T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/763 Esas
KARAR NO:2025/904
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:20/01/2021
NUMARASI:2019/1061 Esas, 2021/49 Karar
DAVANIN KONUSU:Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali
KARAR TARİHİ:26/06/2025
KARARIN YAZILDIĞI T: 26/06/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; ortağı olduğu davalı kooperatifin 03.05.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların Kooperatifler Kanununa, ana sözleşmeye, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı olması sebebi ile mutlak butlanla sakat olduğunu, öncelikle gündemin yasal şartları taşıyıp taşımadığının, ortak sayısının ve sahte oy kullanımına yönelik tespitin yapılması gerektiğini, toplantıya ilişkin çağrının usulüne uygun olmadığını,yüklenici firmanın ruhsatsız yapı yaptığını gizlemek için taşınmazlara ilişkin yapı ruhsatlarının, sanki geçmişte yapı ruhsatı varmış ve 2010 tarihinde yenisi isteniyormuş gibi düzenlendiğini, dava konusu genel kurulda yönetim kurulu üyeleri (2011-2015 tarihli yönetim kurulu başkanı kooperatif taşınmazlarının yapıldığı dönemde yüklenici firma ortağı olup aynı zamanda arsa sahibi konumunda ve eşi ve kardeşinin kooperatif kurucu ortakları olduğu) ve kooperatif vekilinin "yakında kat mülkiyetine geçileceği" şeklindeki açıklamalarla mahkemeler alet edilerek alacaklı çıkarılan yüklenici firmaya ödeme yapılması yönünde karar alınmasını sağladığını, tescil tarihi 1995 olan kooperatifin kurucu ortaklarının akrabalardan oluştuğu ve 2004 tarihine kadar yönetim kurullarının bu kişilerden teşekkül ettirildiğini, yüklenici firmanın kooperatif yönetimleri ile danışıklı hareket ettiğini, ancak Kanun gereğince kooperatiflerin yönetim kurulu üyeleri ile personelinin kooperatifle ticari muamelede bulunma yasağının olduğunu, 1997 tarihinde yüklenici firmanın inşaata başlayıp 13 bloğu kaba haliyle elektrik ve su aboneliklerini yaptırarak ancak ruhsatsız olduğunu saklayarak 2001 tarihinde fiilen teslimini yaptığını, tek bir blokun dahi mevzuata uygun olmadığını, yüklenici firmanın telafisi mümkün olmayan aykırılıkta yaptığı taşınmazlardan danışıklı hareket ettiği kooperatif yönetimleri sayesinde haksız menfaat temin ettiğini, yüklenici firmaya ödeme yapılması yönündeki kararın hile ve aldatmayla alınmış olması sebebiyle kararın yoklukla sakat olduğunun tespitinin gerektiğini, 2010 tarihindeki başvuruyla düzenlenen yapı ruhsatlarının güçlendirme gerekçeli olmasının aynı zamanda yapı ruhsatlarının fiili duruma göre düzenlendiği anlamına geldiğini, fakat 2010 tarihli aplikasyon krokisinin boş arsa şeklinde alındığını, bu durumun ise Yönetmeliğin 18. Maddesinde "Ada ve parsellerin yeri değişmeyen sabit tesislere bağlı olarak zeminden alınan ölçülerin yazılı olduğu krokidir" ve 2010/4 sayılı Genelgede "Ada veya parsellerin yeri değişmeyen sabit tesislere, parsel içerisinde bulunan bina ve eklentilerine bağlı olarak zeminden alınan ölçülerinin yazılı olduğu krokidir." şeklindeki hükümlere aykırı olduğunu ve fiili durumun özellikle gizlendiğini, İmar Barışı Kanunu uyarınca başvuru şartı olan fiili durum gösterilerek aplikasyon krokisi almak zorunda kalınınca ancak gizlenen bu durumun ortaya çıktığını, ekte sunduğu 2019 tarihli aplikasyon krokisi incelendiğinde taşınmazların sosyal donatı alanlarına tecavüzlü olduğunun anlaşılacağını, bu durum için de imar durumu değişmesi sebebiyle plan tadilatı yapıldığı şeklinde gerçeği yansıtmayan açıklamada bulunulduğunu ve 2010 ile 2019 tarihli aplikasyon krokileri üzerinde yapılacak incelemede arsa koordinatlarının ve yüzölçümlerinin aynı olmasından anlaşılacağını, sadece bu sebepten dolayı dahi bu genel kurulda alman tüm karaların mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti gerektiğini, kooperatif taşınmazlarının bulunduğu parsellerde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin paylı mülkiyet hakkı bulunduğunu, ancak kooperatife verilmiş irtifak ya da kullanımına yönelik herhangi bir meclis kararı olmadığını, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin hisse payının ödemesini arsa sahiplerinin (başlangıçta 7 hissedar olan - güncel tapu kayıtlarında görünen) yapması yönündeki kararın ortaklardan gizlenerek hukuka apaçık aykırı düzenlenen yapı ruhsatlarının dayanağı olan projeler incelendiğinde ... ada/1 parselde bulunan