T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/11 Esas
KARAR NO: 2024/254
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 24/03/2022
NUMARASI: 2020/1 Esas, 2022/241 Karar
DAVA: SIRA CETVELİNE İTİRAZ (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
KARAR TARİHİ 01/02/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin müflis şirkete karayolu taşımacılığı hizmeti sunduğunu, ancak sundukları hizmet kapsamında düzenledikleri fatura bedelleri ile borca mahsuben düzenlenen çek bedellerinin tahsil edilemediğini, alacağının tahsili için müflis hakkınde icra takipleri başlattıklarını, iflas tarihi itibarıyla icra takiplerinde toplam alacak miktarlarının 264.535,39 TL olduğunu, iflas müdürlüğünce alacak taleplerinin tamamının reddine karar verildiğini ileri sürerek 264.535,39 TL alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevabında; iflas müdürlüğünün ret kararlarının haklı ve yerinde olduğunu, davanın süresinde olmadığını, davacının alacağını ispatlayamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece; kayıt kabul davalarında her zaman düzenlenmesi mümkün olan çek ve bononun alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmadığı, kaldı ki dava dilekçesinde çeklerin fatura borcuna mahsuben verildiğinin belirtildiği, davalının faturaları defterlerine kaydettiği, içeriğine itiraz etmediği ve fatura konu malı teslim aldığı anlamına geldiği, bu durumda davalının borcu ödediğini ispatlaması gerektiği, davacının ticari defterlerine göre müflis şirketten 192.019,70 TL alacaklı olduğu görülse de, davalının ticari defterlerine göre davacının 50.019,70 TL alacağı bulunduğu, davacının davalı defterlerinde belirtilen alacağını ispatladığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 50.019,70 TL alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olup, esas ilişkinin varlığını ispatlamaya gerek olmadığını, çeke dayalı takiplerine süresinde itiraz edilmediğini ve takiplerin iflastan önce kesinleştiğini, davalı müflis şirketin 2014 ve 2015 yılı defterlerini sunmadığını, takip konusu çeklerin defterleri sunulmayan 2014 ve 2015 yıllarına ait olduğunu, defter ve kayıtlarına işlenmemesinin alacakları olmadığını göstermeyeceğini, kabul edilen alacakların işlemiş faizinin hesaplanmadığını, müvekkili lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, kayıt kabul istemine ilişkindir.Dosya kapsamında davacının cari hesap alacağından doğan 68.520,00 TL'nin masaya kaydını talep ettiği, iflas idaresince talep edilen alacağın tamamen reddedildiği, davacının cari hesap alacağı yanında kambiyo senetlerinden doğan alacak toplamı 264.535,39 TL alacağın iflas masasına kaydı için eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.Mahkemece, davalının defter ve kayıtlarına göre cari hesap borcunun 50.019,70 TL olduğu, çeklerin alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 50.019,70 TL alacağın iflas masasına kaydına karar verilmiştir.Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 23/06/2022 tarihli kararı ile, ilk derece mahkemesi kararının on günlük yasal sürede istinaf edilmediği gerekçesiyle istinaf talebinin usulden reddine karar verilmiştir. Dairemiz kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. HD'nin 15/11/2023 tarih ve 2022/3885 Esas, 2023/3866 Karar sayılı kararı ile; kayıt kabul davalarında kanun yoluna başvuru süresi hakkında açık bir düzenleme olmadığı, kıyas yolu ile iflasa ilişkin kanun yolu süresini belirleyen İİK'nın 164 maddesindeki on günlük sürenin uygulanamayacağı, bu nevi kararların genel hükümlere tabi olup istinaf süresinin HMK'nın 345. maddesi gereği iki hafta olduğu, bu nedenle davacının istinaf başvurusu süresinde olduğundan, istinaf mahkemesinin işin esasını incelemesi gerektiği gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.Dairemizce bozma ilamına uyularak işin esasının incelenmesine geçilmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, davacının müflis şirketten takibe konu ettiği çekler nedeniyle alacaklı olup olmadığı, kayıt kabul davalarında alacağın hangi tarihe göre hesaplanması gerektiği, davanın kabulü halinde hükmedilecek vekalet ücretinin nisbi olup olmayacağı hususlarında toplanmaktadır.1-Davacı, alacağın masaya kaydı talebinde sadece cari hesaptan kaynaklı alacağın kaydını talep etmiş iken, eldeki davada cari hesap alacağının yanında, verilen çeklerden doğan alacağın da masaya kaydını talep etmiştir.