T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2153 Esas
KARAR NO: 2024/407
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/12/2019
NUMARASI: 2018/1207 Esas, 2019/1212 Karar
DAVANIN KONUSU: Kayyımlık
KARAR TARİHİ: 28/03/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Tasfiye Halindeki ... 26/09/2001 tarihinde tasfiyesine karar verilerek tescili yapıldığını, Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesine ait 2008/3 Esas sayılı dosyasına konu olan davada davalıların görevi kötüye kullanma ve zimmet suçlarından dolayı yargılandıklarını, ceza yargılamasında müşteki sıfatı ile taraf olanların, davalılarca yıldırma politikalarına maruz kaldığını, kooperatif yöneticileri tarafından bilinçli olarak yapılmış sindirmeye yönelik davalar silsilesinin olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti yasa koyucuları hem hukuk hem de ceza yasalarında (Ceza Muhakemesi Kanunun 133. Maddesinde suça karışan şirket yöneticilerinin yönettikleri şirketlerinin suça konu olmamaları adına yönetimlerine kayyım atanacağına dair) yasal düzenleme getirdiklerini, davalıların zimmet suçunu işlediklerine dair ceza dosyası içerisinde ciddi anlamda delil ve belgeler bulunduğunu belirterek davalı kooperatifin tasfiye işlemi tamamlanana kadar ya da mevcut durumun sonununa kadar kayyım atanmasını ve davalı yöneticilerin görevlerinden el çektirilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı Tasfiye Halinde ... Kooperatifi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların, Kooperatife aidatlarını düzenli ödemeyen, olağan genel kurullara katılmayan, genel kurul kararlarına uymayan kooperatifi devamlı kötüleyen tutum ve davranışlar içinde olduğunu, Kooperatifin faaliyette olduğunu, yönetiminde bir boşluk olmadığını, Kooperatif Yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ın 22 yıldır yapılan genel kurullarda oy birliği ve şerh koyulmadan seçildiklerini, yasa ve kanunlardan doğan hak ve sorumluluklarını yerine getirdiklerini belirterek haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in adı geçen Kooperatiftte Yönetim Kurulunda olmadığını ve imzaya yetkili bir kimse de olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi 2008/3 Esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, müvekkili hakkında kesinleşen hükmün olmadığını, yine ceza dosyasında da belirtildiği gibi müvekkili ceza dosyasında ileri sürülen olaylar sırasında yönetimde olsa da imzaya yetkili olmadığını, bahsi geçen suçlardan dolayı yargılanamayacağını, bu sebeplerle müvekkili açısından davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, kayyım mahkeme tarafından bazı durumların meydana gelmesi ile atanacağını, TMK' da sayılan bu hallerin kendisinden uzunca zaman haber alınmayan hallerde malların yönetimi, mal sahibi mallarını doğrudan doğruya yönetemiyorsa ve vekil de atayamıyor olması gibi haller olduğunu, halbuki kooperatifin yönetim kurulunun mevcut olduğunu, kaldı ki vekil atanma ihtimalinin de olduğunu, bu sebeple davanın reddi gerektiğini bildirmiştir. Davalılar ... ve ...'ın usulüne göre tebligat yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Kooperatifler Kanununun 98.maddesi yollamasıyla somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirketlere ilişkin 364 ve 408.maddeleri gereği azil yetkisinin münhasıran genel kurula hasredildiğini, bu durumun tek istisnasının TTK 334/2 hükmü olup somut olayda şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırması amacıyla mahkemeye başvuru hakkı tanıyan bir hükmü bulunmadığı, davacının yönetim kurulunun seçildiği 28/11/2018 tarihli genel kurulunda alınan kararın iptali ile ilgili dava da açmadığı anlaşıldığından davacının davalı yöneticiler ... ve ... aleyhine açtığı davanın esastan reddine, davalı ...'in kooperatif yönetim kurulu üyesi olmaması ve ve azil davalarında sadece yöneticilerin davalı olarak gösterilmesi gerektiği hususları gözönüne alınarak bu davalı ve davalı kooperatif aleyhine açılan davanın ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacılar vekili istinaf nedenleri