T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/456 Esas
KARAR NO: 2024/863
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/10/2019
NUMARASI: 2017/376 Esas, 2019/1276 Karar
DAVA: TAZMİNAT (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
KARAR TARİHİ: 18.07.2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; sigortalı ... San. AŞ'ye ait taşınmazın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, 16.03.2015 tarihinde binanın ortak gider tesisatının tıkanması sonucu geri tepen pis sular sebebiyle sigortalı taşınmazda hasar meydana geldiğini, ekspertiz raporuna dayalı sigortalıya 2.000,00 TL ve onarımı gerçekleştiren ... Destek Hizmetleri firmasına ise 3.024,34 TL ödeme yapıldığını, bu şekilde müvekkilinin, sigortalısının haklarına halef olduğunu belirterek davanın kabulü ile 5.024,00 TL'nin ödeme tarihi olan 23.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sorumlusu olduğu ... Evleri Sitesinde davacının iddia ettiğinin aksine No:... bodrum kat numaralı bir daire yer almadığından adresin hatalı olduğunu, ...'in müvekkili ... Sitesi Yöneticiliğinde hiçbir zaman yönetim kurulu başkanı olarak görev yapmadığını, kısa bir dönem site müdürü olarak çalıştığını, bundan dolayı bu davalı bakımından husumet itirazında bulunduklarını, olayın olduğu iddia edilen 16.03.2015 tarihinde sigortalı tarafından bildirilen herhangi bir hasar kaydının olmadığını, kaldı ki, hasar mevcut olsa dahi bu hasarın ortak gider tesisatından kaynaklanmadığını, sigortalının dairesinin içerisinde cereyan eden bir hasar olduğunun tahmin edildiğini, zamanaşımı süresinden sonra açılan davanın reddi gerektiğini, müvekkili site yönetiminin herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; TBK 69. maddesi uyarınca, bina malikinin sorumluluğu nedeniyle davacı sigorta şirketinin davalı site yönetimi ve kat maliklerine karşı sigortalısına yaptığı ödeme oranında rücu hakkının olduğu, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 72. maddesi gereği, rücuen tazminat davasına konu olayda sadece ... Blok kat maliklerinin ve site yönetiminin sorumluluğunun bulunduğu, site yönetimi ve kat maliklerini temsilen ... aleyhine açılan davanın ise, husumet nedeniyle reddi gerektiği, davacının, davasını hasar bedelini ödeme tarihi olan 23/06/2016 tarihinden itibaren süresi içinde -...- açması sebebiyle davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı gerekçelerine istinaden davanın kabulüne, 5.024,00 TL'nin ödeme tarihi olan 23/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...Site Yönetimi ve ... Sitesi ... Blok kat maliklerinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; ... Site Yönetimi ve kat maliklerini temsilen yönetim kurulu başkanı ... aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığından Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, ... aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen davacı aleyhine herhangi bir vekalet ücreti ya da yargılama giderine hükmedilmediğini, müvekkili ... Evleri Site Yönetiminin, birden fazla parselde yer alan blokların yönetimini üstlenmiş olduğu halde toplu yapıya geçmemiş bir site yöneticiliği olduğunu, bu nedenle Kat Mülkiyeti Kanunu gereğince, bir blokta (parselde) meydana geldiği iddia edilen hasarın muhatabının, o parsel kat malikleri olacağından site yöneticiliğinin sorumluluğunun bulunmadığını, süresinden sonra açılan davanın zamanaşımına uğradığını, hasarın, gerçekte mevcut olup olmadığına yada ortak gider tesisatından kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair keşif yapılmadan karar verildiğini, Mahkeme ve bilirkişinin 18/03/2015 tarihli eksper raporunu dayanak aldığını, ayrıca hasarın yaşamasından sonra 21/06/2016 tarihinde davacı tarafça tekrar ekspertiz raporu aldırıldığı ve bu rapora göre 4.563,00 TL hasar bedeli belirlenmişken sigortalıya ve dava dışı Dodeko Destek Hizmetleri firmasına neden 5.024,34 TL ödeme yapıldığının anlaşılamadığını, ek rapor alınmadan eksik incelemeyle karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekmektedir. Poliçe, hasar ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesinde halefiyet düzenlenmiş olup Kanunun "halefiyet" başlıklı 1472. maddesi "(1)Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmünü ihtiva etmektedir. Sigorta rücu davalarının 6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesi hükmünden kaynaklanması nedeniyle aynı yasanın 4. maddesi gereğince bu tür davalarda görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu düşünülebilir ise de, davanın TTK'nun 1472. maddesi hükmünden kaynaklanmış olması ile halefiyet