T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/371 Esas
KARAR NO: 2024/675
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 07/02/2020
NUMARASI: 2019/304 Esas, 2020/76 Karar
DAVA: TAZMİNAT (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 30.05.2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar ... Anonim Şirketi/ ... Anonim Şirketi ile müvekkili arasında 17/04/2017 tarihinde 1 yıl süreli yetkili servis sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmenin sürekli olarak yenilendiğini ve bu şekilde ticari ilişkinin sözleşmenin haksız olarak feshedilmesine kadar devam ettiğini, davalı ... ve ... şirketlerinin, müvekkili ile yapılan sözleşme yürürlükteyken müvekkilinin haklarını yok sayarak yetkili olduğu servis hizmetlerini yapmasını engellediğini ve bu işlerin ...'in yetkili servislerine gördürülmesi konusunda davalıların gizli olarak anlaştığını, dolayısıyla Rekabet Kanununun 57. maddesi uyarınca, davalı ... A.Ş.'nin, dava konusu yetkili servis sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle müvekkilinin uğradığı tüm zararlardan davalı ... şirketleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, Türkiye pazarından çıkacağını söyleyen davalı ... şirketlerinin 16/01/2019 tarihli ihtarnamesi ile, müvekkili olan sözleşmenin devam ettiğini ve hiçbir servisin ve müşterinin mağduriyetinin söz konusu olmayacağını belirterek bu şekilde ticari ilişkinin devam edeceğine yönelik müvekkilin de güven uyandırmaya devam ettiğini, 18/03/2019 tarihinde ise, yetkili servis sözleşmesinin fesih halleri başlıklı 38. maddesi uyarınca, sözleşmenin 15 günlük ihbar öneline uyularak feshedilmiş olacağının taraflarına ihbar ve ihtar edildiğini, söz konusu yetkili servis sözleşmesinin, müvekkiline sözleşme hükümleri üzerinde müzakere etme imkanı tanınmadan önceden tek taraflı olarak hazırlanarak müvekkiline sunulduğundan genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, feshin geçerli olmaması sebebiyle tarafların, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmekle mükellef olduğunu, davalı şirketin, müvekkili ile arasındaki sözleşmenin uzun yıllardır devam etmesi sebebiyle güven uyandırmasına rağmen bunun aksine davranıp sözleşmeyi feshetmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, genel işlem koşulu niteliği taşıyan hükümlerin geçersiz olduğunu, zira hiç uygulanmamış ve uygulanmayacağı yönünde güven uyandırıldığını, ... A.Ş.'nin, tüketicilerle yapmış olduğu sözleşme gereği uzatılmış garanti ile vadedilmiş bir garanti kapsamı ve süresi bulunduğunu, dolayısıyla Türkiye pazarından çekilecek olsa da, Türkiye'de satmış olduğu ürünlerin kullanım ömürleri süresince bakım ve onarım hizmeti sağlamak zorunda olduğunu ve bunu var olan yetkili servisleri ile yapması gerektiğini, ancak davalı ... A.Ş.'nin, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek ... A.Ş. ile birlikte haksız rekabet teşkil eden eylemleriyle haksız feshe yol açtıklarını, karşılıklı güvene dayalı müvekkilinin tüm ticari faaliyetlerini bu alana yönlendirdiğini, ancak ... A.Ş.'nin, çok yakın zamana dek yetkili servislerden yeni işyeri kiralamaları, araç almaları v.b. taleplerde bulunmuş olmasına rağmen sözleşmenin haksız feshinden önce yedek parça sevkiyatını durdurduğunu, bu şekilde müvekkilinin, işinin gereğini yerine getiremediğini, mevcut ve potansiyel müşterilerine karşı itibarının sarsıldığını, saygınlığını kaybettiği gibi kendi iş çevresi ve bankalar bakımından da ticari güvenirliğinin sarsıldığını, davalı ... haksız işlemleri nedeniyle ekonomik olarak zor durumda kalan müvekkilinin araç satmak ve bünyesinde çalışan işçilerin iş akitlerini feshetmek zorunda kaldığını, müvekkilinin kısa vadede aynı iş hacmini tekrar yakalamasının mümkün olmadığını, ... A.Ş. tarafından hizmetlerin özellikle henüz aralarında resmi bir sözleşme bulunmayan davalı ... A.Ş.'ye gördürülmesi konusundaki anlaşmanın, ilgili piyasadaki rekabetin kısıtlanmasına ve bozulmasına neden olduğunu, gizli anlaşmanın özünün ise, müvekkilinin ... A.Ş. yetkili servisi olarak çalışamaz hale getirilmesi ve ... A.