T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1162 Esas
KARAR NO: 2024/1437
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/04/2024
NUMARASI: 2024/4 Esas, 2024/287 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 28/11/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı sigorta şirketi arasında İnşaat Tüm Riskler Sigorta Poliçesi akdedildiğini, bu sigorta poliçesi ile iş yerinde meydana gelen kazalardan dolayı müvekkilinin sorumluluğunun sigortalandığını, 24/01/2015 tarihinde iş yerinde meydana gelen iş kazası neticesinde ...'ın vefat ettiğini, vefatından sonra mirasçılar ve ilgilileri tarafından müvekkili aleyhine Çorlu 1. İş Mahkemesi'nin 2019/104 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu davada istinaf incelemesi neticesinde 2021/3653 Esas sayılı dosyası ile 02/05/2023 tarihinde kesin olarak karar verildiğini, ancak müvekkili tarafından davacılar vekili ile haricen kesin karardan önce ekli protokol ile ödemeler yapıldığını, müvekkilinin ödeme yaptığı tarihin 26/10/2021 tarihi olduğunu, dava dosyası devam ederken davalıya davanın ihbar edildiğini, ayrıca arabuluculuk sürecinde de taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle poliçe kapsamında davalının sorumluluğunda bulunan ancak ödeme yapılmayan 828.087,00 TL tutarın 26.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili gerektiğini, ancak teminat, olay başına 500.000,00 TL ile sınırlı olduğundan bu bedelin talep edildiğini belirterek 500.000,00 TL tazminatın 26/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından Çorlu 2. İş Mahkemesi'nin 2015/61 Esas ve 2017/86 Karar (Bozma sonrası 2019/104 Esas 2021/227 Karar) sayılı ilam doğrultusunda 26.10.2021 tarihinde ödeme yapıldığını, ödeme ile alacağın muaccel hale geldiğini, 6102 sayılı Kanunun 1420’nci maddesine göre sigorta sözleşmesinden doğan bütün taleplerin alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, davacı şirketin 26.10.2021 tarihinde davaya konu borcu infaz ettiğini ve dolayısı ile işbu tarih itibari ile borcun muaccel hale geldiğini, davaya konu borç için zamanaşımı süresi -arabuluculuk süreci de dahil edilmek üzere- 25.11.2023 tarihinde dolduğunu; kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu istemlerin müvekkili şirket nezdinde düzenli 01.07.2012-01.07.2015 vadeli ... no'lu inşaat tüm riskler poliçe kapsamı dışında olduğunu, dava konusu taleplerin davacı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin inşaat yapım işlerini üstlendiği inşaat işinde çalışan ...'ın 24.01.2015 tarihinde yüksekten düşmesi neticesi vefatı sebebiyle davacı şirket tarafından murislerine yapılan ödemelerin rücuen tazmini istemine ilişkin olduğunu, bu kapsamda davacı işverenin, dava dışı müteveffa işçinin 24.01.2015 tarihinde geçirdiği iddia olunan iş kazası neticesi vefatı sebebiyle geride kalan hak sahiplerine yapılan ödemelerin rücuen tazminat taleplerinin İnşaat Sigorta Poliçesi kapsamında teminat dahilinde bulunmadığını, dava konusu taleplerin davacı yanca husumet yöneltilen ... nolu İnşaat Tüm Riskler Sigorta poliçesi içerisinde yer alan Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet teminatlarının da dışında olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin dava konusu istemlere ilişkin sorumluluğu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için müvekkili şirketin 3. şahıs sorumluluk teminatı kapsamında sorumlu olduğu düşünülse dahi hükmolunacak tazminattan %10 / min. 10.000,00-USD muafiyet tenzil edilmesi gerektiğini, davacının müvekkili şirket nezdinde düzenli işveren sorumluluk sigorta poliçesi de bulunmadığını, önceki beyan ve itirazları da saklı kalmak kaydı ile davacı yanın ticari avans faiz talebine itiraz ettiklerini, yasa gereği bedensel zararlar bakımından uygulanacak faiz türünün %9 kanuni faiz olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin davacı tarafından yapılan usulüne uygun başvuru ile temerrüde düşürülmediğinden dolayı dava tarihi itibariyle mütemerrit duruma düşeceğini belirterek davanın öncelikle zamanaşımı sebebiyle