T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1253 Esas
KARAR NO : 2025/1127
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/09/2021
NUMARASI : 2020/742 Esas, 2021/768 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 18/09/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... ... İnşaat Şantiyesi’nde özel güvenlik hizmetinin yerine getirilmesi amacıyla 01.07.2015 tarihli ‘‘Özel Güvenlik Hizmet Sözleşmesi’’ akdedildiğini, ... ... işinin bitmesine müteakip müvekkili tarafından İstanbul Valilik makamına özel iznin iptal edilmesi için talepte bulunulduğunu, 31/10/2017 tarihinde de bu durumun borçlu şirkete bildirildiğini, izin iptal talebinin, işin bitmesinden önce değil proje bitimi nedeniyle olduğunu, müvekkili şirketin güvenlik hizmetini özel güvenlik hizmet sözleşmesi çerçevesinde süreli olarak aldığını, davalının hali hazırda söz konusu 6 işçiyi proje bitimi itibariyle işten çıkardığını, davaya konu inşaat yapım işinin bir proje iş olduğunu, projenin tamamlanması ile davalıdan hizmet alınan işin de sona ereceğinin tarafların malumunda olduğunu, projenin bitmesi ile müvekkilinin şantiyedeki varlığının da sona erdiğini, bu noktadan sonra davalının kendi uhdesinde bulunan işçileri kendisine ait bir başka projeye veya kendi hizmetlerine kaydırıp kaydırmamasının veya onlara yeni iş teklif edip etmemesinin kendi sorumluluğunda olduğunu, ilgili işe iade davalarında projenin bitmiş olduğunu bizzat davalı taraf kendisi beyan etmesine rağmen kendisine yöneltilen iş bu davaya konu takipte ödeme emrine itirazında müvekkilinin sözleşmeyi süresinden önce sona erdirdiğini iddia ettiğini, müvekkil şirket tarafından üstlenilen işin süreli olması hasebi ile süreli olarak akdedilen bir güvenlik sözleşmesine istinaden borçlunun kendi insiyatifi ile işten çıkardığı işçilerden müvekkilini sorumlu tutmasının mümkün olmadığını, işçiler tarafından açılan işe iade davalarının yapılan yargılaması neticesinde ayrı ayrı davalarının kabulü ile işçilerin işe iadelerine karar verildiğini, müvekkili ile davalının yargılama giderleri, harçlar ve vekalet ücretlerinden davacı işçilere ödenmek üzere müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğunu, akabinde ise davacı işçiler tarafından işbu bedellere ilişkin müvekkili aleyhine başlatılan icra takipleri neticesinde 30.01.2020 tarihinde müvekkili tarafından İstanbul Bakırköy 17. İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasına istinaden 3.820,46 TL, İstanbul Bakırköy 17. İcra Dairesi ...E. Sayılı dosyasına istinaden 4.041,07 TL, İstanbul Bakırköy 17. İcra Dairesi 2019/2191 E. Sayılı dosyasına istinaden 3.828,39 TL,İstanbul Bakırköy 17. İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasına istinaden 3.818,85 TL, İstanbul Bakırköy 17. İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasına istinaden 3.818,83 TL ve İstanbul Bakırköy 17. İcra Dairesi 2019/2187 E. Sayılı dosyasına istinaden 3.818,84 TL olmak üzere toplam 23.146,44 TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını, TBK 146. ve 147. maddesi ile taraflar arasındaki özel güvenlik hizmet sözleşmesinin 9.1. maddesi gereğince bu bedelden davalının sorumlu olduğunu, iş davasına konu olayda müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulan müvekkili ile davalının birlikte ödemesi gereken tutarın tamamının hakkaniyete aykırı olarak müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalındığını, müvekkilinin iç ilişkide sorumlu olduğu tutardan fazlasını ödeyerek zarara uğradığını, müvekkili yasa ve sözleşme gereği davalı taraftan alacaklı olduğunu belirterek davalı aleyhine başlatılan takibe itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin "Sözleşmenin Süresi ve Feshi" başlıklı 13.1 maddesi gereğince, sözleşme süresinin bitiminden 30 gün önceden fesih ihbarı yapılmadığı takdirde ücret hariç diğer hükümlerinin 1 yıl