Ş. yetkili servisleri ile rekabet etmesinin engellenmesi olduğunu, rakipler arasındaki ilişkileri etkileyen dürüstlük kurallarına aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğunu ve bu sebeple müvekkilinin uğradığı tüm zararlardan davalı şirketlerin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, oluşturulan güvene dayanarak yatırımlar yapan müvekkilinin davalıların bu davranışları sebebiyle ekonomik olarak çok zor durumda kaldığını, iş hacminin düştüğünü, masraflarını karşılayamaz hale geldiğini, ayrıca ticari itibar kaybından dolayı müvekkilinin manevi olarak da zarar gördüğünü, müvekkilinin uzun süreli maddi ve manevi emekleri neticesinde yarattığı müşteri çevresini, sözleşmenin sona ermesi üzerine kaybetmesi sonucunda uğrayacağı menfaat kaybı ile davalı ... A.Ş.'nin sözleşmenin sona ermesinden sonra da bu müşteri çevresinden yararlanmaya devam etmesi nedeniyle elde edeceği kazancın denkleştirilmesi gerektiğini, sözleşmesel ilişki süresince müvekkilinin, ... şirketlerinin pazarlamasını yaptığı ürünlerin satışını destekleyen teknik faaliyeti ile ürünlerin pazarlamasına doğrudan ve başarılı katkılar yaptığını, piyasa emsallerinin üzerinde satış emsalleri belirlendiğini ve sözleşmeyle ilgisi olmayan malzemelerin satışına zorlandığını, ... şirketlerinin, müvekkilinin bilgisi dışında hazırladığı sipariş listeleri ile yedek parça ve sair ürünlerin daha büyük oranlarda satın alınması için müvekkilini zorladığını, her ay tamamlanması zorunlu tutulan aksesuar hedeflerini, tamamlanmadığı zamanlarda diğer yetkili servislere yaptığı gibi müvekkiline de fatura ederek tamamlamaya çalıştığını, sonuç olarak müvekkilinin depolarında satış hızının üstünde büyük bir stok oluştuğunu, müvekkilinin stoğunda yaklaşık 50.000,00 TL değerinde malzeme kaldığını, sözleşmenin feshedilmesi ile ücretleri ödenmiş olan malzemelerin kullanılmasının mümkün olmaması nedeniyle mevcut stokun davalı şirket tarafından geri alınmasını veya fesih tarihindeki -uzman bilirkişilerce belirlenecek- rayiç bedel üzerinden taraflarınca yapılan ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanan temerrüt faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilini talep ettiklerini, ... şirketlerinin, ... ile müvekkili arasındaki yetkili servis sözleşmesinin feshedilmesine zemin hazırlayan, haksız rekabet teşkil eden eylemleriyle sözleşmenin feshi sürecine doğrudan katılan bir aktör olduğunu, bu kapsamda ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin, müvekkilinin zararına birlikte sebebiyet verdiğinden tüm zararlardan müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ve sair konulara dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davalıların ortak kusuruna dayanan haksız rekabet teşkil eden eylemleri sonucunda müvekkilinin taraf olduğu sözleşmenin haksız feshedilmesi nedeniyle doğan şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi zararın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanan temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar ... Tic. AŞ ile ... Tic. AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi beyanlarından, dava değerinin belirlenebilir olduğu açık olduğundan dava değerinin belirlenerek eksik olan harcın tamamlatılması gerektiğini, dava dilekçesinin HMK'nun 119. ve 194. maddelerine açıkça aykırı olduğunu, davacının sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından sözleşmeye uygun surette feshedildiğini, söz konusu sözlşme ile, davacının, müvekkil şirket tarafından satış ve pazarlaması yapılan ürünlerin satış sonrası bakım, onarım, montaj gibi servis hizmetlerinin yürütülmesini üstlendiğini, müvekkili ... Tic. AŞ'nin bağlı bulunduğu ..., Türkiye yerel satış operasyonundan çıkma kararı alması sebebiyle Türkiye içerisinde satış operasyonlarının sonlandırılmasının zaruri hale geldiğini, alınan söz konusu kararın, yetkili servislere bildirildiğini ve servislerin süreçle ilgili bilgilendirildiğini, bu kapsamda tüm yetkili servis sözleşmelerinin 2019 yılı Mart ayı sonu itibariyle feshedildiğini, davacının iddia ettiğinin aksine söz konusu müvekkili şirketin pazarlama ve satış faaliyetlerini tamamen durdurduğunu, davacının dava dilekçesindeki iddialar ile zarar taleplerinin haksız ve kötü niyetli olup kabulünün kesinlikle mümkün olmadığını, davacının huzurdaki işbu davasını ispat edemediği gibi iddialarını ispatlayacak deliller de ibraz edemediğini, kaldı ki, davacının tazminat hakkının da bulunmadığını, müvekkili şirket ile diğer davalılar arasında imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını, davacının bu yöndeki soyut, mesnetsiz ve haksız iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Türkiye satış operasyonundan çıkma kararı alan müvekkili şirketin 3. kişiler