T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2199 Esas
KARAR NO: 2024/379
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 27/10/2009 tarihinde davalı kooperatife üye olduğunu, akabinde kendisine ... Blok ... Kat ... numaralı bağımsız bölüm tahsis edilmiş ise de, tahsis edilen yerin daha sonra Mahkeme kararı ile 3. kişiye hükmen tescil edilmesi netisesinde müvekkilinden geri alındığını, müvekkiline tahsis edilecek yer kalmaması ve kendisinden üyeliğe dayalı aidat istenmesi sebebiyle müvekkilinin kooperatif üyeliğinden 24/12/2011 tarihinde istifa ettiğini, müvekkili tarafından, üye olduğu tarihten üyeliğinin sona erdiği tarihe kadar davalı kooperatife toplamda 115.000,00 TL üyelik aidatı ödenmiş ise de talep edilmesine rağmen yaptığı ödemelerin iade edilmediğini, üyelik aidatlarının iadesi için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafından davaya karşı cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; davacının 24/12/2011 tarihli istifa dilekçesinin, davalı kooperatif tarafından kabul edildiği, davacının üyeliğinin bu tarihte sona erdiğinin kabul edilmesi gerektiği, üye, bilanço tarihinden 1 ay önce çıkma isteğini bildirmesi gerektiğinden bu üye ile hesaplaşmanın 2011 yılı bilançosuna göre yapılacağı, 2011 yılı bilançosunun görüşüldüğü 2012 yılında yapılan genel kurulda, Kooperatifler Kanununun 17/2 maddesi uyarınca, iade ödemelerinin 3 yıla kadar ertelenmesine dair karar alındığı, buna göre icra takibi 17/06/2015 tarihinde başlatıldığından usulüne uygun olarak başlatılmış bir takibin bulunduğu, davacının yaptığı aidat ödemelerinin hesaplamasında, çıkma payı alacağının muaccel olduğu tarihin dikkate alınacağı, çıkma payı alacağının muaccel olduğu tarihten takip tarihine kadar TBK'nun 88. ve 120. maddelerine uygun faiz hesabı yapılması gerektiği, somut olayda, 21/04/2012 tarihli genel kurul kararı ile Kooperatifler Kanununun 17/2 maddesi uyarınca, iade ödemelerinin 3 yıla kadar ertelenmesine dair karar alındığı gözetildiğinde kooperatiften çıkma payı alacağının 22/04/2015 tarihinde muaccel olduğunun kabulü gerektiği, dava konusu edilen alacağın miktarının likit olduğu gerekçeleri ile davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın 113.825,37 TL asıl alacak, 1.833,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 115.659,05 TL yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak olan 113.825,37 TL'nin %20'sine tekabül eden 22.765,07 TL icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi ek raporuna itirazları doğrultusunda Mahkemece, dosyanın kooperatif bilirkişisine tevdiine karar verilmesine rağmen son duruşmada, herhangi bir gerekçe ve hukuki dayanak bildirilmeksizin bu ara karardan dönülerek dosya kapsamında tanzim edilen hatalı tespit ve kanaatleri içeren bilirkişi ek raporuna ilişkin beyan ve itirazları değerlendirilmeden davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davacının, üye olduğu ve üyelikten istifa ettiği dönemde dava konusu bağımsız bölümde ikamet ederek ya da taşınmazı üçüncü şahıslara kiraya vererek maddi yarar sağlamasına rağmen, ilgili döneme ilişkin rayiç kira bedelinin hesaplanarak elde edilecek meblağın davacının yaptığı ödeme tutarından mahsup edilmesi gerekirken bu şekilde bir hesaplama yapılmadığını, müvekkili kooperatif hiçbir şekilde temerrüde düşürmediğinden işlemiş faize açıkça itiraz ettiklerini, davacı tarafın kötüniyetli ve haksız iddiaları sebebiyle talep edilen alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/300 Esas, İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/64 Esas, 2014/931 Esas ve 2015/476 Esas sayılı dosyalarında, müvekkili kooperatifin, söz konusu davalara konu olan dairelerin geri alınması amacıyla, gerek kendi haklarını gerekse üyelerinin mağdur olmaması adına gereken her türlü hukuki mücadeleyi verdiğini ve davada verilen kabul kararının henüz kesinleşmediğini, bu durumda esasen mağdur olan ve zarara uğratılan tarafın, davacı ve diğer kooperatif üyeleri olmayıp müvekkili kooperatif olduğunu, talep etmelerine rağmen işbu davaların bekletici mesele yapılması taleplerinin reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyada mübrez kök raporun tekrarı mahiyetinde olan bilirkişi ek raporunda, delil listesinde kooperatif sicil kayıtları yer almasına rağmen, takip eden dönemlerdeki genel kurul kararlarının bilirkişi tarafından incelenmediğini ve muacceliyete ilişkin olarak da hatalı tespit yapıldığını, 21/10/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısına dayanak teşkil eden Kooperatifler Kanununun 17/2 maddesinin "Kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir." hükmünü havi olduğunu, anılan kanun