T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/951 Esas
KARAR NO: 2025/1462
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 07/05/2025
NUMARASI: 2025/365 Esas, 2025/428 Karar
DAVA:Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)
KARAR TARİHİ: 06/11/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri davacıların faaliyetlerine devam edebilmesi ve malvarlıklarının korunabilmesi için İcra ve İflas Kanununun 287, 288., 294, ve 295. maddeleri gereğince tensiben ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve şirketlere komiser tayinine, müvekkillerinin konkordato talebinin kabulü ile İcra ve İflas Kanunu'nun 287. maddesi gereğince 3 aylık geçici mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde işbu müddetin 2 ay daha uzatılmasına, geçici mühlet kararının İİK.'nın 288. maddesi çerçevesinde ilanına, geçici mühlet neticesinde İcra ve İflas Kanunu'nun 289. maddesi gereğince bir yıllık kesin mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararının 6 ay daha uzatılmasına, kesin mühlet kararının ilanına, yargılama neticesinde İcra ve İflas Kanunu'nun 305. vd. maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacılar hakkında komiser heyeti tarafından yapılan tespitlere ilaveten yapılan genel değerlendirmede revize projede öngörülen net satış hedeflerini davacı ... şirketinin %31,72, davacı ... Kumaş şirketinin %4,50, davacı ... şirketinin %0,01 oranında gerçekleştirdiği, her üç şirketin dönem sonunda zarar raporladığı, şirketlerin satış ve kar üretme kabiliyetlerinin kalmadığı, borçlu şirketler tarafından sunulan revize projelerde şirketlerin borç ödeme kaynakları arasında "şirket ortağı babasının kefil olduğu borç miktarınca şirkete kaynak aktarımı"nın gösterildiği, projelere göre şirketlere devredileceği belirtilen gayrimenkullerin devir işlemlerinin gerçekleştirilmediği, şirketlerin satış ve üretme kabiliyetleri kalmadığı gibi cari işletme giderlerini de ödeyemedikleri, yine davacı ...'in ... nezdinde bulunan hisselerinin % 50'sinin Fransa merkezli bir firmaya 10.000.000,00 Euro bedelle satışı konusunda mahkemeden izin alındığı, alınan izne rağmen satışın gerçekleştirilmediği, komiser heyetine hisse satışına ilişkin 4.000.000,00 Euronun hesaplara gönderildiğine dair yanıltıcı belge sunulduğu, komiser heyeti tarafından yapılan incelemede ibraz olunduğu şekilde swift mesajının bulunmadığının tespit edildiği, bu itibarla yapılan değerlendirmede konkordatonun başarıya ulaşma imkanının bulunmadığı bildirildiğinden davanın reddine, davacılar hakkındaki mühletin kaldırılmasına, kaldırıldığının ilanına, komiser heyetinin görevine son verilmesine ve hükümle birlikte verilen tüm tedbirlerin kaldırılmasına, davacı şirketlerin iflasına, iflasın 23/10/2024 günü saat 10:49 itibariyle açılmasına, iflasla ilgili olarak Bakırköy Nöbetçi İflas Müdürlüğü ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirimde bulunulmasına karar verilmiştir.