ile görüşmeler yapmasının ticari bir karar olduğunu ve son derece de doğal olduğunu, TTK, RKHK ve ilgili sair mevzuat kapsamında kesinlikle haksız rekabet teşkil edebilecek bir durum olmadığını, müvekkili şirket ile diğer davalılar arasında, fesih tarihinde ve halen imzalanmış bir sözleşmenin de bulunmadığını, dürüstlük kuralına aykırı bir eylem mevcut olmaksızın sözleşme özgürlüğü çerçevesinde müzakerelerin ve sözleşme görüşmelerinin yapılmasının haksız rekabet teşkil etmeyeceğini belirterek davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... Tic. AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacının temelde sözleşmeye aykırılık iddialarına dayandığı anlaşılan tazminat taleplerinin sözleşmenin tarafı olmayan müvekkili şirkete yöneltilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin, ... ile de herhangi bir sözleşmesel ilişkisi söz konusu olmadığından haksız rekabet ve Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırılık iddialarının da müvekkil şirkete yöneltilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davanın müvekkili şirket bakımından pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki bulunmadığından sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereğince; davacı ile ... arasında akdedilmiş olan yetkili servis sözleşmesinin feshine ilişkin iddia ve taleplerin, üçüncü kişi konumundaki müvekkili şirkete yöneltilebilmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirketin, ... ile herhangi bir sözleşmesel ilişkiye girmediği gibi buna yönelik herhangi bir müzakere sürecine de dahil olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülen anlaşma ... ile ... arasında yapılmış olup ... Ticaret ile müvekkili şirket birbirinden bağımsız tüzel kişiler olduğundan birinin fiillerinden diğerinin de sorumlu olduğunun kabul edilmesinin hukukun en temel ilkelerine dahi aykırılık teşkil edeceğini, zira haksız rekabet sebebiyle açılacak olan tazminat davalarının, haksız rekabet teşkil eden eylemi kim gerçekleştirmişse ona karşı açılacağını belirterek davanın müvekkili şirket yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, aksi kanaatte olunması halinde ise davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacının temelde sözleşmeye aykırılık iddialarına dayandığı anlaşılan tazminat taleplerinin sözleşmenin tarafı olmayan müvekkili şirkete yöneltilmesi mümkün olmadığı gibi müvekkil şirket ile ... A.Ş. arasındaki ticari ilişkinin de haksız rekabet teşkil etmediğini, davalı ... A.Ş. tarafından Türkiye'de faaliyetinin durdurulmasının ardından mevzuat gereği devam edecek olan garanti, servis hizmetleri, müşteri/çağrı merkezi ve depo lojistik hizmetleri şeklinde sayılabilecek satış sonrası servis hizmetleri yükümlülüklerinin tek bir noktadan yerine getirilmesi için uygun bir firma arayışına girildiğini, bu noktada müvekkili şirket ile bu şirket arasında davacı ile ... arasındaki sözleşmenin feshedildiği tarihten sonra 20/03/2019 tarihinde niyet mektubu imzalandığını, içeriğinde münhasırlık olmayan yani davacı veya başkaca herhangi bir üçüncü şahıstan da hizmet alınmasına engel olmayacak içerikli niyet mektubundan yola çıkılarak rekabete aykırı davranıldığı veya rekabetin engellendiği iddiasında bulunmanın mümkün olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava dilekçesinin HMK'nun 119. ve 194. maddelerine açıkça aykırı olduğunu, sözleşmenin tarafı olmayan müvekkiline karşı açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, zira davacının, doğduğunu iddia ettiği tüm zararlarını söz konusu yetkili servis sözleşmesinin feshine dayandırdığını, sözleşmenin feshedilmesinde müvekkili şirketin herhangi bir etkisinin olmadığını, taraflar arasında imzalanan niyet mektubu ile ileride akdedilmesi planlanan sözleşmenin temel esaslarının belirlendiğini, ayrıca bu sözleşmede hiçbir şekilde münhasırlık olmadığından diğer davalı ...'un dilediği zaman dilediği kişi ve şirketler ile çalışarak bu hizmetleri yerine getirme hakkına sahip olduğunu, dolayısıyla iddia edilenin aksine rekabete aykırı herhangi bir durum bulunmadığını, müvekkili şirketin, rekabet ortamının suiistimaline yönelik aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı hiçbir davranışta bulunmadığını, salt ... ile müvekkili şirket arasında sözleşme müzakerelerinin yapılmış olmasının haksız rekabet olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, zira böyle bir kabulün ticari