olarak; 2002 yılından beri davalı kooperatifin ve yönetim kurulu üyelerinin görevlerini layıkı ile yerine getirmediklerini, Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmalarına neden olan zimmete para geçirme ve görevlerini kötüye kullanma iddiaları ve bu zaman süreci içerisinde bir çok kooperatif üyesinin haksızlığa uğrayarak yerlerinden yurtlarından ettiklerini, ağır ithamlarla suçlamalar yöneltilen ve bu sebeplerle Bakırköy Ağır Ceza Mahkemelerinde sanık olarak yargılanan davalı kooperatif üyeleri yerine kayyım atanmasını istediklerini, Yönetimde bulunmaya devam eden davalıların hali hazırda bulundukları konumlarının müvekkiline yönelik ve kendilerinden şikayetçi olan diğer üyelere yönelik baskı amacı ile kullandıklarını, genel kurul aleyhine davaların açılmamasının yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı karar almaya yetkili oldukları anlamına gelmeyeceğini, haklarında açılmış zimmete para geçirme ve görevi kötüye kullanma suçlaması olan davalıların yerine kayyım atanması taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, davalı yönetim kurulu üyelerinin görevden alınarak davalı kooperatife kayyım atanması istemine ilişkindir.Davalı kooperatifin 28.11.2018 tarihli genel kurul toplantısında, toplamda 139 üyesi bulunan kooperatifin 86 üyenin katılımı ile davalılardan ... ve ...'ın dört yıl süreyle yönetim kurulu üyeliğine oybirliği ile seçildiği anlaşılmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nda yönetim kurulu üyelerinin azli ve yerine kayyım atanmasına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesine göre, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Türk Ticaret Kanunu'nun Anonim şirketlere ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre, Kooperatifler Kanunu'nun 98.maddesi yollamasıyla, Anonim şirketlerde kayyım atanmasına ilişkin şart ve koşulların, TMK'nun 427/4 ve 6102 sayılı TTK'nın 530'uncu maddesinde düzenlendiği, Anonim şirkete kayyım atanması için gerekli olan, şirket organlarının gerekli sayının altına düşmesi, genel kurul ve yönetim kurulu toplantılarının gerçekleştirilememesi, şirket yönetiminin sağlanamaması nedenlerinin sayıldığı, TTK'nun 364. maddesine göre ise, yönetim kurulu üyelerini görevden alma yetkisinin, TTK'nun 334/2. maddesi hükmü saklı olmak üzere, münhasıran genel kurula ait olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda, kooperatif üyesi olan davacılar tarafından, kooperatif yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması konusunda, öncelikle genel kurula müracaat edilmesi gerektiği, buradan verilecek karara göre dava açma hakkını kullanabileceği, davalı yönetim kurulu üyeleri aleyhine zimmet ve güveni kötüye kullanma suçlarıyla ilgili ceza davası açılmış ise de anılan suçları işlediklerine ilişkin kesinleşmiş bir Mahkeme kararı bulunmadığı, davalı kooperatifin genel kurul ve yönetim kurulu toplantılarının gerçekleştirildiği ve yönetim kurulunun seçildiği 28/11/2018 tarihli genel kurulda seçilen yönetim kurulu asil ve yedek üyelerinin görev sürelerinin dava tarihi itibariyle dolmadığı, yine söz konusu genel kurulun iptaline dair herhangi bir dava da açılmadığı, dolayısıyla kayyum atanması talep edilen davalı kooperatifte dava tarihi itibariyle organ boşluğunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Yönetim kurulu üyelerini görevden alma yetkisinin TTK'nun 334/2. maddesi hükmü saklı olmak üzere münhasıran genel kurula ait olduğu, davacılar tarafından, genel kurula başvuru yapılmadan, müdürün azli talep edilmeksizin kayyum atanması talepli iş bu davanın açıldığı, dava tarihi itibariyle davalı kooperatifin organ yoksunluğundan bahsedilemeyeceğinden Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1207 Esas, 2019/1212 Karar sayılı ve 19/12/2019 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60'şer TL harçtan davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 54,40'şer TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20'şer TL harcın davacılardan ayrı ayrı tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/03/2024