T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/663 Esas
KARAR NO:2025/992
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:13/02/2025
NUMARASI:2024/921 Esas, 2025/126 Karar
DAVANIN KONUSU:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285İla 308/h))
KARAR TARİHİ:10/07/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Asıl davanın davacısı .... Şti. ve birleşen davanın davacısı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nin müdürü ve tek ortağı olduğu .... Şti.'nin tüm banka kredilerinde müteselsil kefaleti bulunduğundan kendisinin de şirket yanında konkordato ilan etme gereğinin hasıl olduğunu, 01.07.2021 tarihinde kurulan şirketin ağırlıklı olarak araç alım satımı ve kiralama işi perakende ürünleri ile iştigal etiğini, covid salgını nedeniyle emtia maliyetlerinin yükselmesinin daha fazla sermayeye ihtiyaç duyulması ihtiyacını daha fazla sermaye gerekliliğinin ise kredi ihtiyacını arttırdığını, piyasada yaşanan ihracatta daralma ve pazar sorunu ile dünya geneli ve ülkede yaşanan bu ekonomik sıkıntı sonucunda döviz kurlarının ve buna bağlı olarak kredi faizlerinin de yükselmesinine tüm sektörlerde olduğu gibi şirketin dahil olduğu sektörde de durağanlığa ve daralmaya neden olduğunu, yaşanan bu olumsuzluklara bağlı olarak bankaların yeni kredi kullandırmadığı gibi mevcut kredi limitlerini de kullandırmadığını, şirketin vadesi gelen bütün kredi ödediğini, ancak bu durumun da şirkette ciddi nakit sıkışıklığı ortaya çıkararak ileri tarihli borçların ödenmesi noktasında tehlike yarattığını, ayrıca piyasadaki daralmadan dolayı şirketin alacaklarını tahsilde de sıkıntılar yaşamasının söz konusu olduğunu, şirketin iflası söz konusu olmamakla beraber bu nedenlerden dolayı ödemelerini yapabilmesi için zamana ihtiyacının bulunduğunu, bu nedenlerle şirketin ticari faaliyetlerine devam edebilmesi için konkordatonun zorunlu oluğunu, şirketin borçlarının %100'ünün tasdik kararından itibaren başlamak üzere 36 aylık (3 yıllık) sürede adi borçlara %24 ek faiz ödemesi ile ödenmesinin planlandığını belirterek müvekkilleri bakımından geçici mühlet verilmesine, Mahkemece öngörülen gerekli tedbirlerin alınmasına, kesin mühlet verilmesine, akabinde konkordato talebinin kabulü ve tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; borçlu şirket yönünden; komiser heyeti raporunda, şirketin konkordato kaynakları olarak projede işletme faaliyetinden elde edilecek kâr, dönem başı hazır değerler, alacak tahsili, duran varlıkların satışından sağlanacak gelir olduğu belirtilerek geçici mühlet içerisinde gösterilen performans gözönüne alınarak borçlu şirkete kesin mühlet verilebileceğinin raporlandığı, ancak komiser heyetinin bu iyimser yaklaşımının şirketin mali tablosu ile uyuştuğunu söylemenin mümkün olmadığı, zira konkordato kaynakları arasında gösterilen işletme faaliyetinden elde edilecek kârın gerçekleşeceğinin beklenilmesinin geçmiş dönem kârları dikkate alındığında hayatın ve ticaretin olağan akışına uygun düşmediği, çünkü 59.422,58 TL olan 2024 yılı kârının sonraki yıllarda 10 katına çıkarmanın pek olası görünmediği, aynı şekilde kokordato kaynağının en önemli kalemi olan alacakların tahsili ile alacak seviyesinin düşürülmesine ilişkin olumlu herhangi bir girişimin bulunmadığı, alacakların tahsili ile konkordato borçlarının ödenmesine ilişkin öngörünün tutarlı olmadığı, borçlu şirketin tüm mali tablosuna birlikte bakıldığında, şirketin geçici mühlet tarihinden 31.12.2024 tarihine kadar faaliyetinin bulunmadığı, komiser heyetinin kesin mühlet verilebileceğine ilişkin görüşünün somut verilere dayanmadığı, davacı şirketin revize