maddesinin müvekkili kooperatif genel kuruluna tanıdığı bu hak ve yetki doğrultusunda, davacının davasının yasal süresi içerisinde açılmadığı, zira kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının bir alacağı varsa bile bunun muaccel olmadığını ve dolayısıyla da davacının davasının yasal süresinde açılmadığını tevsik ettiğini, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Mahkemece, davacıya yapılmasına karar verilecek olan herhangi bir iade ödemesinin, kooperatifin, mevcudiyetini ve amacını tehlikeye sokacak, amacına ulaşmasını engelleyecek ve kooperatif bütçesinin bu ödemeleri yapamayacak durumda olmasından dolayı, bu ödeme hakkında bir ödeme planı düzenlenmesine ve 21/10/2017 tarihli olağan genel kurul tarihinden itibaren üç yıl sonrasından başlamak suretiyle erteleme kararı verilmesi gerektiği izahtan vareste iken yerel Mahkemece usul ve yasaya aykırı bir şekilde davanın kısmen de olsa kabulüne yönelik verilen kararda, bu taleplerine yönelik olarak hüküm kurulmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kooperatif üyeliğinden istifa eden davacının çıkma payı alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/435 Esas 2015/442 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosyanın iş bu mahkemeye gönderildiği anlaşılmıştır. Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 115.000,00 TL asıl alacak ve 38.309,17 TL faiz olmak üzere toplam 153.309,17 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan 30/03/2018 tarihli raporda; davacının 24/12/2011 tarihinde istifa ettiği ve istifasının Kooperatifler Kanununun 17/2 maddesine göre 31/12/2011 tarihi sonu itibariyle hüküm ifade edeceği, davacı tarafın icra takibi tarihi itibariyle davalı kooperatife (devir aldığı üyenin yaptığı ödemeler dahil) 122.000,00 TL ödeme yaptığı, icra takibinde 115.000,00 TL talep ettiğinden taleple bağlılık ilkesi gereği ödeme tutarının 115.000,00 TL olarak kabul edilebileceği, davacı tarafın hissesine, 2011 yılı bilançosundaki zarardan 1.174,63 TL zarar payı düştüğü, buna göre davacının yaptığı ödeme tutarından, payına düzen zarar tutari mahsup edildiğinde 113.825,37 TL talep edebileceği, davacının alacak tutarının muaccel hale geldiğine ve işlemiş faize ilişkin hukuki değerlendirme ve taktirin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi tarafından sunulan 05/04/2019 tarihli ek raporda; davacının 24/12/2011 tarihinde istifa ettiği ve istifasının Kooperatifler Kanununun 17/2 maddesine göre 31/12/2011 tarihi sonu itibariyle hüküm ifade edeceği, Kanunun 17. maddesi çerçevesinde, davacının ayrılma tutarının en fazla üç yıl süre ile ertelenebileceği dikkate alındığında huzurdaki davada davacıya yapılacak ödemenin, erteleme süresi sonu olan 22/04/2015 olduğu (erteleme kararı 21/04/2012 tarihinde yapılan genel kurulda alındığından), davacı tarafın icra takibi tarihi itibariyle davalı kooperatife (devir aldığı üyenin yaptığı ödemeler dahil) 122.000,00 TL ödeme yaptığı, icra takibinde 115.000,00 TL talep ettiğinden taleple bağlılık ilkesi gereği ödeme tutarının 115.000,00 TL olarak kabul edilebileceği, davacı tarafın hissesine, 2011 yılı bilançosundaki zarardan 1.174,63 TL zarar payı düştüğü, buna göre davacının yaptığı ödeme tutarından, payına düzen zarar tutari mahsup edildiğinde 113.825,37 TL talep edebileceği, davacının alacak tutarının 22/04/2015 tarihinde muaccel hale geldiği, bununla icra takibindeki işlemiş faiz alacağının taktirinin Mahkemeye ait olduğu, davacının konutunu kiraya verdiği ve bundan kira geliri elde ettiğine dair dosya kapsamında herhangi bir belge bulunmadığı gibi davacının kira gelirinin, davacının, davalı kooperatife yaptığı ödemelerden mahsup edilmesinin kooperatif ana sözleşmesi ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu hükümleri çerçevesinde mümkün olmadığı bildirilmiştir.Uyuşmazlık, istifa suretiyle kooperatif ortaklığından ayrıldığı itiraz konusu olmayan davacının, çıkma payını isteme hakkının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı noktasında toplanmaktadır. "...Dava, çıkma payı alacağının tahsiline ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/1. ve anasözleşmenin 15/1. maddesi gereğince, ayrıldığı yıl sonu bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkını haiz olup, ayrıldığı yıl sonu bilançosunun genel kurulca kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ayın sonunda bu alacak temerrüt ihtarına gerek kalmaksızın muaccel olur ve talep edilebilir. Aynı Kanun'un 17/2. maddesi uyarınca kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşüreceği gerekçesiyle ödemelerin 3 yıl geçmemek üzere belli bir süre ile geciktirilmesine ilişkin alınan