T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/171 Esas
KARAR NO: 2025/459
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/10/2024
NUMARASI: 2023/930 Esas, 2024/1066 Karar
DAVA: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285
İla 308/h))
KARAR TARİHİ: 20/03/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacıların faaliyetlerine devam edebilmesi ve malvarlıklarının korunabilmesi için İcra ve İflas Kanununun 287, 288., 294, ve 295. maddeleri gereğince tensiben ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve şirkete komiser tayinine, müvekkilli davacıların konkordato talebinin kabulü ile İcra ve İflas Kanunu'nun 287. maddesi gereğince 3 aylık geçici mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde işbu müddetin 2 ay daha uzatılmasına, geçici mühlet kararının İİK.'nın 288. maddesi çerçevesinde ilanına, geçici mühlet neticesinde İcra ve İflas Kanunu'nun 289. maddesi gereğince bir yıllık kesin mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararının 6 ay daha uzatılmasına, kesin mühlet kararının ilanına, yargılama neticesinde İcra ve İflas Kanunu'nun 305. vd. maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine, tasdik kararının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacılar hakkında yapılan tespitlere ilaveten yapılan genel değerlendirmede revize projede öngörülen net satış hedeflerini davacı ... şirketinin % 31,72, davacı ... şirketinin % 4,50, davacı ... şirketinin % 0,01 oranında gerçekleştirdiği, her üç şirketin dönem sonunda zarar raporladığı, şirketlerin satış ve kar üretme kabiliyetlerinin kalmadığı, borçlu şirketler tarafından sunulan revize projelerde şirketlerin borç ödeme kaynakları arasında "şirket ortağı babasının kefil olduğu borç miktarınca şirkete kaynak aktarımı"nın gösterildiği, projelere göre şirketlere devredileceği belirtilen gayrimenkullerin devir işlemlerinin gerçekleştirilmediği, şirketlerin satış ve üretme kabiliyetleri kalmadığı gibi cari işletme giderlerini de ödeyemedikleri, yine davacı ...'in ... nezdinde bulunan hisselerinin % 50'sinin Fransa merkezli bir firmaya 10.000.000 Euro bedelle satışı konusunda mahkemeden izin alındığı, alınan izne rağmen satışın gerçekleştirilmediği, komiser heyetine hisse satışına ilişkin 4.000.000,00 Euronun hesaplara gönderildiğine dair yanıltıcı belge sunulduğu, komiser heyeti tarafından yapılan incelemede ibraz olunduğu şekilde swift mesajının bulunmadığının tespit edildiği, bu itibarla yapılan değerlendirmede konkordatonun başarıya ulaşma imkanının bulunmadığı bildirildiğinden davanın reddine, davacılar hakkındaki mühletin kaldırılmasına, kaldırıldığının ilanına, komiser heyetinin görevine son verilmesine ve hükümle birlikte verilen tüm tedbirlerin kaldırılmasına, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, ... sicil numarasında kayıtlı ... Sanayi Anonim Şirketi, ... sicil numarasında kayıtlı ... Limited Şirketi'nin iflasına, iflasın 23/10/2024 günü saat 10:49 itibariyle açılmasına, iflasla ilgili olarak Bakırköy Nöbetçi İflas Müdürlüğü ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirimde bulunulmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacılar ve bir kısım müdahiller vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacılar vekili istinaf nedenleri olarak; davacı şirket yetkilileri dinlenilmeden İİK 292 hükmüne aykırı karar verildiğini, kendilerine çıkartılan tabligat zarfında duruşma saatinin yanlış yazıldığını, bu nedenle son celseye iştirak edemediklerini, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, ayrıca iflas tarih ve saatinin de hatalı ilan edildiğini, açıklanan nedenlerle mahkeme kararının usul hükümlerine uyulmaması nedeniyle kaldırılmasına karar verilmesine, aksi halde konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin mevcut olması halinde borçlu hakkında kesin mühletin devamına karar verilmesi gerektiğini, zira hem borçlu firmaların iktisadi hayatlarını sürdürebilmeleri hem de alacaklıların alacaklarına kavuşma oranlarının arttırılabilmesinin ancak bu şekilde sağlanabileceğini, alacaklıların alacaklarına