T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/387 Esas
KARAR NO : 2025/1612
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/12/2021
NUMARASI : 2019/650 Esas, 2021/912 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
KARAR TARİHİ: 04/12/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirkete İşyerim Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı ve depo olarak kullanılan işyerinde 19.11.2016 tarihinde meydana gelen su basması sonucu, işyerinde bulunan top halindeki kumaşların hasar gördüğünü, ekspertiz incelemesinde sigortalının hasar gören kumaşlara ilişkin sunduğu faturalar dikkate alınarak hasar bedelinin 8.000,00 TL olarak tespit edildiğini, 8.000,00 TL hasar bedelinin 14.12.2016 tarihinde sigortalıya ödendiğini, hasardan sorumlu olan sigortalı işyerinin üst komşusu davalının, İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/34 Değişi iş sayılı dosyasında hasarlı kumaşların değerinin 1.080,00 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle müvekkili şirkete sadece 1.000,00 TL ödeme yaptığını, delil tespitinin olaydan 3-4 ay sonra yapıldığını, oysa olayın hemen akabinde bağımsız eksper tarafından yapılan inceleme sonucunda alınan ve delil niteliğinde bulunan ekspertiz raporunda hasar bedelinin 8.000,00 TL olarak tespit edildiğini, bu nedenle davalı tarafından yapılan ödeme düşüldükten sonra 7.000,00 TL rücuen tazminat alacağı ile 277,89 TL işlemiş faizin tahsili için davalı hakkında İstanbul 27. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini, arabulucuda da anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun % 20'den az olmamak üzere oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevabında; delil tespit raporuna davacının itiraz etmediğini ve raporda belirtilen hasar tutarını ödediklerini, zararın tespit edilmesinde delil tespitinin erken ya da geç yapılmasının önemi olmadığını, ekspertiz raporunda; taraflar için bağlayıcı olmadığı, sadece sigortalı ile sigortacı arasındaki anlaşmaya zemin hazırlama maksatlı harzırlandığı yönünde not bulunduğunu, bu nedenle ekspertiz raporunun dikkate alınmaması gerektiğini, ekspertiz raporunda, emtiaların birim fiyatının 4,53 TL olduğuna dair görüşünün dayanaklarını açıklanmadığını, poliçede emtiaların 12 cm yükseklikteki paletler üzerinde muhafazasının zorunlu olduğu olduğu, aksi halde dahili su hasarlarında sigorta bedelinin % 2'sinin tenzil edileceği hükmü bulunduğunu, ekspertiz raporunda kumaşların alt kısmından ıslanmış olduğu belirtilmesine rağmen palet şartı muafiyetinin uygulanmadığını savunarak, davanın reddine, davacı taraf aleyhine %20’den az
olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; eksper incelemesi yapan ve rapor tanzim eden ekspertizin tekstil, kumaş, tekstil mühendisliği gibi alanlarda uzmanlığı bulunmadığı, hasara uğrayan kumaşlar açılıp incelenmeden düzenlenen ekspertiz raporunun taraflar için bağlayıcı olmadığı, bu raporun sadece sigortalı ile sigorta şirketi arasında mutabakat sağlamaya yönelik olduğu, hasara uğrayan emtia konusunda uzman bilirkişinin bulunduğu bilirkişilerden alınan raporda; delil tespiti dosyasında hasarlı kumaşlar üzerinde inceleme yapıldığı, 2.188,60 mt (18 top) kumaşın sıkı bir şekilde sarılı ve poşetler içerisinde olduğu, kumaş toplarından sadece ilk 5 metresinin ıslanarak kirlendiği hususlarının tespit edildiği, alınan rapora göre hasarlı kumaşların bedelinin 409,50 TL olduğu, palet muafiyetinin tenzili sonucunda rücu edilebilecek bir zarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; olayın 19.11.2016 tarihinde meydana geldiği gözetildiğinde, delil tespiti tarihi olan 13.03.2017 tarihinde hasara uğrayan emtianın bizzat incelenmesinin mümkün olmadığını, Sigortacılık Kanunu 22. maddesi uyarınca ekspertiz raporunun delil niteliğinde olduğunu, buna rağmen mahkemenin ekspertiz raporunun hükme esas alınamayacağını kabul ederek olaydan 3-4 ay sonra yapılan delil tespiti raporunu hükme esas aldığını, olayın hemen akabinde yapılan ekspertiz incelemesi ile hasar miktarının tespit edildiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME
