T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1346 Esas
KARAR NO: 2025/1528
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 11/03/2021
NUMARASI: 2020/21 Esas, 2021/294 Karar
DAVA: Kayıt Kabul (İİK 235)
KARAR TARİHİ: 20/11/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının bayilik sözleşmesi ile eki niteliğindeki ... ve ürün alım taahhüdü sözleşmelerinin iflas etmesi ve lisansının iptal edilmesi nedeniyle süresinden önce kusuruyla haklı nedenle feshine neden olduğunu, bu nedenle protokolün 12. Maddesi gereğince 250.000 USD cezai şart bedeli ile ürün alım taahhüdü sözleşmesi gereğince eksik ürün alımı nedeniyle 93.298 USD kar kaybı bedelini ödemesi gerektiğini, bu miktarların iflas tarihi itibariyle TL karşılığı olan 914.683,19 TL nin iflas masasına kaydının 03.02.2017 tarihinde talep edildiğini, ancak talebinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle haksız yere reddedildiğini belirterek 914.683,19 TL nin iflas masasına kayıt kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacak talebinin yargılamayı gerektirdiğini, davacının alacağını ve miktarını ispatlaması gerektiğini, bunun tespitinin ise her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesi yoluyla olabileceğini, kar kaybına konu edimlerin yerine getirilip getirilmediği, getirildiyse ne ölçüde yerine getirildiği ve kar kaybını ve cezai şart bedelini davacının talep hakkının olup olmadığı hususlarının yargılama neticesinde tespit edilebileceğini, sözleşmelerin ve ihtarnamenin tek başına alacağın varlığını ispatlayamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; tarafların ek ... ile açık şekilde kar mahrumiyetini her yılın döneminin bitiminde ve ya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edebileceği veya anlaşmanın bitiminde ya da bir şekilde sona ermesinden sonra yeni bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın cezai şarta ilaveten talep edebileceğine davalının ürün alım taahhütnamesiyle muvafakat ettiği, Yargıtayın içtihatlarına göre davacının önceki yıla ilişkin ürün alım taahhütnamesine çekince koyması gerektiği yönündeki kararların bu olaya uygulanmayacağı, zira tarafların anlaşmada aksini açıkça kabul ederek sözleşme ne zaman son ererse davacının kar mahrumiyetini cezai şartla birlikte talep edebileceğini kararlaştırdığı, dava dosyasına sunulan sözleşmelere göre; davacının iflasına karar verilen davalı şirketle aralarında bulunan sözleşmeyi fesh etmesine bağlı olarak 250.000,00 USD cezai şartı hak ettiği, iflasın açıldığı tarih itibariyle talep edilebilecek cezası şart tutarının 667.374,56 TL (250.000,00 x 2,6655) olduğu, davacı şirketten temin edilen bilgilere göre; davacı şirketin müflis davalı şirketten talep edebileceği kar mahrumiyet bedelinin 100.157,62 USD olduğu, iflasın açıldığı tarih itibariyle talep edilebilecek kardan mahrum kalma bedelinin 266.970,15,00 TL (100.157,62 x 2,6655) olduğu, davacı tarafından talep edilebilecek bu tutarlar tespit edilmesine rağmen taleple bağlılık ilkesi kapsamında davacının toplamda talep edebileceği tutar 914.683,19 TL olarak hesaplanmasına rağmen davalı şirketin sözleşme sona ermeden iflas etmiş olması nedeniyle artık ödeme güçlüğü içinde olduğunun sabit olduğu, bu nedenle cezai şart tutarından %25 oranında takdiren indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın 700.758,53 TL miktar üzerinden kısmen kabulüne, 700.758,53 TL'nin davalı müflis şirket iflas masasına kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından ve yasal süresi geçirildikten sonra ise davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; cezai şart bedelinin indirilmesinin tacirler açısından istisnai olarak uygulanması gerektiğini, cezai şartın borçlunun sözleşmenin yapıldığı tarihteki ekonomik durumuna göre varsa şartları indirilmesinin gerekeceğini, davalının iflas etmesi nedeniyle indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, sözleşmelerin davalının kusuru ile feshedilmesi ve cezai şart miktarının sektörel uygulamalara göre makul tutarda belirlenmesi nedenleriyle davalının cezai şart