T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/588 Esas
KARAR NO:2025/986
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:24/02/2025
NUMARASI:2025/16 Esas, 2025/125 Karar
DAVA:Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)
KARAR TARİHİ:10/07/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ticari kayıtları ve konkordato ön projesi incelendiğinde; her ne kadar mücbir sebeplerden dolayı mevcut durumda şirket borçlarını ödeyemez hale gelmiş olsa da şirketin ve şirket ortağı olan müvekkilinin mal varlıkları, kârlılık oranı ve cirosu gözetildiğinde yaratılacak kaynak ve ek kaynaklar ile müvekkillerinin içine düştüğü ödeme güçlüğünü yenerek faaliyetlerini sürdürebileceklerini, müvekkillerinin konkordato projesinin şirketin öz varlığının ortaya çıkmasına büyük yardımının dokunacağını, ödeme projesinin öngörülen şekilde uygulanacağını, gerekli tedbirlerin mahkemece alınması ve devam eden işlerden beklenen gelirin şirket aktifine girmesi halinde şirketin borcunu ödeyemez durumdan kurtulabileceğini, bu durumda müvekkillerine borçlarını yapılandırma mühleti ve fırsatı verilmeden iflasa sürüklenirlerse onları, alacaklıları, şirket çalışanlarını ve ailelerini mağdur edeceğini, devletin vergi alacaklarından mahrum kalması gibi doğrudan ve dolaylı olarak piyasadaki bir çok gerçek ve tüzel kişiye zincirleme şekilde büyük zararlar vereceğini, daha önce İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021-407 Esas sayılı dosyası ile konkordato talebinde bulunulduğunu, süreç boyunca komiser heyetinin yanlış yönlendirmeleri nedeniyle revize projenin oluşturulmasında problemler yaşandığını, yine komiser heyetince alacaklı nisabının oluşmasında çeklerden kaynaklanan alacakların dikkate alınmaması nedeniyle olumlu sonuç alınamadığını, müvekkillerinin son dönemde ülkemizde yaşanan ekonomik kriz, kur değişimleri ve artan maliyetler, gayrimenkul alımlarının artan kur ve faiz oranları sebebiyle daralması sebebiyle şirket yapısının değişen ekonomik çevre koşullarına göre ayarlanması ve yeni koşullara uyum sağlayarak daha sağlıklı bir şekilde faaliyetlerine devam edebilmesi için bir konkordato ön projesi hazırlanması kararı alındığını, müvekkili şirketin yüksek kapasite ile çalışan, işleyen, üretime devam eden ve ekonomik krize rağmen bir çok aileye ekmek kapısı olan bir kuruluş olduğunu, davacıların ödeme güçlüğüne düşmesi sebebiyle vadesi gelen borçlarını ödemeyemediklerini, müvekkili şirket aleyhine icra takipleri yapıldığını ve yapılmaya devam edildiğini belirterek İİK 287. maddesi muvacehesinde müvekkili şirket ve şirket ortağı hakkında üç ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, konkordato teklifine ilişkin prosedürün işletilmesi kapsamında müvekkili şirket ve ortağına en az bir yıl süre ile kesin mühlet kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.Davaya müdahale eden bir kısım alacaklılar vekilleri, konkordato koşullarının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; dava dosyasına sunulu bulunan belgeler ve komiser heyeti tarafından sunulan raporlar birlikte değerlendirildiğinde, İİK.nun 297/3 madde hükümleri gereğince borçlu gerçek ve tüzel kişi davacıların komiserlerin ihtarlarına aykırı davrandığı, İİK.nun 292/b madde hükmü gereği konkordatonun başarıya ulaşamayacağı belirlendiğinden koşulları bulunmayan konkordato isteminin reddi ile tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacılar vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili şirketin dava dosyasına sunulan ön projeye harfiyen uyduğunu ve şirketin mali tablosunu pozitif yönde değiştirmek için gereken tüm gayreti gösterdiğini, ön proje incelendiği taktirde müvekkili şirketin asla alacaklıları zarara uğratmak gibi bir gayesinin olmadığını, aksine şirketin finansal durumunu her geçen gün olumlu yönde değiştirecek