T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/255 Esas
KARAR NO : 2025/1310
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/10/2021
NUMARASI : 2020/791 Esas, 2021/807 Karar
DAVA: Rücuen Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 16/10/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı işçi...'nun müvekkili şirket bünyesinde davalı alt işveren nezdinde temizlik personeli olarak istihdam edildiğini, iş sözleşmesinin son alt işveren davalı ... tarafından feshedildiğini, dava dışı işçi... tarafından kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarına ilişkin olarak Adana 5. İş Mahkemesi 2016/627 E. sayılı dosyası ile dava açtığını, yapılan yargılama sonucunda 2018/386 K. sayılı ilam ile davanın kısmen kabul edildiğini, istinaf ilamı sonrasında kararın kesinleştiğini, kesinleşen ilam nedeniyle Adana 3. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden müvekkili aleyhine başlatılan ilamlı icra takibi nedeniyle müvekkili şirketin 24.203,22 TL tutarındaki alacağın tamamını 15.01.2020 tarihinde ödemek zorunda kaldığını belirterek 24.203,22 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada yetkili mahkemelerin Ankara Mahkemeleri olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının asıl işveren sıfatı ile tüm hak ve ücretlerden sorumlu olduğunu, müvekkili şirket ile asıl işveren davacı arasında yapılan sözleşme çerçevesinde çalışanın tüm hak ve ücretlerinin tam ve zamanında ödendiğini, Teknik Şartnamenin 10.1 maddesinde kıdem tazminatına karşılık her ay istihkaktan kesinti yapılacağının düzenlendiğini ve kesintilerin yapıldığını, kabul anlamına gelmemek üzere sorumluluğun dava dışı işçinin çalıştırıldığı süre ile sınırlı olduğunu, müvekkilinin davacıdan almadığı ücreti çalışanlarına ödemesi gibi bir durumun mümkün olmadığını, 6552 sayılı Kanunda kıdem tazminatından asıl işverenin sorumlu olduğunun düzenlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre davalı alt işverenin kıdem tazminatı hariç tüm tutarlardan sorumlu olduğu, dava dışı işçi...’nun Adana 5. İş Mahkemesinin 2016/627 E sayılı dosyasındaki işçilik alacaklarının kıdem, ihbar, yıllık izin ve fazla mesai ücretine ilişkin olduğu, davanın dava dışı ... İnş. Firmasına yöneltilmemesi ve davalı ... Tem. Firmasının son alt işveren olması hasebiyle yıllık izin ücretinden sorumlu olduğu dikkate alınarak ibraz edilen ve hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda davacı Kurum’un dava dışı işçiden dolayı 15.01.2020 tarihinde ödemiş olduğu toplam 24.203,00 TL’den davalı alt işverenlerden sorumlulukları nispetinde tahsili talebine ilişkin olarak; ihbar tazminatı 2.786,33 TL, fazla mesai ücreti 4.899,34 TL olmak üzere toplam 7.685,36 TL işçilik alacağı ve yargılama gideri 1.453,71 TL olmak üzere hizmet alım sözleşme hükümleri çerçevesinde davalı ... Tem. Hiz. Ltd. Şti firma sorumluluğunun toplam 9.139,07 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 9.139,07-TL'nin ödeme tarihi olan 15/01/2020 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; asıl işveren alt işveren ilişkisinin sona ermesinin ardından işyerinden ayrılan alt işveren ile daha sonra aynı işi alan alt işveren arasında hukuki ya da fiili bir bağlantı olsun ya da olmasın kıdem tazminatı açısından önceki işverenin devir tarihindeki ücret ve kendi dönemi ile sınırlı sorumluluğunun, son alt işverenin ise tüm dönemden sorumluluğunun kabul edilmesi gerektiğini, bu kapsamda davalı şirketin kıdem tazminatı açısından tam sorumluluğunun olduğunu, mahkeme tarafından verilen kararda, müvekkilinin kıdem tazminatından sorumlu olduğu açıklanarak davalı alt işverene rücu edemeyeceğine hatalı olarak hükmedildiğini belirterek mahkeme kararının aleyhe olan kısmının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama ile davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; yetki itirazlarının mahkemece dikkate alınmayarak hukuka aykırı olarak reddine karar verildiğini, sözleşmede Ankara Mahkemelerinin yetkili kılındığını, ancak mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak yargılamaya devam edildiğini, müvekkil şirketin asıl işverenden almadığı bir hak ve alacağı çalışanlarına ödeme konusunda herhangi bir taahhütte bulunmadığını, mahkemece hükmedilen ihbar tazminatı ve fazla çalışma ücreti alacağı hususunda müvekkili şirketin asıl işverenden herhangi bir ödeme almadığını, tüm alt işverenler değişmesine rağmen işçinin sürekli olarak aynı asıl işveren altında çalışmaya devam ettiğini, müvekkili şirketin sadece