T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/47 Esas
KARAR NO: 2024/775
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/10/2020
NUMARASI: 2018/1128 Esas, 2020/622 Karar
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 04/07/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında lisans ve VGAA hizmetine ilişkin sözleşme ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin hizmet karşılığında 28/02/2018 tarihli ve 10.266,00 USD tutarında fatura düzenlediğini, davalının faturaya istinaden 1.617,53 USD ödeme yapıp bakiye 8.648,47 USD'yi ödemediğini, ödenmeyen tutar nedeniyle aylık % 2 vade farkı uygulanarak 03/08/2018 tarihli ve 1.298,00 TL tutarında fatura düzenlediklerini, davalının faturaları teslim almasına rağmen bakiye borcunu ve vade farkını ödememesi üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, ancak davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevabında; itirazın iptali davalarında yetkili mahkemenin takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, bu nedenle davada İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulmadığını, hizmetin üç yıllık bir döneme ait olduğunu beyan eden davacının bu süre tamamlanmadan tüm döneme ilişkin alacağı talep ettiğini, alacağın dayanağı faturalar USD olarak düzenlenmiş ise de Türk Lirası olarak tahakkuku yapıldığını, buna rağmen davacının takipte alacağını USD para birimi üzerinden talep ettiğini, vade farkı faturasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacının icra takibinde vade farkı alacağına tekrardan faiz talep ettiğini, bu durumun faize faiz işletilmesi olduğunu, takipte alacağını USD olarak talep eden davacının kamu bankalarının döviz cinsine göre bir yıllık mevduata uyguladıkları faiz oranını esas alması gerekirken, avans faizi talep ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ıslah dilekçesi ile, sipariş formundaki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, söz konusu formun icap niteliğinde olup taraflar arasında sözleşme bulunmadığını, sözleşme bulunduğu kabul edilse dahi davacının fatura konusu hizmeti vermediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalının bilgisayarlarında davaya konu sipariş formunda belirtilen yazılım programının bulunduğu, sipariş formunda vade farkı uygulanacağına dair düzenleme yer aldığı, davalının faturayı bs formu ile vergi dairesine bildirdiği, buna göre davacının 8.648,47 USD ve 1.298,00 TL alacağı bulunduğu, alacağın likit olduğu gereksiyle davanın kabulüne, davalının takibe itirazının iptali ile takibin 8.648,47 USD ve 1.298,00 TL alacak yönünden devamına, asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 Sayılı Yasa'nın 4.a maddesi uyarınca kamu banklarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanmasına, 53.102,33 TL'nin % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulmadığını, sipariş formunun icap niteliğinde olduğunu, sipariş formundaki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu kabul edilse dahi fatura konusu hizmetin verilmediğini, davacının hizmetin verildiğini ispatlaması gerektiğini, alacak kalemlerinden birisinin üç yıllık kiralama bedeli olduğunu, oysa sipariş formu ile takip tarihi arasında 8 aylık süre bulunmasına göre 8 aylık kiralama bedeli talep edilmesi gerektiğini, faiz talebini ve faiz oranını kabul etmediklerini, alacağın likit olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacının 8.648,47 USD ve 1.298,00 TL'nin tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, davalının yasal süresinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, davacının hak düşürücü süre içinde davalının takibe itirazının iptalini talep ettiği anlaşılmaktadır.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı, faturaya konusu hizmetin verilip verilmediği, davacının takip konusu faturalar nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacağın likit olup olmadığı ile alacağa faiz uygulanıp uygulanmayacağı ve faiz oranı hususlarında toplanmaktadır.1-Davalı, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığını ve davacının fatura konusu hizmeti verdiğini ispatlaması gerektiğini savunmuştur.Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK ‘nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay15.HD'nin 2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı)İlk derece mahkemesinde alınan raporda; 10.266,00 USD ve 1.298,00 TL tutarlı faturaların ve davalının 05/06/2018 tarihinde yaptığı 7.500,00 TL ödemenin tarafların ticari defterlerine işlendiği, davacının vade farkı faturasını düzeltme yoluyla defter kayıtlarından çıkardığı, defterler arasındaki tutarsızlığın alacağın para cinsinden kaynaklandığı, davacı defterlerine göre yapılan ödemenin USD'ye çevrilmesi sonucunda davacının takip tarihi itibariyle 8.648,47 USD alacaklı olduğu, davalının 10.266,00 USD bedelli faturayı TL'ye çevirerek kayıtlarına aldığı, davalı defterlerine göre davalının (38.909,17 TL + 1.298,00 - 7.500,00 TL) 32.707,17 TL borcu bulunduğu belirtilmiştir.Davalının itiraz etmeyerek defterlerine işlediği 10.266,00 USD tutarındaki faturada, TL ödemelerin fiili ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru ile USD'ye çevrileceği, vade tarihinde ödenmeyen fatura için % 2 aylık vade farkı uygulanacağı ibaresi yer almış olup, davalının yaptığı ödeme fiili ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden USD'ye çevrilerek bakiye alacak miktarı talep edilmiştir. Buna göre takibe dayanak 28/02/2018 tarihli ve 10.266,00 USD tutarındaki fatura ile 03/08/2018 tarihli ve 1.298,00 TL tutarında fatura davalının ticari defterlerine işlenmiştir. Anılan faturaları teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden davalının, bu fatura nedeniyle mal veya hizmet aldığının kabulü gerekeceğinden, davalının aralarında sözleşme bulunmadığı ve hizmet almadıkları yönündeki istinaf nedeni yerinde değildir.2-Davalı faiz talebi ve faiz oranı yönünde de hükmü istinaf etmiştir.3095 Sayılı Yasada yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarınca o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağı belirtilmiştir. Mahkemece de hükmolunan 8.648,47 USD yabancı para borcu yönünden asıl alacağa söz konusu yasal düzenleme gereği takip tarihinden itibaren faiz uygulanması yerindedir.Ayrıca yerleşik Yargıtay kararları gereği, vade farkı temerrüt faizi olmayıp, vadesinden ödenmeyen alacakta malın veya hizmetin bedeline eklenen bedel niteliğinde olduğundan, vade farkı alacağına faiz uygulanması, faize faiz yürütülmesi niteliğinde değildir.3-Diğer taraftan fatura konusu alacak likit ve belirlenebilir olduğundan, mahkemece, yabancı paranın dava tarihindeki karşılığı ile birlikte vade farkı alacağının toplamı üzerinden % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerindedir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1128 Esas, 2020/622 Karar ve 26/10/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 906,85 TL harçtan mahsubu ile bakiye 479,25 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.04/07/2024