şekilde bir proje sunulduğunu,projenin süreci sürüncemede bırakmaktan ziyade realist bir planlama ile konkordatoyu başarıya ulaştırma ihtimalinin ne denli yüksek olduğunun da açıkça ortada olduğunu, müvekkillerine gelen kıymetli evraklar hiç değerlendirilmeden karar verildiğini, 04.02.2025 tarihli Geçici Komiser Heyeti ön raporunda müvekkili şirket hakkındaki değerlendirmesinin "Davacı şirket 2021 yılında 36.591,52 TL, 2022 yılında 69.798,11 TL, 2023 yılında 111.619,04 TL ve 2024 yılının 10 aylık döneminde 178.676,20 TL net kar elde etmiştir.Yaklaşık dört yıllık karı 396.68,87 TL'dir.Davacı şirketin mevcut finansal yapısı ve geçmiş dönem faaliyet ve karlılığı göz önüne alındığında beş yıllık bir süre bu tutarda (23.548.792,12 TL) bir kar elde edilmesi olanaklı görülmemektedir." şeklinde olduğunu, geçici komiser heyeti raporu hazırlanırken yalnızca kağıt üzerindeki soyut değerlemelerin nazara alındığını, ülkenin ve dünyanın içerisinde bulunduğu kriz ortamı değerlendirilmeden rapor sunulduğunu, bu haliyle sunulan raporun gerçekçi olmaktan uzak olduğunu, hüküm kurulurken dikkate alınmaması gerektiğini, müvekkili şirketin büyüme adına yatırımlar yaparak iş hacmini büyütmekte olduğunu, bu hususta şirketin büyümesi için harcama yapıldığını ve mali tablolarda kar oranlarının düşük çıktığını, ancak her ne kadar tablolar üzerinde kar oranları düşük gözükse de müvekkili şirketin yapmış olduğu yatırımlar ile uzun vadede oldukça başarılı bir planlama ile hareket ettiğini, bu sürecin oturmasıyla da müvekkili şirketin ticari faaliyetleri, cirosu, net karı ve iş hacminin artacağını, nitekim yapılan yatırımlarla planlanan durumunda bu şekilde olduğunu, müvekkili şirketin yalnızca 20 gün içerisinde 8.328.366,04 TL tutarında satış gerçekleştirdiğini, gelecekte bu tutarlardan da oldukça büyük artışların gerçekleşeceğini, müvekkili şirketin konkordato sürecinde ki nihai amacının alacaklıları zarara uğratmadan, tüm borçlarını sunulan projede belirtilen şekilde ödemek ve şirketin faaliyetlerine devam etmesini sağlamak olduğunu, bu amacın gerçekleştirilmesi için ön projede müvekkili şirketin tek pay sahibi olan ...'in taşınmazlarının satılmasıyla elde edilen tutar ile şirkette yapılacak olan sermaye artışıyla konkordato kaynaklarının artırıldığını, müvekkili şirketin iyi niyetli olduğunun yapılan taşınmaz satışlarından elde edilen gelirin şirket bütçesine aktarılmasından ve sunulan tüm evraklardan da anlaşıldığını, ancak komiser heyeti tarafından bu hususlar göz ardı edilerek rapor hazırlandığını, mahkemece bu eksik ve hatalı rapor dikkate alınarak karar verildiğini, 04.02.2025 tarihli Geçici Komiser Heyeti Ön Raporunda "Yine 77.908.954,90 TL alacak tutarının tamamının tahsil edilebilir olarak raporlandığı, tüm alacağın tahsil edilebilir olduğunun dayanakları ile açıklanması gerektiği, bu alacak tutarına ilişkin mutabakat metinlerinin dosyada yer almadığı" şeklinde tespitlerde bulunulduğunu, konkordato geçici mühlet kararının yılın ilk ayı olan Ocak ayı olmasından kaynaklı olarak cari hesaplar kapanmadığından mutabakatların hazırlanmasında aksamaların meydana geldiğini, ancak alacakların reel alacaklar olduğunu, nitekim bizzat raporda da 77.908.954,90 TL alacağın tahsil edilebilir reel alacaklar olduğunun açıkça belirtildiğini, müvekkili şirket tarafından alacaklara ilişkin mutabakatların tamamlandığını, alacakların reel alacak olduğunun ortaya konduğunu, ancak bu hususun göz ardı edildiğini, müvekkili şirketin konkordato projesine aykırı davrandığı yönünde değerlendirmede bulunulduğunu, raporlardaki eksik incelemelerin hatalı karar verilmesine sebep olduğunu, 04.02.2025 tarihli raporda resmi bankacılık hareketlerinin tamamlanmamasına ilişkin bir değerlendirme yapılmışsa da, bu durumun müvekkili şirketin ödemeleri ilgili olarak resmi bankacılık