T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/600 Esas
KARAR NO: 2024/900
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/09/2020
NUMARASI: 2019/362 Esas, 2020/368 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 12/09/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yasal mevzuat hükümlerine göre Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolunun işletme hakkı sahibi olduğunu, davalının plakaları bildirilen araçları ile işletme hakkı müvekkili şirkette bulunan köprü ve otoyollardan ücret ödemeksizin geçiş yaptığını, bedeli ödenmeyen geçiş ücretleri ve bu ücretlere ait yasal cezalar toplamının süresi içinde ödenmemesi üzerine icra takibine girişildiğini, davalının müvekkili şirkete herhangi bir borcunun olmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini belirterek icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını ve % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının icra takibine konu ettiği plakalı araçların müvekkili şirkete ait olduğunu, araçların dava dışı şirkete alacaklının imalatını yaptığı ünvanında bulunan ve kuruluş amacı olan üçüncü köprü inşaatında kullanılmak üzere kiralandığını, yani bu araçların davacının kendisine kiralandığını, ilgili köprüden kiralanan araçların hem kullandırılıp hem ceza kesilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı ile dava dışı kiralamayı yapan şirketin ticari bağlantısı bulunması ve işletilmekte olan 3.köprüde bu araçların kullanıldığının ispatı için davacının defterlerinin incelenmesini talep ettiklerini, bu sebeple müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, dava dışı şirketin borca batık olması nedeniyle davacının zararının bir kısmını müvekkilinden çıkartmaya çalıştığını belirterek davanın reddine ve % 20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün Hizmetleri Hakkındaki kanun uyarınca işlettiği köprü ve otoyoldan ücret ödemeden geçiş nedeniyle 15 gün içinde HGS/OGS hesabından tahsil edilemeyen ücreti talep hakkı olan davacı şirketin, kanunda düzenlenen ve idari para cezası değil özel kanundan kaynaklanan ceza niteliğindeki 4 katı cezayı talep hakkı bulunduğu, ihlalli geçişe ilişkin muhataba ayrıca bir tebliğ yapılması gerektiğine dair kanunda bir hüküm de bulunmadığı, borcun ödeme zamanının kanunda düzenlendiği anlaşılmakla, davacının alacak talep hakkı bulunduğu, davalının işlettiği araçlara ilişkin HGS/OGS bakiyelerinin mevcudiyetini ve yeterliliğini kontrol ve ödeme yükümlülüğü bulunduğu, HGS/OGS hesabından geçiş anında veya 15 günlük süresi içinde ödenmeyen geçiş ücreti ve 4 katı cezasından sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile davalının İstanbul ... İcra müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 12.754,00 TL yönünden iptali ile takibin 12.754,00 TL yönünden aynı şartlarda devamına, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan asıl alacak tutarı olan 11.417,55 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının icra takibine konu ettiği plakalı araçların müvekkili şirkete ait olduğunu, araçların dava dışı şirkete alacaklının imalatını yaptığı unvanında bulunan ve kuruluş amacı olan üçüncü köprü inşaatında kullanılmak üzere kiralandığını, dava dosyasına bu durumu belgeleyen sözleşmelerin sunulduğunu, ancak ilk derece mahkemesinin bu durumu yargılama sırasında dikkate almadığını ve araştırmadığını, müvekkilinin alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, davacı ile dava dışı kiralama yapan şirketin ticari bağlantısı bulunması ve işletmekte olduğu 3.köprüde bu araçların kullanıldığının ispatı için davacının defterlerinin incelenmesinin talep edilmesine rağmen mahkemece dikkate alınmadığını, davacı ile dava dışı kiralayan şirket arısındaki ticari bağlantısının kapsamının araştırılması ve açıklattırılması istemlerinin dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yasal faiz oranının % 9 olarak alınması gerekirken % 9.75 oranından hesaplama yapıldığını, gecikme bedeli ve KDV hesap edilerek asıl alacağın kat ve kat fazlasının raporda hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu, yine cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmalarına rağmen