T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1010 Esas
KARAR NO:2024/1116
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:23/05/2024
NUMARASI:2022/48 Esas, 2024/417 Karar
DAVA:İTİRAZIN KALDIRILMASI-İFLAS
KARAR TARİHİ:10/10/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin 29/12/2005 keşide tarihli 740.000,00 TL bedelli çekin tahsili için ... sayılı dosyası ile davalı borçlu şirket aleyhine takip başlattığını, davalı borçlu şirketin takibe itirazlarının reddedildiğini ve takibin kesinleştiğini, ancak dosya alacağına yönelik tahsilatın cüzi miktarda gerçekleştiğini, borçlu şirketin dosya alacağını karşılayacak nitelikte mal varlığına da rastlanmadığını, alacak tahsil edilemediğinden İcra İflas Kanunu 43/2 maddesi gereği takibin kambiyo senetlerine mahsus iflas yolu ile icra takibine dönüştürüldüğünü, davalı şirket yetkilisi diğer davalının takibe 22/06/2010 tarihinde haksız itirazda bulunduğunu ileri sürerek davalı şirketin takibe itirazının iptali ile davalıların iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalılar vekili cevabında; iflas takibinin sadece davalı şirket aleyhine yapıldığını, davalı ... aleyhine yapılmış bir takip bulunmadığını, bu nedenle davalı ...'in iflasının istenemeyeceğini; müvekkili şirketin ... şirketinden gaz alımı yaptığını, alınan gaz miktarına göre rakam kısmının sonradan doldurulması şeklinde çek düzenleyip verdiğini, müvekkili şirket çalışanı davacı ile yine müvekkili şirkette muhasebeci olarak çalışan dava dışı ...'in bu çeklerden bir tanesini çalarak çeki "740.000,00 TL" olarak doldurup icraya verdiklerini, davacının bu çeki hangi sebeple ne şekil aldığını ispat edemediğini, müvekkilinin böyle bir borcu olmadığını, çekin müvekkilinin rızası hilafına elinden çıktığını, bu konuda ceza ve hukuk mahkemelerinde davalar açıldığını savunarak davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine, davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davalı ...'in takipte taraf olmadığı ve bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği, davalı şirket yönünden ise takibe konu çek ile ilgili davalı şirket tarafından davacı aleyhine açılan menfi tespit davasının reddedildiği ve davalı şirketin borçlu olduğunun tespit edildiği, yapılan kısmi ödemede dikkate alınarak davalı şirkete çıkartılan depo emrine rağmen borcun ödenmediği gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine davalı şirketin iflasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; çekin müvekkili şirketin rızası hilafına ele geçirildiğini, çeke kılıf uydurmak içinde sahte ibra sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkili şirket defterlerinde takip konusu çekin kayıtlı olmadığını, çekteki yazıların davacının oğluna ait olduğunu, sahte çek düzenleme iddiası ile ilgili soruşturma dosyasında takipsizlik kararı verildiğini, karara itirazın Ağır Ceza mahkemesince reddedildiğini, aynı olay ile ilgili İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/524 Esas, 2017/1710 Karar sayılı kararında, CMK'nın 173/6 fıkrası gereği takipsizlik kararından sonra ortaya çıkan yeni delillerle ilgili iddianame düzenlenebilmesi için itirazı inceleyen merciin karar vermesine bağlı olduğu belirtilerek bu şart yerine getirilinceye kadar yargılamanın durmasına karar verildiğini, bu dosyanın beklenmesi gerektiğini, menfi tespit davasında hak sahibinin davacının eşi olup, davacının aktif husumet ehliyeti de bulunmadığını, davacının takip şeklini değiştirirken hem haciz, hem iflas talep ettiğini, takip yollarından sadece birinin seçilebileceğini, bu nedenle takip değiştirme işleminin usulsüz olduğunu, harcın eksik yatırıldığını belirterek davanın reddini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:Dava; takibe itirazın kaldırılması ve iflas talebine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacının 29/12/2015 keşide tarihli ve 740.000,00 TL bedelli çekin tahsili için davalı şirket aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlattığı, davalı şirketin imzaya, borca ve faize itirazının cra mahkemesince reddedildiği, sonrasında davacının talebi üzerine davalı şirkete çıkartılan iflas ödeme emrinın 18/06/2010 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şirketin 22/06/2010 tarihinde takibe itiraz ettiği, davacı tarafın ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde, 15/11/2010 tarihinde, davalı şirketin takibe itirazının kaldırılması ve davalıların iflasına karar verilmesi için eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.İflas davalarında, davalı şirketin muamele merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olup, davanın yetkili mahkemede açıldığı görülmektedir.Mahkemenin 18/03/2021 tarihli kararı ile, davalı şirketin iflasına, davalı ... yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, tarafların karara karşı istinaf yoluna başvurması üzerine Dairemizin 301/12/2021 tarih ve 2021/1336 Esas, 2021/1557 Karar sayılı ilamı ile; ".. İİK'nın 174. maddesi yollaması ile İİK'nın 158. maddesi uyarınca borçlunun itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkemece 7 gün içinde faiz ve masrafları ile birlikte borcu ifa etmesi veya mahkeme veznesine depo etmesi için borçluya depo emri çıkarılması gerekir. Yargıtay 23. HD'nin 2013/5403 Esas, 2013/5949 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; depo kararı ile borçluya borcunu ödeyerek iflâs etmekten kurtulabilmesi için son bir imkân tanınmaktadır. Mahkeme, depo