projesinde öngördüğü satış ve kârlılık hedeflerine ulaşmasının gerek bulunduğu sektör gerekse geçmiş dönem satış ve kârlılıkları birlikte değerlendirildiğinde muhtemel görünmediği, bu tespitlere göre borçlu şirketin, konkordato kaynaklarının projesini uygulamaya yeterli olmadığı gibi kaynak olarak gösterdiği faaliyet kârının da gerçekleştirilebilir olmadığı, buna göre borçlu şirketin konkordatosunun başarıya ulaşma ihtimâlinin bulunmadığı; borçlu gerçek kişi yönünden ise, davacı gerçek kişinin konkordato projesine göre, konkordatosunun başarıya ulaşmasının konkordato talep eden ortağı olduğu şirketin konkordatosunun başarıya ulaşması ihtimaline dayandırıldığı, sunulan projenin kendine özgü konkordato tedbiri veya hedefi içermeyen, tamamen borçlu şirketin konkordato ön projesi üzerine temellendirilmiş projenin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı gerekçelerine istinaden borçlu şirket ve gerçek kişi hakkında verilen geçici mühletin kaldırılarak -borçlu şirketin borca batık olmadığı da gözetilerek- konkordato talebinin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; konkordato komiserleri tarafından hazırlanan rapor olumlu olmasına rağmen Mahkemece bu husus gözardı edilerek davanın reddine karar verildiğini, raporda açıkça şirketin konkordato kaynakları olarak projede gösterilen işletme faaliyetinden elde edilecek kâr, dönem başı hazır değerler, alacak tahsili, duran varlıkların satışından sağlanacak gelir ile geçici mühlet içerisinde gösterilen performans gözönüne alınarak borçlu şirkete kesin mühlet verilebileceğinin belirtildiğini, konkordato yargılamasında mahkemenin davacılar hakkında kanaat oluşturmasındaki en önemli uygulamanın komiser raporları olduğunu, bu raporların, konkordato talebinin başarısız olup olmayacağını belirlemede önemli bir rol oynadığını, raporun aksi yönde karar verilmesi halinde mahkemenin sebeplerini detaylıca açıklama mecburiyeti bulunduğunu, ancak mahkemenin gerekçeli kararında hep muğlak ifadeler ile açıklama yaptığını, sunulan projenin oldukça makul ve alacaklıların alacaklarına erişmesini sağlayacak niteliği haiz olduğunu, İİK'nun 289/3 maddesinde yer alan, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verileceğine yönelik emredici düzenleme ve projenin başarıya ulaşacağını bildiren rapor dikkate alındığında kesin mühlet verilmesi gerektiğini, müvekkillerinin 3 aylık geçici mühlet içerisinde proje kapsamında yapması gereken ticaretin çok daha fazlasını yaptığını, kesin mühlet kararı verilmesi halinde de mahkemenin kesin mühletin bitiş tarihine kadar beklemeksizin projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağını değerlendirebileceğini, bu nedenle sadece 3 aylık kısa bir dönemin değerlendirilmesi ile verilen kararın hatalı ve eksik bir incelemeye dayandığını, davacı müvekkilinin babası ve dostlarının, davacıların keşidecisi olduğu 52 adet çeki alacaklılardan bedellerini hiçbir karşılık beklemeksizin ödemek sureti ile teslim aldığını, çeklerin karşılığının toplamda 75.998.000,00 TL olduğunu, fakat mahkemenin var olan borçların hiçbir şekilde kapanmadığı ve projeye konu borcun olduğu gibi sabit kaldığından bahisle davanın reddine karar vererek yeterli ve gerekli araştırmayı yapmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Talep, davacı şirket ve gerçek kişi hakkında, İİK'nun 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ile konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde davacı şirket ve gerçek kişi vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamından, davacı ... tarafından açılan dava Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/11/2024 