Mahkemenin bu konuda karar verilmediğini, eksik inceleme sonucunda hatalı karar verdiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, ihlalli geçiş ve ceza ücretinin tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas dosyasında 22.996,35 TL geçiş ücreti ve para cezası, 2.281,16-TL işlemiş faiz, 410,61-TL KDV olmak üzere toplam 25.688,12- TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacıya itiraz dilekçesinin tebliğine dair dosya kapsamında bir bilgi ve belgeye rastlanmadığından davacının İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Mahkemece, uyuşmazlık ile ilgili bilirkişiden rapor alınmıştır. SMMM Bilirkişi tarafından sunulan 26/08/2020 tarihli bilirkişi raporu ile özetle; İhlalli geçiş kayıtları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde davalıya ait 4 adet farklı plaka ticari araç tarafından otoyollardan toplam 608 kez, 3.837,25 TL tutarında genellikle ''ürün bakiyesi yetersiz'' gerekçeli provizyon alınmaması sonucu ihlalli geçişlerin gerçekleştiği, davalının 6001 Sayılı Kanun uyarınca ihlalli geçiş tarihlerini izleyen 15 gün içinde geçiş ücretini cezasız ödeyebileceği, 6001 Sayılı Kanunda 16/05/2018 tarihinde 7144 sayılı kanunla yapılan değişikliklerle ilgili olarak 30.madde 5.'te cezaların 4 katı oranına göre hesaplaması neticesinde gecikme cezalarının 3.837,25 TL x 4 = 15.349,00 TL tutar olarak hesaplandığı ancak davacı tarafından dava dosyasına sunulan CD içeriğinde ihlalli geçişlerin tamamına gecikme cezası hesaplanmadığı, hesaplanan gecikme cezaları bedelinin 7.770,20 TL tutar olması nedeniyle hesaplamalara bu tutar üzerinden devam edildiği, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle (asıl alacak+faiz+KDV dahil) 13.839,17 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Davalı vekili, araçların dava dışı şirkete alacaklının imalatını yaptığı unvanında bulunan ve kuruluş amacı olan üçüncü köprü inşaatında kullanılmak üzere kiralandığını, ilk derece mahkemesinin bu durumu yargılama sırasında dikkate almadığını ve araştırmadığını,davacı ile dava dışı kiralayan şirket arısındaki ticari bağlantısının kapsamının araştırılması ve açıklattırılması istemlerinin dikkate alınmadığını davacının bu yönde defterlerinin incelenmediğini belirterek hükmü istinaf etmiştir.Davanın dayanağını oluşturan 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun’un 30/5. maddesinde “...(5) 4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin on katı tutarında ceza genel hükümlere göre tahsil edilir.. ..” hükmü düzenlenmişken 25/05/2018 tarih ve 30431 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 16/5/2018 tarih ve 7144 sayılı Kanunun 18. maddesi ile birinci ve beşinci fıkralarında yer alan “on” ibareleri “dört” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı Kanunun 19. maddesi ile 6001 sayılı Kanuna geçici 3. madde ilave edilmiştir. 6001 sayılı Kanuna eklenen Geçici 3. madde de ise “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayolları için belirlenen geçiş ücretlerini ödemeden yapılmış olan geçişlerde araç sahiplerine bu Kanunun 30. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca tahakkuk ettirilen ancak bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla tahsilatı yapılmamış olan para cezaları hakkında bu Kanunun 30. maddesinde yer alan oranlar uygulanır.” düzenlemesi yapılmıştır. Kanunun 30. maddesinin, 27.03.2015 tarihli ve 6639 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değişiklik yapılan (7) numaralı fıkrasında, geçiş ücreti ödenmeden geçiş yapılması hâlinde ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlere bu maddenin (1) numaralı ve (5) numaralı fıkralarında belirtilen cezaların uygulanmayacağı öngörülmektedir. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesince 6001 sayılı Kanunun 30/7 maddesinin Anayasa aykırılığı iddiası ile açılan davada, Anayasa Mahkemesi 18.01.2018 tarih, 2017/166 E. 2018/8 Karar sayılı kararında ".... İşletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücreti ödenmeden geçiş yapılması hâlinde yaptırım uygulanmasına sebebiyet veren eylem ücret ödemeden geçiş yapılması anında tamamlanmış olacaktır. Bu durumda, kuralda belirtilen ödemesiz geçiş tarihinden itibaren on beş gün içinde geçiş ücretinin ödenmesi hâlinde cezanın uygulanmayacağına ilişkin düzenleme oluşan neticeyi ortadan kaldırılmakta olup ihlalli geçiş eylemini gerçekleştirenler lehine getirilmiş bir düzenlemedir.... kuralda, cezasızlık hâlinin kapsamı, eylemin sonucu olarak öngörülen yaptırımın hangi hâlde uygulanmayacağı, ödemenin hangi süre içinde yapılması gerektiği açık, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olarak belirlenmiştir. Geçiş ücretinin ödenmesi şekil ve yöntemlerinin tümünün önceden öngörülmesi ve kanun koyucu tarafından tek tek belirlenerek kanun metninde ifade edilmesi oldukça güçtür. Geçiş ücretinin tahsili yöntemlerinin zaman içinde değişip gelişebileceği ve otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerinin tahsili yöntemlerinin benzerlik arz ettiği hususları dikkate alındığında kuralda belirlilik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır..." yönünde karar vermiştir. Bu durumda davalının ihlali sebebiyle davacının, davalıya ayrıca bir bildirim yapmasına gerek bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı geçiş ücretlerinden, araçların dava dışı şirkete kiralanması nedeniyle sorumlu olmadığını belirtmişse de, 6001 sayılı Yasa'nın 30/5 maddesinde geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden tahsil edilebileceği öngörüldüğünden, davalının bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalı vekili hükme esas alınan bilirkişi raporunda yasal faiz oranının % 9 olarak alınması gerekirken % 9.75 oranından hesaplama yapıldığını, gecikme bedeli ve KDV hesap edilerek asıl alacağın kat ve kat fazlasının raporda hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek hükmü istinaf etmiştir. Taraflar tacir olduğundan, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizinin de uygulanması gerekir. Davacı icra takibinde yıllık % 9.75 faiz isteminde bulunmuş olup, bilirkişi raporunda bu oran üzerinden hesaplama yapılmasında hukuka aykırı bir yön görülmemiştir. 6001 sayılı Yasa gereğince ihlalli geçişten itibaren 15 gün sonra temerrütün gerçekleştiği, bu nedenle geçiş ücreti ve para cezası üzerinden işlemiş faiz talebinin yerinde olduğu, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 24. maddesinin (c) bendinde “ Vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerler” matraha dahil olan unsurlar olarak belirlenmiş olduğundan işlemiş faiz için KDV isteminin de yerinde olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, davalıya ait araçların davacı şirketin işlettiği yolda ihlalli geçiş gerçekleştirdiği, davalının geçiş ücretini ödediğini ispatlayamadığı, davalının belirtilen araçlara ilişkin bir itirazının olmadığı, davacının ihlal sebebi ile davalıya ayrıca bir bildirim yapmasına gerek bulunmadığı, ihlalli geçiş halinde geçiş ücretinin mutlaka geçişi izleyen 15 (on beş) gün içerisinde ödenmesi gerektiği, davalı tarafından söz konusu ücretin 15 günlük yasal süresi içerisinde ödenmesine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, davaya konu ihlalli geçiş ücreti, para cezası, faiz ve KDV'nin ödenmediği anlaşılmıştır. Buna göre takip tarihi itibari ile davacının 3.837,25 TL ihlalli geçiş bedeli, 7.770,20 TL Gecikme bedeli, 1.891,29 TL Faiz bedeli, 340,43 TL %18 KDV bedeli olmak üzere toplam 13.839,17 TL alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle Mahkemece, davacı vekilinin talebi ile bağlı kalınarak 11.417,55 TL asıl alacak, 1.132,58- TL (yıllık % 9, 75 ) yıllık faiz ve 203,86- TL KDV olmak üzere takip tarihi itibariyle toplam 12.754,00- TL alacak üzerinden itirazın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bununla birlikte, her ne kadar davalı istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmalarına rağmen Mahkemenin bu konuda karar verilmediğini ileri sürmüş ise de, ispat külfeti üzerinde olan davacı tarafından dava ispat edildiğinden davalının bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/362 Esas, 2020/368 Karar sayılı ve 29/09/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 217,81 TL harcın mahsubu ile bakiye 209,79 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.12.09.2024