işçinin ücret bordrolarını düzenlediğini, işçinin asıl iş kapsamında yer alan işlerde çalıştırıldığını, alt işveren üst işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunu, dava dışı işçiye ödenmesi gereken hak ve alacaklardan davacı asıl işveren tek başına sorumlu olması gerektiğini, işçinin emsal içtihatlar da dikkate alınarak en başından itibaren asıl işveren kurum işçisi olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın müvekkili şirket açısından husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında yapılan sözleşmelerde kıdem tazminatı ve diğer alacaklardan müvekkili şirketin sorumlu olduğuna ilişkin herhangi bir maddenin yer almadığını, kabul anlamına gelmemek üzere TBK madde 167 hükmü çerçevesinde yarı oranda sorumluluk hükümlerinin uygulanması gerektiğini, müvekkili şirketin TBK 117. vd. maddeleri uyarınca dava tarihi itibariyle temerrüde düştüğünü, bu nedenle alacağa ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, faize ödeme tarihinden itibaren hükmedilmesinin ve iş bu rücu davasında yasal faiz yerine avans faizine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yargılama giderinin red ve kabul durumu nazara alınarak yapılması gerekirken müvekkili şirket açısından fazla yargılama giderine hükmedildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Dava, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacağının faizi ile birlikte davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Uyuşmazlık, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı alacağının davalılara rücu edilip edilemeyeceği ve rücu edilebilecekse miktarı noktasında toplanmaktadır. Dava dışı işçi...’nun davacı şirket bünyesinde alt işverenler nezdinde 04.01.2007-30.06.2014 tarihleri arasında temizlik personeli olarak çalıştığı, bu işçinin iş sözleşmesinin son alt işveren davalı ... tarafından feshedilmesi üzerine dava dışı işçi tarafından kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarına ilişkin olarak Adana 5. İş Mahkemesi 2016/627 E. sayılı dosyası üzerinden açılan dava sonunda davanın kısmen kabul edildiği, kararın kesinleşmesi üzerine Adana 3. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan ilamlı icra takibi neticesinde davacı şirketin 24.203,22 TL tutarındaki alacağın tamamını 15.01.2020 tarihinde ödediği, daha sonra iş bu davada ödediği bedeli son alt işveren davalıdan rücuen talep ettiği anlaşılmıştır."...Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/1682 Esas 2024/1506 Karar sayılı ilamı).Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 01.12.2022 tarih ve 2022/2056-2022/557 esas ve karar sayılı ilamı ile, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde, iç ilişkide sorumluluğa dair herhangi bir hüküm bulunmaması halinde, asıl işverenin ödediği tazminatın tamamını, alt işverenden (yükleniciden) tahsilini isteyebileceğini belirtmiş olup buna karşılık Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 7. Hukuk Dairesi 13.04.2022 tarih 2020/367-2022/744 esas ve karar sayılı ilamı ile, hizmet alım sözleşmelerinde, iç ilişkide sorumluluğa ilişkin bir düzenleme bulunmaması hâlinde, tarafların eşit oranda sorumlu olacağını belirtmiştir. Her iki Daire arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 05/05/2023 tarih ve 2023/1118 Esas 2023/1683 Karar sayılı kararı ile "Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir." şeklinde gerekçelere istinaden uyuşmazlığın giderilmesine karar vermiştir.Somut uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ve sözleşme ekleri ile yasal mevzuat nazara alınarak bir sonuca gidilmelidir. Dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgelere göre davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup taraflar, dava dışı işçinin işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olsa da birbirlerine karşı rücu ilişkisinde taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekir. Zira taraflar kendi aralarındaki iç ilişkide, bu konudaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Bu durumda serbest iradeleri ile yaptıkları sözleşme hükümleri tarafları bağlayacaktır.15.