tutarından indirim müessesinden yararlanmaması gerektiğini, davalının cezai şartın ekonomik olarak mahvına sebep olduğu yönünde savunması bulunmadığından ve ticari defterlerini bilirkişi incelemesine sunmadığından cezai şart miktarından indirim yapılmasının mümkün olmadığını, iflasın açılması ile birlikte hukuken davalının mahvı olgusunun gerçekleştiğini, bu yüzden hali hazırda şirketin ekonomik mahva uğrayıp uğramadığının araştırılmasına gerek olmadığını, mahkemenin kayıt kabul davasında cezai şartın miktarının tespitiyle yetinmesi gerekirken indirim yapılmasının davanın niteliğine de aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın indirim yapılmaksızın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; kar kaybına konu edimlerin yerine getirilip getirilmediği, getirildiyse ne ölçüde yerine getirildiği ve kar kaybını davacının talep hakkının olup olmadığı hususlarının araştırılmadığını, sözleşmelerin ve ihtarnamenin tek başına alacağın varlığını ispatlayamayacağını, davacının sözleşmeler gereğince üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden müvekkilinden herhangi bir talepte bulunamayacağını, davacının talep edebileceği asıl alacağı bulunmadığından TBK 131. maddesi gereğince cezai şartı da talep edemeyeceğini, TBK 182 maddesi gereğince geçerli bir borç bulunmadığından ve müvekkilinin sorumlu tutulabileceği bir sebep olmaksızın borç sona erdiğinden cezai şartın istenemeyeceğini, cezai şart miktarının fahiş olduğunu, müvekkilin sözleşme sona ermeden iflas etmesinin ödeme güçlüğü içerisinde olduğunun en somut göstergesi olduğunu, cezai şart ile kar mahrumiyetinin birlikte istenemeyeceğini, davacının takip eden yılda mal vermeden önce ihtirazi kayıt koyması veya noterden ihtar çekmesi gerektiğini, belirtilen şekilde çekince ve ihtar bulunmadığından kar kaybı bedelinin istenemeyeceğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK'nun 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. Müflis ... San. Ve Tic. A.Ş.'nin Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/628 Esas sayılı dosyasında 13/07/2015 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği ve iflas tasfiyesinin Bakırköy 1. İflas Müdürlüğünün 2015/48 İflas sayılı dosyasından yürütüldüğü anlaşılmıştır.2004 sayılı İİK'nun 235. maddesinde, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. Md). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar.İflas dosyasından verilen cevaba göre, sıra cetvelinin 22/12/2019 tarihLİ Diriliş Postası Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekiline sıra cetveli 25/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği ve davacının tebliğ giderini iflas dosyasına yatırdığı gözetildiğinde, davanın sıra cetvelinin davacıya tebliğ tarihi olan 30.12.2019 dan itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde 07.01.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.Davacı vekili iflas masasına 97 kayıt sıra numarası ile alacak kayıt başvurusunda bulunmuş olup iflas tarihi itibariyle toplamda 914.683,19 TL alacağın iflas masasına kaydını talep etmiştir. İflas masası tarafından, alacak talebinin müflis şirketin edimlerini yerine getirip getirmediği, getirmedi ise bunun ne kadar miktara baliğ olduğunu gösteren belge ve kaydın olmaması ve yargılamayı gerektirmesi nedenleriyle kayıt talebinin reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, iflas tarihi itibari davacının davalı müflis şirketten bayilik sözleşmesi ve eki niteliğindeki ... ve ürün alım taahhütnamesi sözleşmeleri gereğince cezai şart ve kar kaybı bedeli olmak üzere toplam 914.683,19 TL alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmıştır.1-Davalı iflas idaresi vekilinin istinaf sebepleri değerlendirildiğinde;Dairemizin 19.06.2025 tarihli 2021/1760 E. 2025/855 K. Sayılı geri çevirme ilamında; Bakırköy 1. İcra Dairesinin ...