reddine, husumet itirazlarının kabulüne, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının tespiti açısından yapılan değerlendirmede, davacı tarafça hak sahiplerine 26.10.2021 tarihinde ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Taraflara tüm delillerini ibraz etmeleri hususunda ön inceleme duruşmasında usulüne uygun ihtarlı kesin süre verilmiş, davalıya arabuluculuğa başvuru tarihine kadar başkaca başvuru yapıldığı tespit edilememiştir. Dava şartı arabuluculuk süreci boyunca zama aşımı süresinin 32 gün uzadığı, davanın ise iki yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı tespit edildiği, TTK 1427. Madde düzenlemesine göre ayrıca dava konusu rizikonun meydana geldiği tarih nazara alınarak 6 yıllık sürenin 24.01.2021 tarihi itibariyle dolduğu, zaman aşımı yönünden 6 yıllık sürenin kabul edilmesi halinde dahi zamanaşımı süresinin dolduğu kanaatine varıldığı, davacı şirketçe, iş kazası nedeniyle ödenen tazminatın, davalı tarafça düzenlenen inşaat tüm riskler poliçesi kapsamında davalıdan rücuen tazmini isteminde bulunulmuş ise de davalı vekilince süresinde zamanaşımı def'i ileri sürüldüğü, rücuya konu ödemenin davacı tarafından 26.10.2021 tarihinde yapıldığı, işbu tarih itibari ile davacı alacağının muaccel hale geldiği, 02.01.2024 dava tarihi itibariyle hem iki yıllık hem altı yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Yerel mahkemenin zaman aşımının dolmasına ilişkin gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, somut olayda Çorlu 2. İş Mahkemesi'nin 2019/104 Esas sayılı dosyası davalı sigorta şirketine ihbar edildiğini, sigorta şirketinin bu ihbar üzerine hiçbir işlem yapmadığını, daha sonra mahkeme tarafından verilen kararın istinaf edildiğini, istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31.Hukuk Dairesi'nin, 02/05/2023 tarih, 2021/3653 Esas - 2023/1055 Karar sayılı karar ile kesinleştiğini, yani alacağın tam olarak muaccel hale geldiği tarihin 02/05/2023 tarihi olduğunu, zamanaşımının başlangıç tarihinin de bu tarih olduğunu, ilgili dava dosyası incelendiğinde bu dava dosyasında sigorta şirketine davanın ihbar edildiği, davacının tüm sorumluluklarını yerine getirdiğinin açıkça ortada olduğunu, sigorta şirketi yerine geçerek ödeme yapan davacının bu zararını zararın tam olarak belirlendiği kesinleşme tarihinden itibaren isteyebileceğini, nitekim öncesinde yapılan ödemenin fazla olduğu da yine istinaf incelemesi ile ortaya çıktığını, bu nedenle yerel mahkeme kararını kabul etmenin mümkün olmadığını, kaldı ki davanın ihbar edilmesine rağmen hiçbir işlem yapmayan sigorta şirketinin sözleşmeye aykırı davranması nedeni ile de müvekkilinin zararının doğduğunu, somut olayda zamanaşımının ihbar edilen dava dosyasının kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlayacağını, yerel mahkemenin bu gerekçesinin hatalı olduğunu, bu nedenle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini, zamanaşımı süresinin, faili fili ve zararın birlikte öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağını, zararın tam ve net olarak BAM dosyasının kesinleşmesi ile belirlendiğini, bu nedenle zamanaşımının başlangıç tarihi de bu kesinleşme tarihi olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, inşaat tüm riskler sigortası kapsamında rücuen tazminat istemine ilişkindir.Davacı vekilince, taraflar arasında inşaat tüm riskler sigorta sözleşmesi yapıldığını, davacının Çorlu ilçesinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile müteahhitliğini yaptığı inşaat işi ile ilgili olarak bu sözleşmenin yapıldığını, 24.01.2015 tarihinde iş yerinde meydana gelen iş kazası nedeniyle dava dışı ...'