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı Kurum'un dava dışı işçiden dolayı 15.01.2020 tarihinde ödemiş olduğu toplam 24.203,00 TL'den davalı alt işverenlerden sorumlulukları nispetinde tahsili talebine ilişkin olarak; dosya içeriği belgelerin incelenmesi ve hizmet alım sözleşme hükümleri çerçevesinde davalı ... Tem. Hiz. Ltd. Şti.'nin sorumluluğunun 9.139,07 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Dava dışı işçi...’nun davalı şirket bünyesinde alt işverenler nezdinde 02.01.2010-30.06.2014 tarihleri arasında temizlik personeli olarak çalıştığı gözetildiğinde, somut olayda taraflar arasındaki 01.09.2013 tarihli temizlik hizmeti alımına ilişkin sözleşme hükümleri uygulanmalıdır. Bu sözleşmede işçilik alacaklarına ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Teknik Şartnamenin 10.1. maddesi hükmünde, kıdem tazminatının müşteri cari hesabından işçiye davacı tarafından ödeneceği, ihbar tazminatından ise davalının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. 11. maddesi hükmünde, işçilerin kanundan ve iş sözleşmesinden doğan haklarından davacının davalı ile birlikte sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
01.09.2013 tarihli temizlik hizmeti alımına ilişkin sözleşmenin 34. maddesinde sözleşmenin uygulanmasından doğabilecek her türlü anlaşmazlığın çözümünde Ankara Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmıştır.Davalı vekili süresi içerisinde dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde, yetkili mahkemelerin Ankara Mahkemeleri olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuştur.01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uyuşmazlıkla ilgili “Sözleşmeden doğan davalarda yetki “ başlıklı 10. maddesi "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir" hükmünü, “Yetki sözleşmesi” başlıklı 17. maddesi "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü, aynı Kanun’un 448. maddesi gereğince kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağı hükmünü ihtiva etmektedir. HMK m. 17’nin ikinci cümlesine göre, “Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır”. Bu hükme göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa, dava sadece yetki sözleşmesinde kararlaştırılmış olan mahkemede açılabilir. Diğer bir deyişle, aksi belirtilmediği sürece, HMK, yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin münhasır yetkili mahkeme olacağını kabul etmiştir. Bu şekilde yapılmış olan yetki sözleşmesinin, münhasır yetkili olacağı, madde gerekçesinde de açıkça belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, taraflar, salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırmış olmaktadırlar. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar. Buna göre, münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, somut olayda uyuşmazlığı çözmekle yetkili mahkeme Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmekle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Taraf vekillerinin sair istinaf sebepleri kaldırma gerekçesine göre incelenmemiştir.Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kararının HMK'nın 353/1.a.3 maddesi gereğince kaldırılmasına, davalının yetki ilk itirazının kabulü ile İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkisizliğine, yetkili Mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,
1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/791 Esas, 2021/807 Karar ve 22/10/2021 tarihli kararının HMK'nın 353/1.a.3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-a)Davalının yetki ilk itirazının kabulü ile İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin YETKİSİZLİĞİNE,b)Yetkili Mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi OLDUĞUNA,c)6100 sayılı HMK.20 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ANKARA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,d)Aksi halde dosyanın ilk derece mahkemesince ele alınarak HMK 20/1-son cümle gereğince işlem yapılmasına, e)İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,f)6100 sayılı HMK 331/2. maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerin görevli mahkemece, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin davanın açıldığı mahkemenin dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA, g)Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA,ğ)Sair işlemlerin yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,4-İstinaf yargılaması aşamasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 156,07 TL harcın mahsubu ile bakiye 459,33 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,7-Davacı tarafın istinaf başvurusu kaldırma gerekçesine göre incelenemediğinden davacı taraftan harç alınmasına YER OLMADIĞINA, bu nedenle davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf harçlarının talep halinde davacıya İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi gereğince temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/10/2025