DAİREMİZİN 20/03/2025 TARİHLİ 2025/171 ESAS 2025/459 KARAR SAYILI KALDIRMA İLAMI
Somut olayda, istinaf incelemesine konu olan davacı şirketler hakkında iflas kararı verildiği, ancak davacı şirketlerin yetkililerinin yargılama sırasında usulüne uygun olarak mahkemeye çağrılarak dinlenmediği, buna göre kanunun amir hükmü yerine getirilmeyerek davacı şirket yetkilileri Mahkemeye çağrılarak dinlenilmeden iflas kararı verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
KALDIRMA İLAMI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacılar hakkında komiser heyeti tarafından yapılan tespitlere ilaveten yapılan genel değerlendirmede; revize projede öngörülen net satış hedeflerini davacı ... şirketinin %31,72, davacı ... Kumaş şirketinin %4,50, davacı ... şirketinin %0,01 oranında gerçekleştirdiği, her üç şirketin dönem sonunda zarar raporladığı, şirketlerin satış ve kar üretme kabiliyetlerinin kalmadığı, borçlu şirketler tarafından sunulan revize projelerde şirketlerin borç ödeme kaynakları arasında "şirket ortağı babasının kefil olduğu borç miktarınca şirkete kaynak aktarımı" nın gösterildiği, projelere göre şirketlere devredileceği belirtilen gayrimenkullerin devir işlemlerinin gerçekleştirilmediği, şirketlerin satış ve üretme kabiliyetleri kalmadığı gibi cari işletme giderlerini de ödeyemedikleri, yine davacı ...'in ... nezdinde bulunan hisselerinin % 50'sinin Fransa merkezli bir firmaya 10.000.000,00 Euro bedelle satışı konusunda mahkemeden izin aldığı, alınan izne rağmen satışın gerçekleştirilmediği, komiser heyetine hisse satışına ilişkin 4.000.000,00 Euronun hesaplara gönderildiğine dair yanıltıcı belge sunulduğu, komiser heyeti tarafından yapılan incelemede ibraz olunduğu şekilde swift mesajının bulunmadığının tespit edildiği, bu itibarla yapılan değerlendirmede konkordatonun başarıya ulaşma imkanının bulunmadığı bildirilmiş olmakla davanın reddine ve davacı şirketlerin iflasına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacılar ve aşağıda belirtilen müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.Davacılar vekili istinaf nedenleri olarak; istinaf kaldırma ilamı ile ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında duruşma gün ve saatinin tebliğ edilip edilmediği hususundaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmeden değiştirilmiş olmasının, müvekkili ve vekilinin yokluğunda karara çıkılmış olmasının yargılamanın eksik ve dikkatsiz şekilde yapıldığını gösterdiğini, müvekkilinin savunma hakkına halel getirmeyecek bir tahkikat aşaması sürdürülmesiyle incelemelerin tekrardan yapılması gerektiğini, zira yapılan hatanın yalnızca duruşma gün ve saatinin müvekkiline yanlış olarak bildirmesiyle sınırlı olmadığını, dosya kapsamında alınan raporların denetime elverişli olmaması, gerçekleri yansıtmaması ve maddi hataları olmasının da başlıca bozma sebeplerinden olduğunu, hem borçlu firmaların iktisadi hayatlarını sürdürebilmeleri hem de alacaklıların alacaklarına kavuşma oranlarının arttırılabilmesinin konkordato talebinin kabulü ile mümkün olacağını, alacaklıların alacaklarına daha yüksek oranda kavuşmalarını sağlamak amacı ile konkordato projesi neticesinde yapılan planlamaya riayet edilerek borçlu müvekkili firmaların borç dengesi sağlanabileceğinden bu planlama doğrultusunda müvekkili şirketler hakkında konkordato sürecinin devamına ilişkin karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketlerin borca batık olduğuna ve iflasın açılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin tespitlerin alanında uzman ve sektör bilirkişilerin de dahil olduğu heyetten bağımsız ve objektif inceleme ve değerlendirmelerin yer aldığı ara raporlar alınarak karar verilmesi gerektiğini, ancak somut olayda konkordato komiserlerinin dosyaya sundukları raporların denetime elverişli olmayıp hatalı ve eksik şekilde tanzim edildiğini, bu nedenle müvekkili şirketler hakkında verilen iflas kararının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda stok rayiç değer tespitlerinde maddi hataların