T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/621 Esas
KARAR NO: 2024/960
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/12/2020
NUMARASI: 2019/1138 Esas, 2020/715 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 19/09/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sözleşme kapsamında davalıya danışmanlık hizmeti verdiğini, müvekkilinin tüm yükümlülüklerin eksiksiz ve zamanında yerine getirilmesine rağmen davalı tarafından müvekkiline yapılması kararlaştırılan ödemeler ve hak edişlerin ödenmediğini, sözleşmenin 5. Maddesinde davalı tarafından yapılması gereken ödemelerden 59.000,00 TL tutarında bakiye bedele istinaden müvekkili tarafından 26.10.2018 tarihli fatura düzenlendiğini, davalıya iletildiğini, fatura bedelinin müvekkiline ödenmediğini belirterek İstanbul ... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının ve davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, faturanın ve alacağın davacının ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, bu durumda davalının bu fatura içeriği hizmeti aldığına dair karine oluştuğu, aksini ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, her ne kadar davalı ticari defter ve kayıtlarında faturanın iade edildiği ve iade faturası düzenlendiği anlaşılsa da TTK 21/2 maddesi gereği süresinde faturayı iade etmediği yaklaşık 6 ay sonra iade ettiğinin anlaşıldığı, faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerektiği, davalı tarafça her ne kadar hizmetin davacı tarafından verilmediğini ileri sürmüşse de dosyaya sunulu mail yazışmalarından davacı tarafından davalıya hizmetin verildiği sabit olduğu, davalı taraf her ne kadar davalı şirket müdürünün usulsüz işlemler yaptığını ve soruşturma dosyasının bulunduğu ileri sürmüşse de söz konusu iddianın davayı etkilemeyeceği ve üçüncü kişi konumunda olan davacı şirkete karşı ileri sürülemeyeceği, söz konusu mail yazışmalarında sözleşme düzenlenmeden önce ve sonrasında yapılması istenen hizmetin detaylarının kararlaştırıldığı ve hizmetin verildiği sabit olduğu, aksinin davalı tarafça yazılı ve kesin delillerle ispatlanamadığı anlaşılmakla davalı tarafça borcu bulunmadığı hususunda ispata yarar delil ibraz edemediği, bu haliyle davacı taraf takip konusu faturadan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla, düzenlenen uzman bilirkişi raporunun da mahkememizce dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması nedeniyle davacı tarafın davalıdan takip konusu faturadan kaynaklanan 59.000,00 TL alacağının bulunduğu gerekçesi ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si (11.800,00 -TL) oranında icra inkar tazminatı yüklenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; taraflar arasındaki sözleşmede müvekkili şirketin adresinin yazılı olduğunu, sözleşmede taraflara yapılacak bildirim ve ihtarların bu sözleşmedeki adreslerine yapılacağının belirtildiğini, müvekkilinin sözleşmede yazılı adresine yapılan bir tebligat bulunmadığından tebligatın usulsüz olduğunu, HMK da yer alan genel hükümler gereği Bursa Mahkemelerinin yetkili olduğunu, Mahkemenin yetkiye ilişkin kararının kaldırılması gerektiğini, davacı şirket yetkilisinin müvekkili şirkette çalışırken yetkisini kötüye kullanmak suretiyle, yetkilisi olduğu şirket lehine delil yaratma çabası içine girdiğini,davacı şirket yetkilisi olan ve müvekkili şirket nezdinde çalışan ...'ın söz konusu yazışmaları müvekkili şirket adına gerçekleştirdiğini, mahkemece bilirkişi marifeti ile teknik inceleme yaptırılarak dosyaya mübrez e-maillerde yer alan hususların sözleşme konusu işlerin kapsamında olup olmadığının değerlendirilmediğini, hizmetin alınmamasına rağmen dava dışı ... ve davacı şirket yetkilisi ...'ın talimatıyla bu faturanın kayıtlara alındığını ve müvekkili şirketin borçlandırılmak suretiyle haksız kazanç temin edildiğini, müvekkilinin, kendi personelinin görev ve yetkisindeki işlerle ilgili danışmanlık hizmeti alınmadığını fark ettiğinde iade faturası kestiğini, sözleşme konusu hizmetin davacı tarafça verilmemiş olması ve hizmetin verildiği dosya kapsamında toplanan deliller ile ispatlanamamış olması sebebiyle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını talep ettiklerini, alacağın likit olmadığı ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin emredici hükümlere aykırı olduğunu, davacı taraf kötüniyetli olduğundan aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. esas sayılı takip dosyasında 20/06/2019 tarihinde toplam 59.000,00 TL üzerinden icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin 28/06/2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 04/07/2019 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacının davalıya takip miktarı alacağa ilişkin hizmet verip vermediği noktasında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesinde alınan mali müşavir bilirkişi raporunda; davacı ve