayılı dosyasında mevcut Yargıtay ilamlarında işaret olunan iltibas unsuruna ilişkin değerlendirmeler ve taraf delilleri ışığında ; davacı tarafa ait marka tescillerinde yer alan ve ayakkabıların dış yan taraflarında kullanılan paralel şeritlerin, davalılara ait yukarıda kod numaraları belirtilen ayakkabıların dış yanında kullanılan paralel şeritlerle gerek birbirleri ile ilişkileri ve oranları, gerekse de uygulanma açıları bakımından son derece benzer oldukları, karşılaştırılan uygulamalar arasında bulunan tek farkın davalı ayakkabılarında fazladan bulunan bir şerit olduğu, şerit gruplarını oluşturan tasarımsal unsurların ve şeritlerin ürünler üzerindeki yerleşimlerinin benzerliği dikkate alındığında bütünsel yaklaşımda 3 ya da 4 şerit kullanımının ürünler arasında iltibasa yol açtığı hususunun denetlenebilir raporlarla gözlemlendiği, davalıların ayakkabılarının dış yan tarafında kullanılan dört paralel şerit kullanımının davacı ...'a ait ... markalı ayakkabılara gönderme yaptığı, bu noktada ...'ın ... markasının tanınmışlığından faydalanılmaya çalışıldığı, davalıya ait bu hususun ortalama tüketici zihninde karıştırılma ihtimali yaratacağı ve sulandırma oluşturur nitelik taşıdığı, davalıya ait çizgilerin konumlandırmalarının süsleme mahiyetini aştığı ve iltibasa yol açtığı, davalı tarafın ürünlerindeki desen ve süsleme amaçlı unsurların davacı ürünlerindeki markasal kullanımları çağrıştırdığı, yine dosya içerisindeki bilgi ve belgelerle davacı tarafça sunulan görseller incelendiğinde, davalıya ait ... nolu modelin davacının ... modeli ile,... ve ... nolu modellerin davacının ... modeli ile, ... nolu modelin davacının ... modeli ile, ...ve ... nolu modellerin davacının ... modeli ile , ... nolu modelin davacının ... ... modeli ile , ... nolu modelin davacının ... modeli ile karıştırılmaya yol açacak nitelikte benzer olduğu noktasında tam bir vicdani kanaatine varılmış, başkasına ait marka ve tasarım hakkının doğrudan ya da dolaylı ve iltibaslı kullanımının marka ve tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturacağı, böylelikle yukarıda kod numaraları belirtilen ürünler nedeniyle davalıların davacıların marka ve tasarım hakkına tecavüz ettikleri ve eylemlerinin haksız rekabete yol açtığı anlaşılmış, 16.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılarak 51.584,79 TL maddi tazminatın davalılardan ( İstanbul 1. FSHMM'nin 2019/19 esas sayılı dosyasında tespit olunan hususlar doğrultusunda tarafların sorumluluğuna ilişkin Yargıtay ilamı da dikkate alınarak) tahsiline karar verilmiş, bilirkişi raporlarındaki tespitlerle birlikte ürünün satışında markanın ekonomik bakımdan önemli bir katkısının bulunduğu ve markanın belirleyici etken olduğu kanaatine varılarak 556 sayılı KHK'nın 67. Maddesi kapsamında hakkaniyete uygun ilave pay bedeli takdiren 10.000,00 TL olarak belirlenmiş, hakkaniyete uygun pay yönünden, talebin niteliği ve belirlenebilir olmadığı gözetilerek hakkaniyet gereği ve takdiren davalılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemiş, marka ve tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetten dolayı davacıların şeref ve saygınlığı ile ticari itibarının ihlal edildiği anlaşılmakla, manevi tazminat miktarı, tecavüz eyleminin işleniş şekli, kusurun ağırlığı, tarafların birbirlerine göre konumları ve hakkaniyet gereğince takdiren belirlenmiştir.Davalılara ait ... kod nolu ürün yönünden yapılan değerlendirmede, anılan ürünün kullanımının, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet unsurlarına ilişkin yukarıda açıklanan ve mahkememizce hükme esas alınan kriterlere uymadığı, karşılaştırılan uygulamalarda kullanılan şeritlerin yüzey yerinde uygulanma yerlerinin ve uygulanma açılarının farklı olduğu, ürünün ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vermeyeceği ve iltibas unsurunun gerçekleşmediği anlaşılmakla bu ürün yönünden davalılara yöneltilen davanın reddine karar verilmiştir.13.05.2016 tarihli bilirkişi raporu ve rapor içeriğinde dört şerit kullanımına ilişkin (uluslararası karşılaştırmalı) sektörel değerlendirmeler mahkememizce dosya kapsamına uygun bulunarak, bununla birlikte, İstanbul 1. FSHMM'nin 2019/19 esas sayılı kesinleşen dosyasında mevcut Yargıtay ilamlarında iltibasa ilişkin işaret olunan hususlar gözetilmekle, dosyada mevcut 17.02.2020 tarihli bilirkişi raporuna itibar olunmamıştır.Davalı ... A.Ş'ye yöneltilen cezai şart alacağı davası yönünden yapılan değerlendirmede ise, Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacılar (her iki tüzel kişilik de ... olarak anılacaktır) ile davalı ... A.Ş. Arasında imzalanan 2.8.2000 tarihli... yevmiye numaralı “Sulh Protokolü” başlığını taşıyan sözleşmenin 10. maddesinde yer alan cezai şart' hükmünden kaynaklanmaktadır. Anılan protokolün 10. maddesinde : “... işbu protokolün 3,4,5 ve 6 ncı maddelerinde belirtilen hükümlerin herhangi birine veya tümüne aykırı davranması halinde ...'a 250.000.-$ (ikiyüzellibin Amerikan Doları) cezai şart ödemeyi beyan, kabul ve taahhüt eder." hükmü düzenlenmiştir.Protokolün 10. maddesinde yollama yapılan 3. maddesinde ...'ın ...'a ait markalar ile iltibas teşkil edecek işaret veya ibareleri taşıyan ürünlerin, üretimini, ithalini, satışını yapmama, stoklamama, reklam, ilan, katalog ya da diğer vasıtalarda kullanmama, kutu, poşet ve ambalajlarda yer vermeme taahhüdünde bulunduğu; 4. maddesinde ...'a ilişkin logoyu ya da ... logosu ile iltibas teşkil edebilecek başka bir logoyu kullanmama taahhüdünün yer aldığı; 5. maddesinde piyasada bulunan stokların 31.12.2000 tarihine kadar eritilmeyi taahhüt ettiği; 6. maddesinde ise, kararlaştırılan para borçlarının belirli tarihlerde ödenmesini taahhüt ettiği görülmektedir.Yukarıda da belirtildiği üzere İstanbul 1. FSHMM'nin 2019/19 esas sayılı kesinleşen dosyasında iş bu davaya da konu 02.08.2000 tarihli sulh protokolü kapsamında değerlendirme yapıldığı, bunun sonucunda davalı ...'ın davacılara 250.000 USD cezai şart ödemesi yaptığı anlaşılmaktadır.Söz konusu protokolün her iki tarafı da tacirdir.Tacirin ticari hayatı ile ilgili olarak yaptığı işlerde diğer şahıslardan daha çok "özen göstermesi" gerektiği kabul edilmektedir. Tacir devamlı olarak yaptığı işlerle ilgili mevzuatı, ne yapması gerekeceğini tacir olmayan şahıslardan daha iyi bilir ve bilmek zorundadır. Tacirin bilmek zorunda olduğu şeylerin başında ticari hayatı için gerekli olan kanun hükümleri, ticari hayatın gerekleri ve teamülleri ile ticari örf ve adet gelir.Mahkememizce yapılan değerlendirmede, 02.08.2000 tarihli Sulh Protokolü m. 10 hükmünde cezai şartın talep edilebilmesinin davalı ...'ın “protokolün 3,4,5 ve 6 ncı maddelerinde belirtilen hükümlerin herhangi birine veya tümüne aykırı davranması halinde” söz konusu olacağının kararlaştırıldığı, tacir olan tarafların, cezai şarta ilişkin sözleşmeye yansıyan iradelerinin her bir yükümlülük ihlali durumuna göre değerlendirilmediği, bu noktada sulh protokolünde her bir yükümlülük ihlali halinde davalı ... tarafından davacılara 250.000 Amerikan doları cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmadığı, davalının protokolün 3,4,5 ve 6. maddelerinde belirtilen hükümlerin herhangi birine veya tümüne aykırı davranması halinde, her bir yükümlülük ihlalinde ve aynı miktarda ...'a 250.000.