bloklar için toprak altında mevcutta olmayan alanların sığınak alanı ve göstermelik ortak alan olarak bırakılan bahçe katları daire olarak düzenlenerek dava konusu genel kurulda satış kararı alındığını, toplantı tutanağı incelendiğinde yeri adedi ve m2'sinin belli olmadığı ve bu karara ticaret sicil müdürü memuru tarafından şerh koyulduğu ve bu durumun da dava konusu yapıldığı ve aslında daire adı altındaki alanların 20 tane olduğu İmar Barışı Kanunu gündeme gelince m2'leri düşük gösterdiği ve birçoğunun sözde yönetimin uhdesinde olduğunun yapılacak incelemede anlaşılacağını, sonuçta kanuni şartların da mevcut olmadığı 7. maddedeki 15 daire adı altındaki satış kararının da geçersiz olduğunun kabulü gerektiğini, 2014 tarihinde mecburi yapılması gereken genel kurulun yapılmadığını, 2013 tarihli genel kurulda sosyal donatı alanlarına tecavüzlü bloklar için düzenlenen güçlendirme süsü altındaki yapı ruhsatlarıyla tapu masrafı adı altındaki borçlandırmayla ilgili ne toplantı da ne de sonrasında bir açıklama yapılmadığını, her ne kadar dava konusu genel kurulda yönetim kurulu ibra edilmemiş olsa da danışıklı hareket ettikleri sonraki yönetim kurulu üyelerinin, denetim kurulu üyelerini uzaklaştırarak "yakında kat mülkiyetinin kurulacağı" konusunda gerçeğe aykırı beyanlarla kanunun emredici hükümlerine aykırı genel kurullar yaparak, kendilerini seçip ibra ederek, hukuk mahkemelerindeki davalarda belgeleri kaçırarak, soruşturma dosyaları için gerçeğe aykırı düzenledikleri belge ve beyanlarla yanlı ve yanıltmaya yönelik bilirkişi raporları alarak soruşturma dosyalarının da kapatılmasını sağladıklarını, sonuç olarak dava konusu genel kurulda önceki yönetimle danışıklı hareket eden kişilerden oluşturulan yönetim kurulu seçim kararının da hükümsüz olduğunun tespiti gerektiğini, bir taraftan yakında kat mülkiyetinin kurulacağı şeklindeki açıklamalarla tapu masrafı adı altındaki borçlandırmalara yasal faiz uygulaması kararı alınırken diğer taraftan kooperatif ortaklara daire tapuları verilemeden, kentsel dönüşümden bahsedilmesi ve bu yönde karar alınmasının da yok hükmünde sayılması gereken kararlardan olduğunu belirterek dava konusu 03.05.2015 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla butlan olduğunun tespitiyle yok hükmünde olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kooperatifin 174 ortağının bulunduğunu, ... isimli kişinin ortak olmadığını ve sehven hazirun listesine ilave edildiğini, bu hatanın, oylamaya katılanların nisabını etkilemediği için alınan kararlara da etki etmediğini, 2013 ve 2014 hesap yılları birleştirilerek 05.03.2015 tarihinde Genel Kurul yapılmış olmasının alınan kararların iptalini gerektirmediğini, kararların yasa ve ana sözleşmenin aradığı şekil ve nisaplara uyularak alındığını, çağrının usulüne uygun yapıldığını, müvekkili kooperatif tasfiye halinde olup toplantı nisabı aranmayacağından ve kararlar ise toplantıya katılanların yarıdan bir fazlası ile alınacağından toplantı ve karar nisabına uyulmadığı iddialarının dinlenemeyeceğini, toplantıda sahte oy kullanılmasının söz konusu olmadığını, davaya konu genel kurul kararının 5. maddesinde, kooperatif yönetim kurulu ile denetim kurulu ibra edilmediği ve her yıl yapılması gereken genel kurul 2 yıl sonra yapıldığı için İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu ve verilen aleyhe kararlara yönelik itirazların yapıldığını, tüm bunlar karşısında soruşturmanın açılmaması için gayret sarf edildiği yolundaki davacı iddiasının asılsız olduğunu, genel kurullarda satış olarak ifade edilse bile satış değil ortaklık pay bedeli belirlenmek suretiyle üye kaydının söz konusu olduğunu, 01/07/1995 tarihli genel kurulun 6. maddesinde yer alan"Alınacak arsanın imar durumuna göre azami 750 ortak kayıt edilmesine, azami 700 konut ve azami 50 dükkan yapılmasına ve bunlara ortak kayıt edilmesine bu koruda yönetim kurulunun yetkili kılınmasına oy birliği ile karar verildi." hükmü gereği yönetim kurulunun mevcut fazla yerler için üye kaydı yapmaya yetkisinin olduğunu, 03/06/2013 ve dava konusu olan 03/05/2015 tarihli iki genel kurul kararında da üye kaydı için m2'si 1.250,00 TL'den ortaklık pay bedeli belirlendiğini, ortaklık pay bedelini ödeyen 16 kişinin 05.06.2015 tarihli 2015/6 karar sayılı yönetim kurulu kararı ile yeni ortak olarak kabul edilerek ortaklık pay defterine