varlığının çok açık olduğunu, zira müvekkili şirketin stoklarında bulunan kumaşların metrekare olarak yapılan hesaplamaların ciddi oranda düşük gösterilerek rapor tanzim edildiğini, bu metre kare hesapları doğru yapılmadığından kumaşların güncel tutarlarının da dolayısıyla yanlış belirlendiğini, müvekkili şirketin bir kısım stokları emanet depolarda mevcut iken bu emanet depolar Merter, Esenyurt, Sefaköy, Avcılar ve Mecidiyeköy semtlerinde bulunmasına rağmen mezkur rapor kapsamında bu depolar ile ilgili de bir inceleme yapılmayarak "tüm" depoların incelendiğinin söylenebilmesinin mümkün olmadığını, detaylı rapor hazırlama yükümlülüğü olan bilirkişi tarafından emanet depoda bulunan mallar yok sayılarak inceleme yapılmamasının raporun eksik olduğunu gösterdiğini, metre kare hesabı dahi yanlış yapılan tüm mallar üzerinden belirlenen rayiç değerlerin neye dayalı olarak tespit edildiğinin de rapor içeriğinden anlaşılamadığını, müvekkili şirketlerin aktiflerinde bulunan stokların eksik ve hatalı bilirkişi raporuna göre rayiç değerlerinin tespit edilerek borca batıklığın belirlenmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket lehine değişen ve gelişen durumların değerlendirilmediğini, hatalı raporlar doğrultusunda müvekkilinin iktisadi yapısının olumsuz aksettirildiğini, iflasa karar verilmesinin hem müvekkillerinin hem de alacaklıların mağdur olmasına yol açacağını, müvekkili şirkete ait sermayenin hatalı değerlendirmeye tabi tutulması, müvekkiline ait depolara gidilip inceleme yapılmaması, müvekkilinin ekonomik ilerlemesinin dikkate alınmaması ve konkordato projesinin uygulanabilirliği hususunda detaylı inceleme yapılmaması nedenleriyle tahkikat aşamasında üzerinde önemle durdukları henüz giderilemeyen itirazlarının giderilerek yeniden bir rapor alınarak hüküm kurulması gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davacılar hakkında kesin mühlet kararının devamına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Müdahil alacaklılar ... Dokuma ... San. Ve Tic. A.Ş. Ve ... Pazarlama ... San. Tic. A.Ş. vekili istinaf nedenleri olarak; kaldırma ilamı sonrasında 07.05.2025 tarihli duruşmada mahkemece, duruşmaya katılan davacı vekilinin beyanlarının alınmadığını, davacı şirket yetkilisinin de duruşmaya katılmadığını, davacıların iflaslarının hileli iflas olduğunu, geçici mühlet bile verilemeyecekken kesin mühlet verilerek şirketlerin malları kaçırmalarının beklenilerek iflasa karar verilmesinin konkordato sürecinin hatalı yürütüldüğünü gösterdiğini, konkordato komiser heyetince tanzim edilen nihai raporda; ... şirketinin stoklarında 39,5 milyon TL, ... Kumaş şirket stoklarında 36,8 milyon TL ve ... şirket stoklarında 10,12 milyon TL stoğun eksik olduğunun tespit edildiğini, davacı borçlu şirketler, hileli şekilde iflas etmeyi amaçlasa da esasında bu malların yurt içi ve yurt dışına döviz bazında satıldığını, zira davacı şirketlerin daha önce tırlarla kaçırdığı tonlarca malı aynı usul ile elden çıkardıklarını, ayrıca ... Kumaş şirketinin rayiç değerinin toplamı 173.800,00 TL olan demirbaşlarının, ... şirketinin rayiç değerinin toplamı 6.600,00 TL olan demirbaşlarının, ... şirketinin rayiç değerinin toplamı 492.840,00 TL olan demirbaşlarının eksik olduğunun tespit edildiğini, ilk derece mahkemesince, emanet depolara aktarılan stoklar tespit edilerek borca batıklık hususunda rapor tanzim edilmeksizin davacı şirketlerin ekmeğine yağ sürer şekilde iflas kararı verilmesinin hukukun hiçe sayılması olduğunu, piyasadan alınan mallar farklı depolara kaçırıldığı için malların tespit edilemediğini, yapılan incelemenin mevcut mallara ilişkin olduğunu, borçlu şirketler tarafından kaçırılan mallar ile emanet depolara aktarılan mallara yönelik hiçbir incelemenin yapılmadığını, davacı şirketler grubu tarafından kumaşların dövize endeksli olarak ihraç edilmesi nedeniyle güncel döviz kurlarının yüksekliği de göz önüne alındığında borçlu şirketler grubunun iflasa sürüklenmesinin olanaksız olduğunu, şirket stoğunda daha önceden