İİK'nın 236 maddesi uyarınca iflasın kapanmasına kadar masaya alacak yazdırmak mümkün olduğu gibi, masaya kayıt davası açılması için için iflas idaresine başvuru yapılması da bir ön şart değildir. (Yargıtay 23. HD'nin 26/09/2014 tarih ve 2014/1500 Esas, 2014/6007 Karar sayılı kararı). Bu nedenle ilk derece mahkemesinin, davacının çekler nedeniyle müflis şirketten alacağının bulunup bulunmadığını esastan incelemesi yerinde olmuştur.2-Davacı müflis şirketten çeklerden kaynaklı alacağının bulunduğunu ayrıca alacağın iflas tarihi itibarıyla hesaplanması gerektiğini ileri sürerek hükmü istinaf etmiştir.İlk derece mahkemesinde alınan rapor ve ek raporda; davacının defter ve kayıtlarına göre müflis şirketin cari hesap borç bakiyesinin 51.219,70 TL, karşılıksız çıkan çeklerden dolayı borcunun 142.000,00 TL olmak üzere davacının toplam 193.219,70 TL alacağı olduğu, ancak 36.000,00 TL bedelli çekin banka yasal sorumluluğunda olan 1.200,00 TL'sinin banka tarafından ödendiği, davacının da bu miktarı düşerek çeki takibe koyduğu, 1.200,00 TL'nin tenzilinden sonra davacının 192.019,70 TL alacağı bulunduğu, iflas tarihi itibarıyla avans faizi ile alacağın 238.899,28 TL olduğu; davalının defter ve kayıtlarına göre müflis şirketin cari hesap bakiyesi olarak 50.019,70 TL borç bakiyesi bulunduğu, çeklerle ilgili olarak 2014 ve 2015 yılı ticari defterlerinin iflas müdürlüğünden bulunmadığından ibraz edilmediği, bir kısmı 2015, bir kısmı 2016 tarihli çeklerle ilgili 2016, 2017 ve 2018 yıllarında herhangi bir ödeme tespit edilmediği belirtilmiştir. İlk derece mahkemesinin 23/02/2021 tarihli celsesinde taraflara 2014, 2015 ve 2016 yılına ait tüm defterlerini inceleme gününde hazır bulundurması, yerinde inceleme talep edilmesi halinde şirket merkezinde hazır bulundurması için kesin süre verilmesine rağmen, davalının 2014 ve 2015 yıllarına ait ticari defterlerini sunmadığı ve yerinde inceleme sırasında da hazır bulundurmadığı anlaşılmıştır."..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. (Yargıtay 15. HD'nin 2016/4087 Esas, 2017/261 Karar sayılı kararı)Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir. Ayrıca İİK'nın 195 maddesine göre iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibarıyla hesaplanıp belirlenmesi gerekirken, mahkemece bu husus gözetilmeden cari hesap alacağının masaya kaydına karar verilmesi de doğru olmamıştır. Taraflar tacir olup ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirlenebileceği ve faizle ilgili TBK'nın 88/2 ve 120/2 maddesinde düzenlenen sınırlamanın ticari işlerde uygulanamayacağı, davacının iflastan önce başlattığı takiplerde avans faizi talep ettiği gözetildiğinde iflas tarihi itibarıyla avans faizi ile alacağın 238.899,28 TL olduğu anlaşıldığından mahkemece bu miktara hükmedilmesi gerekirken eksik alacağa hükmedilmesi doğru görülmemiştir. 3-Davacı vekili, vekalet ücretinin nisbi değer üzerinden belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüşse de, kayıt kabul davalarında vekalet ücreti ve harcın maktu olarak belirlenmesi gerektiğinden davacının bu yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda 2 nolu maddede gösterilen nedenler ile kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulü ile 238.899,28 TL alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/1 Esas, 2022/241 Karar ve 24/03/2022 tarihli kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, 238.899,28 TL alacağın iflas masasına KAYIT VE KABULÜNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,c)Davacı tarafından karşılanan 54,40 TL peşin harç ile 54,40 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,d)Davacı tarafından yapılan yargılama gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.547,00 TL'den kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.397,08 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, e)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, f)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,g)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,İstinaf Giderleri Yönünden 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Davacı tarafından karşılanan 162,50 TL istinaf yargılama giderleri ile 301,40 TL istinaf başvuru ve karar harcı olmak üzere toplan 463,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,6-İstinaf yargılamasının Yargıtay bozma ilamı sonrasında duruşmalı olarak gerçekleştirilmiş olması nedeniyle, kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 10.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,7-HMK 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştikten sonra yatıran tarafa İADESİNE, Dair, davacının yüzüne karşı davalının yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/02/2024