daha yüksek oranda kavuşmalarını sağlamak amacı ile konkordato projesi neticesinde yapılan planlamaya riayet edilerek borçlu müvekkil firmaların borç dengesi sağlanabileceğinden işbu planlama doğrultusunda müvekkil şirketler hakkında konkordato sürecinin devamına ilişkin kararın verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketlerin borca batık olduğuna ve iflasın açılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin tespitlerin alanında uzman ve sektör bilirkişilerin de dahil olduğu heyetten bağımsız ve objektif inceleme ve değerlendirmelerin yer aldığı ara raporların tanzim edilerek karar verilmesi gerektiğini, ancak somut olayda konkordato komiserlerinin dosyaya sundukları raporlar denetime elverişli olmayıp hatalı ve eksik şekilde tanzim edildiğini, bu nedenle müvekkili şirketler hakkında verilen iflas kararının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda stok rayiç değer tespitlerinde maddi hataların varlığının çok açık olduğunu, zira müvekkili şirketin stoklarında bulunan kumaşların metre kare olarak hesaplarında ciddi oranda düşük gösterilerek rapor tanzim edildiğini, işbu metre kare hesapları doğru olmadığından kumaşların güncel tutarlarının da dolayısıyla yanlış olarak belirlendiğini, müvekkili şirketin bir kısım stokları emanet depolarda mevcut iken bu emanet depoların Merter, Esenyurt, Sefaköy, Avcılar ve Mecidiyeköy semtlerinde bulunmasına rağmen mezkur rapor kapsamında bu depolar ile ilgili de bir inceleme yapılmayarak "tüm" depoların incelendiğinin söylenebilmesinin mümkün olmadığını, detaylı rapor hazırlama yükümlülüğü olan bilirkişi tarafından emanet depoda bulunan mallar yok sayılarak inceleme yapılmamasının bu yönden ilgili raporun eksik olduğunu, metre kare hesabı dahi yanlış yapılan tüm mallar üzerinden belirlenen rayiç değerlerin neye dayalı olarak tespit edildiğinin de rapor içeriğinden anlaşılamadığını, eksik ve hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda müvekkili şirketler hakkında aktiflerinde bulunan stokların rayiç değerleri tespit edilerek borca batıklığın belirlenmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketlerin mühlet içerisinde zarar ettiğine yönelik tespitin gerçeği yansıtmadığını, komiser heyetinin bu anlamda fahiş hataya düştüğünü, konkordatonun devamı halinde alacaklıların yüksek oranda alacağına kavuşacağının aritmetik açıdan sabit olduğunu, müvekkilerinin iflası halinde çoğu alacaklının alacağına kavuşamayacağını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Müdahil ... A.Ş. istinaf nedenleri olarak; yargılama sırasında alınan konkordato komiseri raporlarının çelişkili, soyut ve dayanaksız olduğunu, emanet depolara aktarılan stoklar tespit edilerek borca batıklık hususunun değerlendirilmesi bakımından rapor tanzim edilmeksizin davacılar hakkında iflas kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, borca batık olmayan davacı şirketin iflasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı şirketler grubunun muvazaalı alacak ve borç kalemleri yaratarak emanet depolarda bulunan stokları komiser heyetine göstermeyerek ve konkordato komiser heyetine hisse satışının yapıldığına ve paranın hesaplara gönderildiğine dair "sahte ve yanıltıcı belge" sunarak TMK madde 2 uyarınca dürüstlük kuralını ihlal ettiğini, İİK 292. maddesi uyarınca talep eden şirket vekilinin ya da temsilcinin beyanlarının alınmadığını belirterek ilk derece mahkemesince verilen iflas kararının kaldırılmasına ve konkordato talebinin reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Müdahil ... Ltd. Şti. istinaf nedenleri olarak; mahkemece davacıların yokluğunda verilen iflas kararının hem davacıların hem de diğer tüm tarafların hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme kararında gösterilen iflasın açılış tarihi ve saati ile iflas ilanında geçen tarih ve saatin örtüşmediğini, İİK m.165 uyarınca "İflas hükümle açılır ve bu hükümde açılma anı gösterilir." hükmünde belirtildiği üzere hükümde gösterilen iflasın açılma anı ile ilan da yer alan anın birbiri ile örtüşmesi gerektiğini, konkordato