davalı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin defter kayıtlarında takip tarihi itibarıyla davalıdan 59.000,00 TL alacaklı olduğu, davalının defter ve kayıtlarında icra takibine konu faturanın kayıtlı olduğu, davalının yaklaşık 6 ay sonra davacıya 10.06.2019 tarihli iade faturası düzenleyerek hesabın kapatılmış olduğu, davalının takip tarihi itibariyle davacıya borcunun bulunmadığının tespit edildiği, düzenlenen iade faturasının davacı kayıtlarında yer almadığı belirtilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşmede müvekkili şirketin adresinin yazılı olduğunu, sözleşmede taraflara yapılacak bildirim ve ihtarların bu sözleşmedeki adreslerine yapılacağının belirtildiğini, müvekkilinin sözleşmede yazılı adresine yapılan bir tebligat bulunmadığından tebligatın usulsüz olduğunu, HMK da yer alan genel hükümler gereği Bursa Mahkemelerinin yetkili olduğunu, Mahkemenin yetkiye ilişkin kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Dava, 29.10.2019 tarihinde açılmış olup, davacı dava dilekçesinde davalının adresi olarak ... Mah. ... İş Merkezi Sit. No:... Osmangazi/Bursa adresini göstermiştir. Dosya kapsamına sunulan 07.03.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'ne göre de davalı şirketin adresinin dava dilekçesinde bildirilen adres olduğu anlaşılmıştır. Bu adrese çıkarılan tebligatın iade edilmesi üzerine Mahkemece Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğünden davalı şirketin adresi sorulmuş aynı adresin bildirilmesi üzerine davalıya 15.01.2020 tarihinde tebligat yapılmış, davalı 05.02.2020 tarihinde iki haftalık cevap süresi sonrasında dilekçesini sunmuştur. Yetki itirazı ilk itiraz olduğundan cevap dilekçesi ile birlikte süresinde ileri sürülmesi gerektiğinden ve davalı tarafından cevap dilekçesinin süresinde sunulmadığı, davacının da süresinden sonra sunulan cevap dilekçesine muvafakatinin bulunmadığı anlaşılmış davalı tarafın Mahkemenin yetkisine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamına sunulan 04/05/2018 tarihli "Uygulama, İmalat Dizayn ve Satın Alma Koordinasyon Hizmeti" konulu sözleşmede davacı ve davalı şirket kaşesi altında imzaların bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı şirket vekili her ne kadar şirket müdürünün yetkisini kötüye kullandığı iddiasıyla sözleşme düzenlendiğini ve bu nedenle sözleşmeyi kabul etmediğini savunsa da, dava dışı ...'in, müvekkili şirket adına davacı ... San. Tic. Ltd. Şti. ile ... projesi kapsamındaki işlerle ilgili olmak üzere danışmanlık sözleşmesi imzaladığını kabul ettiğinden artık bu sözleşmenin davalı şirket yönünden de bağlayıcı olduğunun kabulü gerekmiştir. Yine davalı şirket her ne kadar, takip dayanağı fatura konusu hizmeti almadıklarını savunmuşsa da, faturaları itiraz ve etmeyerek defterlerine işlemiştir. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. TTK'nın 21/2 fıkrası "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmünü düzenlemektedir. Ticari işletmesi ile ilgili bir faturayı alan tacir, faturaya aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itirazda bulunmazsa o fatura münderacatını aynen kabul etmiş sayılır. YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK ‘nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay15.HD'nin 2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı) Somut olayda, tarafların ticari defter ve kayıtlarının HMK'nun 222. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak tutulduğu, davalının ticari defterlerine göre, davalının teknik hizmet bedeline dair davaya konu faturayı defterlerine kaydettiği ve davacının takip tarihi itibarıyla 59.000,00 TL alacağı bulunduğu, ayrıca davalı defterlerinde yer alan ve yaklaşık 6 ay sonra düzenlenen 10.06.2019 tarihli 002506 no.lu 59.000,00 TL'lik iade faturasının davacı kayıtlarında yer almadığı anlaşılmıştır. Söz konusu fatura, her iki tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olup buna göre taraflar arasında faturaya konu akdi bir ilişkinin bulunduğu sabittir. Faturayı, yasal süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden davalının, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan, bu fatura nedeniyle borçlu olmadığını, hizmet almadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir ise de, bu anlamda ispat külfetini yerine getirdiği söylenemez. Bu durumda davacının, takibe konu faturaya dayalı alacağının varlığını ispatladığının kabulü gerekmiştir. Diğer taraftan fatura ile belirlenmiş alacak likit olduğu ve kötüniyet tazminatına ilişkin şartların da mevcut olmadığı anlaşılmış, Mahkemece verilen karar isabetli olduğundan davalı tarafın istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1138 Esas, 2020/715 Karar sayılı ve 24/12/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.008,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 580,40 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.19.09.2024