hareketlerinin tamamlanmaması ve konkordato komiser onaylı banka hesabı açılması hususunda yaşanan problemden kaynaklandığını, müvekkili şirket tarafından Konkordato Komiseri onaylı banka hesabına ilişkin olarak hesap açma başvurusunda bulunulduğunu, müvekkili şirketin gereken tüm işlemleri yapmasına rağmen gerekli işlemlerin banka tarafından süresinde tamamlanmadığını ve bu nedenle müvekkili şirketin resmi konkordato depo hesabından işlemlerini yürütemediğini, bununla birlikte müvekkili şirket alacaklıların büyük ölçüde şirketi kötülemek suretiyle, müvekkili şirketin sektördeki itibarını zedeleme çabaları ve alacaklarını kötü niyetli olarak tahsil etme amacıyla şirket merkezine gelerek problem çıkarmaları gibi durumlardan kaynaklı olarak müvekkili şirketin ancak şubat ayında ticari faaliyetlerine başlayabildiğini, müvekkil şirket alacaklıları tarafından yoğun tehdit altında kalınarak mağdur olduklarını, müvekkil şirketin alacaklılar nedeniyle büyük problemler yaşadığını, ticari faaliyetine devam etmesinin engellendiğini, ayrıca müvekkili şirketin ticari faaliyetinde kullandığı araçlara yakalama ve haciz işlemi uygulandığını ve banka hesaplarının da haciz blokeli olduğunu, icra dairelerine yapılan başvuruların uzun süre sürüncemede bırakıldığını, icra dairesinde yaşanan aksaklıklar nedeniyle de müvekkili şirketin ticari faaliyetleri büyük ölçüde zedelendiğini, ancak müvekkili şirketin yaşanan tüm aksaklıklara rağmen ticari faaliyetlerini yürütebilmek adına üstün bir gayret göstererek konkordato projesine harfiyen uyduğunu, müvekkili şirket yetkililerinin yargılama süresi boyunca kendisinden istenen gerekli tüm evrakları ivedilikle temin ederek dosyaya sunduklarını, ayrıca süreç içerisinde resmi hesap açılışı işlemlerinin bankadan kaynaklı olarak aksadığını, ödeme onayları hususunda yaşanan aksaklıktan müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkil şirketin resmi hesap için gerekli başvuruları yaparak sorumluluğunu yerine getirdiğini, gerek müvekkili şirketin süreç boyunca üzerine düşen tüm sorumlulukları konkordato projesine harfiyen uyarak yerine getirmesi gerekse de müvekkili ...'in kendi üzerine kayıtlı taşınmazları satarak buradan elde edilen geliri şirketin konkordato süreci için şirket hesabına aktarması göz önüne alındığında mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılarak müvekkili şirket ve ... hakkında konkardato kararı verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibariyle 7101 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 285 ve devamı maddeleri gereğince geçici mühlet ve akabinde kesin mühlet kararı verilerek konkordatonun tasdikine ilişkindir.Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş, yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, talebin, davacı şirketin muamele merkezi ile davacı gerçek kişilerin yerleşim yeri Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığı ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde belirtilen şekilde davacılar vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamından; mahkemece İİK'nın 286. maddesinde sayılan belgelerin eksiksiz olarak sunulduğu belirtilerek davacılar lehine 10.01.2025 tarihinden geçerli olmak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği ve geçici komiser heyeti atandığı, mahkemece 24.02.2025 tarihli duruşmada geçici mühlet kaldırılarak davacıların kesin mühlet verilmesi talebinin reddine karar verilmiş olup davacılar vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu uyuşmazlık; davacılara kesin mühlet verilmesi gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır.04.02.2025 tarihli komiser heyeti raporunda; mahkemece geçici konkordato komiseri olarak görevlendirmeleri üzerine 20.01.2025 tarihinde şirket yetkilisi ve vekili ile toplantı yapıldığı; göreve başlanarak tutanak