ın vefat ettiğini, vefat üzerine bu işçinin mirasçılarının davacı aleyhine tazminat davası açtığını, bu davanın davalıya ihbar edildiğini, Mahkemece verilen karar nedeniyle 26.10.2021 tarihinde davacı tarafından mirasçılara ödeme yapıldığını, kararın 02.05.2023 tarihinde kesinleştiğini, davacı tarafça 828.087,00 TL ödeme yapılmış ise de davalının poliçe kapsamındaki sorumluluğunun 500.000,00 TL ile sınırlı olduğunu iddia ederek 500.000,00 TL'nin davalıdan poliçe kapsamında tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilince davacının beyanına göre ödeme yapılan tarih ile davanın açıldığı tarih itibariyle, arabuluculuk sürelerinin de hesaba dahil edilmesi halinde dahi zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacı tarafından yapılan ödemelerin poliçe kapsamında olmadığını, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur.Taraflar arasında inşaat tüm riskler sigorta sözleşmesi kapsamında poliçe düzenlendiği, 24.01.2015 tarihinde dava dışı işçi ...'ın vefat etmesi ve müteveffa mirasçılarına destekten yoksun kalma ödemesi yapıldığı hususlarında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır.İstinafa konu uyuşmazlığı, davacının dava dışı işçinin desteklerine yaptığı ödeme nedeniyle davalıdan inşaat tüm riskler sigorta poliçesi kapsamında tazmin talebinin süresi içinde ileri sürülüp sürülmediği, zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilince süresi içinde verilen cevap dilekçesinde zamanaşımı def'i ileri sürülmesi nedeniyle Mahkeme öncelikle zamanaşımı yönünden inceleme yapılmış ve davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığı gerekçesi ile zamanlaşımından reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.TTK'nın 1420. maddesinde "(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." hükümleri düzenlenmiştir. İnşaat sigortası genel şartların "Zamanaşımı" başlıklı C.10 maddesinde "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler iki yılda zaman aşımına uğrar." düzenlemesi yer almaktadır.Sigorta alacağının muaccel olduğu tarihin belirlenmesine dair TTK'nın 1427/2 fıkrası; " Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez." hükmünü düzenlemektedir. TTK'nın 1446. maddesi uyarınca sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir.Somut davada, davacı işyerinde 24.01.2015 tarihinde iş kazasının meydana geldiği, davacının sigortaya 31.03.2015 tarihinde davanın ihbarı talebinde bulunduğu, 15.02.2016 tarihinde ihbar dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği, davacı tarafça 26.10.2021 tarihinde hak sahiplerine ödeme yapıldığı, İş Mahkemesi kararının 02.05.2023 tarihinde kesinleştiği, davacının 10.10.2023 tarihinde dava şartı arabuluculuğa başvurduğu, arabuluculuk sürecinin 09.11.2023 tarihinde tamamlandığı, davanın 02.01.2024 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.Davalı sigorta şirketine davanın ihbar edildiği tarih 15.02.2016 tarihidir. TTK'nın 1427/2 fıkrası uyarınca rizikonun ihbarından 45 gün sonra, yani 02.04.2016 tarihinde alacak muaccel olmuş, dava ise alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıllık süre olan 02.04.2018 tarihi geçtikten sonra 02.01.2024 tarihinde açılmıştır. Sigorta tazminatının muaccel hale geldiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar olan sürede TTK 1420. Maddesinde belirtilen iki yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur.6325 Sayılı Yasanın 18/A-15 fıkrası uyarınca arabulucuk sürecinin başladığı 10.10.2023 tarihinden, son tutanağın düzenlendiği 09.11.2023 tarihine kadar zamanaşımı süresi işlemeyecektir. Ancak davacı dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmuş ise de, arabulucuğa başvuru itibariyle de zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davalının süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu gözetildiğinde alacağın zamanaşımına uğradığı görülmektedir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/4 Esas, 2024/287 Karar sayılı ve 24/04/2024 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2-İstinaf harçları peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere hakim ...' in karşı oyu ile oyçokluğuyla karar verildi. 28/11/2024