İflas sayılı dosyasından mahkemeye gönderilen 08/02/2020 tarihli cevabi yazıda, davalı müflis şirketin 13/07/2015 tarihinde iflasına karar verildiği, iflas dosyasının adi tasfiye ile yürütüldüğü, iflas idare memurlarının Av. ..., Av. ...ve Av. ... olduğu, bu kişilerin iflas masasını müştereken temsile yetkili olduklarının dosyaya bildirildiği, ilk derece mahkemesi gerekçeli kararının, iflas idaresi vekili Av. ...'e tebliğ edildiğinin görüldüğü ancak dosyanın incelenmesinde iflas idaresi tarafından anılan vekile verilmiş bir vekaletnameye dosyada rastlanılmadığı, bu yüzden tüm iflas idare memurlarına gerekçeli kararın tebliğ edilmesi gerektiği, gerekçeli kararın iflas idare memurları ...'e tebliğ edildiği, ancak diğer iflas idare memuru Av. ...'a tabliğ edilmediği belirtilerek mahkemece, öncelikle iflas idaresi tarafından Av. ...'e verilen vekâletname varsa celp edilmesi aksi halde yani vekâletname bulunmaması halinde ise müştereken temsile yetkili tüm iflas idare memurlarına gerekçeli karar ile istinaf başvuru dilekçesinin tebliğ edilmesi sağlanarak istinaf süresinin beklenilmesi gerektiği gerekçesiyle dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir.Geri çevirme kararından sonra, dosyanın dairemize gönderilmesi üzerine dosya incelendiğinde, iflas idare memuru Av. ...'ın iflas idaresinden aldığı yetki ile Av. ...'e vekâletname verdiği görülmekle gerekçeli kararın iflas idare vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak gerekçeli kararın yasal süresi içerisinde iflas idare vekili tarafından istinaf edilmediği anlaşılmıştır.Geri çevirme kararı sonrası, mahkemece dosyada iflas idaresi tarafından verilen bir vekaletname bulunmasına rağmen geri çevirme kararı gereğince dosyanın istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmesi gerekirken geri çevirme kararına aykırı olarak tekrardan iflas müdürlüğü dosyası ile yazışma yapılarak iflas idaresi tarafından başka bir vekilin bildirilmesi üzerine gerekçeli kararın bu vekile (Av. Hüseyin Karagöz) 10.08.2025 tarihinde yeniden tebliğ edildiği, bu vekil tarafından 09.08.2025 tarihinde vekillikten istifa dilekçesinin mahkemeye sunulduğu, istifa dilekçesinin iflas müdürlüğü dosyasına 16.08.2025 tarihinde tebliğ edildiği, istifanın tebliğinden itibaren 15 gün süre ile vekillik görevi yasal olarak devam ettiğinden bu vekil tarafından 25/08/2025 tarihinde yasal süresi içerisinde istinaf dilekçesi dosyaya sunularak gerekçeli kararın istinaf edildiği, bu vekilin sunduğu istinaf dilekçesinin davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından da istinaf dilekçesine cevap verildiği ve daha sonra davalı iflas müdürlüğü tarafından eksik istinaf harcının yatırılması üzerine dosyanın tekrardan istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.Yukarıda anlatıldığı üzere mahkemece geri çevirme kararı gereğince, iflas idaresi tarafından Av. ...'e verilen usulüne uygun bir vekaletin dosyada bulunduğu tespit edildikten sonra dosyanın derhal istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmesi yerine geri çevirme kararında vekaletname bulunmaması halinde yapılması istenilen yukarıda belirtilen işlemlerin yapılması davalı iflas idaresine gerekçeli kararı istinaf etmek için yeni bir süre bahşetmeyecektir. Dolayısıyla mahkemenin gerekçeli kararı, geri çevirme kararı öncesinde usulüne uygun olarak iflas idaresi vekili Av. ...'e tebliğ edilmesine rağmen bu vekil tarafından kararın yasal süresi içerisinde istinaf edilmediği anlaşılmakla davalı iflas idaresinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin istinaf sebepleri değerlendirildiğinde;a) 15.05.2013 tarihli Standart Bayilik Sözleşmesi:Davacı ife davalı müflis şirkete arasında 40 maddeden ibaret olan Standart Bayilik Sözleşmesi 15.05.2013 tarihli imzalanmıştır. Dava konusu olan ilgili sözleşmede yer alan hükümler aşağıda yer almaktadır.(5) İşbu Standart Buyilik Sözleşmesi ve ekleri; imza tarihinden itibaren başlamak ve 27.04.2016 tarihine kadar geçerli olmak üzere imzalanmış olup: süresinin hitamından en az bir ay önce taraflarca feshedilmediği taktirde en fazla 5 (beş) yıl kadar geçerli olmak üzere yenilenir ve bu sürenin hitamında kendiliğinden sona erer.