üye olarak kayıt edildiklerini, kaldı ki bir an için üye kaydı değil satış gibi düşünülse bile oylama ve karar nisabına uyulduğunu, ana sözleşmenin 6. maddesi uyarınca kooperatifin satma yetkisinin olduğunu, müteahhit ... Şti.'nin, yaptığı iş karşılığı ödenmeyen bedelin tahsili için kooperatif aleyhine açtığı davayı kazandığını, bu hükmü icraya koyduğunu ve kooperatif üzerine kayıtlı arsa payları üzerine haciz konularak satış kararı alındığını, ancak borcun, ortaklık pay bedelini ödeyerek kooperatife ortak olan 16 kişiden toplanan para ve senetlerle ödenerek kapatıldığını, bu şekilde hacizlerin tamamının kaldırıldığını, bu nedenle davacının iddialarının gerçekle bağdaşmadığını, dava konusu genel kurulun 8. maddesinin daha evvel tahakkuk ettirilen ve bir kısım üyeler tarafından ödenmeyen alacakların tahsiline ilişkin olduğunu, müvekkili tasfiye halinde olduğundan üyelerden tasfiye için gereken masraflar dışında para toplanmasının söz konusu olmadığını, tasfiyeden evvel tahakkuk eden alacakların toplanabileceğini, sığınak yada kapıcı dairesi olarak kullanılmayacak yerlerin daireye çevrilmesi ile satılarak müteahhide, inşaat yapım bedelinden bakiye kalan ödemenin yapılması için 30.06.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısında karar verildiğini, kat irtifakı kurulmamış bir yapıda kapıcı dairesi yada sığınakların yerleri belli olmadığından davacının, bu yerlerin kapıcı dairesi yada sığınak olduğu iddiasının yersiz olduğunu, müvekkili kooperatifin kat irtifakı kurabilmesi için kat karşılığı inşaat sözleşmeleri yaptığı hissedarların dışındaki İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait ... ile ... parseldeki hisseyi de satın alması gerektiğini, müvekkili tarafından, kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapan ve tapu devri yapmayan arsa sahiplerine karşı açılan davada bozma kararı üzerine Mahkemece müvekkilinin tapu kayıt belgesi almasının beklendiğini, bu belge alındığında kat karşılığı inşaat sözleşmeleri gereği gayrimenkul hissedarlarının hisselerinin kooperatif adına tescil edilebileceğini, kat mülkiyetine geçilemezse kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin fesholunacağını, müvekkili kooperatifin Tuzla Belediyesinin üst üste yaptığı uygulama imar planları nedeniyle yola tecavüzlü duruma geldiğini, bundan kurtulmak için İmar Barışı Yasasından faydalanmak için başvuru yapıldığını, bu aşamada müvekkili kooperatifin yaptığı binaların oturum planlarının mevcut duruma göre düzeltildiğini, kooperatifin binalarının yola tecavüzlü olmadığını, müvekkili tarafından belirlenen ve ortaklar tarafından ödenen toplam 1.879,715,90 TL kayıt bedelinin ödenerek yapı kayıt belgesi alındığını, davacının iddialarının usulsüz olduğunu, ayrıca dava dilekçesinde belirtilen davaya konu genel kurul kararından önce ve sonra alınan genel kurul kararları ve dava dosyalarının bu davanın konusu olmadığını, davacının iddia ettiği gibi dairenin tüm bedelinin üyelerin girişinde tahsil edilmediğini, kooperatife ortaklık pay bedeli ödeyerek üye olanların ana sözleşme gereği kaları edimlerini yerine getirmek zorunda olduğunu, imzaladığı sözleşme gereği kooperatif üyesi olan ve ana sözleşme gereği kalan edimleri yerine getirmek durumunda bulunan davacının bu edimleri ödememek için açtığı davanın usulsüz olduğunu, davacının, müvekkili kooperatife yüklü miktarda borcunun olduğunu belirterek davanın reddine, davacı kötüniyetli olduğundan 5.000,00 TL disiplin para cezası ve üç kat vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 20/01/2021 TARİH VE 2019/1061 ESAS 2021/49 KARAR SAYILI KARARI İLE:Kooperatifler Kanununun 45/2 maddesinde genel kurulun ana sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplanacağının belirtildiği, davalı kooperatifin ana sözleşmesinin 28/1 maddesinde "olağan ve olağanüstü toplantılara çağrı taahhütlü mektupla, ayrıca gerektiğinde gazete ile, gazete olmayan yerlerde mahalli örf ve adete göre ilan yolu ile yapılır. Çağrının sadece yazılı olarak imza karşılığında yapılması da mümkündür." düzenlemesinin mevcut olduğu, buna göre iadeli taahhütlü mektupla davet şartı mevcut olmadığından davacının bu hususa yönelik itirazının yersiz olduğu, bilirkişi tarafından gündemin 5. maddesi ile ilgili karar nisabının ortaklar cetveli yani hazirun cetvelindeki imza sayısı üzerinden hesaplandığı, kooperatif