mevcut bulunan malların neler olduğunun belirlenmediğini, bu durumun tespiti yapılmadan şirketin iflasa sürüklenmesine göz yumulmasının kasıtlı yürütülen bir komplo olduğunu, emanet depolara kaçırılan malların hala davacı şirketler grubuna ait olduğunu, o malların emanet depolara kaçırılınca yok olmadığını veya davacıya ait olmaktan çıkmadığını, ancak ilk derece mahkemesi tarafından sanki emanet depolara kaçırılan mallar davacı şirketlere ait değilmiş de o mallar yok olmuş gibi davranılarak iflas kararı verilmesinin hatalı olduğunu, akıbeti belirsiz olan mallarla ilgili en ufak bir inceleme dahi yapılmadan davacı şirketlerin iflasa sürüklenmesinin dava dosyasını hukuk yargılamasından çıkartıp şaibeli bir hale soktuğunu, konkordato davası, kamu düzenine ilişkin olup re'sen araştırma ilkesinin uygulandığı dava olmasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından alacaklılar tarafından ileri sürülen iddia ve deliller görmezden gelinerek gerekçesiz şekilde re'sen araştırma ilkesinin uygulanmadığını, konkordato projesinin başarıya ulaşmayacağı belli olmasına rağmen mühlet süresinin beklenerek alacaklıların mağduriyetine göz yumulmasının fahiş hata oluduğunu, mahkemenin hükme esas aldığı ve konkordato komiser heyeti tarafından tanzim edilen raporun borca batıklığın tespitine yönelik olmadığını, bu raporun yalnızca davacı şirketlerin saman altından su yürütür misali alacaklılardan mal kaçırdığının ve iddialarının doğruluğunun kanıtı olduğunu, heyet tarafından "davacı şirket öngörülen hedefleri gerçekleştiremedi, o zaman iflas etsin" bakış açısının hakkaniyetli olmadığını, zira dosyadaki raporların şirketin borca batık olduğunu göstermediğini, yalnızca muvazaalı mal kaçırmayı ispatladığını, davacı borçluların dürüst şekilde hareket etmediğini, süreci kötüye kullandıklarının aşikar olduğunu, 3 aylık geçici mühlet dönemine ilişkin tanzim edilen nihai raporda, davacı borçlu şirketler grubunca sunulan ön projenin gerçeği yansıtmadığı tespit edilmesine rağmen ilk derece mahkemesi ve konkordato komiser heyetinin neden süreci uzattığının anlaşılamadığını, aynı minvalde 5 aylık geçici mühlete ilişkin nihai raporda da gerçeklikten uzak, somut dayanağı olmayan, hayali ödemelere ve kaynaklara dayanan, hiçbir iddianın elle tutulur bir yanı olmayan, içi boş ve konkordato müessesesinin objektif ve dürüstlüğü ile bağdaşmadığı ortada olan konkordato teklifine rağmen kesin mühlet verilerek şirketlerin iflasa sürüklenmesinin haksızlık olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından davacı şirketler grubunun iflasına karar verilebilmesi için davacı şirket yetkilisinin duruşmada hazır edilerek dinlenmesi gerektiğini, mahkemenin gerekçeli kararının gerekçesiz olduğunu, zira davacıların tüm talepleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken şirketler yönünden iflas kararı verilmesinin mantıksız olduğunu, davacı şirketin mal varlığını alenen alacaklılardan gizleyerek ve sessiz kalarak konkordato sürecini kötü niyetle kullandığını, bu nedenle iflas kararının davacıyı ödüllendirmek olduğunu, konkordatonun şeffaf ve dürüst işlem ilkesine layık şekilde sürdürülmesi gerekirken, davacı borçlu şirketler grubunun muvazaalı alacak ve borç kalemleri yaratarak muvazaalı protokol düzenleyip ticari defterlerini değiştirerek alacaklılardan tırlarla mal kaçırarak yargıyla adeta alay ettiğini, komiserlik heyetince, borçlular iflas etsin bizde kurtulalım mantığı ile hazırlanan raporlara itibar edilerek hüküm kurulmasının fahiş hata olduğunu, ivedililikle kararın kaldırılarak adaletin sağlanmasının hukukun gereği olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen iflas kararının kaldırılmasını, davacının tüm talepleri yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.... ... Limited Şirketi vekili istinaf nedenleri olarak; istinaf merciin kaldırma gerekçesi dikkate alınmaksızın ve eksik inceleme ile davanın reddi ile davacı şirketlerin iflasına karar verildiğini, davacıların yokluğunda verilen iflas kararının hem davacılar