T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/842 Esas
KARAR NO:2026/926
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:09/04/2026
NUMARASI:2025/1147 Esas, 2026/286 Karar
DAVA:İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156))
KARAR TARİHİ:24/06/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kira borcunu ödemediğinden bahisle davalı hakkında Bakırköy 11. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında takip başlatıldığını, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiğini, ancak sürenin sona ermesine rağmen borcun ödenmediğini, takibin kesinleştiğini belirterek davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı, süresinde cevap dilekçesi vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; İİK m. 166’nın atfı ve iflas usulüne ilişkin düzenlemeler gereğince iflas talebinin ilan edildiği, ilan suretiyle diğer alacaklıların müdahale ve itiraz imkanlarının temin edildiği, kanunun öngördüğü ilan prosedürünün yerine getirildiği ve davacı tarafından iflas avansının yatırıldığı, Ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin faal sermaye şirketi niteliğini sürdürdüğü, dolayısıyla iflasa tabi kişilerden olduğu ve muamele merkezi itibarıyla mahkemenin yetkisinin bulunduğu, Bakırköy 11. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyası, ödeme emrinin tebliğine ilişkin evrak, ticaret sicil kayıtları ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı şirket aleyhine kira alacağına dayalı olarak iflas yoluyla takip başlatıldığı, iflas ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalının yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz etmediği ve bu suretle takibin kesinleştiği, somut olayda mahkemece verilen depo emri üzerine davalı tarafından depo emrine esas alınan borç tutarının mahkeme veznesine yatırıldığı, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden ise, ödeme yargılama sırasında ve depo emri sonrasında gerçekleştiğinden davanın açıldığı tarih itibarıyla haklı taraf davacı olduğundan yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle ödeme nedeni ile iflas davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı tarafından 23/02/2026 tarihinde yatırılan 72.606,50 TL paranın karar kesinleştiğinde davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; takibin kesinleştiği kabulünün hukuka aykırı olduğunu, icra dosyası kapsamında ve iş bu dosya kapsamında yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, müvekkilinin iş bu davadan şiket yetkilisine gönderilen depo emri ile haberdar olduğunu, müvekkilinin iflasına karar verilmemesi için bu tutarı ödemek zorunda kaldığını, aynı döneme ilişkin farklı icra takipleri başlatıldığını, dosyaların celbi sağlanmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, depo ödemesinin zorunluluk nedeniyle yapıldığını, borcun kabulü anlamına gelmeyeceğini, borçlunun, iflas tehdidi altında yaptığı ödeme ile maddi borcu kabul etmiş sayılmayacağını, davacı tarafın alacağının kesin olarak ispatlanmadığını, kira sözleşmesine karşı imza itirazlarının yanı sıra tüm bu hususlar gözardı edildiğinde dahi kabul anlamına gelmemekle birlikte yasal artışlar yapıldığında bile müvekkilinin takip konusu tutar kadar borcunun olmadığını, ancak bu kapsamda da inceleme yapılmadığını, somut olayda takibin usulsüz tebligat nedeniyle kesinleşmediğini, dayanak kira sözleşmesine ilişkin imza itirazlarının incelenmediğini, alacağın varlığı ve miktarının kesin olarak ortaya konulmadığını, bu haliyle iflas şartları oluşmadığı gibi, davanın esasına girilmesinin dahi mümkün olmadığını, davanın, usulsüz tebligat ve kesinleşmemiş takip üzerine kurulu olduğunu, müvekkilinin, ancak depo emri ile haberdar olduğunu, iflas tehdidi nedeniyle ödeme yapmak zorunda kaldığını, bu durumda davacının dava açmakta haklı olduğunun kabul edilemeyeceğini, dolayısı ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müvekkiline yükletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 158. maddesi uyarınca kesinleşmiş icra takibi nedeniyle borçlunun iflası istemine ilişkindir.Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile depo emrine konu bedelin ödenmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İİK'nın 155. maddesi; "Borçlu iflas yoliyle takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur." hükmünü, aynı Yasa'nın 156/1 maddesi; "Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir." hükmünü düzenlemektedir. İİK'nın 158/1. maddesi uyarınca iflas takibi kesinleştiğinde İİK'nın 166. maddesinde belirtilen usulle ilan edilmesi gerekir.Somut olayda, davacının davalı şirket aleyhine 52.500,00 TL alacağın (2025 Yılı Ekim Ayı Kira Alacağı) tahsili için Bakırköy 11. İcra Dairesi'nin ... Sayılı dosyasında iflas yolu ile adi takip başlattığı, ödeme emrinin 15.10.2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun takibe itiraz etmediği, davacının ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde, 