ana sözleşmesinin 33/2 maddesinin ağırlaştırılmış nisap getirme amacıyla konulmamış olduğunun açıkça anlaşıldığı, Yargıtay kararlarında açıkça belirtildiği üzere hazirun cetvelinin, genel kurul toplantısına iştirak eden ortaklara toplantıya katıldıklarını imzaları ile tasdik imkanı veren bir belge mahiyetinde olduğu, hazirun cetvelinde imzası bulunanlara toplantıyı sonuna kadar izleme ve kararlara katılma yükümlülüğü getiren yasal veya sözleşmeye dayalı bir düzenlemenin mevcut olmadığı, yasa ve anasözleşmede belirlenen toplantı nisabını etkilememek kaydıyla toplantıya katılan ortakların bir bölümünün genel kuruldan ayrılması mümkün bulunduğundan karar nisabının da her gündemmaddesinin oylamasına katılan kişiler üzerinden belirlenmesi gerektiği, somut olayda 5. maddenin oylamasında yönetim kurulunun, oylamaya katılanlar üzerinden 44 evet oyuna karşılık 46 hayır oyu ve 3 çekimser oy ile ibra edilmediği, yine denetim kurulunun da oylamaya katılanlar üzerinden 36 evet oyuna karşılık 48 hayır ve 8 çekimser oy ile ibra edilmediği, bilirkişinin ana sözleşmenin 33. maddesini gerekçe göstererek hazirun cetvelinde imzası olanların salt çoğunluğunun olması gerektiği yolundaki görüşünün hatalı olduğu, çekimser oy olumsuz oy hesabında dikkate alındığından oylamaya katılanlar üzerinden yönetim kurulunun 44 evet oyuna karşılık 49 hayır oyu, denetim kurulunun da 36 evet oyuna karşılık toplam 56 hayır oyu ile ibra edilmediği, buna göre karar nisapları sağlandığından ibra edilmeme kararının hukuka uygun olduğu, bu yöndeki bilirkişi görüşünün hatalı olduğu, bilirkişinin, gündemde olmayan bir hususun görüşülemeyeceğini, görüşülemeyecek bir hususun da karara bağlanamayacağını, bu hükmün emredici mahiyette olduğunu ve yaptırımının da butlan olması gerektiğini belirttiği, gündeme bağlılık ilkesinin, pay sahibinin genel kurul toplantılarına iştirakini sağlamayı ve onun bilgilenerek toplantılara gelmesini sağlamak amaçlı geliştirilmiş güç boşluğunu engellemede önemli bir işleve sahip bir ilke olduğu, bu ilkenin, toplantıya katılımı teşvik edeceği ve toplantının düzen içinde geçmesini sağlayacağı ve genel kurulun işlevlerini arttıracağı, doğrudan doğruya kamu düzenine, kamu sağlığına ve insanın temel haklarını düzenleyen hükümlerin mutlak emredici hükümler olduğu ve bu kurallara aykırı kararların mutlak butlan ile batıl olduğu, bir kısım emredici hükümlerin ise doğrudan doğruya kamu düzenine ilişkin olmayıp pay sahiplerinin özel çıkarlarını korumayı amaçladığı, Kooperatifler Kanununun 46. maddesinin emredici bir hüküm olmakla birlikte doğrudan doğruya kamu düzenine ilişkin olmayıp pay sahiplerinin özel çıkarlarını korumayı amaçladığı, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da gündemde olmayan hususlarda karar alınmış olmasının yaptırımının mutlak butlan olmadığının defalarca zikredildiği, bilirkişi raporu takdiri olup nihai karar mercii mahkeme olduğundan hatalı olan bilirkişi görüşüne itibar edilmediği, bilirkişinin gündemin 8. maddesi için yaptığı değerlendirmenin ise yerinde olduğu, pay sahiplerinin kişisel haklarını koruyan bir hususta farklı karar alınmış olmasının yaptırımının da mutlak butlan olmadığı, söz konusu genel kurul 03.05.2015 tarihinde yapılmış olup davacı eldeki bu davayı 08.08.2019 tarihinde açtığına göre bir aylık hak düşürücü sürenin geçtiği, tüm dosya kapsamı, atıf yapılan tüm yüksek mahkeme kararları ve yapılan hukuki nitelendirmeler kapsamında ispat edilemeyen davanın reddine dair karar verilmiştir.
DAİREMİZİN 05/12/2024 TARİH VE 2021/870 ESAS 2024/1482 KARAR SAYILI KARARI İLE:Dava konusu genel kurulun 8. gündem maddesi ile, kooperatif eski alacaklarını ödemeyenlerin aylık %3 gecikme faizi ile ödeme yapmasına yönelik alınan kararın, 6098 sayılı TBK'nun 120. maddesi uyarınca temerrüt faiz oranının yıllık en fazla %18 oranından fazla olamayacağından bahisle emredici nitelikte ve kamu düzenine ilişkin bu kurala aykırı olarak yıllık %36 oranına tekabül edecek şekilde gecikme faizinin belirlenmesi sebebiyle mutlak butlan ile batıl olduğunun tespitine; dava konusu genel kurul gündeminin diğer maddeleri ile alınan kararlara yönelik açılan davanın ise, kararların iptalini, yokluk ve mutlak butlanla malul olmasını gerektirir bir durum bulunmadığı gerekçesiyle reddine dair karar verilmiştir. Karar her iki taraf vekilince de temyiz edilmiştir.
YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNİN 07/04/2025 TARİH VE 2025/472 ESAS 2025/1331 KARAR SAYILI KARARI İLE:Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 12.11.2021 tarih 2020/2 Esas-2021/3 Karar sayılı kararı ile yapı kooperatifleri tacir kabul edildiğinden kooperatif genel kurulunda faiz oranının serbestçe belirlenmeye başlandığı nazara alınarak faiz oranına ilişkin genel kurul kararının 8. maddesinin yok hükmünde olduğuna dair talebin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği gerekçesi ile Dairemizce tesis edilen kararın bozulmasına karar verilmiş olup bunun dışında kalan her iki tarafın tüm temyiz itirazlarının yerinde görülmemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, davalı kooperatifin 03/05/2015 tarihli genel kurulu ile alınan tüm kararlarının yokluk, butlan ve iptali istemine ilişkindir.Temyiz incelemesi neticesinde Dairemizin yukarıda belirtilen kararının bozulmasına karar verilmiş olup usul ve yasaya uygun olan Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 07/04/2025 tarih ve 2025/472 Esas 2025/1331 Karar sayılı kararına uyulması neticesinde Dairemizce bozma ilamının kapsamına göre aşağıdaki şekilde inceleme yapılarak karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından sunulan 24/02/2020 tarihli raporda; genel kurul toplantısı nisabının mevcut olduğu, 5. gündem maddesinde ibra ile ilgili yapılan oylamaların karar nisaplarını sağlayamadığı, iptali için bir aylık hak düşürücü süreye tabi olmadığı, kararın mutlak butlanla sakat olduğu, davacının iptal davasını açabileceği, 7. gündem maddesinde alınan 6 adet kararın belirlenen gündemle ilişiği olmadığı, gündem dışı kararlar olduğu, gündemde olmayan hususların görüşülemeyeceği (KK m.46/3), görüşülemeyecek hususlarla ilgili kararların da mantıken olamayacağı, kararların mutlak butlanla sakat olduğu,iptalleri için bir aylık hak düşürücü süreye tabi olmadıkları, davacının iptal davasını açabileceği, 8. gündem maddesinde alınan kararın nispi butlanla değerlendirilebileceği, iptali için tutanak şerhi ve bir aylık hak düşürücü süreye tabi olduğu,davacının genel kurul toplantısına katılmadığı, yaklaşık 4,4 yıl sonra davayı açtığı, davayı açma hakkının düştüğü, diğer nisabı sağlanan kararlar hakkında iptali gerektiren gerekçelerin mevcut olmadığı, kararların kanun ve anasözleşme hükümleri ile uyumlu olduğu bildirilmiştir.Bilirkişi tarafından sunulan 27/07/2020 tarihli ek raporda, kök raporda varılan sonuç tekrar edilmiştir.Davalı kooperatifin 03/05/2015 tarihinde yapılan 2013-2014 hesap yılı olağan genel kurul toplantısında, ortaklar listesinde kayıtlı 175 ortaktan 90 ortağın asaleten 25 ortağın ise vekaleten olmak üzere hazır bulunduğu ve haziran cetveline göre söz konusu genel kurula davacının ne asaleten ne de vekaleten katılmadığı görülmüştür. Dava konusu edilen genel kurul toplantısında gündemin 2, 5, 7, 8, 9, 11. maddeleri ile ilgili oylama yapılarak karar alınmıştır. Gündemin 1. maddesinin, açılış ve saygı duruşuna ilişkin olduğu; gündemin 3. maddesinin, yönetim ve denetim raporlarının okunmasına ilişkin olduğu ve bir karar alınmadığı; gündemin 4. maddesinin, 2013-2014 tarihli bilanço ve gelir gider tablosunun okunması ve müzakeresine ilişkin olduğu ve bir karar alınmadığı; gündemin 6. maddesinin, tapularla ilgili bilgi verilmesine ilişkin olduğu ve bir karar alınmadığı; gündemin 10. maddesinin, yönetim ve denetim kurulu üyelerine verilecek huzur hakkının görüşülmesine ve gündemin 12. maddesinin ise, kentsel dönüşüm konusunun görüşülerek komisyon kurulmasına ilişkin olduğu, ancak her iki maddede alınan kararın da icrai mahiyette bir karar olmadığı; gündemin 13. maddesinin, dilek ve temennilere ilişkin olduğu; gündemin 14. maddesinin ise, kapanışa ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu edilen genel kurul toplantısında gündemin 2, 5, 7, 8, 9, 11. maddeleri ile ilgili oylama yapılarak karar alındığına göre iptale tabi olan kararların bu kararlar olduğunu kabul etmek gerekmekte olup inceleme de bu doğrultuda yapılmıştır.Somut olayda, dava kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53. maddesi uyarınca, genel kurulda alınan kararların geçersiz olması (yokluk) hali, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrılmama, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için toplantıya katılan ortağın ret oyu kullanıp, alınan kararlara muhalif kalarak, keyfiyeti tutanağa geçirdikten sonra kararın iptali için toplantıyı kovalayan günden başlamak üzere bir ay içinde dava açması gerekmektedir."