komiserlerince düzenlenen bilirkişi raporlarının eksik inceleme ile hazırlandığını, davacıların alacakların tahsilini geciktirme maksadıyla gerçekleştirdikleri eylemlerinin göz ardı edildiğini, yapılan incelemelerde davacı şirketlere ait başkaca depoların bulunduğu tespit edilmesine rağmen bu depolara gidilmeksizin buradaki mal varlıkları tespit edilmeksizin raporların düzenlendiğini, iflas davalarının kamu düzeni ile ilgili olduğunu, resen araştırma ilkesinin uygulandığı düşünüldüğünde mahkemece yapılacak incelemede adres tespiti ile ilgili adreslerde mal varlıklarının tespit edilmesi gerektiğini, davacı şirketlerin mal varlığına ilişkin gerekli ve yeterli inceleme yapılmadan hatalı olarak iflas kararı verildiğini, kesin mühlet süresince davacılara ait demirbaşlarında ve stok değerlerinde azalmaların yaşandığını, bu varlıkların ve azalan stokların akıbetinin belirsiz olduğunu, konkordato heyetince yaşanan bu durumun dikkate alınmadığını, başlangıçta olumlu yönde seyreden gidişatın iflas kararından evvel olumsuz yönde seyretmeye başlamasının ve şirketlerin borca batık hale gelmesinin anlaşılamadığını, dosya kapsamında görevlendirilen konkordato heyeti tarafından, davacılar borca batık hale gelinceye kadar bu durumu gösteren herhangi bir durumun veya gelişmenin tespit edilememesinin anlaşılamadığını, konkordato talepli ve komiser heyeti tarafından hazırlanan ve pek çok tespit ihtiva eden raporlar düşünüldüğünde raporun incelenmesine ilişkin ek süre taleplerinin yerel mahkemece değerlendirmeye dahi alınmadığını, davacıların gerçek durumu yansıtmayan ve alacakların tahsilini geciktirmek maksadıyla süreci uzatmaya yönelik ve akabinde de iflas kararı verilmesine sebebiyet veren eylemlerinin kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece ve konkordato heyetince bu durumun incelenme konusu dahi yapılmadığını, davacıların mali durumları ile mal varlıklarının ve stoklarının bulunduğunu, ticari faaliyetlerine pekala devam edebildiklerinin izahattan vareste olduğunu, davacıların konkordato talepleri yerinde olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın ve konkordato talebinin reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Müdahil ... A.Ş. ve ... A.Ş. istinaf nedenleri olarak; somut olayda, piyasadan alınan malların farklı depolara kaçırıldığı için malların tespit edilemediğini, yapılan inceleme mevcut mallara ilişkin olup borçlu şirketler tarafından kaçırılan mallar ile emanet depolara aktarılan mallara yönelik hiçbir incelemenin yapılmadığını, eksik incelemeye dayanan hukuka aykırı kararın kaldırılması gerektiğini, davacı şirketler grubu tarafından, kumaşlar, dövize endeksli olarak ihraç edildiğinden güncel döviz kurlarının yüksekliği de göz önüne alındığında, borçlu şirketler grubunun iflas'a sürüklenmesinin olanaksız olduğunu, şirket stoğunda daha önceden mevcut bulunan malların neler olduğunun belirlenmediğini, bu durumun tesbiti yapılmadan şirketin iflasa sürüklenmesine göz yumulmasının kasıtlı yürütülen bir komplo olduğunu, emanet depolara kaçırılan malların hala davacı şirketler grubuna ait olduğunu, o malların emanet depolara kaçırılınca yok olmadığını veya davacıya ait olmaktan çıkmadığını, ancak ilk derece mahkemesi tarafından sanki emanet depolara kaçırılan mallar davacı şirketlere ait değilmiş de o mallar yok olmuş gibi davranılarak iflas kararı verilmesinin hatalı olduğunu, akıbeti belirsiz olan mallarla ilgili en ufak bir inceleme dahi, yapılmadan adeta üç maymunu oynayarak davacı şirketlerin iflasa sürüklenmesi, dava dosyasını hukuk yargılamasından çıkartıp şaibeli bir hale soktuğunu, mahkemenin hükme esas aldığı ve konkordato komiser heyeti tarafından tanzim edilen raporun, borca batıklığın tespitine yönelik olmadığını, işbu raporun yalnızca davacı şirketlerin saman altından su yürütür misali alacaklılardan mal kaçırdığının ve iddialarının doğruluğunun kanıtı olduğunu, heyet tarafından, davacı şirket öngörülen hedefleri gerçekleştiremedi, o zaman iflas etsin bakış açısının hakkaniyetli olmadığını, zira, dosyadaki raporların şirketin borca batık