tarihli kararı ile işbu dava ile birleştirilmiş olup Mahkemece davacı .... Şti. yönünden 18/11/2024 tarihinden; davacı ... yönünden 21/11/2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, Mahkemenin 13/02/2025 tarihli duruşmasında ise borçluların konkordato taleplerinin reddi ile borçlular hakkında verilen geçici mühletin ayrı ayrı kaldırılmasına dair işbu istinaf başvurusuna konu kararın verildiği anlaşılmıştır.Davacı ...'ye ait konkordato ön projesinde borçların %100'ünün tasdik kararı tarihinden itibaren adi alacakların %24 faizi ile 24 ay içinde aylık eşit taksitler ile ödenmesi teklif edilmiş olup davacı şirketin ise konkordato ön projesinde borçların %100'ünün tasdik kararı tarihinden itibaren adi alacakların %24 faizi ile 36 ay içinde aylık eşit taksitler ile ödenmesi teklif edilmiştir.Davacıların malvarlıklarının rayiç değerlerinin tespiti amacıyla atanan bilirkişiler tarafından rapor düzenlendiği görülmüştür. Konkordato geçici mühlet komiser heyeti tarafından sunulan 06/02/2025 tarihli raporda özetle; rayiç değerlere göre şirketin borca batık olmadığı, kaydi ve rayiç değerlere göre düzenlenen bilançolara göre varlıkları borçlarını karşılamaya yettiğinden şirketin borca batık olmadığı, şirketin 2024 yılının başı ile geçici mühlet aldığı 18.11.2024 tarihi arasında kalan sürede 147.067.238,54 TL net satış gerçekleştirdiği, satışların maliyetinin 136.590.538,10 TL olarak tespit edildiği, bu doğrultuda şirketin brüt satış kârının 10.476.700,44 TL olarak hesaplandığı, faaliyet ile finansman giderleri, enflasyon düzeltmesi kâr ve zararlarının dikkate alınmasıyla birlikte dönem kârının 104.547,58 TL olarak hesaplandığı, geçici mühlet tarihi ile 31.12.2024 tarihi arasında herhangi bir satış gerçekleştiremediği, 45.125,00 TL gidere/maliyete katlanarak bu dönemde 45.125 TL zarar ettiği, davacı gerçek kişinin ön projesinde temel gelir kaynağının ortağı olduğu şirketten aldığı aylık 25.000,00 TL temettü olduğu, toplam 48.427.923,58 TL kefaletten/avalden kaynaklı borcu bulunduğunun belirtildiği, ön projelerde önc çıkarılan asıl gelir kaynaklarının davacı şirket açısından, işletme faaliyetinden elde edilecek kâr, dönem başı hazır değerler, alacak tahsili, duran varlık satışından sağlanacak gelir; davacı gerçek kişi açısından ise özel bir kaynak gösterilmeksizin şirketin konkordato kaynaklarının kendisi için de kaynak olarak gösterildiği, buna göre davacı şirket bakımından, 2028 yıl sonuna kadar 26.429,038,14 TL net kâr öngörüldüğü, öngörülen bu kârın nominal olup enflasyonist süreç, şirketin geçmiş yıllar performansı, kapasitesi, müşteri ağı birlikte değerlendirildiğinde gerçekleşme olasılığının yüksek göründüğü, hatta öngörülen kâr hedefinin ve dolayısıyla kaynak girişinin aşılabileceğinin de değerlendirildiği, şirket tarafından öngörülen alacak tahsilinin, ticari hayatın gereği olup ticari hayatın olağan akışına da uygun olduğu, bunlarla ilgili olarak kısmen yasal takip başlatılmış olup kalan kısma ilişkin hazırlıkların da yapıldığı, bunların bir kısmının kıymetli evraka bağlanmış olması ve tahsilleri için makul bir süre öngörülmüş olmasının kaynak girişine ilişkin önem arzettiği, değeri bilirkişi raporuyla tespit edilmiş şirkete ait 60.315.000,00 TL gayrimenkul bulunmakta olup huradanı kaynak beklenmesinin de ticari hayatın olağan akışına uygun olduğu, ayrıca diğer kaynaklarda gerçekleşme yönünde olumsuz sapmalar olması durumunda bu gayrimenkullerin ilave kaynak olarak değerlendirilebileceği, heyetlerince borçlu şirkete nezaret edilen süre içinde satışlarında konkordatodan kaynaklı bir gerileme olduğu, bununla birlikte