T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/764 Esas
KARAR NO:2026/903
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:11/03/2026
NUMARASI:2025/68 Esas, 2026/271 Karar
KARAR TARİHİ:18/06/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin alacaklarının tahsili için davalı hakkında başlattığı takiplere rağmen alacağının ödenmediğini, davalı şirketin hiçbir malvarlığı olmayıp borca batık olduğunu, davalının müvekkiline ciro ederek verdiği çek karşılıksız çıktığı gibi çekte yer alan cirantalardan birinin imza itirazında bulunduğunu, bu nedenle davalı şirketin hileli hareketlerde bulunduğunun kabulü gerektiğini, İİK'nın 177. maddesi gereği borçlunun alacaklıların haklarını ihlal eden muamalerde bulunmasının iflas nedeni olduğunu, İİK'nın 179 maddesi gereği borca batık olan şirketin iflasına karar verilebileceğini ileri sürerek davalının borca batık olduğunun tespiti ile iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; İİK'nın 177. maddesinde yer alan yerleşim yerinin bulunmaması şartının tüzel kişiler bakımından gerçekleşmeyeceği, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması ile borçlunun haciz yolu ile yapılan takip sırasında mallarını saklaması hususuna ilişkin dosya içeriğinde hiçbir bilgi ve belgenin bulunmadığı, çekte ciranta olan şirketin cirodaki imzasının, ciranta eden şirket yetkilisinin eli ürünü olmamasının, borçlunun alacaklının haklarını ihlâl eden hileli muamelelerde bulunması veya bunlara kalkışmasının hususunu ispata elverişli olmadığı, davalının ticari defter ve dayanaklarını incelemeye sunmadığı, ancak dosya kapsamında bulunan 25/11/2025 tarih ve ...-... sayılı yazısında 2024 yılı Kurumlar Vergi Beyannamesinde davalının kaydi değerlere göre öz kaynağının 4.728.512,94 TL olduğu ve borca batık olmadığı, ispat yükü kendisine düşen davacının iflasa ilişkin şartların oluştuğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Karar, yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi sayısının yasaya uygun olmadığını, davalının ticari defterlerini ibraz etmeyerek borca batıklık incelemesini fiilen engellediğini, davalının bu eyleminin sonucunun müvekkiline yüklenemeyeceğini, alacakların tahsili için başlattıkları çok sayıda takibin sonuçsuz kalması, davalının borca batık olması ve alacaklıların haklarını ihlal eden muamalelerde bulunması nedenleriyle iflas davası açtıklarını, borca batıklık incelemesinin sadece vergi beyannamesindeki özkaynaklar ile sınırlı tutulduğunu, davalı aleyhine başlatılan takip dosyaları dikkate alındığında davalının borca batık olduğunu, davalının sahte ciro içeren çekleri piyasaya sürdüğünü, davalının çok sayıda karşılıksız çek vakıası olduğunu, ancak mahkemenin olayları birlikte ve bütüncül değerlendirmediğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, borçlunun alacaklıların haklarını ihlal eden muamelelerde bulunduğu ve borca batık olduğu iddiasıyla iflası istemine ilişkindir.Mahkemece; davalı şirketin ciro ederek davacıya verdiği çekte cirantaya atfen atılan ciro imzasının cirantaya ait olmamasının, davalının alacaklıların haklarını ihlal eden muamelelerde bulunduğu veya teeşebbüs ettiğini ispatlamayacağı, Vergi Beyannamesinde davalının öz kaynağının kaydi değerlere göre 4.728.512,94 TL olduğu ve borca batık olmadığı, ispat yükü kendisine düşen davacının iflasa ilişkin şartların oluştuğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davalının alacaklıların haklarını ihlal eden muamelelerde bulunduğu veya bunlara teşebbüs edip etmediği, ayrıca borca batık olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
1-İİK'nın 177/1.1 maddesi gereğince alacaklı önceden takibe gerek olmadan, borçlunun alacaklıların haklarını ihlal eden muamelelerde bulunduğu veya bunlara teşebbüs ettiği gerekçesiyle iflasını talep edebilir.Borçlunun malvarlığının azalması sonucunu doğuran her türlü hileli işlemleri doğrudan doğruya iflas sebebidir. Örneğin borçlunun mallarını alacaklılara zarar vermek amacıyla kaçırması, devretmesi, azaltması, borçlu olmadığı halde ödeme emrine itiraz etmemesi gibi haller bu kapsamdadır.Somut davada davacı, davalının sahte cirolu çekleri piyasaya sürerek alacaklıların haklarını ihlal eden muamelelerde bulunduğunu veya bunlara teşebbüs ettiğini ileri sürmüştür. Davacının, davalı ve ... şirketi hakkında başlattığı kambiyo senedine dayalı takipte, ... çekteki ciro imzasının kendisine ait olmadığı gerekçesiyle imzaya ve borcaya itiraz etmiştir. Anılan çekteki imzanın ciranta ... şirketine ait olmaması, borçlunun alacaklıların haklarını ihlal eden muamelelerde bulunduğu veya bunlara teşebbüs ettiğini ispata elverişli olmadığından mahkemenin İİK'nın 177/1.1 maddesi şartının bulunmadığı gerekçesiyle iflas davasını reddetmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.
2-Ayrıca İİK'nın 179 maddesi gereği sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir.Yargıtay 23. HD'nin 12.01.2015 tarih ve 2014/3624; 43 sayılı kararında açıklandığı üzere borca batıklığın tespitinde sadece davalı şirketin kayıtlarına değil, varlıkların rayiç değerlerine de özellikle bakılması, davalının tüm malvarlığı yönüyle mahallinde ve ayrıca ticari defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılması, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına ulaşılamaması durumunda ilgili Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalıya ait bilanço ve gelir gider cetvelleri istenip uzman bilirkişiler aracılığıyla davalı şirketin borca batık olup olmadığının tespit edilmesi gerekir.Somut olayda davalı şirket kesin süreye rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemiş, Mahkemece davalı şirketin vergi kayıtları ve SGK kayıtları istenerek bilirkişilerden rapor alınmıştır. Vergi kayıtlarına göre davalının öz kaynağı kaydi değerlere göre 4.728.512,94 TL olup, tüm dosya kapsamına göre ispat yükü üzerine düşen davacı, davalının borca batık olduğunu ispatlayamamıştır. Nitekim Yargıtay 6. HD'nin 2023/2419 Esas, 2023/2858 Karar sayılı emsal kararında da, kendi iflasını isteyen borçlunun ticari defterlerini ibraz etmediği ve borca batık olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar onanmıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin davalının borca batık olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinde de isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/68 Esas, 2026/271 Karar sayılı ve 11/03/2026 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İİK'nın 164. maddesi uyarınca maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/06/2026