(8)BAYİ, ...'den alacağı mal bedellerini ve/veya sair borçlarını ... tarafından belirlenen ödeme şartlarına uygun olarak ödeyecektir. Ödememe, eksik veya geç ödeme hallerinde ..., bu sözleşmeyi feshedip etmemekte serbesttir, her üç halde de ... alacaklar için aylık vade farkı tahakkuk ettirmeye, herhangi bir ihtara veya ihbara gerek olmaksızın her türlü takipte bulunmaya ve verilmiş olun teminatları paraya çevirmeye yetkilidir.(36) BAYİ'nin ölümü, infisah veya iflas etmesi veya medeni hakları kullanamaz durumu gelmesi halinde ..., BAYİ'nin kanuni halefi, vasisi veya vareyesi veya iflüs masası ile dilerse sözleşmeyi sona erdirmeye, dilerse sözleşmeyi devam ettirmeye tek taraflı olarak yetkilidir...”b) ...:Davacı ile davalı müflis şirkele arasında imzalanan Standart Bayilik Sözleşmesi'nin eki ve ayrılmaz parçası olarak ayrıca “...” isimli bir ayrı bir belge yine 15.05.2013 tarihli imzalanmıştır. Dava konusu olan hususla ilgili Protokolde yer alan hükümler aşağıda yer almaktadır.Madde 12: ... Hükümlerini İhlaliBayi, iş bu protokolün, ve/veya Standart Bayilik Sözleşmesi, taahhütlerinin, mevzuatın, herhangi bir hükmünü kısmen veya tamamen ihlal ettiği, ... takdirde ... in bu sözleşmeyi haklı nedenle fesih hakkını haiz bulunduğunu kabul etmiştir.İş bu ..., Standart Bayilik Anlaşması ve eklerinin ... tarafından yukarıda açıklanan şekilde feshedilmesi ve/veya Bayii'nin iş bu Anlaşma ve eklerini 9. maddede yazılı sürelere sürelere riayet etmeksizin feshetmesi veya fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket etmesi halinde; ... ...'e, Standart Bayilik Anlaşmasından kaynaklanan tüm hakları ve diğer cezai şartları talep hakları saklı kalmak kaydıyla fesih tarihinde 250.000 USD (Amerikan Dolan) miktarında cezai şartı, ifa tarihinde uygulanmakta olan TC. Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı olarak ödemeyi, kabul ve taahhüt etmiştir.... in diğer zarar, ziyan, kar mahrumiyeti, iş bu anlaşmanın diğer hükümlerinde yer alan cezai şart ve tazminat hakları ayrıca saklı tutulmuştur. Bayi, iş bu maddede yazılı cezai şartın, ... in fesih sebebiyle uğradığı / uğrayacağı zararlardan, kar mahrumiyeti miktarından mahsup edilemeyeceğini kabul etmiştir.c) Ürün Alım TaahhütnamesiDavalı Müflis şirket tarafından bayilik anlaşmasının yürürlüğü süresince geçerli olan Ürün Alım Taahhütnamesi verilmiştir. Söz konusu taahhütnamede aşağıdaki ifadeler yer almaktadır.“... Petrol A.Ş. ile akdettiğimiz Bayilik Anlaşması ve eki niteliğindeki diğer anlaşmalar çerçevesinde; anılan anlaşmalarda ticari şartlar çerçevesinde,Birinci yıldan başlamak ve anılan anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere, yıllık asgari 3.587 ton beyaz ürünü (kurşunsuz benzin, normal benzin ve motorin) (kısaca Ürün veya Ürünler: olarak amlacaktır), münhasıran... Petrol A.Ş'den veya... Petrol AŞ'nin yazılı olarak göstereceği ikmal kaynaklarından satın almayı kabul ve taahhüt ederiz.Yukarıda beyan ettiğimiz satın alma taahhüdümüzü her bir yıllık anlaşma dönemine ilişkin olarak yerine getiremediğimiz takdirde,a) Anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14,00-USD tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında kar mahrumiyetini ödemeyi,b) İşbu Taahhütname ye aykırılığın münakit Anlaşmaların da ihlali olarak değerlendirilebileceğini.c) Söz konusu kar mahrumiyeti miktarının, ... tarafindan her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte birlikte talep edilebileceğini veya,d) Anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın her ne sebeple olursa olsun sona ermesini müteakip ... tarafından aynı ticari bölgede yeni hir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceğini, e) Bu ahvalde işbu taahhüdümüzün ve kar mahrumiyeti miktarının, anlaşmalarda öngörülen cezai şart miktarına hiçhir şeklide mahsup edilmeyeceğini, haklı nedenle feshi halinde cezai şarta ilaveten talep edilebileceğini,f) Anılan bedeli ve/veva ... ... Petrol A Ş.'den mübayaa edeceğimiz ürün bedellerini ödemediğimiz takdirde, ... ... Petrol A.Ş. nezdinde bulunun Banka Teminat Mektuplarımızdan / ipoteklerimizden söz konusu bedellerin tahsil edilmesine,g) ... ... Petrol A.