T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1398 Esas
KARAR NO:2024/1504
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ:10/09/2024
NUMARASI:2024/731
DAVANIN KONUSU:İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156))
KARAR TARİHİ:05/12/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında Kocaeli İli, Gebze İlçesi, ... Köyü, ... Ada, ... Parseldeki taşınmaz üzerinde bina yapımı için imzalanan 15.11.2016 tarihli "..." ve sözleşmenin belli hükümleri revize edilerek imzalanan 05.09.2020 tarihli "Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" imzalandığını, inşaatı süresinde bitirmeyen davalının mali olarak zor durumda olduğunu, inşaatın bir an evvel tamamlanması için bankadan kredi kullanması gerektiğini, bu nedenle müvekkilinin üzerinde olan taşınmazın kendisine devredilmesi gerektiğini söylediği, bu nedenle her gün kira kaybına uğrayan müvekkilinin taşınmazı davalıya devrettiğini, davalının taşınmazı 28/02/2021 tarihinde devretmesi gerektiğini, devretmediği takdirde sözleşmede belirtilen cezai şartları kabul ettiğini, dava dilekçesi ekinde bildirilen delillere göre müşterek ve müteselsil borçlu olan davalı tarafların borçlu ve iflasa tabi şahıslardan olduğu ve daha önce de alacaklıları zarara uğratma kastı ile hareket ettiğinin sabit olduğu, bu nedenle sözleşme ile üstlendiği edimleri kasten yerine getirmeyen davalılar ile ilgili ivedi olarak İİK md. 159 uyarınca malvarlığı ve alacakları ile ilgili defter tutulmasına, telafisi imkansız muvazaalı devirlerin önüne geçebilmek ve şirket yöneticilerinin muvazaalı ve kasıtlı davranışları ile oluşacak zararların engellenmesi için gerekli muhafaza tedbirlerinin alınmasına, bu kapsamda yargılama süreci boyunca tedbiren davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına, davalı şirketin malvarlığının aktifinde yer alan değerlere ilişkin devir ve temlikleri engellemek için Mahkemece tespit edilecek menkul, gayrimenkul mallar, 3. kişilerdeki hak ve alacaklar ile banka hesaplarına tedbir konulmasına, konulan bu tedbirlerin ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılarak bildirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece 21.08.2024 tarihli ara kararı ile; 6102 sayılı TTK 329. Maddesinde Anonim şirketin düzenlendiği, Kayyımın ise TMK 426.maddesinde düzenlendiği, davacı, davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasını talep etmiş ise de organ boşluğu bulunmadığı, kayyımlığı gerektiren hallerin oluşmadığı, davanın iflas davası olduğu, İİK.nun "Muhafaza Tedbirleri" başlıklı 159.maddesi hükümlerine göre, iflas davasına bakmaya yetkili olan mahkemenin, borçlunun alacaklıların menfaatleri aleyhine mal varlığını azaltıcı işlemler yapmasını önlemek üzere her türlü muhafaza tedbirini alabileceğinin hüküm altına alındığı, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi içeriği ve ekindeki belgeler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava tarihi itibariyle alacağın varlığının yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanamadığı, talep eden tarafça alacağın varlığına dair tedbir kararı verilmesini sağlayacak kanaat verici delil sunulamadığı, davacıya yönelik herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmakla; bu aşamada yaklaşık ispata yeterli olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin tüm tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.Mahkemece 10.09.2024 tarihli ara kararı ile, 21.08.2024 tarihli ara kararındaki gibi aynı gerekçe ile davacı vekilinin iflasa ilişkin muhafaza tedbirlerinin alınmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebi ile davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Ara karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkemece hukuki uyuşmazlığın tespitinde hata edildiğini, iflas talebinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmadığını, davaya konu ihtilafın, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ilişkisi sırasında teminat senedi karşılığında yapılan inançlı taşınmaz devri olduğunu, dava konusu olan inanç sözleşmesi ve ona bağlanmış teminat senedi ve taraflarınca dosyaya sunulan davalı tarafından iade edilmeyen tapu kayıtları ile ilgili tek bir cümleye yer verilmeden tedbir talebinin yaklaşık ispat kuralı sağlanamadığı gerekçesi ile reddedildiğini, oysa yaklaşık ispat değil tam ispatın kesin deliller ile sağlandığını belirterek kararının kaldırılmasını ve muhafaza tedbirlerinin uygulanması ve davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili 10.09.2024 tarihli ara karara karşı istinaf dilekçesinde, 21.08.2014 tarihli istinaf dilekçesi içeriğindeki aynı istinaf nedeni ve taleplerini ileri sürerek 10.09.2024 tarihli ara kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava; İİK'nun 156/3. fıkrası gereğince açılmış olan iflas yoluyla başlatılan takibe yapılan itirazın kaldırılması ile iflas istemine ilişkindir.Davacı vekilince, derdest dosya kapsamında talep edilen ihtiyati tedbirin reddine ilişkin Mahkemenin ara kararının istinaf edildiği anlaşılmıştır.2004 sayılı İcra İflas Kanununun 181. maddesinde usul düzenlenmiş olup maddede 159, 160, 164, 