kararı ile, iflâs kararını yedi gün daha ertelemektedir. Bu yedi gün içinde borç (faiz ve icra giderleri ile birlikte) depo edilmez veya ödenmezse, mahkeme borçlunun iflâsına karar vermek zorundadır. İİK'nın 158/2. maddesi hükmü uyarınca, davalı hakkında verilen depo kararından sonraki ilk oturumda iflasa karar verilememiş ve başka bir oturum günü belirlenmişse, mahkemece o tarih itibariyle alacağın esası ve eklentileri hesaplattırılıp, tespit edilecek miktar üzerinden yeni depo emri kararı verilerek, depo emrinin tefhim ya da tebliğ edilmesi, verilecek süre içerisinde ödeme yapılmaması halinde davalının ilk oturumda iflasına karar verilmesi gerekir.Somut olayda, mahkemenin 19/11/2020 tarihli 3 nolu ara kararı gereği 25/02/2021 tarihli oturum günü esas alınmak suretiyle davalıya depo emri çıkartıldığı, depo kararının davalıya 31/01/2021 tarihinde tebliğ edildiği, 25/02/2021 tarihli oturumda ise iflas avansı için iflas müdürlüğüne yazılan yazı akıbetinin araştırıldığı ve davacı vekiline bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunmasi için süre verildiği, 18/03/2021 tarihli oturumda davalı şirketin iflasına karar verildiği görülmektedir. Depo kararından sonraki ilk oturumda iflasa karar verilmediğinden yeniden son duruma göre depo emrine esas borç belirlenip depo emri çıkartılmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.Kabule göre de, aynı alacak ile ilgili önceden sonuçlanan borçlu şirketin imzaya itirazı ile ilgili şikayet nedeniyle hükmedilen % 40 icra tazminatı ile % 10 para cezasına da depo emrinde yer verilmesi isabetli ve hukuki olmamıştır. ayrıca davalı şirket yönünden dava kabul edilmesine rağmen davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi de doğru olmamıştır. .." denilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.Kararın kaldırılmasından sonra mahkemece depo emrinin gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle davalı şirketin iflasına, davalı gerçek kişi yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.1-Davalı şirket vekili, takip konusu çek nedeniyle borçları bulunmadığını savunmuştur. Ancak aynı çek ile ilgili davalı şirket tarafından davacı alacaklı aleyhine Şişli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/94 Esas sayılı dosyasında açılan menfi tespit davası reddedilmiş, karar Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir. Bu durumda davacının söz konusu çek nedeniyle alacağı bulunduğu sabit olduğundan, davalı şirketin borcu bulunmadığı yönündeki istinaf nedeni yerinde değildir.2-Diğer taraftan davacı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibi İİK'nın 43 maddesi gereği iflas yolu ile takibe çevirmiş, davalının süresinde itirazı üzerine eldeki itirazın kaldırılması ve iflas davası açılmıştır.2004 sayılı İİK'nın 171.maddesinin üst başlığı iflas yolu ile takip olup, maddede ödeme emri düzenlenmiştir. 171/4.bentte; beş gün içinde borç ödenmediği, itiraz veya şikayet edilmediği takdirde alacaklının ticaret mahkemesinde borçlunun iflasını talep edebileceği ihtarının yazılacağı belirtilmiştir. 172.maddede ise; itiraz veya şikayet, 173.maddede, iflas davası düzenlenmiş, 173/1.fıkrada borçlunun beş gün içinde borcu ödemez, itiraz veya şikayette bulunmazsa alacaklının bu durumu tevsik eden ödeme emri nüshası ile ticaret mahkemesinden borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebileceği, iflas takibinin kesinleşmesinde 166.maddenin ikinci fıkrasındaki usul ile ilan edileceği, iflas talebinin ilanından itibaren on beş gün içinde diğer alacaklıların davaya müdahale veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilecekleri, mahkemenin yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcun ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini, 158.madde uyarınca emredeceği, bu emrin yerine getirilmemesi halinde, iflas kararı verileceği, 174.maddesinde ise, itiraz veya şikayet olunması halinde mahkemece 158.madde uyarınca iflas davasını karara bağlayacağına yer verilmiştir.İİK'nın 174. maddesi yollaması ile İİK'nın 158. maddesi uyarınca borçlunun itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkemece 7 gün içinde faiz ve masrafları ile birlikte borcu ifa etmesi veya mahkeme veznesine depo etmesi için borçluya depo emri çıkarılması gerekir. Somut olayda, mahkemece 509.500,00 TL asıl alacak ve ferileri yönünden davalının takibe itirazı kaldırılmış ve davalı şirketin yaptığı kısmi ödeme de dikkate alınarak tespit edilen borç miktarına göre davalı şirkete çıkartılan depo emrine rağmen borç ödenmemiştir. Her kadar depo emrine ilişkin tebligatta, bilirkişi tarafından tespit edilen alacağın tamamı gösterilmişse de, Yargıtay 23. HD'nin 2014/2915 Esas, 2015/705 Karar sayılı kararından anlaşılacağı üzere hesap ayrıntısını içeren bilirkişi raporunun davalı şirkete tebliğ edilmesi karşısında depo emrinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu durumda mahkemece depo emrinin gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle,İİK'nın 158/2. maddesi hükmü uyarınca, davalı hakkında verilen depo kararından sonraki ilk oturumda iflasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararından hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/48 Esas, 2024/417 Karar ve 23/05/2024 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcı davalı tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164.maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.10/10/2024