T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1959 Esas
KARAR NO: 2024/121
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/12/2019
NUMARASI: 2018/477 Esas, 2019/1224 Karar
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 25/01/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin 30/01/2015 tarihli sözleşme ile müvekkili şirkete güvenlik hizmeti vermeye başladığını, sözleşmenin 2018 yılı içinde uygulanmaya devam ettiğini, ancak davalı güvenlik şirketinin 16/03/2018 tarihli yazısı ile hizmetin 19/03/2018 tarihinde askıya alınacağını bildirdiğini, sözleşmenin 7. maddesi uyarınca 30 gün önceden bildirilmek kaydıyla sözleşme süresi içinde sözleşmenin haklı nedenle feshedilebileceğini, aynı maddenin üçüncü paragrafında, 30 günlük süre tanınmadan sözleşmenin feshedilmesi halinin haksız fesih olduğu ve haksız fesheden tarafın diğer tarafa 6 aylık fatura tutarını cezai şart olarak ödeyeceği hususunun kararlaştırıldığını, davalının sözleşmeye aykırı hareket ederek sözleşmeyi haksız feshettiğini ve müvekkili şirketin mağdur olduğunu, bu nedenle 6 aylık fatura tutarında cezai şartın tahsili için davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevabında; her iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde üzerine düşen edimini yerine getiren tarafın karşı taraftan talepte bulunabileceğini, davacı işsahibinin sözleşme süresi boyunca 3-4 ay geriden ödeme yaptığını, zamanında yapılmayan ödemeler nedeniyle, personelinin ücretini, sigorta primlerini ve vergisi ödeyen müvekkili şirketin zor durumda kaldığını, müvekkilinin hizmeti askıya aldığı tarihte davacının 3 ay 20 günlük ödenmemiş fatura borcu olduğunu, takip başlatmalarına rağmen halen bu alacaklarını tahsil edemediklerini, ayrıca 30 günlük süre verilmeden sözleşmenin tek taraflı feshedilmesinin sözkonusu olmadığını, tarafların 19.03.2018 tarihli hizmet bitiş protokolü ile karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi feshettiklerini, kabul anlamına gelmemek şartıyla istenen cezai şart tutarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine ve davacının alacağın % 20'sinde az olmamak üzene kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; 19/03/2018 tarihli fesih protokolünü imzaladığı ileri sürülen ... davacının çalışanı olduğu sabit olmakla birlikte ticari vekil benzeri bir temsil yetkisine sahip olduğu varsayımında ikale sözleşmesinin (fesih protokülünün) her halükarda geçerli sayılacağı, bu halde tarafların anlaşarak sözleşmeyi feshetmeleri nedeniyle cezai şart talep edilemeyeceği, ... yetksiz olduğu kabul edildiğinde ise davacının cezai şart talep ettiği sırada sözleşme dolayısıyla 60.079.30 TL borçlu olduğu, davalı tarafından dava dosyasına sunulan birden çok elektronik posta yazışmasında müteaddit defalar gecikmiş ödemelerin yapılmasının talep edildiği, ödemelerin yapılmadığı, davacının dava dilekçesinde hizmetin verilmemesine dayalı olarak mağdur olduğunu beyan etmesine rağmen hizmetin durdurulduğu tarihten 2 ay sonra cezai şart talep etmesinin MK m. 2 Dürüstlük Kuralı çerçevesinde hukuken korunmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, raporda davalının itiraz etmediği hususlara da değinilerek hukuki nitelendirme yapıldığını, 19/03/2018 tarihli fesih protokolünün müvekkili şirketin temsilcisi olmayan çalışanı tarafından imzalandığını, müvekkili şirket yetkilisinin imzasını içermeyen fesih protokolünün geçerli olmadığını; uyuşmazlığın sözleşme hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşmede aylık hakedişlerin süresinde ödenmemesi halinde müvekkili işsahibine noter kanalıyla ihtarname gönderilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen davalının herhangi bir bildirimi bulunmadığını, davalının sözleşmenin yeniden yürürlüğe gireceği 31/01/2018 tarihinden 30 gün önce bildirimde bulunarak sözleşmeyi yenilememesi mümkün iken, sözleşme ilişkisine devam ettiğini, ancak kısa bir süre sonra 2018 yılı Mart ayında hizmeti askıya alarak müvekkilini mağdur ettiğini, sözleşme hükmü gereği, 30 gün önce bildirimde bulunmadan sözleşmenin feshinin haksız fesih olduğunu ve cezai şart ödenmesi gerektiğini, cezai şart talebi için herhangi bir süre öngörülmediğinden 2 ay sonra cezai şart talep etmelerinin mümkün olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, cezai şart alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacının 90.376,71 TL cezai şart ve 1.270,23 TL işlemiş faizin tahsili için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, davalının süresinde takibe itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, davacının itirazın iptali ve takibin devamı talebi ile bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.Mahkemece; tarafların