165 ve 166. maddelerin bu fasıl hükmüne göre vukua gelen iflaslara da tatbik olacağı belirtilmiştir. Aynı yasanın "muhafaza tedbirleri" başlıklı 159. maddesi ise "İflas talebi halinde mahkeme ilk önce alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini emredebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse alacaklının talebi üzerine mahkeme mutlaka bu tedbirlere karar vermeye mecburdur. Bu emirler iflas dairesince yerine getirilir.Mahkeme defter tutmadan gayri bir muhafaza tedbiri isteyen alacaklıdan ileride haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayabilecekleri zararları karşılamak üzere HMK 96.maddesinde yazılı bir teminat alınmasını isteyebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya alacak bir ilama bağlı ise teminat aranmaz.Devlet veya Adli Yardıma nail kimselerde teminat göstermek mecburiyetinde değildir..." şeklinde düzenlenmiştir. Yasal düzenlemede, mahkeme tarafından alacaklıların menfaati için zaruri görülen bütün muhafaza tedbirlerinin alınabileceği belirtilmiştir. Düzenleme ile mahkemeye takdir hakkı tanınmıştır. Ancak, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi halinde alacaklının talebi üzerine mahkemenin bu tedbirlere karar vermeye mecbur olduğu ifade edilmiştir.Diğer önemli bir husus ise İİK'nun 159. maddesinde, yasa koyucu tarafından alacaklıların menfaati için zaruri görülen bütün muhafaza tedbirlerine emredilebileceği düzenlenmiş olup bu menfaatin tüm alacaklılar bakımından gözetilmesi gerektiği dikkate alındığında sadece davacı alacaklı ile sınırlı tutulmamıştır. İİK'nun 159. maddesinde belirtildiği üzere muhafaza tedbirleri bütün alacaklıların menfaatine olan muhafaza tedbirleridir. Bu nedenle ve doğal olarak bu tedbirlerin iflas davasını açan alacaklının alacak miktarı ile orantılı olması da şart değildir.İcra ve İflas Kanununun 159. maddesi "muhafaza tedbirleri" üst başlığı altında düzenlenmiş olup Mahkemelerin verdiği muhafaza tedbirleri ile borçlunun malvarlığının dağılmasına engel olunarak geçici hukuki koruma sağlanır. Hukuk Muhakemeleri Kanununda, tedbiri alan organ bakımından ayrım yapmaksızın muhafaza tedbirleri geçici hukuki koruma niteliğinde kabul edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Diğer geçici hukuki korumalar" başlığı altında düzenlenen 406. maddesinde, Mahkemece, gerekli hallerde, mal veya haklarla ilgili defter tutulmasına ya da mühürleme yapılmasına karar verilebileceği, ihtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir. Mahkemenin hükmettiği muhafaza tedbirleri İcra ve İflas Kanununun çeşitli hükümlerinde düzenlenmiştir.Yasa koyucu tarafından, iflas davası, kişinin tüm malvarlığını ve geniş bir alacaklı kitlesini ilgilendirdiğinden İİK 159. maddesi ile Mahkemeye, alacaklıların yararı için zorunlu göreceği bütün muhafaza tedbirlerini alabilme olanağı tanımıştır. Bu tedbirler, borçlunun mallarının defterinin tutulması, borçlunun mallarını devretmemesi için muhafaza altına alınması, taşınmazların tapu kaydına tedbir şerhi verilmesi gibi tedbirlerdir. İİK'nun 159. maddesinde, iflas talebi üzerine Mahkemenin, alacaklıların menfaati için zaruri olan tedbirleri alacağı hükme bağlanmıştır. Alacaklıların bir kısmının zararına olsa bile tedbirler genellikle alacaklıların menfaatine ise verilmelidir.Belirtilen yasal düzenleme uyarınca, alacaklının iflas talebini alan Mahkeme, ilk önce alacaklıların menfaati için gerekli gördüğü muhafaza tedbirlerini emredebilir.Muhafaza tedbirlerinin neler olduğu kanunda sayılmış değildir. Bunun için alacaklının bir talepte bulunması şart değildir. Muhafaza tedbirlerine karar vermek zorunluluğu, İİK'nun 159/1-2. cümlesi gereğince, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi durumunda söz konusu olmaktadır. Buna göre ise somut yargılamada, davacı tarafından borçlunun itirazının kaldırılması da talep edildiğinden, muhafaza tedbiri alınmasına lüzum olup olmadığını takdir yetkisi Mahkemeye ait olup dosya kapsamı ve mevcut delil durumu ile yasal düzenleme dikkate alındığında Mahkemece tesis edilen ara kararın usul ve yasaya uygun olduğu, hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşılmıştır.Bununla birlikte davalı şirkette TMK 427/4 maddesi uyarınca organ boşluğu bulunmadığı gibi şirketin yönetimin eldeki davada uyuşmazlık konusu olmadığı, bu nedenle davacı vekilinin davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ilk derece Mahkemesinin 21.08.2024 tarihli ara kararında da bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı vekili her ne kadar Mahkemenin aynı yöndeki 10.09.2024 tarihli ara kararını da istinaf etmiş ise de, Mahkemece aynı gerekçelerle ve aynı yönde verilen ilk red kararı yukarıda açıklandığı üzere Dairemizce değerlendirilmiş olup, aynı gerekçelerle verilen ikinci red ara kararı yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararın sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/731 Esas ve 10/09/2024 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf harçları peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f ve 394/5 maddeleri gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.05/12/2024