...Davacı genel kurullara çağrılmamış olup, bu hal 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesine göre, çağrılmayan ortağa genel kurulda alınan kararlara muhalif kalıp, keyfiyeti tutanağa geçirtme koşulları aranmaksızın iptal davası açma hakkı bahşeder. Ancak, iptal davasının yukarıda anılan hüküm gereğince toplantıyı kovalayan 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması ve bu davada da iptali istenen kararın aynı madde hükmüne göre yasaya, anasözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun iddia edilip, kanıtlanmış olması gerekir..." (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2009/4462 Esas 2010/10482 Karar sayılı ilamı).Somut davada, davacı taraf toplantıya çağrıya yönelik usulüne uygun bir davetiyenin tebliğ edilmediğini ileri sürmüş olup dosya kapsamında yer alan posta alındı listesinde davacının adı yer alsa da davetiyenin usulüne uygun şekilde davacıya tebliğ edildiği davalı kooperatif tarafından mevcut delil durumuna göre ispat edilememiştir. Bu durumda davacının dava konusu genel kurula çağrılmadığını kabul etmek gerekir. Böyle bir durumda ise davacının alınan kararlara muhalif kalıp keyfiyeti tutanağa geçirtme koşulu aranmaksızın iptal davası açma hakkı bulunsa da davanın toplantıyı kovalayan bir aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekir. Somut olayda ise, dava konusu genel kurul 03/05/2015 tarihlinde yapılmış olup işbu dava toplantıdan itibaren yaklaşık 4 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra 08/08/2019 tarihinde açılmıştır. Buna göre davacının ileri sürdüğü iddiaların niteliği itibariyle davanın kanunda öngörülen yasal bir aylık süre içerisinde açılması gerekip gerekmediğinin incelenmesi gerekir.Somut olayda davacı toplantıya davetin iadeli taahhütlü mektupla yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de,1163 sayılı Kanun ve kooperatif ana sözleşmesinde böyle bir zorunluluk öngörülmemiştir. Kaldı ki çağrıdaki usulsüzlük alınan kararların salt bu nedenle iptali ya da yokluğu sonucunu doğurmaz. Ayrıca Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamasına göre, çağrıda usulsüzlük halinde bunun müeyyidesinin yokluk olarak kabul edilmediği de anlaşılmaktadır (emsal Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2012/3098 Esas 2012/5095 Karar sayılı ilamı). Öte yandan davacı genel kurul toplantısına çağrılmamış ise de, davacının toplantıya katılmaması toplantı ve karar nisabını etkilemediğinden alınan kararların yok sayılmasını gerektirir bir durum da bulunmamaktadır.Bu sebeple davacının toplantının mutlak butlanla batıl olmasına sebep olacağına yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.Davacı, kooperatif ortaklarına ortaklık cüzdanın düzenlenmediğini, hazirun listesinin gerçeği yansıtmadığını, ortak sayısı ve sahte oy kullanımına yönelik tespit yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin toplantıya ve karara katılmış bulunmaları halinde alınan kararların yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı oldukları ileri sürülerek iptalleri için açılacak davada genel kurulda muhalefette bulunmuş olma şartı aranmaz ise de, bir aylık hak düşürücü süre içinde davanın açılması zorunludur. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2014/8212 Esas 2015/8073 Karar sayılı ilamı). Somut dava ise yasal bir aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından davacının bu hususa yönelik iddialarına itibar edilmemiştir.Somut olayda, davalı kooperatif tasfiye halinde olduğundan, 1163 sayılı Kanunun 81/4 maddesi uyarınca, anasözleşme ile özel bir nisap belirlenmemiş ise, tasfiye halinde kooperatiflerin genel kurul toplantılarında nisap aranmaz. Kararlar oy çokluğu ile verilir. Davalı kooperatifin anasözleşmesinin 87. maddesinin 9. bendinde ise, gayrimenkul satışının görüşüleceği toplantılar hariç olmak üzere, tasfiye süresince yapılacak genel kurul toplantılarında, toplantı nisabının aranmayacağı kararlaştırılmıştır.Toplantı ve karar nisaplarına yönelik hükümler emredici nitelikte olup, bu hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararları, yok hükmündedir ve baştan beri hüküm ifade etmezler. İptal talebine konu edilebileceği yukarıda açıklanan gündemin 2, 5, 7, 8, 9, 11. maddelerinden sadece 7. maddede yer alan ve gayrimenkulün taban fiyatı belirlenerek satışı konusunda yönetim kuruluna yetki verilen karar bakımından toplantı nisabının aranması gerekir ise de diğer gündem maddeleri bakımından toplantı nisabının aranmayacağı açıktır.Buna göre 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 45/3. fıkrasında, toplantı nisabının anasözleşmede gösterileceği, ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantılarında ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmalarının şart olduğu düzenlenmiş olup aynı yönde hükme kooperatif ana sözleşmesinin 33/1. fıkrasında da yer verilmiştir.Somut olayda ise, toplantıda ortaklar listesinde kayıtlı 175 ortaktan 90 ortağın asaleten 25 ortağın ise vekaleten olmak üzere hazır bulunduğu anlaşılmakla gündemin 7. maddesi yönünden toplantı nisabı sağlandığı gibi bahse konu kararların oy çokluğu ile alındığı sabit olduğundan karar nisabının da sağlandığı anlaşılmıştır. Öte yandan davacı genel kurul toplantısına çağrılmamış ise de, toplantı ve karara katılan kişilerin sayısı dikkate alındığında davacının toplantıya katılmaması toplantı ve karar nisabını etkilemediğinden