satış ağı, teknolojik altyapısı, demirbaşları, stokları (taşıtlar) ile faaliyetlerine devam ettiği, personel maaş ödemelerinde aksama olmadığı, tamamının ödendiği, vergi ve .. borçlarının bulunmadığı, bilançolarında görünen tutarların, bunların tahakkuk tarihleri ile ödeme tarihlerinin farklı olmasından kaynaklandığının tespit edildiği, bu tespitlere göre şirketin mali durumunu iyileştirme ihtimalinin yüksek olduğu kanaatine varıldığı; davacı gerçek kişi bakımından, davacının rayiç değeri toplamı 7.250.000,00 TL olan 2 adet gayrimenkulü bulunmakta olup başkaca önem arz eden varlığı ve gelirinin bulunmadığı, ön projede belirtilen şirketin banka kredi borçlarına kefaletten kaynaklı 48.427.923,58 TL borcun bulunduğu hususunun heyetlerince de tespit edildiği, davacı tarafından sunulan proje incelendiğinde, konkordatosunun başarıya ulaşmasının konkordato talep eden ortağı olduğu şirketin konkordatosunun başarıya ulaştırması ihtimaline dayandırıldığı, sunulan projenin, kendine özgü konkordato tedbiri veya hedefi içermeyen tamamen borçlu şirketin konkardato ön projesi üzerine temellendirilmiş olduğunun anlaşıldığı,bu kapsamda heyetlerince, borçlarına ilişkin ayrı konkordato kaynağı sunamayan davacı gerçek kişinin konkordatosunun başarıya ulaşma ve mali durumunu iyileştirme ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığı, şirketin bir taraftan yoğun bir satış artırma çabası gösterirken diğer taraftan da maliyetleri düşürmek için çeşitli girişimlerde bulunduğu, bu kapsamda ön projelerde yer alan tedbirlerin gerçekleşmesi halinde şirketin içinde bulunduğu finansal krizden çıkması muhtemel olup bu tedbirlerin borçlunun mali durumunu iyileştirmek için yeterli olduğu, şirketin, satış ağı, teknolojik altyapısı, demirbaşları, stokları, taşıtlar ile faaliyetine devam ettiği, sunulan konkordato kaynaklarının makul görüldüğü ve borçlu şirketin mali durumunu iyileştirme ihtimalinin yüksek olduğu, bu çerçevede, şirketin faaliyetine devam etmesi ve borçlu şirkete kesin mühlet verilmesi halinde alacaklıların alacaklarını konkordato mühleti sonunda ön projede öngörülen şekilde tahsil etmesinin gerçekçi bir ihtimal olduğu kanaatine varıldığı, borçlunun konkordato sürecinde doğmuş bütün borçlarının heyetlerinin onayıyla yapıldığı, şirketin geçici mühlet sürecinde alımlarının genellikle vadeli olup komiser onayı ile doğan borçlarda herhangi bir risk görünmediği, bir başka ifade ile şirketin faaliyetinin gerektirdiği maliyet ve giderlerin ödenmesi hususunda hali hazırda bir olumsuzluk bulunmadığı, şirketin öngörülen ciro ve kârlılıkları ile cari dönemde vergi, .... ve personel borcu bulunmadığı hususları birlikte dikkate alındığında, 2004 sayılı İİK'nun 206'ncı maddesinin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklar kapsamındaki işçi alacaklarının tam olarak ödenmesinin mümkün görüldüğü kanaatine ulaşıldığı, şirket tarafından sunulan ön projede belirtilen iflâs durumunda varlıklarının 134.095.790,67 TL ile paraya çevrilebileceğine ilişkin değerlendirmenin heyetlerince de uygun görüldüğü, iflâs durumunda öncelikle kamu borçları, personel borçları, rehinli borçlar, mühlet içinde komiser izniyle akdedilmiş borçların ödeneceği ve kalan tutardan adi borçların ödeneceği dikkate alındığında, iflâs durumunda adi borçların ödenme oranının %59,29 olduğu, buna karşılık konkordatonun tasdiki durumunda adi alacaklılara, alacaklarının %100'ünün ilave %24 faizle birlikte ödenmesinin öngörüldüğü, 18.11.2024 geçici mühlet tarihi itibariyle, davacı şirketin imtiyazlı alacaklar dahil toplam borç tutarının 192.279.413,92 TL, alacaklı sayısının ise 44 kişi