Ş.'nin anılan kar mahrumiyeti tutarını mutabakatımız dâhilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiğimizi,h) ... tarafIndan yazılı feragatname verilmedikçe ... in herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağı,ı) İş bu Taahhütname nedeniyle tahakkuk edebilecek her türlü mali sorumluluğun tarafıma ait olduğunu, beyan, kabul ve taahhüt ederiz.Bayilik sözleşmesi eki olarak imzalanan protokolün 12. maddesinde, fesih şartları düzenlenmiş olup bu maddeye göre; davalının bayilik anlaşmasının, taahhütlerinin, mevzuatın her hangi bir hükmünü kısmen veya tamamen ihlali durumunda davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshetme hakkının doğacağı düzenlenmiştir. Yine aynı maddenin devamında, bu durumda ve/veya Bayii'nin iş bu Anlaşma ve eklerini 9. maddede yazılı sürelere sürelere riayet etmeksizin feshetmesi veya fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket etmesi halinde cezai şart ödeneceği kararlaştırılmıştır.Davacı tarafından davalıya gönderilen Beyoğlu 13. Noterliğinde 10.11.2016 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamede, muhatabın iflas etmesi ve bunu müteakip akaryakıt bayilik lisansının düşmüş olması sebebiyle sözleşmelerin devamı imkansız hale geldiğinden 15.05.2013 tarihli Bayilik Sözleşmeleri ve eklerinin davacı şirket tarafından haklı nedenlerle iş bu fesih ihbarı tarihi itibariyle tek taraflı olarak haklı sebeple derhal feshedildiği, ayrıca sözleşmenin bu şekilde süresinden önce feshedilmesi neticesinde, muhatabın davacı şirkete 250.000 USD tutarındaki cezai şartı ve satın alma taahhüdüne uyulmaması nedeniyle davacı şirkete 93.298 USD kar mahrumiyeti borcu bulunduğu ileri sürülerek ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde bu borçların ödenmesi gerektiği belirtilerek fesih ihbarı ile bayilik sözleşmesi ve ekleri fesih edilmiştir. Fesih ihtarı, iade dönmüş olsa da sözleşmede belirtilen davalı adresine tebliğ edildiğinden ihtarnamenin 29.11.2016 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş sayılacağı anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde, haklı nedenlerin gerekçesi olarak davalının iflas etmesi nedeniyle lisansının iptal edilmesi neticesinde sözleşmelerin devamının imkansız hale geldiği ve davalının ürün alım taahhütnamesinde belirlenenden daha az ürün aldığı gösterilerek sözleşmenin tek taraflı ve haklı biçimde feshedildiği ileri sürülerek Protokolün 12. maddesi gereğince 250.000,00 USD tutarındaki cezai şart bedeli ile ürün alım taahhütnamesi gereğince 93.298,00 USD kar kaybı bedelini davalının ödemesi gerektiği belirtilerek iflas masasına başvurulduğu, iflas masası tarafından başvuruya konu talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle başvurunun reddedildiği, daha sonra yasal süresinde iş bu kayıt kabul davasının açıldığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamında kök ve ek rapor alınmış olup bu raporlara iflas idaresi vekili tarafından itiraz edilmemiştir.Mahkemece, ek rapor doğrultusunda belirlenen miktardan taleple bağlı kalınarak tespit edilen miktardan davalı şirketin sözleşme sona ermeden iflas etmiş olması nedeniyle artık ödeme güçlüğü içinde olduğunun sabit olduğu gerekçesiyle belirlenen cezai şart bedelinden %25 oranında takdiri indirim yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Sözleşmelerin başlangıç tarihi 15.05.2013 tür. Davalı şirket 13.07.2015 tarihinde iflas etmiştir. Bayilik sözleşmesi ve eklerinin sona erme tarihleri ise 27.04.2016 dır. Bayilik sözleşmesi ve ekleri, süresinin hitamından en az bir ay önce taraflarca feshedilmediği taktirde en fazla 5 (beş) yıl kadar geçerli olmak üzere yenilenecek ve bu sürenin hitamında kendiliğinden sona erecektir. Davacı tarafından sözleşme ve ekleri 10.11.2016 tarihli ihtarname ile feshedilmiştir.Dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporlarına davalı iflas idaresi vekili tarafından itiraz edilmediğinden artık bilirkişi raporlarında tespit edilen ve mahkemenin kabulünde olan 914.683,19 TL yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan istinaf incelemesi cezai şartın indirim koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında kamu düzeni boyutuyla yapılmıştır.Davalının ürün alım taahhütnamesine aykırı hareket ederek fesih tarihine kadar eksik ürün alımı yaptığı sabittir. Bu durum protokolün 12. maddesine aykırılık teşkil etmektedir.