alınan kararların yok sayılmasını gerektirir bir durum bulunmamakta olup üst paragraflarda belirtildiği üzere davacının salt çağrıdaki usulsüzlüğün, toplantının mutlak butlanla batıl olmasına sebep olacağına yönelik itirazları açıklanan sebeplerle yerinde görülmemiştir.Gündemin 5. maddesinde kooperatif yönetim ve denetim kurullarının ibrası ile ilgili alınan kararların nisabının da bir üst paragraf ile olan bağlantısı sebebiyle açıklanması gerekir. Zira toplantıya asaleten ve vekaleten toplam 115 kişi katılmış ise de bu sayı esas alındığında karar nisabının sağlanmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Bilirkişinin tespiti de bu yöndedir. Buna göre kooperatif yönetim kurulunun 44 evet oyuna karşılık 46 hayır oyu ve 3 çekimser oy ile oy çokluğu ile ibra edilmediği ve denetim kurulunun da oylamaya katılanlar üzerinden 36 evet oyuna karşılık 48 hayır oyu ve 8 çekimser oy ile oy çokluğu ile ibra edilmediği anlaşılmaktadır. Ancak toplantıya katılanların bir bölümünün genel kuruldan ayrılması mümkün olup Kanun ve anasözleşmede belirlenen toplantı nisabını etkilememek kaydıyla iptale konu gündem maddesi görüşülürken oylamaya katılan ortakların salt çoğunluğunun karar nisabında esas alınması gerekir. Buna göre kabul, ret ve çekimser olmak üzere yönetim kurulunun ibrasında toplamda 93 oy ve denetim kurulunun ibrasında ise 92 oy kullanıldığı anlaşılmakla toplantı nisabının etkilenmediği sabit olup bu durumda her alınan kararın oylanması sırasında kullanılan oy sayısı kadar ortağın toplantıda bulunduğunun kabulü gerekir.Tüm bu açıklamalara göre kullanılan çekimser oyların da red anlamına geldiği dikkate alındığında yönetim ve denetim kurullarının ibra edilmemesine yönelik alınan karar bakımından nisabın sağlandığı ve bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşılmıştır.Kaldı ki bu hususlardan önce tartışılması gereken ve bir dava şartı olarak düzenlenen hukuki yarar bakımından da,davacının iddiaları genel olarak kooperatif yönetimlerinin usulsüz işlem ve kararlarına yönelik olduğundan kooperatif yönetim ve denetim kurullarının ibra edilmemesine yönelik alınan kararın iptalinin istenmesinde davacının korunmaya değer bir hukuki yararının bulunduğundan söz edilemez. Somut uyuşmazlıkta, iptal talebine konu edilebileceği belirtilen genel kurul gündeminin 2, 5, 7, 8, 9, 11. maddeleri şu şekildedir.Gündemin 2. maddesinin, divan başkanı ve heyetinin seçimi ile divana, toplantı tutanağına imza yetkisi verilmesine ilişkin olduğu; gündemin 7. maddesinin, kooperatif avukatının mevcut davalarla ilgili genel kurula bilgi vermesi ve bütçenin görüşülmesine ilişkin olduğu, bu madde altında kooperatifin icra borçlarının ödenme şekli ile ilgili oylama yapıldığı, buna göre kooperatife ait 15 adet boş dairenin taban fiyatı belirlenerek satışı; borcun taksit sayısı en az 4 olacak şekilde ve geri kalan miktarın anlaşmaya bağlanması; icraya konu borcun ödenmesi için her türlü anlaşma, sözleşme, pazarlık, sulh ve ibra yapılması; haciz borçlarını eksiksiz ödeyenlerin tapularının şerhinin kaldırılması ve tapularını şerhsiz almaları konusunda yeni yönetime yetki verilmesinin kabul edildiği, ayrıca kooperatif borçlarını ödemeyenlere %3 oranında faiz tespit edilmesinin kabul edildiği; gündemin 8. maddesinin, kooperatif eski alacaklarının görüşülerek karar verilmesine ilişkin olduğu, tapu ve ruhsat ile ilgili borçlarını ödemeyenlerin aylık %3 gecikme faizi ile ödeme yapmasının kabul edildiği; gündemin 9. maddesinin, yönetim ve denetim kurullarının yedekleri ile birlikte seçilmesi ve görev sürelerinin belirlenmesine ilişkin olduğu ve bu yönde karar alındığı; gündemin 11. maddesinin, tapu ve diğer resmi dairelerde yapılacak işlerin yürütülmesi için yeni yönetime yetki verilmesine ilişkin olduğu ve bu yönde karar verildiği görülmüştür."...gündeme bağlılık ilkesine ilişkin Yasa’nın 46/3’ncü maddesi hükmüne aykırılıkta bulunulmasının butlan sonucu doğurmayıp iptal sebebi oluşturmasına nazaran anılan Yasa’nın 53/2’nci maddesindeki düzenlemeye uygun olarak ilgili karara muhalif kalarak bu ifadesini genel kurul tutanağına geçirmeyen davacının dava hakkının bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanması gerekmiştir..." (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2006/6553 Esas 2017/14369 Karar sayılı ilamı)."