hayatı durma noktasına getireceğinin açık olduğunu, davacının, müvekkili şirketin hangi eylemleriyle haksız rekabet oluşturduğunu ortaya koyamadığı gibi bu hususta gösterilen delillerin ise, konudan tamamen bağımsız, imzasız ve tarihsiz belgelerden ibaret olduğunu, yetkili servis sözleşmesinin haksız feshi sebebiyle davacının, uğradığı zararlardan müvekkili şirketin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu iddia edilmekte ise de, müvekkili şirket ile ... arasında rekabet ortamını bozan herhangi bir anlaşma mevcut olmadığından, müvekkil şirketin RKHK 57. maddesi uyarınca doğduğu iddia edilen zararlardan sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmadığını, rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar, uyumlu eylemler, kararlar, hâkim durumun kötüye kullanılması ve kanuna aykırı birleşme ve devralmaların RKHK kapsamında haksız fiil olarak nitelendirilerek tazminat sorumluluğunu gündeme getireceğini, bu kapsamda olmayan eylemlerin ise RKHK 57. maddesi kapsamında tazminat sorumluluğunu doğurmasının mümkün olmadığını, kaldı ki, RKHK 27. maddesi kapsamında, RKHK'da yasaklanan faaliyetlerin tespiti konusunda tek yetkili merci Rekabet Kurulu olarak belirlendiğinden RKHK ihlallerine dayanan tazminat taleplerinin doğrudan mahkemelere yöneltilmemesi gerektiğini, müvekkili şirket ile ... arasındaki anlaşmanın RKHK hükümlerinde yasaklanan rekabeti kısıtlayıcı eylemlerden herhangi birine girmediğini, ayrıca taraflarınca Rekabet Kurumu'na 14/05/2019 tarihinde menfi tespit başvurusunda bulunulmuş olup sürecin halihazırda devam ettiğini, Rekabet Kurulu tarafından verilmesi beklenen karar ile birlikte taraflar arasındaki anlaşmanın RKHK hükümlerine uygun olduğunun ortaya çıkacağını, RKHK'nın yasaklayıcı hükümlerine aykırılık teşkil etmeyen eylemler bakımından RKHK 57. maddesinde düzenlenen tazminat sorumluluğunun gündeme gelmesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; sözleşmenin taraflarının davalı ... Şirketlerinin olduğu, davalı ... dışında diğer davalılar ... Şirketleri grubunun isim ve imzasının bulunmadığı, bu nedenlerle davacı tarafın tazminat taleplerinin davalı ... grubuna yöneltilemeyeceği, davacının ancak kendi akidi olan ... Şirketlerine başvurabileceği, davacının ... Şirketleri yönünden davasından ise feragat ettiği, davalı ... grubuna husumet yöneltilemeyeceği ve davacının tazminat taleplerinin yerinde görülmediği gerekçelerine istinaden davanın, davalı ... Anonim Şirketi ile davalı ... Anonim Şirketi yönünden feragat sebebiyle reddine; davalı ... Anonim Şirketi ile ... Anonim Şirketi yönünden davanın reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 05/06/2019 tarihli feragat dilekçesi ile, yapılan Sulh ve İbra Protokolü uyarınca davalı ... şirketleri yönünden davadan feragat ettiklerini bildirdiklerini, 15/07/2019 tarihli beyan dilekçeleri ile ise, herhangi bir yanlış anlaşılma olmaması ve müvekkilinin zarara uğramaması amacıyla söz konusu protokolün davalı ... şirketleri ile yapıldığını ve bu nedenle feragat beyanının davalı ... şirketleri için olduğunu, davalı ... şirketleri ile herhangi bir protokol yapılmadığını, davalı ... şirketleri yönünden haksız rekabet sebebiyle davaya devam ettiklerini beyan ettiklerini, Sulh ve İbra Protokolünün, ... şirketleri ile yapılmış olduğu ve ... şirketleri yönünden davadan feragat edilmediği bu kadar açıkken davanın tüm davalılar yönünden reddedilmesinin ve ... şirketleri lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca .... şirketleri yönünden sadece servis sözleşmesindeki imzalara ve taraflara bakarak davanın reddedilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, zira işbu davanın sadece sözleşmesel sorumluluğa dayanmadığını, davalı ... şirketlerinin, kusurlu eylemleriyle haksız rekabet ortamının oluşmasına neden olduğunu ve müvekkilinin servis sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, ... şirketlerinin, müvekkili ile Sulh ve İbra Protokolü yapmış olmasının müvekkilinin haklılığını ortaya koyduğunu ve ... şirketlerinin bu protokol ile dava konusu taleplerindeki haklılıklarını kabul ettiğini, müvekkilinin haklılığı ortadayken davanın açılmasına sebebiyet veren ... şirketleri lehine ve müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalılar ... Tic. AŞ ile ... AŞ vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri sebebiyle davacının taraf olduğu yetkili servis sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesinden kaynaklı maddi ve manevi zararların müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılar ... Tic. AŞ ile ... Tic. AŞ yönünden davanın feragat sebebiyle reddine karar verilmiş olup bu hususta bir uyuşmazlık söz konusu değildir. Davalılar ... Tic. AŞ ile ...AŞ bakımından ise, davacının taraf olduğu yetkili servis sözleşmesinin tarafının davalı ... Şirketi olduğu ve bu nedenle adı geçen şirketlere husumet yöneltilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olup istinafa konu uyuşmazlık başvurusu da, davalılar ... Tic. AŞ ile ... AŞ yönünden tesis edilen işbu karara yöneliktir. "...Davacının davasından feragat etmesi ile, dava konusu uyuşmazlık sona erer. Bu nedenle, mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile, davacı, feragatten dönemez (rücu edemez); feragatı ile bağlıdır. Fakat davacı, feragatin irade bozukluğu nedeniyle geçersiz olduğunu aynı davada ileri sürebilir veya feragatin iptali için ayrı bir dava açabilir (m.311,1 cümle 2)..." (Prof. Dr. BAKİ KURU, Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof Dr. Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 22. Baskı, Ankara 2011, s.529).Somut olayda, davacı ve davalılar ... Tic. AŞ ile ... Tic. AŞ arasında imzalanan Sulh ve İbra Protokolü dosya kapsamında yer almakta olup davacı vekili 25/06/2019 tarihli dilekçesi ile, işbu protokol uyarınca ödeme yapılması sebebiyle davadan feragat ettiklerini belirtmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 307. maddesi uyanınca, feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Dolayısıyla davacının, davadan feragat beyanı ile birlikte artık dava konusu uyuşmazlık sona ermiştir. Davasından açıkça feragat etmesi sebebiyle davacı vekilinin, sunduğu 15/07/2019 tarihli dilekçesi ile feragatin, aslında davalı ... şirketleri yönünden geçerli olmadığına yönelik beyanlarına da itibar edilemez. Zira davacı, feragatten dönemeyeceği gibi feragati ile de bağlı olup ilk sunduğu feragatin irade bozukluğu nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürmemekle birlikte feragatin iptali için ayrı bir dava da açmış değildir (HMK.m. 311). Bu nedenle davanın, feragat nedeniyle tüm davalılar yönünden reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. Ayrıca bu yönüyle hükmü istinaf etmesi davacıdan beklenemeyecek ise de, kamu düzenini ilgilendirmesi sebebiyle HMK'nun 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırı bu hususun Dairemizce resen gözetilmesi gerekmiştir.Açıklanan sebeplerle, Mahkemece tesis edilen karar usul ve yasaya uygun olmadığından davacının istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın feragat nedeniyle reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenler ile KABULÜ ile, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/304 Esas, 2020/76 Karar ve 07/02/2020 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davacının davasının feragat nedeniyle REDDİNE,b)Harçlar yasası uyarınca alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 86,05 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, d)Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, e)Davalı ... Anonim Şirketi ile davalı ... Anonim Şirketi masraf ve vekalet ücreti talep etmediğinden bu konuda hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA,f)Maddi tazminat davası yönünden; davalılar ... Anonim Şirketi ile ... Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılar ... Anonim Şirketi ve ...Anonim Şirketi'ne VERİLMESİNE, g)Manevi tazminat davası yönünden; davalılar ...Anonim Şirketi ile ... Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ... Elektronik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ve ... Ticaret Anonim Şirketi'ne VERİLMESİNE, İstinaf Başvurusu Yönünden;3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın, hükmün kaldırılma nedeni de gözetilerek davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 203,00 TL istinaf harçları ve yapılan 59,00 TL istinaf yargılama giderleri olmak üzere toplam 262,00 TL'nin, hükmün kaldırılma nedeni de gözetilerek davacı üzerinde BIRAKILMASINA,5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, manevi tazminat talebi yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin, maddi tazminat talebi yönünden ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361/1. fıkrası uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30.05.2024