tutulduğu, komiser heyetinin yetki ve görev sorumlulukları hakkında bilgilendirmede bulunulduğu, şirkete ve temsile yetkili kişilere gerekli ihtarın yapıldığı, İİK m. 286. sıralanan belgelerin davacı şirket tarafından eksiksiz sunulduğu, borçlu şirketin 31.10.2024 tarihli mali tablosu esas alınarak konkordato başvurusu yaptığı, şirketin kendi sunduğu projedeki kayıtlara göre borca batık olmadığı, borçlu şirketin Ocak 2024 tarihli ön projesinde projenin tasdik edilmesinden itibaren %100'ünü 36 ay vadede %24 faiz ile eşit taksitler halinde ödemeyi tektif ettiği, borçlu şirket tarafından sunulan konkordato ön projesindeki kaynak yapısına göre şirketin 2029 yılı sonuna kadar faaliyet karından 23.548.792,12 TL, dönem başı nakit mevcudu ve hazır değerler kaleminden 977.970,51 TL alacak seviyesinin düşürülmesinden 77.908.954,90 TL, sermaye artışından 7.500.000,00, sipariş avansından 12.202.035,80 TL ve ortak taşınmaz satışından 10.000.000,00 TL kaynak elde edeceği, bu kaynak ile 128.059.297,2 TL borç karşılayacağı belirtildiği, davacı 30.10.2024 tarihi itibariyle şirketin 178.676,20 TL kar elde ettiği, iki aylık kar hedefinin 7.800,29 TL olduğu, davacı şirketin en önemli kaynağını 23.548.792,12 TL net kar hedefi ile 77.908.54,90 TL alacaklar bakiyesi oluşturduğu, şirketin geçmiş dönem faaliyet yapısı göz önüne alındığında hedeflenen net kar tutarına ulaşmasının olanaklı görülmediği, yine 77.908.954,90 TL alacak tutarının tamamının tahsil edilebilir olarak raporlandığı, tüm alacağın tahsil edilebilir olduğunun dayanakları ile açıklanması gerektiği, bu alacak tutarına ilişkin mutabakat metinlerinin dosyada yer almadığı, 20.01.2025 tarihli 1 no'lu geçici konkordato komiseri kararı ile mali tablolar ile ilgili ön çalışmaya ilişkin istenilen belgelerin bildirildiği, istenilen belgelerin en geç iki hafta içerisinde sunulması istenilmiş olup borçlu şirket tarafından heyetimize herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, geçen zamanda tarafımızdan herhangi bir ödeme onayı alınmadığı,şirket yetkilisine telefon ile ulaşılamadığı, şirket vekilinden eksikliklerin giderilmesi talep edildiği, ancak sonuç alınamadığı, borçlu şirket tarafından geçici mühlet tarihi olan 10.01.2025 tarihli mali verilerin heyete sunulmadığı, davacı ... tarafından sunulan konkordato ön projesinin tamamen davacı şirketin finansal yapı ve başarısına bağlanmış olduğu, ayrı bir proje sunulmadığı, borçlu Şirket konkordato ön projesinde özellikle konkordato kaynaklarının inandırıcı olmadığı, şirket yetkililerinin talep edilen belgeleri vermemeleri, ödeme onayı almamaları ve ciddiyetten uzak davranışları göz önüne alındığında konkordatonun başarıya ulaşma ihtimali bulunmadığı yönünde görüş ve kanaate varılmıştır. 24.02.2025 tarihli komiser heyeti raporunda; a-... Şirketi yönünden; konkordato talep eden şirketin geçici mühlet tarihi olan 10.01.2025 inceleme dönemi itibariyle teknik bilirkişi tespitleri doğrultusunda belirlenen rayiç değerlere göre öz varlığının 10.338.802,70 TL pozitif seviye olduğu, diğer bir ifade ile davacı Şirketin borca batık olmadığı, konkordato talep eden şirket tarafından ibraz edilen son bilanço tarihi olan 10.01.2025 dönemi gelir tablosuna göre davacı şirketin herhangi bir satış işleminin olmadığı, faaliyet giderlerinden kaynaklı olarak 14.104,78 TL zarar ettiği, konkordato talep eden şirketin 11.01.2025 - 31.01.2025 tarihleri arasından satış işlemlerine ilişkin olarak KDV dahil 8.328.336,04 TL satış faturası ibraz ettiği, satış dönemine ilişkin ticari defter kayıtları ibraz olunmadığından işlemlerin doğrulanamadığı, ayrıca bu satış işlemleri ve bedelinin nasıl tahsis edileceği gibi bilgilerin heyete verilmediği, davacının geçen sürede herhangi bir işlem için heyetten onay almadığı, şirketin işleyişi ile ilgili heyete bilgi vermediği, yapılan