-$ cezai şart ödenmesinin kararlaştırılması yönünde protokolde açıkça bir irade bulunsa idi cezai şart alacağının mahkememiz dosyasında da varlığından söz edilebileceği, kaldı ki protokolün birden fazla maddesinin ihlali halinde dahi tek bir cezai şarta hükmedileceğinin tarafların iradesine yansıdığı, tacir olan tarafların, bu maddelerin aynı ya da farklı ürünlerle aynı ya da farklı zamanlarda da ayrı ayrı ihlal edilebileceği hususunu öngörebilecekleri, aksi yorumda, davacı tarafça davaya konu edilen tüm ürünler açısından -yapıldığı belirtilen ihlaller nedeniyle- toplam 250.000 USD olarak talep olunan cezai şart alacağı davasında, davaya konu edilen farklı ayakkabı modellerindeki ihlaller için dahi her bir ürün açısından ayrı ayrı cezai şart talep edilebileceği hususunun da gündeme gelebileceği, sözleşmenin yorumlanmasında tarafların gerçek ya da farazi ortak arzularının tespit edilmesinde ilk başvurulacak unsurun sözleşmenin metni olduğu, bu doğrultuda sulh protokolünde yer alan yükümlülüklerin ihlali halinde...'ın cezai şart ödeme yükümlülüğünün taraflarca cezai şart tutarı olarak belirlenen 250.000 Amerikan doları ile sınırlı olduğu, bu miktara da İstanbul 1. FSHMM'nin 2019/19 esas sayılı dosyasında hükmedildiği ve kararın kesinleştiği, mahkememizde dava konusu yapılan cezai şartın tahsilinin şartlarının oluşmadığı, sulh protokolündeki yükümlülüklerin davalı tarafından yeniden ihlal edilmesi halinde, şüphesiz ki, şartları gerçekleşmişse tazminat talebinde bulunulabileceği anlaşılarak, açıklanan tüm bu hususlar çerçevesinde cezai şart alacağı yönünden ise talebin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere
1-Davalılara ait ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...kod nolu ürünlerin davacıların markası ve tasarımları ile iltibas oluşturacak şekilde kullanımının davacıların marka ve tasarım hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, davalıların bu suretle haksız rekabette bulunduğunun tespitine, marka ve tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine, men'ine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalıların davacılar aleyhine marka tecavüzü ve tasarım hakkına tecavüz ile haksız rekabet yaratan ürünlerin imalinin, ithalatının ve ihracatının, stoklanmasının, satış ve pazarlanmasının, ilan, reklam, katalog ve diğer basılı kağıtlarda ve diğer şekillerde her türlü kullanımının önlenmesine, bu suretteki eylemlerin tekrarının yasaklanmasına, dava konusu ürünlerin, etiket, ambalaj, katalog, ilan, reklam ve diğer tanıtma araç ve gereçleri ile bunların imalinde kullanılan tüm malzemelere el konularak karar kesinleştiğinde masrafları davalılardan alınarak imhasına,
2-Davalılara ait ... kod nolu ürün yönünden davalılara yöneltilen davanın tümden reddine,
3-Davacıların yoksun kaldığı kazanca ilişkin davalılara yönelttiği maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 51.584,79 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya dair talebin reddine,
4-Takdiren 10.000,00 TL ilave payın yoksun kalınan kazanca eklenmesine,
5-Davalılara yöneltilen manevi tazminat davasının kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
6-Davalı... A.Ş'ye yöneltilen cezai şart alacağı davasının reddine," karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMLERİ:Davacılar vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemence taraflar arasında imzalanan 02/08/2000 tarihli protokolün yorumlanmasında hataya düşülerek cezai şart taleplerinin reddine karar verildiğini,Protokol gereğince davalıların her bir ihlali için cezai şart ödemeleri gerektiğini, zira davalıların protokol gereğince müvekkiline karşı "markaya tecavüz ve haksız rekabet fiillerinden kaçınma" yükümlülüğünü üstlendiğini, bir haksız rekabet/ihlal yasağının cezai şartla teminat altına alınması halinde, durumun gereği olarak, ifaya eklenen bir cezai şartın varlığından söz edilebileceğini, bu hususun ilk derece mahkemesinin hükmünde de kabul edildiğini, cezai şartın