12.12.2025 tarihinde, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinden borçlunun iflasını talep ettiği, mahkemece iflas takibinin kesinleştiğinin İİK'nın 166. maddesi uyarınca ilan edildiği, ancak davaya katılan olmadığı, davacının iflas avansını ikmal ettiği, davalıya çıkartılan depo kararının tebliği sonrasında borcun ödendiği anlaşılmaktadır.Davalı tarafından icra dosyasındaki ödeme emrinin tebliğinin usulsüz olduğu savunulduğundan öncelikle bu meselenin çözüme kavuşturulması gerekmektedir.7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur ve müstahdemlerinden birine yapılır. Tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte olan Tebligat Yönetmeliği'nin 21. maddesinde de, tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir. Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.Takibe konu tebligat parçasındaki şerh incelendiğinde; "Tebliğ adresinde muhatap firma iş yeri yetkilisinin iş takibi için dışarıya gittiğini ve evrak almaya yetkili olduğunu beyan eden işyerinde sürekli daimi çalışan imzasına tebliğ edilmiştir. ...imza 15.10.2025." şeklinde olup ödeme emri tebligatının usulüne uygun olarak davalı şirkete yapıldığı anlaşılmakla davalı vekilinin ödeme emrinin tebliği usulsüz olduğundan bahisle takibin kesinleşmediği yönündeki istinaf sebebi yerine görülmediğinden işin esasının incelenmesine geçilmiştir."Dava, İİK'nın 167. maddesine dayalı takipli iflas istemine ilişkindir. Takipli iflas davasında takibe konu alacağın davalı tarafça depo edilmesi sebebiyle iflas talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, iflas davasının konusu kalmadığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamış ise de, hüküm fıkrasında yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir."(Y. 23 HD. 30.01.2020 tarihli 2016/9096 E. 2020/580 K. Sayılı ilamı)"Dava, iflas istemine ilişkindir. Mahkemece depo emri çıkarılması üzerine davalı tarafça depoya konu bedel ödenmiştir. Buna göre mahkemenin, ödeme sebebiyle iflas davasının reddine karar verilmesi doğru olmuştur.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2.Baskı, Ankara 2013, syf 1119.) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 24.01.2008 tarih ve 2007/8591 E., 2008/293 K., 20.10.2010 tarih ve 11132 E., 11663 K. sayılı ilamları da bu yöndedir. Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ne var ki, mahkemece, davalı, dava tarihinde davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması doğru olmamıştır." (Y. 23. HD. 15.06.2016 tarihli 2015/4842 E. 2016/3663 K. Sayılı ilamı)
1-Davalının takibe itiraz etmediği ve takibin kesinleştiği, usulüne uygun depo emrinin tebliğinden sonra borcun depo edildiği, takibin itirazsız kesinleşmesi nedeniyle davalının istinaf sebepleri arasında yer verdiği kira sözleşmesindeki imzaya itiraz, mükerrer takip yapıldığı, kira bedelinin fazla talep edildiği yönündeki itirazlarının artık incelenemeyeceği, yani eldeki dosyada iflas yoluyla takip itirazsız kesinleştiğinden alacağın esasına ilişkin inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı, depo emrinin gereğinin yerine getirilmesi sebebiyle davacının iflas talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.
2-Öte yandan, dava tarihinden sonra takibe konu borcun depo edilmesi nedeniyle davalı, dava tarihinde davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi yerindedir.
3-İflas davalarında vekalet ücreti, nispi olarak değil maktu olarak hesaplanacağından mahkemece maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davacının iflas talebinin reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜ ile, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/1147 Esas, 2026/286 Karar sayılı ve 09/04/2026 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,
2-a)Davacının iflas talebinin REDDİNE,
b)Davalı tarafından 23/02/2026 tarihinde yatırılan 72.606,50 TL paranın karar kesinleştiğinde davacıya ÖDENMESİNE,
c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
d)Davacı tarafından ödenen 615,40 TL peşin harç ile 615,40 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.230,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
e)Davacı tarafından yapılan 718,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
f)Davacı tarafından Mahkeme veznesine depo edilen 90.000,00 TL tutarındaki iflas avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
g)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
İstinaf Giderleri Yönünden;
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davalı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
4-Davalı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcı ile 2.002,00 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 2.734,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İİK'nun 164. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'da Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/06/2026