hem de davanın diğer tüm tarafları açısından hukuki dinlenilme hakkının ihlaline sebebiyet verdiğini, dosya kapsamında konkordato komiserlerince düzenlenen bilirkişi raporlarının eksik incelemeyle hazırlandığını, davacıların alacakların tahsilini geciktirme maksadıyla gerçekleştirdikleri eylemler ile muhtelif tarihlerde yapılan benzer mahiyetteki itirazların tümünün göz ardı edildiğini, davacıların mali durumlarının iyi olduğunu, malvarlıklarının ve stoklarının bulunduğunu, ticari faaliyetlerine devam edebildiklerini, davacıların alacakların tahsilini geciktirme maksadıyla haksız şekilde konkordato talebinde bulunduklarını, davacılar tarafından konkordato talebinde bulunulması haksız ve kötü niyetli iken davacılar hakkında eksik inceleme içeren raporlara dayanılarak iflas kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkemece verilen iflas kararının kaldırılarak davacıların iflas ve konkordato taleplerinin reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava, hukuki niteliği itibariyle 7101 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 285 ve devamı maddeleri gereğince geçici mühlet ve akabinde kesin mühlet kararı verilerek konkordatonun tasdikine ilişkindir.Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş, yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, borçlu şirketlerin muamele merkezi ve iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri Asliye Ticaret Mahkemesinde konkordato talebinde bulunulduğu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde belirtilen şekilde borçlu şirketler vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamından, mahkemece İİK'nın 286 maddesinde sayılan belgelerin eksiksiz olarak sunulduğu belirtilerek davacılar lehine 29/09/2023 tarihinden geçerli olmak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği, geçici komiser heyeti atandığı, daha sonra geçici mühlet kararının 29/02/2024 tarihine kadar uzatılmasına karar verildiği, son olarak 28/02/2024 tarihinden itibaren başlamak üzere bir yıllık kesin mühlet verildiği anlaşılmıştır.Dairemizin 20/03/2025 tarihli 2025/171 esas 2025/459 karar sayılı kaldırma ilamından sonra Mahkemece, 07/05/2025 tarihli duruşmada kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve davacı şirketlerin iflasına karar verilmiş olup davacılar ve yukarıda belirtilen müdahil vekilleri hükmü istinaf etmiştir. Dosya kapsamında 03/11/2023, 18/12/2023, 10/01/2024, 22/02/2024, 04/06/2024, 20/08/2024 ve 07/10/2024 tarihli konkordato komiser heyeti raporlarının alındığı anlaşılmıştır.İstinaf konusu uyuşmazlık, davacı şirketlerin konkordato talebinin reddi ile iflasına dair verilen kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İİK'nın 292. maddesinde; İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir.Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir. İİK'nun 289/1 maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir. İİK'nun 288/1 ve 287/5 maddeleri yollaması ile geçici mühlet içinde uygulanacak İİK'nun 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir. Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hali aynı maddenin b bendinde hüküm altına alınmıştır. Yani, konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması, kesin mühletin kaldırılmasını gerektiren hallerdendir. Mühlet içinde, iyileşmenin ya da alacaklıların konkordatoyu kabulünün mümkün olmayacağının anlaşılması ya da konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin açık olması, tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması halinde de konkordato mühleti kaldırılarak talep reddedilecek ve şartlar yerine gelmişse borçlunun iflasına karar verilebilecektir.Yargıtay 6. HD. 03.10.2024 tarihli 2024/2016 E. 2024/3167 K. Sayılı ilamı; "...borca batıklık, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir."Yargıtay 6. HD. 14.12.2021 tarihli 2021/4653 E. 2021/2252 K. Sayılı ilamı; "...Konkordato iflas ertelemenin aksine şirket kurtarma yolu değildir. Alacaklıların alacağına kavuşmasını amaçlayan bu kurum