borçlunun üstlendiği bir ihlal etmeme borcunu ihlal etmemesini sağlamak, bu yolda borçluya tazyik yapmak gayesiyle koyulduğunu, Borcun muaccel olması için davalıların borca aykırılık oluşturan bir davranışta bulunmalarının yeterli olduğunu, İlk derece mahkemesince ilgili sözleşme hükmünün yorumunda hataya düşülerek ve sözleşme ile karşı yanca bir olumsuz borç üstlenildiği gözardı edilerek cezai şarta ilişkin taleplerinin reddedilmesinin yasaya, hukuka ve somut olayın özelliklerine aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesince hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının da yeterli olmadığını, ihlalin büyüklüğü nazara alındığında müvekkilleri lehine hükmolunan maddi ve manevi tazminat miktarlarının çok düşük kaldığını, 556 sayılı KHK'nın 67 ve 68. maddeleri yarınca ilave edilen 10.000,00 TL' payın da çok düşük olduğunu, müvekkillerine verilen zararı karşılamaktan çok uzak olduğunu, ayrıca, 556 s. KHK md. 67, 68 kapsamında hükmedilecek tazminat tutarlarında artırım talep edilmişse de, ilk derece Mahkemesince talepleri hakkında da karar verilmediğini, dosya kapsamı ile müvekkilinin davaya mesnet markalarının tanınmışlığının ve tüketicilerin davalı ürünlerini tercihlerinde ayakkabılar üzerindeki şeritlerin etkili olduğunun sabit oluşu karşısında müvekkilleri lehine hükmedilen tazminat tutarlarında artırım yapılması gerektiğini, hükmün bu yönden de isabetsiz olduğunu,Mahkemece davalıların ... kod numaralı ayakkabı ürünüyle ilgili taleplerinin reddedilmesinin de isabetsiz olduğunu, söz konusu modeldeki kullanımın, ...’ın "..." markasına, yine ayakkabı yanlarında ve aynı yönde konumlandırılmış şeritler yoluyla gönderme yaparak, parazit yararlanmaya elverişli nitelikte olduğunu, hükmün bu yönden de kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf taleplerinin kabulü ile, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/03/2025 tarihli, 2025/59 Esas, 20245/87 Karar sayılı kararının istinaf nedenleri yönünden kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; davacının işbu dava konusu yapmış olduğu ürünlerin 2 ve 4 şeritli ve müvekkili ...A.Ş. ye ait bulunan ... markasının bulunduğu ürünler olduklarını, bilindiği üzere davacı ...’ın ... markası ile bilindiğini ve tanındığını, dava konusu ayakkabıların hiçbirinde ...’a ait ... markası ve sair başkaca bir marka bulunmadığını, genel olarak şeritlerin spor ayakkabıların vazgeçilmez figürleri olduklarını ve kimsenin tekelinde olamayacaklarını, ...'ın kesinleşmiş Mahkeme Kararı ile iptal ve terkin edilen üstelik hiç de kullanmamış olduğu 2 ve 4 şerit şekilleri ile ilgili dava açmasının, buna dayalı olarak taleplerde bulunmasının hukuka aykırı ve kötüniyetli olduğunu, esasen bu hususun ...'ın şeritleri tekeline alma düşüncesini yansıttığını, bunun kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla Mahkemenin davacının bu kötüniyetli talebini kabul ederek, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin varlığının tespitine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu hiçbir üründe davacıya ait tescilli markanın kullanılmadığını, Dava dosyasındaki bilirkişi raporlarının çelişkili olduklarını, aynı raporun içeriğinde müvekkili lehine tespitlerde bulunulurken diğer yandan bu hususa davacı lehine sonuç bağlandığını, çelişkili raporlara dayanılarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkeme tarafından müvekkilleri aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin hukuken mümkün görülmediğini, zira davacıya ait tescilli markanın kullanımının söz konusu olmadığını, diğer yandan hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, ayrıca ilave pay adı altında yoksun kalınan tutarının artırılmasının hukuka aykırı olduğunu,Davalılardan ... hakkındaki tüm taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken, aksine hüküm kurulmasının somut olaya ve hukuka aykırı olduğunu, zira ...’