karşılıklı anlaşma ile sözleşmeyi feshettiklerinden cezai şart talep edilemeyeceği, fesih protokolünü imzalayan davacı çalışanının davacıyı temsile yetkili olmadığının kabulü halinde ise, ödemelerini geciktiren ve halen ödemediği hizmet bedeli bulunan davacının hizmetin verilmediği 19/03/2018 tarihinden sonra iki ay bekleyerek cezai şart talep etmesinin hakkını kötüye kullanılması olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; 19/03/2018 tarihli fesih protokolünü imzalayan davacı çalışanının şirketi temsile yetkili olup olmadığı ve davacının cezai şart talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı hususlarında noktalarında toplanmaktadır.Taraflar arasında düzenlenen özel güvenlik sözleşmesi kapsamında davalı güvenlik şirketinin davacıya 31/01/2015 tarihinden itibaren güvenlik hizmeti vermeye başlamıştır. Sözleşmenin 3. maddesi uyarınca sözleşme süresi bir yıllık olup, 30 gün önceden yazılı fesih bildiriminde bulunmadığından sözlşemenin bir yıl ve ardından 31/01/2018 tarihinden itibaren de bir yıl daha yenilendiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 7. maddesi Haksız Fesih ve Cezai Şart başlığı altında düzenlenmiş olup, maddenin ilk paragrafının ilk cümlesi; "Taraflar, işbu sözleşme süresi içinde 30 gün önceden yazılı olarak bilgi vermek kaydı ile Sözleşmeyi, sözleşme dönemi içerisinde, herhangi bir zaman haklı nedenle fesih etme hakkına sahiptir" hükmünü, üçüncü paragrafı ise "Sözleşmenin 30 gün süre tanımadan feshedilmesi durumu haksız fesih hali olarak kabul edilmiştir. Haksız fesheden taraf, diğer tarafa 6 aylık fatura tutarını cezai şartı olarak ödemekle yükümlüdür." hükmünü içermektedir.Somut olayda, davalı güvenlik şirketi 16/03/2018 tarihli yazı ile 3 aylık hakedişlerinin ödenmediği gerekçesiyle 19/03/2018 tarihinde hizmeti askıya alacaklarını bildirmiş, 19/03/2018 tarihli fesih protokolü ile de sözleşme 19/03/2018 tarihi itibarıyla sona erdirilmiştir.Davacı işsahibi, sözleşmenin feshi protokolünü imzalayan çalışanının yetkisiz temsilci olduğunu, bu nedenle fesih protokolünün geçerli olmadığını, davalının 30 gün süre tanımadan sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle cezai şart ödemesi gerektiğini ileri sürmektedir.Sunulan ticari sicil kayıtlarına göre fesih protokolünü imzalayan davacı çalışanı davacı şirkete temsile yetkili olmadığından ve davacı şirket yetkisiz temsilcinin imzaladığı fesih protokolüne onay da vermediğinden, fesih protokolü davacı şirket açısından bağlayacağı değildir. Ancak dosyaya sunulan ve davacının itiraz etmediği birçok e-posta yazışmalarında davalının hakediş bedellerini ödemekte geciktiği belirtilerek ödeme yapılmasının talep edildiği, ayrıca alınan rapora göre davacının halen ödenmemiş hizmet alacağının bulunduğu anlaşılmaktadır. TMK'nın 2 maddesine göre herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Davacının ödemelerini geciktirmesi ve halen ödemediği hizmet alacağının bulunması karşısında, davalının hizmeti durdurmasından iki ay sonra ceza şart talep etmesi dürüstlük kuralı çerçevesinde mümkün görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/477 Esas, 2019/1224 Karar ve 24/12/2019 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-/b/1. bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere hakim ...'ın karşı oyu ile oy çokluğuyla karar verildi.25/01/2024
MUHALEFET ŞERHİ Davacı işsahibi, sözleşmenin feshi protokolünü imzalayan çalışanının yetkisiz temsilci olduğunu, bu nedenle fesih protokolünün geçerli olmadığını, davalının 30 gün süre tanımadan sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle cezai şart ödemesi gerektiğini ileri sürmektedir. Güvenlik hizmeti devamlılık gerektirmekte olup, hizmetin verilmediği 19/03/2018 tarihinden sonra, davacının, yetkisiz temsilcisinin imzası nedeniyle fesih protokolünün geçersiz olduğuna ve hizmetin verilmeye devam edilmesi gerektiğine dair herhangi bir bildirimi olmamıştır. Bu durumda güvenlik hizmetinin fesih protokolü ile 19/03/2018 tarihinde sona erdirildiği, davacının devamlılık gerektiren hizmetin sona erdiğinden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacının 19/03/2018 tarihinden sonra hizmetin aynen ifasını da talep etmemesi nedeniyle, yapılan fesih protokolünün benimsendiği ve yetkisiz temsilcinin işlemlerine zımnen icazet verildiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle tarafların karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi feshettiklerinden davacının cezai şart alacağı talep etmesinin mümkün olmadığı, ilk derece mahkemesinin bu nedenle davanın reddine karar vermesi gerektiği görüşünde olduğumdan karara muhalif kaldığımı bildiririm.