ihtarlara rağmen şirketin işleyişi ile ilgili heyete bilgi vermeyerek İİK'nın 297/3 maddesine aykırı davrandığı, davacı şirkete ait ibraz olunan 10.01.2025 tarihli mali tablolar ile detay mizan arasında çelişki bulunduğu, biribirini doğrulamadığı, davacı şirket kayıtlarında bir adet taşıtın kayıtlı olduğu, yapılan teknik bilirkişi incelemesinde davacı şirketin 6 adet taşıtın bulunduğunun tespit edildiği, yine toplam rayiç değeri 1.535.000,00 TL olarak belirlenen 11 adet demirbaşın davacı şirket ticari defter kayıtlarında yer almadığı, davacı şirket tarafından taşıtların ve demirbaşların gerek konkordato ön projesinde gerekse ticari defter kayıtlarında yer almaması, heyetten herhangi bir konuda onay alınmaması, geciçi mühlet tarihi itibariyle süresinden sonra verilen mali tablolar ile detay mizanın uyumlu olmaması hususları bir bütün olarak ele alındığında davacı şirketin dürüstlük kuralına uygun hareket etmediği, bu tespitlerin yanında davacı şirket tarafından sunulan konkordato ön projesinin özellikle net kar hedeflerinin ve konkordato kaynaklarının yetersiz olması sebebi ile uygulanabilir olmadığı, gelecek dönemde olumlu bir tabloyla karşılaşabileceği konusunda bir kanı elde edilemediği, bu nedenle borçlu şirketin yapısal iyileşmeyi sağlayarak konkordato teklifinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı yönünde görüş ve kanaate varılmıştır. b-... yönünden; davacı ... tarafından sunulan konkordato teklifinin tüm borçlarının %100'ünü 3 yıl içerisinde 36 aylık eşit taksitler halinde %24 ek faiz ödemesi yapılacağı şeklinde olduğu, bu hali ile davacı şirket ile davacı ...'in konkordato tekliflerinin aynı olduğu, davacı ...'in konkordato ön projesinde bankalardan kullandığı bütün kredilere tüm malvarlığı ile şahsen kefil olduğu ve şirketlerinin riskini de şahsen paylaştığı,...''in bankalara kefil olduğu, bu borçların 70.516.829,77 TL olduğunun ifade edildiği, ancak davacı şirket ticari defter kayıtlarında herhangi bir banka borcu bulunmadığı, davacı şirkete ait konkordato ön projesindeki borç listesi incelendiğinde de banka borcunun beyan edilmediği, konkordato talep eden ...bakımından, Ocak 2025 tarihli ön projeye göre konkordato talep eden şahsın ayrı, bağımsız mali kaynağının bulunmadığı, projesini tamamıyla şirketin ön projesine dayandırdığı sonucunun ortaya çıktığı yönünde görüş ve kanaate varılmıştır. Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir. İİK'nın 289/1. maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir. İİK'nın 288/1. ve 287/5. maddeleri yollaması ile geçici mühlet içinde uygulanacak İİK'nın 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir. Bu durumlardan biri de aynı maddenin b bendinde; konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hali olarak düzenlenmiştir.Yani, konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması, kesin mühletin kaldırılmasını gerektiren hallerdendir.Mühlet içinde, iyileşmenin ya da alacaklıların konkordatoyu kabulünün mümkün olmayacağının anlaşılması ya da konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin açık olması, tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması halinde de konkordato mühleti kaldırılarak talep reddedilecek ve şartlar yerine gelmişse borçlunun iflasına karar verilebilecektir."