ın, diğer davalı şirketin temsilcisi ve ortağı konumunda olup, başkaca bir sıfatı ve somut olay ile ilgisinin de bulunmadığını belirterek, kısmi istinaf taleplerinin kabulüne , İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2025/29 E , 2025/87 K sayılı 21.03.2025 tarihli kararda, müvekkilleri aleyhine verilen hükümlerin kaldırılmasına, davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; ... adına kayıtlı, halen sahibi adına geçerliliğini sürdüren, ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı şekil markalarının 18 ve 25. sınıflarda tescilli oldukları tespit edilmiştir.Davacılar ile davalı ... A.Ş. Arasında imzalanan 02/08/2000 tarihli ... yevmiye numaralı "Sulh Protokolü" başlığını taşıyan sözleşme incelendiğinde; 10.maddesinde; "... işbu protokolün 3, 4, 5 ve 6’ncı maddelerinde belirtilen hükümlerin herhangi birine veya tümüne aykırı davranması halinde ...'a 250.000.-$ (ikiyüzellibin Amerikan Doları) cezai şart ödemeyi beyan, kabul ve taahhüt eder." hükmünün düzenlendiği,Protokolün 10. maddesinde yollama yapılan 3. maddesinde; ....'ın ...'a ait markalar ile iltibas teşkil edecek işaret veya ibareleri taşıyan ürünlerin, üretimini, ithalini, satışını yapmama, stoklamama, reklam, ilan, katalog ya da diğer vasıtalarda kullanmama, kutu, poşet ve ambalajlarda yer vermeme taahhüdünde bulunduğu;
4. Maddesinde; ...'a ilişkin logoyu ya da ... logosu ile iltibas teşkil edebilecek başka bir logoyu kullanmama taahhüdünün yer aldığı,
5. maddesinde; piyasada bulunan stokların 31.12.2000 tarihine kadar eritilmeyi taahhüt ettiği,
6. maddesinde; kararlaştırılan para borçlarının belirli tarihlerde ödenmesini taahhüt ettiği tespit edilmiştir.İstanbul 1.FSHHM'nin 2019/19 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacıların ... , ... ve ... ..., davalıların ... ve ... A.Ş. oldukları, 25/02/2005 tarihinde davalıların "..." markalı spor ayakkabılarının üreticisi olduğunu, üreterek veya ithal ederek piyasaya sürdüğü bu ürünler üzerinde müvekkilinin ... markası ile iltibas teşkil edecek şekilde iki şerit ve dört şerit işaret markalarının kullanıldığı, bu durumun tüketiciler nezdinde karışıklığa ve iltibasa yol açacak derecede benzer olduğu, bu durumun müvekkilinin ... logo ve ... markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu iddiasıyla, bu durumun tespiti, önlenmesini ve durdurulması, davalı ... A.Ş. ile müvekkili arasında imzalanan 02/08/2000 tarihli sulh protokolüne aykırı davranışları nedeniyle sözleşme gereğince 250.000,00 ABD doları cezai şartın faiziyle tahsili, 100.000,00 TL manevi 30.000,00 TL maddi tazminatın tahsili, müvekkilinin markalarını taşıyan ürünlerin ve tanıtım araçlarının ve bunların imalinde kullanılan tüm malzemelerin imhası, hüküm özetinin ilanı talebiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda; 11/06/2009 tarihli, 2005/55 Esas, 2009/136 Karar sayılı kararı ile "…davalının ... ve ...numaralı modellerinin davacının tasarım hakkına tecavüz oluşturduğunun tespit ve önlenmesine, davalı tarafın iptal edilen markalarını kullanmasının da önlenmesine, kullanılan tasarımlar nedeniyle (22.208,30) TL maddi ve (25.000) TL manevi tazminatın 20.12.2004 tespit tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, hüküm özetinin ilanına, diğer taleplerin reddine…" karar verildiği, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından bozulması üzerine yeni esasa kaydedilerek yargılamaya devam olunduğu, 05/06/2014 tarihli, 2012/154 Esas, 2014/93 Karar sayılı kararı ile "…kesinleşen konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davanın devamı sırasında kullanmama