T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/913 Esas
KARAR NO: 2024/1073
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/03/2024
NUMARASI: 2023/203 Esas, 2024/194 Karar
DAVANIN KONUSU: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
KARAR TARİHİ: 03/10/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine başlatılan ilamlı icra takiplerinin kesinleşmesi akabinde menkul, gayrimenkul hacizleri yapmalarına rağmen davalıdan tahsilat sağlanamadığını, davalının borcu ödemeye yeterli menkul ve gayrimenkullerinin mevcut olduğunu, 13 mesai arkadaşının müvekkiline alacaklarını temlik ettiğini, müvekkilin 13 mesai arkadaşı lehlerine ve davalı aleyhine aynı şekilde iş mahkemesi tarafından hüküm kurulduğunu, başlatılan ilamlı icra takiplerinden, takipler kesinleşmesine rağmen herhangi bir tahsilat yapılmadığını, iflası istenen sermaye şirket vekili ödeme emirlerine itiraz etmediğini belirterek davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Tahkikat aşamasında yapılan araştırmalar sonucunda davaya esas kılınan İstanbul 6. İş Mahkemesinin 2019/474-486-482-481 -473-489-472-490-480-488-476-484 E.sayılı, İstanbul 32. İş Mahkemesinin 2020/38 E. sayılı ilamlarının tamamının gerekçelerinin yazılı olduğu, mahkemelerce tebliğ olunmasa dahi bu ilamların tamamının gelen kayıtlara göre icra emirlerine ekli olduğu, esasen bu hususun tartışmasız olduğu, bu suretle davalı şirketin ilamların icrasına göre yapılan bu takiple ilgili tehiri icra kararı alma ve hak yetkisinin doğduğu halde bu imkanın adı geçen dosyalar yönünden kullanılmadığının anlaşıldığı, İstanbul 32. İş Mahkemesinin 2020/38 E.sayılı dosyasında istinaf yoluna başvurulsa dahi icra müdürlüğüne sunulmuş bir tehir-i icra kararının var olmadığının tespit edildiği, böylelikle farklı icra dosyalarına istinaden iflas talebinde bulunan davacının sadece tek bir dosya yönünden dahi iflas talep etme hakkı var iken tüm dosyalar yönünden hakkını kullandığı, yargılama sırasında adı geçen icra dosyalarının tümü yönünden ödemenin yapıldığının ispatlanamadığı, bu noktadaki sulh görüşmelerinden de sonuç alınamadığının tespit edildiği, İİK 156.maddesi uyarınca davalı borçlu hakkında doğrudan doğruya iflas davası açmasının yasal koşullarının tam olarak oluştuğunu, davalı borçlu hakkındaki farklı icra dosyalarına konu olan icra emirlerine konu borçların tümünün ödendiği anlaşılamadığından İİK m.174/f.4 hükmü gereği iflas kararı verilmesinin yasal koşullarının oluştuğunu, öte yandan İİK m.177/f.4 hükmüne dayanılarak iflas davası açılmış olmakla davalı borçlu şirket temsilcisine davetiye tebliğ edildiği, temsilcinin duruşmada hazır olduğu ve dinlendiği, her ne kadar müdahale talep olunmuş ise de en son yapılan ilân tarihinden onbeş gün geçtikten sonra yapılan müdahale taleplerinin süre aşımı nedeniyle red olunduğunu belirterek, davacının davasının kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... ticaret sicil numarasına kayıtlı ... Sanayi Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'nin iflasına, iflasın 11/03/2024 günü saat 15:50 itibariyle açılmasına, iflasın açıldığının İstanbul Nöbetçi İflas Müdürlüğüne derhal bildirilmesine, iflasın açıldığının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine, iflas avansının derhal iflas müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin taşınmazları üzerindeki hacizlerin büyük çoğunluğunun bizzat davacılara ait olduğunu, müvekkilinin borcunun tamamını, hatta fazlasını karşılayacak kadar mal varlığına sahip olduğunu, müvekkilinin borçlarının bir kısmını ödediğini bir kısmını da ödemeye devam ettiğini, müvekkilinin borca batık olmayıp iyiniyetle bütün borçlarını ödeyecek durumda olduğunu, davacının sadece müvekkiline zarar vermek amacıyla satış işlemleri yaptırmayıp iflas yoluna başvurduğunu, müvekkiline ait taşınır ve taşınmaz mal varlığının alacaklıların takip ettiği dosyalarda da görüldüğü üzere satışa müsait mal varlıkları olduğunu, davacıların hacizleri fek etmemeleri nedeniyle satışlarının yapılmadığını, davacıların sadece müvekkili şirkete zarar vermek amacıyla satış işlemlerini yaptırmayıp iflas yoluna başvurduklarını, duruşma tutanaklarından görüleceği üzere defalarca uzlaşma talebinde bulundukları halde uzlaşmaya yanaşmadıklarını, davacıların, müvekkilinin malvarlığı üzerindeki hacizlerin muvazaalı olduğu yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, temlik verenler ile davacı arasındaki sözleşmenin muvazaalı olduğunu,iflas avansından kurtulmak için temlik verildiğini, devrin bir sebebinin bulunmadığını, devredenlerin her birisinin ayrı ayrı iflas avansını yatırması gerektiğini, Mahkemenin bu hususları gözden kaçırdığını, dava dosyalarının bir çoğunun henüz kesinleşmediğini, davacıların gerekçeli kararı müvekkiline tebliğ ettirmeden iflas davasını açtığını, iş Mahkemesi dosyalarının kesinleşmesi gerektiğini, İstanbul 32.