özünde borçlu şirketin faaliyetlerine devamını sağlamayı ve bu sayede borçların ödenmesini amaçlamaktadır. Konkordatonun tasdik şartlarından biri alacaklının eline olası bir iflasta geçecek bedelden daha fazlasının geçmesidir. Bu aslında konkordatonun amaçladığı sonuçlardan biridir. Konkordato sürecinde, dava teorisinin aksine yargılama sırasında değişen sermaye artırımı, iş ortaklığı yapılmsı vs. gibi durumların da nazara alınması, değişen hususların projenin uygulanabilirliğine etkisinin tartışılması gerekmektedir. ... borca batıklığın tespitinde İİK’nın 376. maddesi uyarınca borçlu malvarlığının rayiç değerlerinin dikkate alınması gerekirken, yalnızca şirket hesap ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonuçları ile yetinilmesi de doğru olmamıştır."Kefil, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmelidir (Yeni Konkordato Hukuku, Editör Selçuk Öztek, 2. Baskı, sh. 148). 22.02.2024 tarihli beş aylık geçici mühlet dönemine ilişkin konkordato geçici komiser heyeti nihai raporunda; ...'in derdest dosyadan konkordato talep eden şirketlerin ortağı ve münferiden yetkilisi olduğu, konkordato talep eden gerçek kişinin, konkordato talep eden şirketlerin finans kurumlarına olan borçlarının müteselsil kefili olduğu, ... için sunulan konkordato revize projesinin tamamıyla, derdest dosyadan konkordato talep eden şirketlerin projelerine bağıntılandığı, revize projeye göre, konkordato talep eden şirketler borçlarını ödeyince, ...'in de kefaletten kaynaklı borçlarının sona ereceği, ...'in kefaletten kaynaklı borçları dışında şahsi borçlarının da bulunduğu, sunulan revize projeye göre, şahsi borçların toplamının 796.643,24 TL olduğu, ...'ün, derdest dosyadan konkordato talep eden şirketlerden aldığı huzur hakkıyla şahsi borçlarını konkordato teklifi çerçevesinde ödeyebileceği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.22.04.2024 tarihli konkordato komiser heyeti raporunda; ...'in derdest dosyadan konkordato talep eden şirketlerin ortağı ve münferiden yetkilisi olarak çalışmaya devam ettiği, ... konkordato talep eden şirketlerin ortağı ve yetkilisi olarak çalışmasının karşılığında 01/03/2024 tarihi itibariyle, ... şirketinden aylık 100.000,00 TL, ... Kumaş şirketinden aylık 25.000,00 TL, ... şirketinden aylık 25.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 Tücret/huzur hakkı geliri elde ettiği, ..., derdest dosyadan konkordato talep eden şirketlerden aldığı huzur hakkıyla bir yandan kendisinin ve ailesinin geçimini sağlarken diğer yandan şahsi borçlarını konkordato teklifi çerçevesinde ödemeyi planladığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.04.06.2024 tarihli konkordato komiser heyeti raporunda; ... Yönünden; derdest dosyadan konkordato talep eden şirketlerden aldığı huzur hakkıyla bir yandan kendisinin ve ailesinin geçimini sağlarken diğer yandan şahsi borçlarını konkordato teklifi çerçevesinde ödemeyi planladığı belirtilmiştir.20.08.2024 tarihli konkordato komiser heyeti raporunda; konkordato talep eden ...'in hisse devrinden elde edilecek tutarı, yetkilisi olduğu şirketlerin borçlarının ödenmesinde kullanacağına dair taahhütte bulunduğu, dolayısıyla devir bedelinin şirket hesaplarına ulaşması halinde, borçlulara ait projelerin ortaya çıkan bu yeni kaynak dikkate alınarak revize edilmesinin gerekeceği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.07.10.2024 tarihli konkordato komiser heyeti nihai raporunda; rayiç değerler üzerinden hazırlanan 30.06.2024 tarihli rayiç bilançolara göre, ... şirketinin özvarlıklarının (-) 131.163.131,46 TL; ... Kumaş şirketinin (-) 40.496.193,78 TL; ... şirketinin özvarlıklarının ise (-) 38.811.169,54 TL olduğu; diğer bir anlatımla, konkordato talep eden 3 şirketin de rayiç değerlere göre borca batık olduğunun tespit edildiği, Revize projede öngörülen net satış hedeflerini ... şirketinin %31,72; ... Kumaş şirketinin %4,50; ... şirketinin ise %0,01 oranında gerçekleştirdiği, bu üç şirketin dönem sonu kârlılığı hedeflerini tutturamadıkları gibi aksine