nedeniyle iptal edilen...,..., ... nolu 2 ve 4 şeritli markaların bozma kararında açıklandığı şekilde davalı tarafından kullanımının önlenmesine, davalının ... nolu markasının tescile aykırı olarak davacının markası ile iltibas oluşturacak şekilde ... ve nokta şeklinde kullanımının davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, ürünlerden ve tanıtım vasıtalarından çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmayanların imhasına, marka haklarına tecavüz nedeniyle 7.791,70 TL maddi tazminat ile 5.000 TL manevi tazminatın 20/12/2004 tarihinden yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, TBK'nın 182. maddesi dikkate alınarak taktiren 100.000 USD cezai şartın 20/12/2004 tarihinden itibaren Merkez Bankası'nca yabancı dövizlere uygulanan faizi ile birlikte davalı ... A.Ş'den alınarak davacılara verilmesine, hükmün masrafı davalıdan alınarak ilanına…" karar verildiği, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/9057 Esas, 2016/8492 Karar sayılı kararı ile bozulması sonrasında yeniden esasa kaydedildiği, bu kez 26/12/2019 tarihli, 2019/19 Esas, 2019/476 Karar sayılı kararla; "…6102 sayılı TTK'nın 22. maddesi uyarınca bu hükmün ticari işlerde uygulanmasının mümkün olmadığı, tarafların tacir olduğu, davalının aşırı olduğundan bahisle sözleşmedeki cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceği gerekçesiyle 250.000 USD cezai şartın 20.12.2004 tarihinden itibaren Merkez Bankasınca yabancı dövizlere uygulanan faizi ile birlikte davalı ...A.Ş.'den alınarak davacılara verilmesine, kesinleşen konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığına…" karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 09/06/2022 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.İlk derece Mahkemesince alınan 12/06/2015 tarihli bilirkişi raporunda;... ve ... isimli internet sitelerinde yapılan incelemeler sonucunda; ... adlı web sitede, "..." markalı ürünlerin koleksiyonlarda sunulduğu, ancak ürünlerin online satışının gerçekleştirilmediği, online satış için ... isimli siteye yönlendirme yapıldığı, ... adlı web sitesinde, dava dilekçesinde örnekleri sunulan ürünlerin fiyat bilgisi ile birlikte görsel olarak sunulduğu, ayrıca ürünlerin online satışının yapıldığının tespit edildiği yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.İlk derece Mahkemesince alınan 13/05/2016 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu ayakkabı modelleri ile İstanbul 1. FSHHM'nin 2012/154 Esas sayılı dosyasında davaya konu ayakkabı modelleri arasında farklılıkların bulunduğu, davacının üç çizgili markaları ile üç çizgi içeren (..., ...,..., ..., ... tescil numaralı) markalarının dava tarihi itibariyle tanınmış oldukları, ürün bazında belirtilen istisnalar dışında davacının üç çizgi içeren markalarının benzerlerinin davalı tarafça dava konusu ürünlerde kullanıldığı ve bu kullanımın 556 sayılı KHK m.9/f.1/(b) ve m.9/f.1/(c) bentleri anlamında ortalama tüketici kitlesinde davacıya ait marka ile davalı ürünleri arasında bir bağ (karıştırılma ihtimali ve sulandırma) oluşturur nitelik taşıdığı, ürün bazında belirtilen istisnalar dışında davalıya ait çizgilerin konumlandırmalarının süsleme mahiyetini aştığı ve markasal bir kullanıma dönüşerek iltibasa yol açtığı yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
