T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/465 Esas
KARAR NO : 2025/1694
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/04/2021
NUMARASI : 2017/395 Esas, 2021/276 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 18/12/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete hasta yönlendirmesi nedeniyle hak ettiği komisyon bedeline ilişkin düzenlenen fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine davalıya ihtarname ile ekinde takibe konu faturalar gönderilmesine rağmen borcun ödenmediğini, faturalara süresi içerinde itiraz edilmediğini, taraflar arasındaki e-mail yazışmaları ve mutabakata rağmen borcun ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine icra takibine başlanıldığını, davalının haksız yere takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, faturaların noterden gönderilen ihtarname ile davacıya iade edildiğini, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini ve davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı vekilince 01/04/2016 tarihli ve 60.538,27 TL bedelli, 01/04/2016 tarihli ve 50.720,83TL bedelli iki adet faturaya istinaden takip başlatılmış ise de, salt fatura düzenlenmiş olması kişileri borçlu kılmayıp, ayrıca fatura içeriğindeki hizmetin de verilmiş olduğunun ispat edilmesi gerekmekte olup, davaya konu faturalar davalının ticari kayıtlarında yer almayıp, davacı tarafından ayrıca hizmetin verildiği de ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; takibe konu faturalara itiraz edilmediğini, davalı ile yapılan müteakip sözleşmeler ve dosyaya sunulan e-mail yazışmaları ile davalı ile mutabakat sağlandığının belli olduğunu, davalının sunulan sözleşmelere, hesap mutabakatlarına ve müvekkili bilgisayar kayıtlarına itiraz etmediğini, raporda dosyaya sunulan e-maille alınan hizmetler ile hastalara ilişkin bilgilerin değerlendirilmediğini, davalı şirketin resmi mail adresine hastaların listesinin gönderildiğini, davalı şirket resmi mail adresinden yetkili temsilci tarafından müvekkiline gönderilen mutabakat listesinde hasta isimlerinin liste olarak müvekkiline bildirildiğini, bu hasta listelerinin mail çıktılarıyla birlikte incelenerek hastalardan hangilerinin müvekkilinin yönlendirmesi ile davalı hastanesine gittiğinin tespit edilebileceğini, davalının mail yoluyla gönderilen sözleşmeye itiraz etmediği gibi hizmetin verilmediğine yönelik de bir itirazda bulunmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki Uluslar Arası Hasta Yönlendirme Hizmetleri sözleşmesi gereğince ödenmeyen hizmet bedelleri alacağının icra takibine konulması üzerine davalının borca ve ferilerine itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş olup karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.Davacı tarafından davalı şirket hakkında 29.04.2016 tarihinde İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığı; takip talebinde 86.259,10 TL asıl alacak ve 322,58 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 86.581,68 TL alacak talep edildiği, asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek %10,50 avans faiziyle davalıdan tahsilinin talep edildiği, takip talebinde, borcun sebebi olarak 01.04.2016 tarihli 60.538,27 TL ve 01.04.2016 tarihli 50.720,63 TL bedelli 2 adet fatura alacağı ile İzmir 25. Noterliğinin 11.04.2016 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesine dayanıldığı, davalının borca ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu, ödeme emrine itirazın davacıya tebliğ edildiğine dair bir belgeye dosyada rastlanılmadığından davanın yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, mali bilirkişiden 06.07.2018 tarihli bilirkişi raporu ve hastane müdürü olan bilirkişiden 05.03.2019 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Mali raporda, takibe konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmekle beraber davalı tarafından 11-20.04.2016 tarihli muavin defter