olduğunun tespit edildiği, şirketin sahip olduğu satış ağları, teknolojik altyapıları, demirbaşları, stokları (taşıtlar) ile faaliyetine devam ettiği, geçici mühlet aldıkları tarihten son mali tabloların düzenlendiği tarihe kadar satış ve kârlılık bakımından gösterdikleri makul performans, personel ve vergi-... borcunun bulunmadığı, sunulan konkordato kaynaklarının gerçekçi ve gerçekleşebilir olmaları, satış artırma ve maliyetleri düşürmeye yönelik azami çaba içinde olmaları hususları birlikte dikkate alındığında, borçlu şirketin konkordato kapsamında borçlarını ödemesinin ihtimal dahilinde olabileceği ve nihai olarak şirkete kesin mühlet verilebileceği, borçlarına ilişkin ayrı konkardato kaynağı sunamayan ve malvarlığı borçlarına yetmeyen davacı gerçek kişinin konkordatosunun ise başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı belirtilmiştir.Uyuşmazlık, davacı şirket ve gerçek kişinin konkordato projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı, buna göre kesin mühlet şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.Davacı ... yönünden istinaf başvurusunun değerlendirilmesi;"...Konkordato isteminde bulunan her bir davacı için ayrı konkordato ön projesi sunulmalı, İİK’nın 305. maddesinde konkordatonun tasdiki için aranan şartlar her bir davacı için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Somut olayda, davacılar ... ve .... ayrı konkordato ön projesi sunmuş olsa da ödeme planları ve ödeme tekliflerinin davacı şirketin projesiyle aynıdır. Öte yandan davacı gerçek kişiler, davacı şirketin konkordato projesine nakit finansması sağlayarak ve alacaklarından vazgeçerek katkı sağlayacaklarını beyan etmektedir. Oysa kendi ticari mevcudiyetleri dahi bizatihi şirkete bağlı olduğu gibi konkordatoya tabi olan borçları için ayrı bir kaynakları, malvarlıkları ve özgün projeleri bulunmamaktadır. Bu durumda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından davacı gerçek kişiler yönünden konkordatonun tasdikine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/571 Esas 2022/4223 Karar sayılı ilamı).Kefil, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmelidir (Yeni Konkordato Hukuku, Editör Selçuk Öztek, 2. Baskı, sh. 148).Somut uyuşmazlıkta, davacı ...'nin tek ortağı ve müdürü olduğu şirketin banka kredi borçlarına kefaletten kaynaklı 48.427.923,58 TL borcu bulunmaktadır. Davacı gerçek kişiye ait konkordato ön projesinde borçların %100'ünün tasdik kararı tarihinden itibaren adi alacakların %24 faizi ile 24 ay içinde aylık eşit taksitler ile ödenmesi teklif edilmiş olup şirketin borçlarının ödenmesi ile davacı gerçek kişinin de borçlarından kurtulmuş olacağı belirtilmiştir. Ne var ki, davacı gerçek kişinin, ortağı ve yetkilisi olduğu diğer davacı şirketten bağımsız bir projesi bulunmadığı gibi projesinin başarısının da, yine bu şirketin projesinin başarısına bağlı kılınarak tamamen bu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği, ayrıca sunulan projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği dikkate alındığında bağımsız ve kendine özgü tedbir içermeyen konkordato projesi başarıya ulaşamayacağından Mahkemece, iflasa tabi olmayan davacı gerçek kişi yönünden kesin mühlet ve konkordatonun tasdiki taleplerinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.Davacı .... Şti. yönünden istinaf başvurusunun değerlendirilmesi;Konkordato talep eden borçlu, ön projede, faaliyetine devam etmek ve konkordatoyu başarılı kılmak için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını mutlaka açıklamalıdır. Bu çerçevede, ön projede, özellikle, konkordato mühleti içinde işletme sermayesinin nasıl sağlanacağı açık ve net bir şekilde gösterilmelidir.