Dava, sigortalıya ödenen sigorta tazminatı ile işlemiş faizinin hasar sorumlusu olduğu ileri sürülen davalıdan tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacıya sigortalı işyerine üst katta yer alan davalı şirketin bulunduğu işyerinden sızan sular nedeniyle, sigortalı işyerinde bulunan kumaşların hasara uğradığı, davacının, dava dışı sigortalısına 8.000,00 TL sigorta tazminatı ödediği, davalı şirketin, delil tespiti dosyasına göre hasar bedelinin 1.000,00 TL olduğu gerekçesiyle davacı sigorta şirketine 1.000,00 TL ödediği, davacının kalan 7.000,00 TL ile işlemiş faizinin tahsili için davalı hakkında İstanbul 27. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, davalının yasal süresinde takibe itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair icra dosyasında bilgi ve belge bulunmadığı, itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece; rücu edilebilecek zarar tutarı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.Taraflar arasında sigortalı işyerinde su baskını sonucu oluşan hasarda davalı şirketin sorumlu olduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, zararın miktarı hususunda toplanmaktadır.6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK 1472. maddeden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer.Yargıtay'ın yerleşik kararlarında belirtildiği üzere rücu davaları; gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da, ödediği meblağın tamamını değil, ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir.Diğer taraftan Yargıtay 17. HD'nin 2016/19561 Esas, 2017/10977 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere davacının tek taraflı olarak aldığı ve davalının savunma yapma imkanı bulunmayan ekspertiz raporundaki tespitler üzerinden hasar miktarının belirlenmesi yeterli değildir.Somut davada dosyaya sunulan ekspertiz raporunda; 2.180,00 metre kumaşın ıslanarak hasar gördüğü, kumaşın birim fiyatının 4,53 TL olduğu gözetildiğinde hasar tutarının 9.914,35 TL olacağı, hasara konu emtianın 1.914,35 TL karşılığında sigortalıya bırakıldığı, sovtaj tenzili düşüldükten sonra sigortalının zararının 8.000,00 TL olduğu belirtilmiştir.Delil tespiti raporunda; hasara uğrayan ürünlerin görülerek incelendiği, hasarlı olduğu belirtilen 18 top ürünün sıkı şekilde poşetli olduğu ve sadece ilk metrajlarının kullanılamaz durumda olduğu, bunun da 90 metreye tekabül ettiği, 90 metre kumaşın piyasa değerinin 1.080,00 TL civarında olduğu belirtilmiştir.İlk derece mahkemesinde alınan raporda; delil tespiti raporunda 18 top kumaştan sadece ilk 5 metresinin hasarlı olduğunun tespit edildiği, bu hasarlı kumaşların değerinin 409,50 TL olduğu belirtilmiştir.Davacı sigorta şirketi, su baskını sonucu 2.180,00 metre kumaşın hasarlandığı ve sovtaj bedeli düşüldükten sonra hasar bedelinin 8.000,00 TL olduğunu ileri sürmüşse de, ürünler bizzat incelenerek alınan delil tespiti raporunda; hasarlı olduğu belirtilen 18 top ürünün sıkı şekilde poşetli olduğu ve sadece ilk metrajlarının kullanılamaz durumda olduğu, bunun da 90 metreye tekabül ettiği belirtilmiştir. Ekspertiz raporundaki tespitler üzerinden hasar miktarının belirlenmesi yeterli olmayıp, zararın miktarını ispat yükü üzerine düşen davacı sigortacı, dosyaya sunulan deliller ile hasarlanan emtia tutarını ve zarar miktarını ispatlayamamıştır. Bu nedenle Mahkemece davanın reddedilmesi yerindedir. Açıklanan nedenler ile özellikle ekspertiz raporu delil niteliğine haiz olmakla birlikte, ekspertiz raporundaki tespitler üzerinden hasar miktarının belirlenmesinin yeterli olmamasına göre ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/650 Esas, 2021/912 Karar sayılı ve 22/12/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 04.12.2025