zarar raporladıkları, dönem sonu kâr hedefleri yönünden ... şirketinin gerçekleşmesinin %-53,86; ... Kumaş şirketinin gerçekleşmesinin %-108,07; ... şirketinin gerçekleşmesinin ise %-28,22 olduğu, karşımızdaki bu tablonun, şirketlerin satış ve kâr üretme kabiliyetlerinin kalmadığını gösterdiği, borçlu şirketlerin cari işletme borçlarını ödeyemediği, personel maaşlarının 3 ay geriden ödendiği, cari dönem kira borçlarının ödenmediği, kira borçları ödenmediğinden mal sahipleriyle problemler yaşandığı, borçlu şirketlere kesin mühlet verilmesi durumunda Başakşehir'de bulunan 3 villayı ... şirketine devretmeyi taahhüt eden (şirketlerin yetkilisi ...'in babası olan) İbrahim Önügören'in, şirketlere kesin mühlet verilmesinin üzerinden 7 ay geçmesine rağmen halen bu taahhüdünü yerine getirmediği, ...'in ... nezdinde bulunan hisselerinin %50'sinin Fransa merkezli ...firmasına 10.000.000,00 EURO bedelle satışı konusunda Mahkemeden 25/07/2024 tarihli ara kararla izin alınmasına rağmen halen bu satışın gerçekleştirilmediği, heyetimizle hisse satışına ilişkin olarak 4.000.000,00 EURO'nun hesaplara gönderildiğine dair üzerinde HSBC UK'un logosu bulunan swift mesajları içeren belge paylaşılmış ve ... Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü ile konu hakkında temasta bulunulduğu belirtilmişse de ... Bankası A.Ş. tarafından kendilerine ulaşan böyle bir swift mesajının olmadığının bildirildiği, ... şirketinin stoklarında yaklaşık 39,5 milyon TL, ... Kumaş şirketinin stoklarında yaklaşık 36,8 milyon TL, ... şirketinin stoklarında ise yaklaşık 10 milyon TL eksiklik bulunduğu, Makine Mühendisi ...'un 28/09/2024 tarihli raporuna göre de, ... şirketine ait 6.600,00 TL rayiç değerli barkod makinesinin; ... Kumaş şirketine ait toplam rayiç değeri 173.800,00 TL olan muhtelif demirbaşın, ... şirketine ait toplam rayiç değeri 170.520,00 TL olan muhtelif demirbaşın şirketlerde olmadığı, şirketlerin yetkilisi ...'in bu stokların ve sabit kıymetlerin "emanet depolarda" bulunduğunu ileri sürdüğü, ancak ne var ki emanet depolarda bulunduğu belirtilen bu malların heyetimizce görevlendirilen bilirkişilere gösterilmediği, mevcut durum itibariyle konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin kalmadığı, somut olayda kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflas kararı verilmesine imkân tanıyan İİK'nın 292. maddesine göre iflas koşullarının oluştuğu, Mahkemenizce iflas kararı verilir ve iflas kararı sonrasında da emanet depolarda bulunduğu belirtilen stoklar ile sabit kıymetler tam olarak ortaya çıkarılmaz ise, bu durumun Türk Ceza Kanunu anlamında da sonuçlarının olacağı, zira TCK'nın 161. maddesinde “Alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunması"nın hileli iflas sebepleri arasında sayıldığı, benzer cezai düzenlemeye İİK m.331 hükmünde de yer verildiği, tüm alacaklıların bu hükümler gereğince şikayet hakkının mevcut olduğu, Mahkemenizce borçlu şirketlerin iflası koşullarının oluştuğuna kanaat getirilmesi durumunda, İİK m.308, f.2 uyarınca tasfiyenin 3 şirket yönünden de adi tasfiye usulüne göre yürütülmesine karar verilebileceği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Konkordato komiser heyeti nihai raporunda; konkordato talep eden 3 şirketin de rayiç değerlere göre borca batık olduğu, revize projede öngörülen net satış hedeflerini ... şirketinin %31,72, ... Kumaş şirketinin %4,50, ... şirketinin ise %0,01 oranında gerçekleştirdiği, bu üç şirketin dönem sonu kârlılığı hedeflerini tutturamadıkları gibi aksine zarar raporladıkları, şirketlerin satış ve kâr üretme kabiliyetlerinin kalmadığı, borçlu şirketlerin cari işletme borçlarını ödeyemediği, personel maaşlarının 3 ay geriden ödendiği, cari dönem kira borçlarının ödenmediği, borçlu şirketlere kesin mühlet verilmesi durumunda Başakşehir'de bulunan 3 villayı ... şirketine devretmeyi taahhüt eden (şirketlerin yetkilisi ...'in babası olan) İbrahim Önügören'in, şirketlere kesin mühlet verilmesinin üzerinden 7 ay geçmesine rağmen halen bu taahhüdünü yerine getirmediği, ...'in ... nezdinde bulunan hisselerinin %50'sini Fransa merkezli ...firmasına 10.000.000,00 Euro bedelle satma konusunda Mahkemeden 25/07/2024 tarihli ara kararla izin almasına rağmen halen bu satışın gerçekleştirilmediği, komiser heyetiyle hisse satışına ilişkin olarak 4.000.000,00 Euro'nun hesaplara gönderildiğine dair üzerinde HSBC UK'un logosu bulunan swift mesajları içeren belger paylaşılarak ... Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü ile konu hakkında temasta bulunulduğu belirtilmişse de ... Bankası A.Ş. tarafından kendilerine ulaşan böyle bir swift mesajının olmadığının bildirildiği, ... şirketinin stoklarında yaklaşık 39,5 milyon TL, ... Kumaş şirketinin stoklarında yaklaşık 36,8 milyon TL, ... şirketinin stoklarında ise yaklaşık 10 milyon TL eksiklik bulunduğu, Makine Mühendisi ...'un 28/09/2024 tarihli raporuna göre de, ... şirketine ait 6.600,00 TL rayiç değerli barkod makinesinin; ... Kumaş şirketine ait toplam rayiç değeri 173.800,00 TL olan muhtelif demirbaşın, ... şirketine ait toplam rayiç değeri 170.520,00 TL olan muhtelif demirbaşın şirketlerde olmadığı, şirketlerin yetkilisi ...'in bu stokların ve sabit kıymetlerin "emanet depolarda" bulunduğunu ileri sürdüğü, ancak emanet depolarda bulunduğu belirtilen bu malların komiser heyeti tarafından görevlendirilen bilirkişilere gösterilmediği, mevcut durum itibariyle konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin kalmadığı tespit edilmekle bu tespitlere göre davacı şirketler hakkında İİK'nın 292. maddesindeki; "a) borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa, b) konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa, c) borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa" şartlarının somut olayda gerçekleştiği anlaşılmakla davacı şirketlerin konkordato taleplerinin reddi ile iflaslarına karar verilmesi yerinde olmuştur.İİK'nun 292. maddesi "Kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflâsın açılması" başlığı altında düzenlenmiş olup maddenin son fıkrası "Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." şeklinde düzenlenmiştir.Mahkemece, sunulan komiser heyet raporuna istinaden kaldırma ilamı sonrasında İİK'nun 292/3 maddesi gereğince duruşma günü verilerek ilan edilmiştir. Davacı şirketlerin yetkilisine duruşma gününü bildirir tebligat yapılmıştır. Ancak yapılan tebligata rağmen konkordato talep eden şirketlerin yetkilisi duruşmada hazır bulunmamıştır. Duruşmada davacılar vekili ile duruşmaya katılan müdahil vekilleri dinlenilmiştir. Bu tespitler ışığında, Mahkemece İİK 292. maddesinde belirtilen usuli şartlar yerine getirildikten sonra davacı şirketlerin konkordato taleplerinin reddi ile iflaslarına karar verilmesi isabetli olmuştur. Davacı gerçek kişinin, konkordato talep eden şirketlerin finans kurumlarına olan borçlarının müteselsil kefili olduğu, davacı gerçek kişinin konkordato projesinin şirketlerin konkordato projesinin başarısına bağlandığı, davacı şirketlerin de faaliyetlerinin olumlu ilerlemediği gözetildiğinde Mahkemece, davacı gerçek kişinin konkordato talebinin reddedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, davacılar ve yukarıda belirtilen müdahil alacaklılar vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/365 Esas, 2025/428 Karar ve 07/05/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacılar ve bir kısım müdahil alacaklılar vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları müdahil ... Pazarlama ... San. Tic. A.Ş. tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları müdahil ... Dokuma Boya ... A.Ş tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları müdahil ... ... Ltd. Şti. tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince ayrı ayrı alınması gereken istinaf harçları davacılar tarafından ayrı ayrı yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacılar ve bir kısım müdahiller tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK'nun 164. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/11/2025