İş Mahkemesi 2020/38 E. Sayılı kararı ile ilgili taraflarınca istinaf kanun yoluna başvuruda bulunduklarını, istinaf incelemesinin devam ettiğini, diğer kararların taraflarına tebliğ edilmediğini, kararların tebliğ edilmesi durumunda teminat karşılığında tehiri icra talebinde bulunacaklarını Mahkemeye bildirdiklerini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK 177/4. Maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas istemine ilişkindir.Davacı iddiasını, işçilik alacağına dair İş Mahkemesi kararının takibe konu edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, bu nedenle davalı şirket hakkında İcra İflas Kanunun 177/4.bendi gereğince iflasına karar verilmesini talep etmiştir. İİK 174/4.bentte, ilama müstenit alacağın icra emriyle istenildiği halde ödenmemesi durumunda Türkiye'de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlunun dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağrılacağı belirtilmiştir. 177/1.fıkrada ise alacaklı tarafın evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceğine yer verilmiştir. Dosya kapsamından; davacı tarafından ve davacıya temlik veren 13 kişi tarafından İstanbul 6. İş Mahkemesine açılan işçilik alacaklarına dair dava sonucunda mahkeme ilamının ve Osmaniye İcra Müdürlüğünün ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Esas ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E, Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyalarında icra takibine konu edildiği, davalı borçlunun takip konusu alacağı ödememesi üzerine mahkemedeki iflas davasını açtığı anlaşılmıştır. Mahkemece, İİK'nın 177/son fıkrasında belirtilen şartların gerçekleştiği gerekçesiyle davalı şirketin iflasına karar verilmiş, davalı vekili süresinde karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, davanın dayanağı ilamlar gereğince davalının iflasının istenip istenemeyeceği noktasında toplanmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK‘nun 177. maddesinde, “Doğrudan Doğruya İflas Halleri“ üst başlığı altında, “Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas”, “Alacaklının talebi” düzenlenmiştir. 177/1.fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen “4” bent ise sırasıyla,”1- Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308. maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır. Bu maddedeki ilam kavramından her türlü ilamı değil, para ve teminat alacaklarına ilişkin ilamları anlamak gerekir. İİK'nın 177/4 maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas davası açmak için kural olarak ilamın kesinleşmesine gerek yoktur. Ancak, takibin dayanağı ilam için istinaf mahkemesinden ya da Yargıtay'dan "icranın geri bırakılması" kararı alınması halinde ticaret mahkemesi, ilamın kesinleşmesini "bekletici mesele" yapmalıdır (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sh 726) Somut olayda icra emrinin davalı şirkete tebliğine rağmen borcun ödenmediği, İİK'nın 177/4. maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas davası açmak için kural olarak kararın kesinleşmiş olmasının gerek olmadığı, ilam için alınmış icranın geri bırakılması kararı bulunduğunun da ileri sürülmediği, davacının iflas avansını yatırdığı, ilanların yapıldığı, şirket temsilcilerinin dinlenmek üzere çağrıldığı ve dinlendiği anlaşıldığından mahkemece davalının İİK'nın 177. maddesi gereği iflasına karar verilmesi yerindedir. Diğer taraftan, davalı vekili, temlik verenler ile davacı arasındaki sözleşmenin muvazaalı olduğunu, iflas avansından kurtulmak için temlik verildiğini, devrin bir sebebinin bulunmadığını, devredenlerin her birisinin ayrı ayrı iflas avansını yatırması gerektiğini ileri sürmüştür. İİK 160.maddesinde iflas isteyen alacaklının ilk alacaklılar toplantısına kadar olan masraflardan sorumlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece 27.03.2023 tarihli tensip zaptı ile 2023 yılı itibariyle bildirilen iflas avansının 50.000- TL olduğu, bu avansın bir ay içinde davacı vekili tarafından Mahkeme veznesine depo olunmasına, gerekirse müteakip incelemede kesin süre verileceğinin davacı vekiline bildirilmesine karar verildiği, davacı vekilince 50.000,00-TL iflas avansının 12.07.2023 tarihinde yatırıldığı anlaşılmıştır. TBK 183.maddesinde, kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklının, borçlunun rızasını aramaksızın alacağının üçüncü bir kişiye devredebileceği düzenlenmiş olup, 184. Maddesinde alacağın devrinin geçerliliği de yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlanmıştır. Somut davada, dosya kapsımına sunulan dava dışı işçiler tarafından, yazılı olarak yapılan alacağın temliki sözleşmeleri ile alacağın davacıya temlik edildiği, davacının temlik aldığı dosyalarda, geçerli alacağın temliki sözleşmeleri ile alacaklı konumuna geldiği ve İİK 160.maddesi kapsamında iflas isteyen alacaklı olarak tek bir iflas avansı yatırmasına yasal bir engel bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkeme kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/203 Esas, 2024/194 Karar sayılı ve 11/03/2024 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf harçları davalı tarafça peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK’nun 293.maddesi yollaması ile İİK'nun 164. Maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03.10.2024