MUHALEFET ŞERHİ Dava, inşaat alanında 24/01/2015 tarihinde meydana gelen iş kazası sebebiyle vefat eden işçi ...'ın mirasçılarına yapılan ödemenin sigorta poliçesi kapsamında rücuen tazmini istemine ilişkindir. Davanın rücuen tazminat niteliğinde olduğu Yargıtay kararları ile de ortaya konmuştur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4092 Esas 2024/7323 Karar, 2024/471 Esas 2024/5225 Karar sayılı ilamları vb.) Somut davada, müteveffa işçinin mirasçıları tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminat talepli davada yapılan yargılama sonucunda Çorlu 2. İş Mahkemesinin 29/06/2021 tarih ve 2019/104 Esas 2021/227 Karar sayılı kararı ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine henüz bu karar kesinleşmeden davacı tarafından 26/10/2021 tarihinde hak sahiplerine ödeme yapılmıştır. Akabinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 02/05/2023 tarih ve 2021/3653 Esas 2023/1055 Karar sayılı kararı ile yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne kesin olarak karar verilmek suretiyle karar kesinleşmiştir.İş Mahkemesi yargılaması sırasında dava, davalı sigorta şirketine ihbar edilmiş olup sayın çoğunluk, davanın ihbar edildiği 15/02/2016 tarihi itibariyle TTK'nun 1427/2 maddesi uyarınca 45 gün sonra alacağın muaccel olduğu 02/04/2016 tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde dava açılmadığından bahisle talebin zamanaşımına uğradığını kabul etmiştir. Bu noktada sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, zamanaşımının ne zamandan itibaren işlemeye başlaması gerektiği noktasında toplanmakta olup uygulanması gereken zamanaşımı süresinin TTK'nun 1420. maddesi uyarınca iki(2) yıl olduğu konusunda ise bir uyuşmazlık söz konusu değildir.Rücu hakkı; başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkı olduğundan, alacaklıyı tatmin eden kişi, alacaklının hakkından bağımsız kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel olur. Bu nedenle, rücu hakkı için hakkın doğduğu andan itibaren zamanaşımı başlamaktadır. Diğer bir deyişle; davacının rücu davasını açabilmesi için belirlenen tazminatın ödenerek paranın davacıdan çıkmış olması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/4-426 Esas 2012/639 Karar sayılı kararı). Eldeki dava niteliği itibariyle bir rücu davası olup rücu davasının açılabilmesi için hak sahibine ödeme yapılması ile birlikte rücu hakkının kazanılmış olması gerekir. Somut olayda, İş Mahkemesi yargılamasında 29/06/2021 tarihinde karar verilmesi üzerine davacının 26/10/2021 tarihinde hak sahiplerine ödeme yaparak malvarlığında bir azalma meydana geldiğine göre bu tarih itibariyle rücu hakkının doğduğunu ve zamanaşımının da başladığını kabul etmek davanın niteliğine daha uygun düşer. Zira zamanaşımının başlangıcı yönünden somut olayda olduğu gibi İş Mahkemesi yargılamasında davanın, davalı sigorta şirketine ihbar edildiği tarihin esas alınması halinde dava devam ettiğinden henüz tazminat sorumluluğu ve miktarının hüküm altına alınmadığı bir aşamada davacı sırf zamanaşımı süresini kaçırmamak için dava açmaya zorlanmış olacaktır ki böyle bir durumda da davacı tarafından bir ödeme yapılmadığından rücu hakkının doğduğundan bahsedilmesi mümkün olmayacaktır.Rücu isteminde zamanaşımının özel olarak düzenlendiği 6098 sayılı TBK'nun 73. maddesinin 1. fıkrası uyarınca da, rücu isteminin, tazminatın tamamının ödendiği tarihten itibaren başlayacağı ifade edilmiştir. Bu hüküm, haksız fiillerden doğan borç ilişkilerine yönelik olup Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/471 Esas 2024/5225 Karar sayılı emsal ilamına konu benzer olayda da haksız fiilin varlığının söz konusu olduğu vurgulanmıştır. Buna göre davacı tarafından hak sahiplerine ödemenin yapıldığı 26/10/2021 tarihinden itibaren eldeki işbu davanın açıldığı 02/01/2024 tarihi itibariyle -arabulucukta geçen süre de dikkate alındığında- TTK'nun 1420/1 maddesinde belirtilen iki yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Sayın çoğunluk tarafından da davanın zamanaşımına uğradığı sonucuna varılmış ise de, bu husus değerlendirilirken İş Mahkemesinde görülen davanın, davalıya ihbar edildiği tarihin değil davacı tarafından hak sahiplerine ödemenin yapıldığı tarihin esas alınması gerektiği görüşünde olduğumdan bu yönüyle çoğunluk görüşüne muhalif kaldığımı bildiririm. 28/11/2024