Ürün alım taahhütnamesinde, haklı nedenle fesih halinde eksik alım nedeniyle talep edilebilecek kar kaybının sözleşmelerde belirlenen diğer cezai şartlarla birlikte talep edilebileceği, her ne sebeple olursa olsun sözleşmenin sona ermesi halinde aynı bilgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceği ve anılan kar kaybı tutarının anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep edebileceği kararlaştırılmıştır. Diğer taraftan davalının 13.07.2015 tarihinde iflas ettiği ve lisansının iptal edildiği, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmenin davacıdan çok önce fiilen davalı tarafından sona erdirildiği anlaşılmakla bu durumun da protokolün 9. ve 12/2 maddesindeki; "9. maddede yazılı sürelere riayet etmeksizin feshetmesi veya fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket etmesi halinde" şeklinde ifade edilen hükmüne aykırılık teşkil ettiği anlaşılmıştır.Sonuç itibarı ile taraflar arasındaki protokolün 12. maddesindeki cezai şart bedeli ile ürün alım taahhüdü sözleşmesinde kararlaştırılan kar kaybı bedelinin koşulları açıklanan nedenlerle somut olayda gerçekleştiğinden davacının talep ettiği cezai şart ile kar kaybı bedelini talep hakkı bulunmaktadır. Zaten yukarıda da izah edildiği üzere, davalı bilirkişi raporlarına itiraz etmediğinden bu hususlar davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturacağından artık kesinleşmiştir.HGK 14.09.2021 tarihli 2017/(19)11-943 E. 2021/984 K. Sayılı ilamı; "Ticaret hukukumuzda cezaî şart, miktarı yönünden sadece, BK’nın 20. maddesindeki “ahlâka aykırılık” kavramı ile sınırlanmış bulunmaktadır. Mülga TTK’nın 24. maddesi uyarınca tacirin, borçlu olduğu cezai şartın tenkisini istemesi mümkün değildir, ancak bahsi geçen madde ile tacir olan şahsa ve onun âkidine tanınmış olan sözleşme serbestisi ilkesi, bütün sözleşmeler için sınırlayıcı bir hüküm mahiyetinde olan BK’nın butlan düzenlemesini içeren 20. maddesi hükmü ile sınırlandırılmıştır. ... Taraflarca sözleşme ile tespit edilmiş olan cezaî şart miktarı, borçlu durumda olan tacirin, iktisaden mahvına neden olacak ve onun eskisi gibi ticarî faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede ağır ve yüksek ise, o zaman, böyle bir cezaî şartı ahlâk ve adaba aykırı bir şart olarak kabul ederek, kısmen veya tamamen iptali cihetine gitmek mümkündür. Çünkü, ahlâk ve adaba aykırılık dolayısıyla sözleşmede yer alan cezaî şartın butlanı, hukukun genel bir ilkesidir. Mülga TTK’nın 24. maddesi hükmünün, bu genel müeyyidenin dışında kalacağını düşünmek mümkün değildir. Bir borçlunun, iktisadi ve ticari faaliyet ve mevcudiyetinin tehlikeye girmesini veya yıkılmasını mucip olacak bir nisbete ulaşan her cezaî şart, ahlâk ve adaba aykırıdır. ... Mahkemenin bu hususta karar verirken, kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını gerekirse bilirkişiden de mütalâa alarak araştırması icap eder. Aynı incelemeyi gerçek kişi olan tacir için de yapması gerekir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2019 tarihli ve 2017/19-922 E., 2019/706 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. ... Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında 01.01.2012 tarihinde satış sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin 16. maddesinde davalı işletmecinin sözleşme süresi içerisinde işletmeyi kısmen veya tamamen çalıştırmaması, işletmeyi devretmesi veya işletmede iş değişikliği yapması veya bu sözleşmede belirtilen hükümlerden herhangi birini ihlâl etmesi, sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi hâlinde davacı şirket kayıtlarındaki borçları ile şirketten almış olduğu mali yardım, katkılar ve her türlü sabit yatırım harcamalarının tümünü ve uygulanan iskonto tutarlarını, verildiği tarihten itibaren