...Mahkemece genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmamasının karar nisabının etkilemediği, davacıların çağrılmasında usulsüzlük bulunduğu ve/veya gündemde olmayan konunun görüşüldüğü sonucuna varılması halinde bu haller yokluğu değil,iptali gerektiren hallerden olup, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesine göre, çağrılmayan ortağa genel kurulda alınan kararlara red oyu vermesi ve muhalif kalıp, keyfiyeti tutanağa geçirtme koşulları aranmaksızın iptal davası açma hakkı bahşeder..." (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2013/3554 Esas 2013/3820 Karar sayılı ilamı).Bilirkişi raporunda genel kurulun 7. gündem maddesinde alınan 6 adet kararın gündem dışı konular olması sebebiyle mutlak butlanla sakat olduğu belirtilmiş olup bu husus ayrıca davacının istinaf başvurusunda da ileri sürülmüştür.Gündemde olmayan konuların görüşülmesi bir başka anlatımla gündeme bağlılık ilkesine aykırılıkta bulunulmasının müeyyidesi yokluk yada butlan olmayıp iptal edilebilirliktir.Yani böyle bir durumda karar alınması alınan kararın iptali sebebini doğurur. Bu nedenle bilirkişinin bu yönündeki görüşü ve davacının istinaf sebebi yerinde değildir. Somut olayda, dava konusu genel kurula çağrılmayan davacının alınan kararlara muhalif kalıp keyfiyeti tutanağa geçirtme koşulu aranmayacak ise de iptal davasının yine de toplantıdan itibaren bir ay içinde açılması gerektiği dikkate alındığında süresinde açılmayan dava kapsamında gündeme bağlılık ilkesine aykırılık iddiasının incelenmesi de mümkün değildir.Somut olayda, gündemin 8. maddesi ile, kooperatif eski alacaklarını ödemeyenlerin aylık %3 gecikme faizi ile ödeme yapmasına karar verilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 12/11/2021 tarih ve 2020/2 Esas 2021/3 Karar sayılı kararı ile yapı kooperatifleri tacir kabul edilmiştir. Bu nedenle genel kurulda faiz oranının serbestçe kararlaştırılabileceği nazara alınarak 8. gündem maddesine yönelik davacının iptal talebi yerinde değildir. Somut uyuşmazlıkta, işbu eldeki dava yasal bir aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından iptal talebine konu edilebileceği belirtilen gündemin 2, 5, 7, 8, 9, 11. maddelerine yönelik iptal nedenleri üzerinde durulması gerekmese de davacı davasını yokluk ve mutlak butlan iddiasına da dayandırdığından bu hususa yönelik iddiaların incelenerek kararların yokluk yada butlanını gerektirir bir halin bulunup bulunmadığının tespiti gerekir."...Kooperatif genel kurul kararlarını sakatlayan hukuka aykırılıklar bakımından kararlar; yoklukla malul, mutlak butlanla malul ve iptal edilebilir kararlar olarak üçe ayrılmaktadır. Emredici kurallara aykırı kararlar bakımından kararın şekil ve kurucu unsurları bakımından emredici kurallara aykırılık halinde (örneğin, toplantı ve karar yeter sayılarının bulunmaması) yokluk yaptırımı ile karşı karşıya kalacağı, maddi-öze ilişkin kanunun emredici kurallarına aykırılık halinde ise (örneğin, kararın ahlaka ve adaba aykırı olması, konusunun imkansız olması, kesin hükme ve kanunun emredici madde hukuk kurallarına aykırı olması) alınan kararların mutlak butlanla malul olacağı, kişisel hakları ilgilendiren kanunun emredici olmayan hükümleri ile ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı kararların ise iptal edilebilir kararlar olduğu öğreti ve yargı kararlarında kabul edilmektedir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/4092 Esas 2023/4002 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davacının mutlak butlan iddiaları, yüklenici firma tarafından yapıların ayıplı ve ruhsatsız olarak yapılmasına rağmen kooperatif yönetimlerinin danışıklı hareket ederek ödeme yapılmasına yönelik alınan kararlar ile yüklenici firmaya haksız menfaat sağlandığına noktalarında toplanmaktadır. Ancak bu iddialar kapsamında dava konusu genel kurul gündeminin 2, 5, 7, 8, 9, 11. maddeleri ile alınan kararların içerikleri dikkate alındığında kararlarda yoklukla ve mutlak butlanla malul olmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Ayrıca davacı tarafından ileri sürülen hususlar, bu anlamda zarara sebebiyet verdiği iddia edilen yöneticilere karşı açılacak sorumluluk davasında incelenip değerlendirilebilecek niteliktedir. Bilirkişi, gündemin 5. maddesi ile alınan kararın, karar nisabı sağlanmadığı ve 7. maddesi ile alınan kararların ise, gündemde olmayan konuların görüşüldüğü gerekçeleri ile batıl olduğunu ileri sürmüş ise de, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere bu hususlar alınan kararların iptalini gerektirdiğinden ve dava yasal bir aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından bu anlamda kararların batıl olduğundan söz edilemez.Açıklanan sebeplerle, dava konusu genel kurul kararlarının iptali ile yokluk ve mutlak butlanla malul olmasını gerektirir bir durum bulunmadığından davanın reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının davasının REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 571,00 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,4-Davalı tarafından yapılan 26,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden;6-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,8-Davalı tarafından yatırılan 22,80 TL istinaf ve temyiz yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 9-İstinaf yargılamasının Yargıtay bozma ilamı sonrasında duruşmalı olarakgerçekleştirilmiş olması nedeniyle, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 16.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,10-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361/1.fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.26/06/2025