...Konkordato isteminde bulunan her bir davacı için ayrı konkordato ön projesi sunulmalı, İİK’nın 305. maddesinde konkordatonun tasdiki için aranan şartlar her bir davacı için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Somut olayda, davacılar ... ve ... ayrı konkordato ön projesi sunmuş olsa da ödeme planları ve ödeme tekliflerinin davacı şirketin projesiyle aynıdır. Öte yandan davacı gerçek kişiler, davacı şirketin konkordato projesine nakit finansması sağlayarak ve alacaklarından vazgeçerek katkı sağlayacaklarını beyan etmektedir. Oysa kendi ticari mevcudiyetleri dahi bizatihi şirkete bağlı olduğu gibi konkordatoya tabi olan borçları için ayrı bir kaynakları, malvarlıkları ve özgün projeleri bulunmamaktadır. Bu durumda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından davacı gerçek kişiler yönünden konkordatonun tasdikine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/571 Esas 2022/4223 Karar sayılı ilamı).Borçlu gerçek kişi firmasının konkordato teklifinin bir kısmı, yetkilisi olduğu davacı şirketin şirketin banka ve finans kurumlarına olan kredi borçlarına kefil olmasından kaynaklanmaktadır. Tüzel kişi ve kefillerinin konkordato taleplerinin aynı dilekçede birleştirilmesi mümkün olmakla birlikte konkordatonun tasdiki için aranan şartların her bir borçlunun şahsında gerçekleşmesi gerekir. Kefil, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmelidir (Yeni Konkordato Hukuku, Editör Selçuk Öztek, 2. Baskı, sh. 148).Somut olayda, karar tarihi gözetildiğinde komiser heyetinin 24/02/2025 tarihinde sundukları ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli raporda, borcu batıklık konusunda yeterli ve gerekli inceleme ve değerlendirmelerin yapılarak yapılan hesaplama uyarınca borçlu şirketin borca batık durumda olmadığı ve konkordato projesinin ciddi, inandırıcı ve uygulanabilir olmadığı tespit edilmiştir. Konkordato projesinde sağlanacak kaynağın dayanakları ile açıklanması, nesnel ve gerçek kaynakların gösterilmesi gerekir. Buna göre davacı şirketin borç ödeme kaynaklarının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin belirsiz olması, kaynakların sağlanacağına yönelik dosyada yeterli bilgi ve belge bulunmaması karşısında davacı şirkete ait konkordato projesi başarıya ulaşamayacağından ve ayrıca İİK'nın m. 292/c gereğince davacı şirket tarafından konkordato komiseri talimatlarına aykırı davranıldığından mahkemece, davacı şirket yönünden kesin mühlet verilmesi ve konkordatonun tasdiki taleplerinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Davacı gerçek kişi yönünden konkordato ön projesi sunulmuş olsa da, ödeme planları ve ödeme tekliflerinin borçlu şirketin projesiyle aynı olduğu, buna göre borçlu gerçek kişilerin, şirketten bağımsız projesi bulunmadığı gibi projelerinin başarısının da, borçlu şirketin projesinin başarısına bağlı kılınarak tamamen borçlu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği, sunulan projelerin kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği anlaşıldığından ve ayrıca İİK'nın m. 292/c gereğince davacı gerçek kişi tarafından konkordato komiseri talimatlarına aykırı davranıldığından mahkemece davacı gerçek kişinin kesin mühlet verilmesi talebinin reddedilmesinde de isabetsizlik görülmemiştir. Sonuç itibariyle, hem borçlu şirketin hem de gerçek kişi tacirin konkordatoyu başarıya ulaştırması mümkün olmadığı gibi konkordato komiseri talimatlarına da aykırı davranıldığından mahkemece konkordatonun tasdiki taleplerinin reddine yönelik tesis edilen karar usul ve yasaya uygundur.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/16 Esas, 2025/125 Karar sayılı ve 24/02/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf maktu karar harcından davacı ... tarafından peşin maktu ve nispi olarak yatırılan toplam 1.233,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 618,40 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı ...'e İADESİNE,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf maktu karar harcından davacı ... Şirketi tarafından peşin maktu ve nispi olarak yatırılan toplam 1.233,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 618,40 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı ... Şirketi'ne İADESİNE,4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİİK’nun 293/2. maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 10/07/2025