kayıtlarının dosyaya incelenmek üzere sunulmadığı da belirtilmiştir. Hastane yönetimi uzmanı bilirkişi raporunda, davacının davalıya hizmet verdiğini dosyaya sunulanlar kapsamında ispat edemediği belirtilmiştir.01.04.2016 tarihli 60.538,27 TL bedelli fatura içeriğinde "01.07.2015-31.08.2015 tarihleri arasında United İnsurance (Libya) Uluslar Arası Hasta Yönlendirme Ve Hizmetleri Bedeli" yazılı olduğu; 01.04.2016 tarihli 50.720,63 TL bedelli fatura içeriğinde ise "01.09.2015-30.09.2015 tarihleri arasında United İnsurance (Libya) Uluslar Arası Hasta Yönlendirme Ve Hizmetleri Bedeli" yazılı olduğu, bu faturaların 12.04.2016 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından süresinde ihtarname ile faturalara itiraz edildiği belirtilmiş ise de buna ilişkin belgeye dosyada rastlanılmadığı görülmüştür. Dosya kapsamında alınan mali bilirkişi raporunda, takibe konu faturaların davalı şirkete tebliğ edildiği 12.04.2016 tarihini kapsayan muavin defter kayıtlarının bilirkişi incelemesine sunulmadığı tespit edilmekle beraber muavin defter kayıtları tacirler tarafından tutulması zorunlu defterlerden olmadığından ve takibe konu faturaların davalı kayıtlarında bulunmadığı da tespit edildiğinden davacı tarafından delil olarak dayanılan ticari defterler ile alacağın varlığı ispatlanamamıştır. Ancak davacı vekili tarafından, dava dilekçesi ekinde sunulan delil listesinde e-mail yazışmalarına ve mutabakat dökümlerine de delil olarak dayanılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 199. maddesinde uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıların belge olarak kabul edildiği, buna göre davacı tarafından ibraz edilen e-postaların delil olarak kabul edilerek uyuşmazlığın çözümünde değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı taraf dava dilekçesinde, ticarî defterlerine delil olarak dayanmış olup bu ticarî defter kavramı içerisine BA-BS formları da girmektedir. (Y. 19. HD. 21/10/2019 2018/3083 E. 2019/4860 K. Sayılı ilamı)Davaya konu faturaların düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre, mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)" ile mal ve hizmet satışlarını ise "Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)" ile bildirmeleri yükümlülüğü getirilmiştir.O halde, yukarıda anlatılanlar ışığında mahkemece davacı tarafından sunulan e-mail dökümlerinin okunaklı birer suretleri dosyaya kazandırılıp taraflar arasında mutabakat olup olmadığının tespit edilmesi, ayrıca bildirilen hasta isimlerinin takibe konu fatura tarihlerinde davalı şirket bilgisayarındaki e-maillerde ve hastane kayıtlarında yer alıp almadığının incelettirilmesi, davalı tarafından süresinde ihtarname ile faturalara itiraz edildiği savunulduğundan bu ihtarname ile tebliğ mazbatasının dosyaya celp edilmesi ve davaya konu davacı tarafından davalıya düzenlenen 01.04.2016 tarihli 60.538,27 TL bedelli fatura ile 01.04.2016 tarihli 50.720,63 TL bedelli faturanın davalı tarafından BA formu ile ilgili vergi dairesine bildirilip bildirilmediğinin davalının bağlı olduğu vergi dairesinden sorulması gerekmektedir. O halde mahkemece, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler, e-maillerin okunaklı suretleri ve 2016 yılı 4. ayına ilişkin davalıya ait BA formları dosyaya kazandırılarak mali müşavir ve hastane yönetimi uzmanı bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak davalı şirket hastane kayıtları ile davacı tarafından bildirilen hasta listeleri karşılaştırılarak takibe konu fatura tarihlerinde davacı yönlendirmesi ile davalıya ait hastaneye müşteri getirilip getirilmediğinin tespiti ile e-maillerde karşılıklı bir mutabakatın bulunup bulunmadığının araştırılarak davacının davalıdan takibe konu hizmet bedellerini talep edip edemeyeceği belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/395 Esas, 2021/276 Karar sayılı ve 07/04/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/12/2025