T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/715 Esas
KARAR NO:2026/831
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2026/135 Esas
ARA KARAR TARİHİ:18/02/2026
DAVA:İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ:11/06/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 29/08/2025 tarihinde imzalanan danışma ve gözetim hizmet sözleşmesi ile başlayan hizmet sürecinin 12/10/2025 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin sözleşmeye göre edimini yerine getirmesine rağmen davalının, ödemelerini zamanında yapmadığı gibi ödemelerin bir kısmını ise hiç yapmadığını, davalıya keşide edilen ihtarname ile borcunu ödemesi için süre verilmiş ise de, ödeme yapılmaması üzerine İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile ayrıca davalının, borçlarını ödememek amacıyla kötüniyetli bir şekilde mal kaçırma kastıyla şirketi tasfiye ettiği bilgisi nazara alındığında müvekkilin herhangi bir hak kaybı yaşamaması ve telafisi güç zarara uğramaması adına davalı taşınır ve taşınmaz mal varlığı üzerinde ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesi 18/02/2026 tarihli kararı ile; ihtiyati haciz talebinin yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada bilirkişi incelemesi yapılmadan ihtiyati haciz kararı verilmesinin orantılılık ilkesine uygun düşmeyeceği ve davacının alacağın yaklaşık ispatını sağlayamadığından bahisle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosya kapsamına sunulan hizmet sözleşmesi, fatura ve cari hesap kayıtları ile taraflar arasındaki ticari ilişki açıkça ortaya konularak alacağın varlığı ve dayanağının somut belgelerle desteklendiğini, bu anlamda yaklaşık ispatın sağlandığını, bu aşamada alacağın miktarının kesin olarak belirlenmesinin aranmayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Derdest dava kapsamında ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi üzerine davacı tarafından buna yönelik ara karar istinaf edilerek ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik ara kararın kaldırılması ile ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiştir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında asıl alacak olan 635.666,01 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunması üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.2004 sayılı İİK'nun 257 ve devamında ihtiyati haciz düzenlenmiştir. İhtiyati haciz şartlarına 257. maddede, 258. maddede ise ihtiyati haciz kararına yer verilmiştir. 258. maddenin ilk fıkrasında alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecbur olduğu ifade edilmiştir. İcra ve İflas Kanunun 258. maddesinin 2. cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında İhtiyati haciz sebepleri (m.257) hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." düzenlemesi yer almaktadır. Kanun, senetlerden değil, delillerden bahsetmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hakime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır. Hakim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaata vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa ihtiyati haciz talebini kabul edecektir. Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır. Bununla birlikte hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için "alacağın yargılamayı gerektirmesi" şeklinde bir koşul kanunda öngörülmemiştir.Dava dilekçesi ekinde sunulan danışma ve gözetim hizmet sözleşmesi uyarınca davacının, görevlendireceği personel ile davalıya ait işyerinde danışma ve gözetim hizmeti vereceği, bu hizmetin 7 danışma memuru ile ifa edileceği, hizmet bedelinin ise aylık kişi başı 67.470,65 TL + KDV olarak kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.Dava ve takip konusu alacak ise, 2025 yılı Ağustos, Eylül, Ekim hizmet bedeli ve sözleşme damga vergisinin yarısı olmak üzere toplam 635.666,01 TL'nin tahsili talebine ilişkindir.Somut olayda, davacı tarafından sunulan puantaj kayıtları ve düzenlenen faturalar, alacağın varlığının yaklaşık olarak ispat edildiğini göstermez. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamış ise de, borcun ödenmesi amacıyla davacı tarafından keşide edilen ihtarnameye karşı cevabi ihtarnamesinde davalı hizmeti alamadığını ileri sürmüştür. Buna göre yargılamanın bulunduğu aşama ve mevcut deliler itibariyle davacının sözleşme uyarınca düzenlenen faturalardan kaynaklı alacağı yönünden yaklaşık ispat koşulu sağlanamamıştır. Her ne kadar ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için kanunda, alacağın yargılamayı gerektirmesi şeklinde bir koşul öngörülmemiş ise de, mahkemenin ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik kararı sonuç itibariyle isabetli olduğundan davacının istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/135 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 18/02/2026 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.11/06/2026