ilkesi dikkate alındığında, davanın sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre değerlendirilmesi gerektiği gerek doktrinde gerekse de uygulamada çekişmesiz şekilde kabul edilmektedir. Halefiyet ile açılan davanın sigorta şirketinin hukuken yerine geçtiği dava dışı sigortalı tarafından sorumlulara karşı hangi mahkemeye dava açması gerekiyorsa o mahkemeye dava açması ve mahkemenin görevinin zarar sorumlusu ile dava dışı sigortalı arasındaki hukuki ilişkiye göre belirlenmesi gerekir. Buna göre sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişki ticari dava niteliğinde ise bu tür davada Ticaret Mahkemesi görevli olacaktır. Aksi halde ise yani esas uyuşmazlık ticari nitelikte değilse böyle bir davada Ticaret Mahkemesi görevli olmayacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.3.1944 Tarihli E.37, K.9 sayılı kararı, "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklindedir. Somut olayda, davacı sigorta şirketinin sigortalısı olan ... İnşaat Taahüt Ticaret San. AŞ'nin maliki olduğu sigortalı konutta, binanın ortak gider tesisatının tıkanması sonucu geri tepen pis sular sebebiyle hasar meydana geldiği ve bu sebeple sigortalıya ödeme yapıldığından bahisle zarardan sorumlu olduğu ileri sürelen davalılara karşı işbu rücuen tazminat davası açılmıştır. Davanın ilk olarak açıldığı İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/249 Esas 2017/236 Karar sayılı kararı ile, uyuşmazlığın TTK'nun 1301 maddesi uyarınca rücuen tahsile ilişkin olması sebebiyle Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. Ne var ki bu kararın usul ve yasaya uygun olduğundan söz edilemez. Zira dosya kapsamında yer alan yönetim planına göre, davalı site yönetiminin, birden fazla parselde yer alan taşınmazların yönetimini üstlendiği anlaşılmış ise de, 634 sayılı Kanunun 66. ve devamı maddelerinde düzenlenen toplu yapılara ilişkin özel hükümler uyarınca henüz toplu yapı yönetimine geçilip geçilmediği belli olmadığı gibi bu yönden bir araştırma da yapılmamıştır. Toplu yapı yönetimine geçilmediğinin tespiti halinde uyuşmazlıkta Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin değil, genel hükümlerin uygulanması gerekecek olup buna göre görev hususu da genel hükümler uyarınca belirlenecektir. 634 sayılı Kanunun 66, 67 ve 68 inci maddeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde birden fazla parsel üzerine kurulu sitelerde toplu yapı kapsamında değerlendirme yapmak için toplu yapı yönetim planı haricinde tapu ve vaziyet planında ortak alan bağlantısının sağlanmasının gerekeceği açıktır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2022/14900 Esas 2023/7772 Karar sayılı ilamı). Öte yandan toplu yapı yönetimine geçilmiş olsa da olmasa da söz konusu uyuşmazlık bakımından Asliye Ticaret Mahkemeleri herhalükarda görevli değildir. Zira davacının sigortalısı tacir olsa da davalılar tacir olmadığı gibi ortada ticari bir işin de bulunmadığı, ayrıca TTK'da düzenlenen hususlardan kaynaklanan bir davanın da söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. O halde görev hususunda araştırma ve inceleme yapılmadan Mahkemece davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile hüküm altına alınan miktarın davalı site yönetiminden ve site yönetiminin yönettiği ... Blok Kat maliklerinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiştir. Dosyada yapılan incelemede; ... Blok Kat maliklerinin dosyada davalı sıfatı ile yer almadığı anlaşılmıştır. Hüküm HMK'nın 69 ve 297.maddeleri gereğince dosyada taraf olanlar hakkında verilir. Mahkemece, dosyada taraf olmayanlar aleyhine hüküm kurulması isabetli değildir. Kaldı ki, ... Blok Kat maliklerinin kimler olduğu ve bu blokta oturanların her zaman değişme ihtimalinin bulunduğu mümkündür. Bu sebeple infazı kabil olmayacak şekilde ve dosyada taraf olmayan kişiler aleyhine isimleri belirtilmeden hüküm tesisi yerinde değildir. Kaldırma gerekçesine göre bu hususa değinilmekle yetinilmiştir. Açıklanan sebeplerle, görev kurallarına riayet edilmeksizin ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/376 Esas 2019/1276 Karar ve 16/10/2019 tarihli kararının KALDIRILMASINA,3-Dairemiz kararına uygun olarak ve işin esası ile ilgili yeni bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 858,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 431,15 TL harcın talep halinde davalılara İADESİNE, 5-Davalıların yaptığı istinaf yargılama giderlerinin mahkemece yeniden kurulacak hükümde DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nun 353/1a-3. bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18.07.2024