işlemiş faizi de dâhil olmak üzere hesaplanacak faizi ile birlikte şirkete nakden ödeyeceği, ayrıca 16.000USD cezaî şart ile birlikte şirketin kâr kaybı da dâhil olmak üzere uğradığı her türlü zararını itiraz etmeksizin ödemeyi kabul ettiği belirtilmiştir. ... Davalının sözleşmenin devamı sırasında sözleşmeye aykırı olarak işletmeyi devretmesi nedeniyle sözleşmenin ihlâline neden olduğu sabittir. Ancak mahkemece sözleşmenin davalı tarafından ihlâli sebebiyle davalı aleyhine cezaî şartta hükmederken 6102 sayılı TTK’nın 22. maddesinde cezaî şarttan indirim yapılmasının öngörülmediği, davalının tacir olduğu, sözleşme yaparken basiretli davranması gerektiği belirtilerek cezaî şart bedelinden indirim yapılmamış ise de, cezaî şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından, mahkemece cezaî şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkündür. ... Bu durumda mahkemece, cezaî şart hususunda bir karar verilmeden önce, sözleşmenin düzenlendiği tarihte tarafların iktisadi durumu, davalı borçlunun ödeme gücü ve kabiliyeti göz önüne alınarak, bu yönde davalı defter ve kayıtlarının incelenmesi ile denetime elverişli olacak şekilde bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği hâlde, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile verilen direnme kararı yerinde değildir." şeklindedir.YHGK 27.11.2024 tarihli 2024/11-108 E. 2024/596 K. Sayılı ilamı;"... hâkim, borçlunun talebi olmasa dahi fahiş gördüğü cezaî şartı resen dikkate alarak indirebilir. Fahiş cezaî şart, borçlunun ekonomik kişilik hakkını, ticari faaliyetini ihlal edecek, olumsuz yönde etkileyecek derecedeki cezaî şarttır (Fikret Eren; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2017, s. 1216). Hâkim, cezaî şartın fahiş olup olmadığını, hakkaniyet ölçülerini aşıp aşmadığını araştırırken, özellikle, borca aykırı davranış nedeniyle alacaklının uğradığı zararı, borçlunun kusur derecesini, alacaklının ortak kusurunu ve tarafların (özellikle borçlunun) ekonomik durumunu dikkate alır. Bu unsurlar dikkate alındığında, alacaklının uğradığı zarar ile kararlaştırılan ceza arasında hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşmayan açık bir nispetsizlik varsa ceza indirilir. Cezaî şartın aşırı olup olmadığı değerlendirilirken, cezaî şartın amacının alacaklının durumunu iyileştirmek olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Kararlaştırılan cezaî şart indirilirken herhâlde alacaklının müspet zararını karşılamak için genel kurallara göre isteyebileceği tazminat miktarının üstünde kalınmalıdır. Fahiş olan cezaî şartın indirilmesi olanağı, zayıf durumda bulunan borçlunun sömürülmesini önlemeye yönelik, kamu düzenine ilişkin bir kuraldır. Bu nedenle borçlunun "indirilme olanağından önceden feragati" geçersizdir (Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2004, s. 391). ... cezaî şart, tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus ahlâka ve adaba aykırı sayılacağından, hâkimin cezaî şartın tamamen veya kısmen geçersiz olduğuna karar vermesi mümkün ise de; bir sözleşmenin taraflardan biri için ekonomik yıkım teşkil ettiği ve bu sebeple ahlâka ve adaba aykırı olduğu hususu taraflar veya hâkimin bu husustaki sübjektif görüşüne değil, doğru ve makul kimselerin vasati görüşlerine göre tayin ve takdir edilmelidir. Zira bir tacirin hayatını başka yolda düzenlemek, özellikle masraflarını azaltmak ve bazı ihtiyaçlarından vazgeçmek mecburiyetinde kalması, ahlâka ve adaba aykırılığın kabulü için yeterli değildir. Ahlâka ve adaba aykırılığı tayin ve takdir edebilmek için taahhüt olunan işin değeri, tarafların ve özellikle borçlunun cezaî şartın kabul edildiği tarihteki ekonomik durumu tespit edilmeli, kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını belirlenmelidir (İsmail Doğanay; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, İstanbul, 2004, s. 237)." şeklindedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz bir borçlu, fahiş olduğu iddiası ile cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemez ise de; sözleşmede belirtilen cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek derecede fahiş olduğunun saptanması halinde istisnaen cezai şarttan indirim yapılabileceği Yargıtay'ın kararlılık kazanmış içtihadı ile kabul edildiği, bu durumda, cezai şarttan indirim yapılırken borçlunun ekonomik yönden yıkımına sebep olacak şekilde fahiş bir cezai şart kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının saptanması gerekecektir. Hâkim, cezaî şartın fahiş olup olmadığını, hakkaniyet ölçülerini aşıp aşmadığını araştırırken, özellikle, borca aykırı davranış nedeniyle alacaklının uğradığı zararı, borçlunun kusur derecesini, alacaklının ortak kusurunu ve tarafların (özellikle borçlunun) ekonomik durumunu dikkate alır.Somut olayda, ek bilirkişi raporuna göre davalının 2013-2015 yıllarına ait ticari defterlerinde davacıya borcunun olmadığı, davacıdan ne kadar mal alındığının tespit edilemediği, davacı defterlerine göre davacının davalıya 12.07.2013-10.07.2015 tarihine kadar 752 satış faturası düzenleyerek 4.440.888,00 litre benzin ve motorini 15.533.20,46 TL karşılığında sattığı, davalıdan alınan teminatların iade edildiği, ancak mal alım taahhüdünün eksik yerine getirildiğine getirildiğine ilişkin miktarın nasıl hesaplandığına dair belgelerin bilirkişi incelemesine sunulmadığı, dosyaya sunulan yasal defterler üzerinden taahhüt edilen mal miktarı alışlarının tespitinin mümkün olmadığı, bunun ancak satıcı tarafından dosyaya sunulacak faturalar üzerinden tespitinin mümkün olacağı, fiili alım yapılan mal miktarları tespit edildikten sonra sözleşmedeki taahhüt hükümlerine göre hesaplama yapılarak varsa eksik alınan kısımla 14 USD nin çarpılması ile neticeye ulaşılabileceği, davalının defterlerinden ne kadar alım yapıldığı tespit edilemediğinden davacıdan temin edilen belgelere göre kar kaybı hesabının yapıldığı, ürün alım taahhüdünün geçerli olduğu 15.05.2013-27.04.2016 tarihleri arasındaki 3 yıllık sürenin dikkate alındığı, ancak bilirkişi tarafından eksik alıma ilişkin tabloda 2013-2015 yılları arasındaki eksik alıma ilişkin miktarının hesap edildiği, bu tarih aralığında davalının 7.154 ton eksik ürün aldığı, bunun 14 USD ile çarpılması neticesinde toplam 100.157,62 USD kar kaybının hesap edildiği, neticeten iflas tarihi itibariyle davacının cezai şart ve kar kaybı bedeli olarak toplam 914.683,19 TL davalıdan talep edebileceği tespit edilmiştir.Dosyadaki bilgi, belge, sözleşme ve bilirkişi ek raporundaki tespitlere göre, davalının sözleşmenin imza tarihindeki ekonomik durumunun bilirkişi tarafından tam olarak tespit edilememesi, sözleşmelerin ve ürün satımlarının iflas tarihine kadar fiilen devam etmesi, bilirkişi tarafından eksik alıma ilişkin hesaplamanın iflas tarihine kadar yapılması, mevcut durum itibariyle davalı borçlunun iflas erteleme talebinin reddi ile borca batıklık nedeniyle iflas etmesi göz önünde bulundurulduğunda borçlunun ödeme gücü ve kabiliyetinin bulunmaması, sözleşmenin haklı nedenle feshine neden olan ve davaya konu cezai şart ile kar kaybı bedeli talebine dayanak hususların eksik alım ve sözleşmenin süresinden önce iflas nedeniyle feshi olması, her iki sebep için ayrı ayrı 250.000 USD cezai şart bedeli ile eksik alım başına 14 USD kar kaybı belirlenmesi ve makul süre içerisinde davacı tarafından aynı bölgede yeni bir bayilik tesis edilebileceği de dikkate alındığında belirlenen cezai şart miktarının borca batık davalı borçlunun ekonomik mahvına sebep olabileceği kanaatine varılmakla mahkemece %25 oranında cezai şart bedelinden indirim yapılması yerinde olmuştur.Açıklana nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun süresinde istinaf başvurusunda bulunulmaması nedeniyle usulden reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun süresinde istinaf başvurusunda bulunulmaması nedeniyle usulden REDDİNE,2-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/21 Esas, 2021/294 Karar ve 11/03/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davalı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164/2. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.20/11/2025