İlk derece Mahkemesince alınan 15/01/2018 tarihli ek bilirkişi raporunda; ... kod numaralı davalı ayakkabısının dış yan tarafında kullanılan paralel şerit kullanımının, tüketici zihninde ...'a ait "..." markalı ayakkabılara gönderme yapmadığı ve ...'a ait "..." markasının tanınmışlığından faydalanmaya çalışmadığı, ...'ın yurtdışında patentle korunan ve tüketici nezdinde bilinirliğe ulaşmış ... modeline ait tabanın görsel tasarımını meydana getiren kanalların ve kanalların kesişimleri sonucu oluşan desenlerin, davalı tarafa ait olduğu beyan edilen ... kodlu ürüne ait taban tasarımını oluşturan kanalların oluşturduğu desenlerden farklı olduğu ve aralarında görsel bir benzerlik ilişkisi bulunmadığı, davacı tarafa ait... modelinin tabanının görsel tasarımını meydana getiren kanalların ve kanal kesişimleri sonucu oluşan desenlerin, davalı tarafa ait olduğu beyan edilen ... kodlu ürüne ait taban tasarımını oluşturan kanalların oluşturduğu desenler ile son derece benzer ögelerden oluştuğu, tasarımların benzer olarak algılandığı yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.İlk derece Mahkemesince alınan 16/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda; davalı ... Şirketi bakımından hesaplanan maddi tazminat bedelinin ... kodlu ürünün hesaplamaya dahil olduğu durumda 52.116,81 TL olduğu, ... kodlu ürünün hesaplamaya dahil olmadığı durumda 51.584,79 TL olduğu, davalı ... bakımından maddi tazminat bedeli hesaplanamadığı, manevi tazminat ve cezai şart konularının mahkeme takdirine olduğu yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.İlk derece Mahkemesince alınan 17/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda; dosya kapsamında dava konusu ürün tasarımlarından yalnızca birinin, davalı ... ... ürününün tasarımsal unsurlarının bilgilenmiş kullanıcı-tüketici nezdinde genel izlenimde davacı ... tasarımıyla iltibas yaratacak düzeyde benzer olarak algılandığı, dosya kapsamındaki diğer tüm ürünlerde 3 ya da 4 şerit kullanımı bağlamında tasarımsal benzerliklerin bulunduğu, bu bağlamda bütünsel yaklaşımda bilgilenmiş kullanıcı tüketici nezdinde genel izlenimde ürünlerin farklı firmaların/markaların benzer bir koleksiyonuymuş gibi algılanabileceği, dosya kapsamındaki diğer tüm davacı ürünlerindeki şeritlerin şekil markası/desen olduklarına dair mesaj verdiği, tüm davalı ürünlerindeki şeritlerin desen olduklarına dair mesaj verdiği, bütünsel yaklaşımda tüm ürünlerdeki ilgili isim+şekil markalarının kullanım yoğunluğu ile kullanıcıya verdiği ürün-marka aidiyeti mesajının davacı tarafın şekil markası kullanımıyla verdiği mesaja baskın olduğu ve tüm ürünlerin isim+şekil markası kullanımlarının ilgili ürünlere ayırt edicilik kazandırdığı, bu nedenle davacı tarafın markasına tecavüz şartlarının bütün boyutlarıyla oluşmadığı, dosya kapsamındaki tüm ürünlerde markasal kullanımların fazlalığı nedeniyle, tüm ürünlerin aidiyet taşıdıkları markaların bilgilenmiş kullanıcı-tüketici nezdinde açık ve net olarak algılandıkları, bu bağlamda markaya tecavüz koşullarının oluşmadığı, davalı tarafın ürünlerindeki desen/süsleme amaçlı şeritsel unsurların davacı tarafın ürünlerindeki markasal kullanımları çağrıştırmasıyla haksız rekabet koşullarının oluştuğu yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
G E R E K Ç E :Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile sulh sözleşmesinden kaynaklanan cezai şartın tahsili davasıdır.Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelenmesi, HMK’nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalılar vekilinin husumete ilişkin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; her ne kadar davalı ...’