T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2330 Esas
KARAR NO: 2024/375
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/03/2020
NUMARASI: 2015/1218 Esas, 2020/231 Karar
DAVA: ALACAK
KARAR TARİHİ: 21/03/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı banka ile müvekkili şirket arasında imzalanan pos hizmetlerine ilişkin sözleşme kapsamında, müvekkilinin işyerinde verdiği hizmetler karşılığında kredi kartı vasıtasıyla tahsil ettiği -taksitli işlemlere- ilişkin ödemenin, ilgili taksit vadesinde hesabına geçmesi konusunda anlaşıldığını, buna rağmen, söz konusu taksitli işlemlerin karşılığı tahsil edilen tutarların, işlemin yapıldığı gün ve % 10’un üzerinde bir komisyon uygulanmak suretiyle müvekkilin hesabına geçtiğini, müvekkilinin bu yönde bir talebi olmamasına rağmen, bu uygulamalar sonucu zarara uğratıldığını, diğer taraftan komisyon oranın da cari piyasa koşulları dikkate alındığında fahiş olduğunu, fahiş bir komisyon oranı uygulanarak yapılan kesintilerden sonra kalan bedellerin müvekkilin vadesiz hesabında atıl bir şekilde bekletildiğini, 16/05/2015 tarihli ihtarname ile hukuka aykırı uygulamalara son verilmesi ve müvekkilinin ilgili aykırılıklar sonucu oluşan 16.118,71 TL. tutarındaki zararının tazminini talep edilmişse de, davalının ihtarnameye cevap vermediğini ileri sürerek 16.118,71 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevabında; sözleme hükümlerine göre müvekkili bankanın verdiği hizmet karşılığında uygun bir ücret tahsil etme yetkisinin bulunduğunu, sözleşmede, davacıya tahsis edilen POS aracılığıyla yapılan taksit tutarlarının, ilk taksit vadesinde davacının hesabına geçilmesi konusunda bir hüküm bulunmadığını, tam aksine işlem tutarlarının günlük olarak ve komisyon uygulanmak suretiyle davacının hesabına geçilmesi hususunda mutabakat olunduğunu, davacı şirketin bildirdiği e-posta hesabına şirketin hesap dökümünün 15 günlük periyotlarla düzenli olarak bildirildiğini, ayrıca davacının da bankacılık kanalıyla hesabını takip etmesinin mümkün olduğunu, gerçekleştirilen işlemlerden bilgi sahibi olan davacının, komisyon kesilerek şirket hesabına yatırılan tutarları kullanmaktan geri kalmadığını, alınan komisyonun kanun ve diğer düzenlemeler ile taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu, komisyon kesilerek davacı şirket hesabına yatırılan tutarların davacının serbest kullanımına bırakıldığını, bu tutarlarla ilgili davacının hiçbir talimatının bulunmadığını, bu nedenle bu tutarların davacı şirketin hesabında atıl olarak bekletildiğine dair iddianın dayanağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının hesap cetvelini almadığına dair bankaya herhangi bir bildirim veya itirazda bulunmadığı, buna göre davacı üye iş yerinin, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme şartlarında belirlenmemiş ve davalı banka tarafından hesabından tahsil edilmiş komisyon ve masraflar için kendisine gönderilen hesap bildirim cetvellerine zamanında itiraz etmemesi nedeniyle, sözleşmeye dayalı hakkını kullanmamış sayılacağı, bu nedenle davalının tahsil ettiği komisyon ve masrafların iadesini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; taraflar arasında POS cihazı ile çekilen ödemelerin ertesi gün müvekkil hesabına geçmesini öngören yazılı bir sözleşme veya müvekkilinin talimatının bulunmadığını, yapılan uygulamaya sessiz kalınmasının, teamül oluştuğu anlamına gelmeyeceğini, böyle bir talimata sahip olmayan bankanın ödemeleri taksit tarihlerinde müvekkilinin hesabına yatırması gerektiğini, davalının bu hususta sözlü talimat aldığını da ispat edemediğini, haksız ve fahiş alınan komisyon bedelinin iadesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, Üye İşyeri Sözleşmesi kapsamında zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir. Davacı vekili, davalı bankanın müvekkili işyerinde POS cihazı ile tahsil ettiği tutarlarla ilgili, işlemin yapıldığı gün fahiş oranda komisyon keserek kalan tutarı müvekkilinin hesabına aktardığını, yapılan uygulama ve fahiş komisyon oranı nedeni ile zarara uğradıklarını ileri sürmüştür. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin EK-2 Üye İşyeri Sözleşmesi Mali Koşul bilgisinde, ödeme şekli, komisyon oranı, taksit sayısı, geri ödeme koşulu, iskonto oranı ve tastili işlemler hizmet komisyon oranı bölümlerinin boş bırakıldığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin C_26 maddesi, bankanın haklı sebeplerin varlığı halinde mali koşulları bildirimde bulunmak suretiyle değiştirmeye yetkili olduğu hükmünü düzenlemektedir. Sözleşmenin c-24 maddesinde ise; üye işyerinin satış terminali ile gerçekleştirdiği işlemlere ilişkin bankanın gönderdiği hesap özeti vb bildirimleri takip etmekle yükümlü olduğu, ayrıca bildirimlerin kendisine ulaşamaması ve/veya bilgiler üzerinde tereddüt yaşaması halinde derhal bankaya başvurmakla yükümlü olduğu, bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, bankanın herhangi bir kusuru bulunmamak kaydıyla bankadan herhangi bir talepte bulunamayacağı hükmü yer almaktadır. Davalı bankanın davacının işyerinde kredi kartıyla tahsil ettiği ödemelere ilişkin, ödemenin ilgili taksit vadesinden önce, yani işlemlerden bir gün sonra davacının hesabına geçirdiği ve yapılan işlemleri 15 günlük periyotlar halinde e-posta ile davacıya bildirdiği anlaşılmaktadır. Davacı üye işyeri, hesap cetvelini almadığına dair bankaya herhangi bir bildirim veya itirazda bulunmayıp, söz konusu banka işlemine de herhangi bir itizarda bulunmayarak uygulamayı benimsemiştir. Bu nedenle davacı üye işyerinin, davalı banka tarafından hesabından tahsil edilmiş komisyon ve masraflar için kendisine gönderilen hesap bildirim cetvellerine zamanında itiraz etmeyip uygulamayı benimsediği gözetildiğinde, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1218 Esas, 2020/231 Karar ve 11/03/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 275,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 152,60 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.21/03/2024