Öte yandan, alacaklılara ödeme yapılabilmesi için gerekli mali kaynağın nasıl elde edileceği açıklanmalıdır; bu doğrultuda, ortakların yeni sermaye getirmeleri veya sermayeyi karşılıksız tamamlamaları, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, -güç olmakla birlikte- işletmenin bir bankadan kredi bulması gibi yöntemler ilk akla gelenlerdir (Prof Dr. Selçuk Öztek, Prof Dr.Ali Cem Budak, Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel, Doç.Dr. Serdar Kale, Doç. Dr. Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku, 3. Baskı, Ankara 2023, s. 215-216). Kanun koyucu borçluya kesin mühlet verilmesini "iyileşme" ve "konkordatonun tasdiki" ihtimallerini birlikte barındıran "konkordatonun başarıya ulaşma ihtimali" içinde değerlendirdiğine göre borçlunun, projesinde hem mali durumunu düzeltme ihtimalini hem de konkordatonun tasdiki imkanını yaklaşık olarak ispatlaması halinde kesin mühlet verilmesi değerledirilebilir (Prof Dr. Selçuk Öztek, Prof Dr.Ali Cem Budak, Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel, Doç.Dr. Serdar Kale, Doç. Dr. Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku, 3. Baskı, Ankara 2023, s. 312).İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt). Komiser heyeti raporunda, şirketin 2024 yılı dönem kârı 59.422,58 TL olarak hesaplanmış olup buna göre gelecek yıllarda gerçekleşmesi beklenen olası kâr miktarı ile şirketin, konkordato kaynakları arasında gösterilen faaliyetin devamı ile öngörülen kâr hedefine ulaşmasının beklenmesi Mahkemece de doğru olarak belirtildiği üzere hayatın ve ticaretin olağan akışına uygun düşmemektedir. Bunun dışında şirketin, geçici mühlet aldığı 18/11/2024 tarihinden 31/12/2024 tarihine kadar olan dönemde herhangi bir satış gerçekleştiremediği, konkordato kaynakları arasında elde edilmesi beklenen en yüksek kaynak hedefi olarak gösterilen alacakların tahsili ile alacak seviyesinin düşürülmesine yönelik yeterli sayılabilecek somut olarak ortaya konulan olumlu gelişme ve girişimlerin bulunmadığı, ayrıca alacakların tahsili ile kaynak girişinin sağlanarak borçların ödeneceğine yönelik öngörünün de şirketin mali tablosuna göre gerçekçi ve tutarlı olmadığı, yine şirket aktifinde bulunan kaynak olarak değerlendirilebilecek gayrimenkullerin rayiç değeri 60.315.000,00 TL olarak hesaplanmış ise de, neredeyse tamamı ipotekle yüklü olduğundan bunların rayiç değerinde satılmalarının da mümkün görünmediği anlaşılmakla konkordato kaynaklarına yönelik yapılan bu değerlendirmeler dikkate alındığında komiser raporunda bildirilen olumlu görüşün aksine konkordatonun başarıya ulaşma olasılığından bir başka anlatımla konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip olduğundan söz edilemez. Bu nedenlerle Mahkemece yapılan değerlendirme ve buna göre varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düştüğünden tesis edilen karar isabetli olup davacılar vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/921 Esas, 2025/126 Karar sayılı ve 13/02/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacılar vekillerinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince asıl ve birleşen davalar bakımından ayrı ayrı alınması gereken 615,40 TL istinaf harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı ...tarafından fazladan yatırıldığı anlaşılan 615,40 TL istinaf karar harcı ile 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talebi halinde adı geçen davacıya İADESİNE, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İİK'nun 293/2 fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/07/2025