olduğunu göstermediğini, yalnızca muvazaalı mal kaçırmayı ispatladığını, davacı borçluların dürüst şekilde hareket etmediğini, süreci kötüye kullandıklarının aşikar olduğunu, 3 aylık geçici mühlet dönemine ilişkin tanzim edilen nihai raporda, davacı borçlu şirketler grubunca sunulan ön projenin gerçeği yansıtmadığının tespit edilmesine rağmen ilk derece mahkemesi ve konkordato komiser heyetinin neden süreci uzattığının anlaşılamadığını, aynı minvalde 5 aylık geçici mühlete ilişkin nihai raporda da gerçeklikten uzak, somut dayanağı olmayan, hayali ödemelere ve kaynaklara dayanan, hiçbir iddianın elle tutulur bir yanı olmayan, içi boş ve konkordato müessesesinin objektif ve dürüstlüğü ile bağdaşmadığı ortada olmasına rağmen kesin mühlet verilerek şirketlerin iflasa sürüklenmesinin haksızlık olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından, davacı şirketler grubunun iflasına karar verilebilmesi için davacı şirket yetkilisinin duruşmada hazır edilerek, dinlenmesi gerektiğini, mahkemenin gerekçeli kararının, gerekçesiz olduğunu, zira davacıların tüm talepleri yönünden davanın reddine ilişkin karar verilmesi gerekirken şirketler yönünden iflas kararı verilmesinin mantıksız olduğunu, davacı şirketin mal varlığını alenen alacaklılardan gizleyerek ve sessiz kalarak konkordato sürecini kötü niyetle kullandığını, bu nedenle iflas kararının davacıyı ödüllendirmek olduğunu, ivedililikle iş bu kararın kaldırılarak adaletin sağlanmasının hukukun gereği olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen iflas kararının kaldırılmasını, davacının tüm talepleri yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle 7101 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 285 ve devamı maddeleri gereğince geçici mühlet ve akabinde kesin mühlet kararı verilerek konkordatonun tasdikine ilişkindir. Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş, yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, borçlu işletmenin muamele merkezi Asliye Ticaret Mahkemesinde konkordato talebinde bulunulduğu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde belirtilen şekilde borçlu şirket vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamından, mahkemece İİK'nın 286 maddesinde sayılan belgelerin eksiksiz olarak sunulduğu belirtilerek davacılar lehine 29/09/2023 tarihinden geçerli olmak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği, geçici komiser heyeti atandığı, daha sonra geçici mühlet kararının 29/02/2024 tarihine kadar uzatılmasına karar verildiği, son olarak 28/02/2024 tarihinden itibaren başlamak üzere bir yıllık kesin sürenin verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, 23/10/2024 tarihli duruşmada kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve davacı şirketlerin iflasına karar verilmiş olup davacılar ve bir kısım müdahil vekili hükmü istinaf etmiştir. Konkordato komiser heyeti tarafından sunulan 03/11/2023, 18/12/2023, 10/01/2024, 22/02/2024, 04/06/2024, 20/08/2024 tarihli rapor ve 07/10/2024 tarihli raporların dosya kapsamında alındığı anlaşılmıştır. İstinaf konusu uyuşmazlık davacı şirketlerin kesin mühlet talebinin reddi ile iflasına dair verilen kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece sunulan komiser heyet raporuna istinaden İİK'nun 292/3 maddesi gereğince duruşma günü verilmiş ve ilan edilmiştir. Ancak 07/01/2024 tarihli ara kararda ve basın ilan kurumuna gönderilen ilanda duruşma gün ve saati 23/10/2024 saat:10:35 yazılmasına rağmen davacılar vekiline ve davacı şirketler yetkilisine çıkartılan tebligat mazbatasında duruşma gün ve saatinin 23/10/2024 saat:11:35 olarak belirtildiği, duruşma saatinin yanlış olarak davacılara tebliğ edilmesi nedeniyle davacılar vekili ile davacı şirket yetkilisi dinlenilmeden kesin mühlet talebinin reddi ile iflasa karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir. İİK'nun 289/1 maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir. İİK'nun 288/1 ve 287/5 maddeleri yollaması ile geçici mühlet içinde uygulanacak İİK'nun 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir. Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hali aynı maddenin b bendinde hüküm altına alınmıştır. Yani, konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması, kesin mühletin kaldırılmasını gerektiren hallerdendir. Mühlet içinde, iyileşmenin ya da alacaklıların konkordatoyu kabulünün mümkün olmayacağının anlaşılması ya da konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin açık olması, tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması halinde de konkordato mühleti kaldırılarak talep reddedilecek ve şartlar yerine gelmişse borçlunun iflasına karar verilebilecektir."Mahkemece borçlu hakkında İİK'nın 292. maddesi uyarınca iflasının açılmasına hükmedilmiştir. İİK 292/ son fıkrası “Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder” hükmünü içermektedir. Somut olayda, borçlu şirketin yetkili temsilcisinin yargılama sırasında mahkemeye çağrılarak dinlenmediği, kanunun amir hükmünün yerine getirilmediği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Bu durumda, borçlu şirket yetkilisi mahkemeye çağrılarak dinlenmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir." (Yargıtay 6. HD. 2022/2546 Esas 2022/5635 Karar sayılı ilamı). İİK'nun 292. maddesi "Kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflâsın açılması" başlığı altında düzenlenmiş olup maddenin son fıkrası "Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder. " şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda, istinaf incelemesine konu olan davacı şirketler hakkında iflas kararı verildiği, ancak davacı şirketlerin yetkililerinin yargılama sırasında usulüne uygun olarak mahkemeye çağrılarak dinlenmediği, buna göre de kanunun amir hükmünün yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bu şekilde, davacı şirket yetkilileri Mahkemeye çağrılarak dinlenmeden yazılı olduğu şekilde iflas kararı verilmesi isabetli olmamıştır. İİK m.165 hükmü "İflas hükümle açılır ve bu hükümde açılma anı gösterilir." şeklinde olup mahkemece, iflasın 23/10/2024 günü saat 10:49 itibariyle açılmasına karar verildiği halde iflas müdürlüğüne ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere ve ilan yazısında iflasın 23/06/2021 günü saat 10:30 itibariyle açılmasına şeklinde müzekkere yazılarak iflas tarihi ile saatinin hatalı olarak bildirilmesi ve ilan edilmesi de doğru olmamıştır. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince, kanunun amir hükümleri yerine getirilmeden yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmadığından davacılar vekili ile müdahiller vekillerinin bu aşamada diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacılar ve bir kısım müdahiller vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜNE, 2-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/930 Esas, 2024/1066 Karar sayılı ve 23/10/2024 tarihli kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince ayrı ayrı alınması gereken 615,40 TL harçtan davacılar tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacılardan ayrı ayrı tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan müdahil ... Ltd. Şti. tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın müdahil ... Ltd. Şti.'nden tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan müdahil ... Dokuma ... A.Ş tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın müdahil ... A.Ş.'den tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 7-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan müdahil ... A.Ş. tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın müdahil ... A.Ş.'den tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 8-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan müdahil ... A.Ş. tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın müdahil ... A.Ş.'den tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,9-Davacılar ve bir kısım müdahiller tarafından ayrı ayrı fazladan yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yatıran taraflara İADESİNE,10-Davacılar ve bir kısım müdahillerin yapmış oldukları istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 20/03/2025