kararın, anılan aynı genel kurulda alınması ve mahkemece, ödemenin kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikte olduğunun bilirkişi raporu ile yargılama sırasında saptanması halinde, erteleme kararındaki süre geçmeden önce açılan dava, ödemeleri geciktirme süresinden önce (erken) açıldığı gerekçesiyle reddedilmelidir..." (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/6431 Esas 2017/108 Karar sayılı ilamı).Kooperatif ansözleşmesinin 13/1 fıkrası 1. cümlesi uyarınca, her ortağın, hesap senesi sonundan en az 1 ay önce yönetim kuruluna yazı ile başvurmak suretiyle ortaklıktan çıkabileceği; 15/1 fıkrası uyarınca, çıkma payı alacağının, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanarak bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verileceği kararlaştırılmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 17. maddesinde ise, çıkma payı alacağının, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacağı, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemelerin, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, 27/10/2009 tarihinde devir almak suretiyle kooperatife ortak olan davacı, davalı kooperatif yönetim kurulu başkanlığına sunduğu 24/12/2011 tarihli dilekçesi ile, kooperatif ortaklığından istifa etmek istediğini bildirerek alacaklarının iadesini talep etmiştir. Bu durumda davacının, istifasını hesap senesinin sonundan en az 1 ay önce vermediği dikkate alındığında, hesap senesinin son ayında verilen istifa sebebiyle çıkma payı alacağının, istifayı takip eden bir sonraki yıla ait 2012 yılı bilançosuna göre hesaplanması gerekir. Davalı kooperatifin 2012 yılına ait bilançosunun görüşüldüğü genel kurulu ise, 06/07/2013 tarihinde yapılmış olup bilanço oybirliği ile kabul edilmiştir. Söz konusu genel kurulun 10. maddesinde, 2012 bütçe dönemleri içerisinde çıkan ve çıkarılan ortaklara yapılacak iade ödemelerinin, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye sokacağı, kooperatifin amacına ulaşmasını engelleyeceği ve bütçenin, bu ödemeleri yapamayacak durumda olması dolayısıyla bu ödemelerin, Kooperatifler Kanununun 17/2 maddesi uyarınca 3 yıla kadar ertelenmesi konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. Bu karar, davalı kooperatife, iade ödemelerinin yapılması bakımından üç yıla kadar erteleme hakkı tanımakta ise de, alacağın muacceliyet tarihini etkilemez. Bir başka anlatımla, davacı ortak, 3 yıllık sürenin sonunda Kanun ve ana sözleşme uyarınca, yaptığı ödemelerin iadesini, ayrıldığı yılın bilançosunun ertesi yıl genel kurulda kesinleşmesinden itibaren bir ay geçtikten sonraki tarihten itibaren faiziyle geri isteyebilir.Bu durumda, 06/07/2013 tarihli genel kurulun 10. maddesi uyarınca, yönetim kurulunun, kendisine verilen yetki çerçevesinde bir karar alıp almadığı araştırılarak bu nitelikte bir karar alındığının tespiti halinde davacının, takip ve davaya konu alacağını bu süreye uygun olarak talep edip etmediği, bu süreden önce talep edilmesi halinde ise, davacının talebe konu alacağının ödenmesinin, davalı kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürüp düşürmeyeceğinin yani erteleme kararının usulüne uygun olup olmadığının tespit ettirilmesi gerekir. Öte yandan davalı kooperatif yönetim kurulu tarafından bu yönde bir karar alınmamış yahut karar alınıp da davaya konu alacağın, 3 yıllık erteleme süresinden sonra tahsili yoluna girişilmiş ise, bir önceki cümlede belirtilen araştırmanın yapılmasına gerek yoktur. Bu hususların tespitinden sonra ise, hesap senesinin son ayında verilen istifa sebebiyle çıkma payı alacağının, istifayı takip eden bir sonraki yıla ait 2012 yılı bilançosuna göre hesaplanması gerektiği gözetilerek davalı kooperatifin defter, kayıt ve belgelerinin davalı kooperatiften istenilmesi, ibraz edilmemesi halinde ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğünden getirtilen dosya kapsamındaki belgeler doğrultusunda inceleme yapılarak ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak davacının alacağının, mevzuat ve anasözleşme gereğince hesaplanması yönünden ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli mali müşavir -kök ve ek raporu tanzim eden veya farklı bir bilirkişi- ile kooperatif uzmanı bir bilirkişiden rapor alınarak oluşacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesis edilerek davanın yazılı olduğu şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/219 Esas, 2020/319 Karar sayılı ve 30/06/2020 tarihli kararının HMK 353/1a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.975,16 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.547,56 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.21/03/2024