ın davalı sıfatının olmadığına dair istinaf talebinde bulunulmuşsa da, davalı şirketin yetkilisi olmakla, davalı şirketin markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturan haksız fiillerinden sorumlu olacağından, kendisine husumet yöneltilmesinde usule aykırılık yoktur.Davalılar vekilinin diğer istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede ise; davacı tarafça müvekkilinin marka haklarına tecavüz edildiği iddiasının yanı sıra, davalının ... kod numaralı ayakkabı tasarımının müvekkiline ait ... model ayakkabı tasarımı ile, davalı tarafa ait ... kod numaralı ayakkabı tasarımının müvekkiline ait ... ürünü ile, davalının ... kod numaralı ayakkabı tasarımının müvekkiline ait ... modeli ile, davalıya ait ... kod numaralı ayakkabı tasarımının müvekkiline ait ... modeli ile, davalıya ait ... kod numaralı ayakkabı tasarımının müvekkiline ait ... modeli ile, davalıya ait ... kod numaralı ayakkabı tasarımının müvekkiline ait ... ... modeli ile, davalıya ait ... ve ...kod numaralı ayakkabı tasarımlarının müvekkiline ait ... modeli ile benzer olduklarının da iddia edildiği ve tescilsiz olan bu tasarımlara benzer ürünlerin haksız rekabet teşkil ettiği de iddia edilmiştir.Dosyada bulunan 13/05/2016 tarihli bilirkişi raporunda, davalının ürünleri üzerinde kullandığı şeritlerin davacının tescilli ve tanınmış markaları ile iltibasa neden olacağına dair görüş bildirildiği, tasarım benzerliği iddiasıyla ilgili yapılan incelemede, davalının davaya konu edilen ürün tasarımlarının davacının tasarımları ile benzer olmadıkları, davalı tarafa ait ayakkabı ürünlerinde bulunan belirgin benzerliğin, marka işaretinde olduğu, karşılaştırılan ürünlerin farklı serilere ait spor ayakkabılar olarak algılandıklarına dair görüş bildirildiği, aynı heyetten alınan 15/01/2018 tarihli ek raporda da ..., ..., ... kod numaralı ürünlerle ilgili aynı görüşün tekrar edildiği, yalnızca ... kod numaralı ürünün tabanının davacıya ait ... ürününün tabanı ile benzer olduğunun belirtildiği, farklı bir heyetten alınan 17/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda ise, davalının ürünleri üzerinde kendisine ait tescilli "..." markasını da kullanması nedeniyle kullanılan şeritlerin davacının markaları ile iltibasa neden olmayacağı, ..., ... ve ... kod numaralı ürünlerin tasarımlarının davacıya ait ürün modellerinden farklı oldukları, tek benzerliğin ürünler üzerinde kullanılan şeritlerden kaynaklandığına dair görüş bildirildiği tespit edilmiştir.Mahkemece iki ayrı heyetten alınan bilirkişi raporları arasında davalıların ürünleri üzerindeki şerit kullanımlarının davacının markaları ile iltibas yaratıp yaratmayacağına dair çelişki giderilmeden ve uzmanlık gerektiren tasarım benzerliği konusunda bilirkişi raporlarındaki görüşe neden itibar edilmediği açıklanmadan, davalıların davacının marka hakkına tecavüz davasının kabulüne ve ... kod numaralı tasarım dışındaki tasarımlarla ilgili haksız rekabet davalarının kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf talebinde haklı olduğu kanaatine varılmıştır.Bu nedenle davalılar vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, Mahkemece bir marka uzmanı, bir tasarım uzmanı ve bir ayakkabı sektöründen seçilecek bilirkişi heyetinden her iki rapor arasındaki çelişkiyi giderecek ve tarafların raporlara yaptıkları itirazları karşılayacak şekilde yeni bir rapor alınarak, sonucuna göre değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine, kaldırma gerekçesine göre davacılar vekilinin istinaf talepleri ile davalı vekilinin esasa ilişkin diğer istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacılar vekilinin istinaf talebinin incelenmesine YER OLMADIĞINA,Davalılar vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 21/03/2025 tarihli, 2025/29 E. - 2025/87 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunması için dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacılar vekilinin istinaf talebi incelenmediğinden istinaf harcının talebi halinde davacılara iadesine,
4-Davalılar vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davalılara iadesine,
5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi'nce verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 04/05/2026 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.