süreyle uzadığını, davacının sözleşmenin bitim süresi olan 01.07.2017 tarihinden 30 gün önce fesih ihbarı yapmaması nedeniyle sözleşmenin 1 yıl süre ile 01/07/2018 tarihine kadar uzadığını, taraflar arasındaki sözleşmede işin sona ermesi halinde sözleşmenin sonlanacağına dair bir maddenin olmadığını, sözleşmenin uzatılmasından 3 ay sonra inşaatı tamamlayan davacının bu durumu kendisinin bile öngörmeyerek sözleşmeyi uzattığını, davacının sözleşmeyi süresinden önce ve sözleşmeye aykırı şekilde usulsüz ve haksız şekilde sonlandırdığını, taşeron bir şirket olan müvekkilinin yaptığı işin gerçekte asıl işverenin işi olduğunu, çalışanların da üst işverenle yapılan sözleşme sebebiyle davacıya ait işyerinde çalıştıklarını, işin sona ermesi sebebiyle sözleşmenin süresinden önce ve usulsüz şekilde feshedilmesinden sonra çalışanların müvekkilinin başka bir projesine kaydırılmasının mümkün olması için davacının sözleşmeyi feshettiği tarihte müvekkilinin ya yeni bir proje almış olması ya da diğer projelerinde kadro açığının olması gerektiğini, ayrıca kaydırılacak projenin de davacının şantiyesindeki iş koşullarında esaslı değişiklik de içermemesi gerektiğini, müvekkilinin sözleşmenin fesih tarihi olan 31.10.2017'de yeni bir proje için sözleşmesi olmadığını, davacının şantiyesinde çalışan 6 kişiyi yerleştireceği başkaca bir projesinin de bulunmadığını, yine müvekkilinin şirket merkezinde de özel güvenlik görevlisi istihdamını gerektiren bir iş bulunmadığını, şirket merkezinde sadece idari kadro istihdamı yapıldığını, bu nedenlerle feshin son çare olması nedeniyle müvekkilinin davacının projesinde çalışanların iş akitlerini sonlandırmak zorunda kaldığını, işe iade davalarının açılmasına özel güvenlik sözleşmesini süresinden önce ve bildirim yükümlüğüne aykırı şekilde fesheden davacının sebebiyet verdiğini, işe iade davaları her ne kadar müvekkilinin işin sona ermesi sonrası işçileri başka projelerinde çalıştırma veya şirket bünyesinde istihdam etme gayreti içinde olmadığı gerekçesi ile kabul edilmişse de, bu gerekçenin ancak müvekkiliyle davacı işçiler açısından geçerli olacağını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ise, öncelikle aralarındaki sözleşmeye göre çözümlenmesi gerektiğini, bu sebeplerle dava konusu avukatlık ücretlerine ilişkin açılan icra dosyalarına dayanak davaların kaybedilmesinde taraflar arasındaki ilişkide, davacının haksız ve usulsüz feshinin etkili olduğunu, davacının mevcut ödemelere kendi kusuru ile sebebiyet vermesi nedeniyle dava konusu icra dosyalarına ilişkin ödemelerin tamamından kendisinin sorumlu olması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla işçiler tarafından açılan ve kabulüne karar verilen işe iade davalarında dahi davacının müvekkiliyle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunduğunu, davacının mahkeme ilamlarına rağmen tüm karşı taraf vekalet ücretlerinden müvekkilinin sorumlu olduğunu ileri sürmesinin doğru olmadığını, davacının olsa olsa ödediği meblağın 1/2'sini talep edebileceğini, davacı taraf Özel Güvenlik Sözleşmesi'nin 9.1 maddesine atıfta bulunarak ödenecek tutardan müvekkilinin sorumlu olduğunu belirtmiş ise de; sözleşmenin 9.1 maddesinde kesilecek cezalardan söz edildiğini, mevcut ödemelerin mahkeme ilamlarındaki karşı taraf ilam vekalet ücretine ilişkin olduğunu, işe iade davaları sonunda davaların kabul edilmesi sebebiyle hüküm kısmında verilen karşı taraf ilam vekalet ücretine ilişkin kararın idari veya adli makam tarafından kesilen bir ceza kararı olmadığını, kesinleşen işe iade davaları sonrasında müvekkili tarafından ilamlardaki işçilere müvekkilinin başka projesinde açık olması sebebiyle yeni proje teklif edildiğini, ancak davacıların davet edildikleri işe başlamadıklarını, bu sebeple yapılan feshin geçerli hale geldiğini, müvekkilinin işe iade davaları sonrasında üzerine düşen edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, aynı işçilerin açtığı işe başlatmama, boşta geçen süre ücreti, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacaklarına dair açtıkları davaların derdest olduğunu, bu davaların bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin dava konusu icra dosyalarına esas davaların açılmasında herhangi bir kusuru bulunmadığından sözleşmeye aykırı olarak sözleşmeyi fesheden davacı tarafın söz konusu ödemelerden sorumlu olması gerektiğini, müvekkili tarafından icra takibine yapılan itirazın kötüniyetli olmadığını, ihtilafın taraflar arasındaki sözleşmeye göre çözümlenmesi gerekeceğinden talebin yargılamaya muhtaç olduğunu belirterek davanın ve icra inkar talebinin reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; iş mahkemesi kararlarının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, taraflar arasında 25.06.2015 tarihli sözleşme olduğu, sözleşmenin uyarınca 6 güvenlik görevlisininden hizmet alındığı, taraflar arasındaki sözleşmenin uzaması sebebiyle belirsiz süreli sözleşme haline geldiği, sözleşmede tarafların yükümlülüklerinin düzenlendiği, sözleşmenin 9. maddesinde "Vergi, Ssk Ve Diğer Mali Konularda" sorumluluğun belirtildiği, 9.1 maddesinde tatbik edilecek cezalardan sorumluluğun, 9.2 maddesinde ise işçi alacaklarından sorumluluğun düzenlendiği, işçilerin taraflara açtığı davanın işe iade istemine ilişkin olduğu, işe iade istemine ilişkin davadaki alacak taleplerinin ceza niteliğinde olmadığı, davacı tarafından yapılan ödemeye ilişkin taraflar arasında sözleşme uyarınca açık bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenlerle sözleşmede açık hüküm bulunmaması sebebiyle davacının yaptığı ödemelerin yarısını davalıdan talep edebileceği, dosya kapsamında alınan raporda da hesaplamanın yapıldığı dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile davalının Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 11.573,22 TL alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, devamına karar verilen alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 oranında faiz uygulanmasına, davalı itirazında haksız çıktığından ve alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile 11.573,22 TL alacağın %20 si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müteselsil sorumluluk kuralı gereğince asıl işveren ile alt işverenin kendi iç ilişkisinde birbirlerine karşı rücu hakkının bulunup bulunmadığının aralarındaki sözleşmeye ve somut durumun özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, 25.06.2015 tarihli Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi başlıklı "Vergi, SSK Ve Diğer Mali Konularda Sorumluluk" başlıklı 9.1 ve 9.2 maddesi hükümlerinde davalı ...’nın sorumluluğunun yalnızca bu sözleşme kapsamında kendi görevlendirdiği personel ile sınırlı olduğu yönünde sorumluluk sınırının çizildiğini, Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi’nin geneline bakıldığında, somut durumun özellikleri ile birlikte değerlendirildiğinde 4.7, 5.3, 18.1 hükümlerine yer verildiğini, davalının 6 işçisinin açtığı işe iade davaları sonucunda müvekkilinin ödemek durumunda kaldığı vekalet ücretleri ve dava giderlerinden davalının kendi personeli ile ilgili tüm SGK ve İş Mevzuatının gerekliliklerinden her halükarda sözleşme uyarınca sorumlu olacağını, ancak iddia edilenin aksine müvekkilinin 6 işçinin işe iadesinde bir sorumluluğunun bulunmadığını, zira işe iade davalarının kabulü gerekçesinin, bu davanın tarafları arasındaki sözleşmenin/projenin süresinden önce sona erdirilmesi olmadığını, davalının işçi ihtiyacı devam ettiği halde mevcut işçisini çıkarıp yeni işçi alması olduğunu, ayrıca bu 6 işçiden ... (işe giriş 17.06.2013) ve ...'nin (işe giriş 27.04.2015) taraflar arasındaki sözleşmenin imza tarihi olan 01.07.2015'ten önce davalı ile çalışmaya başladığını, salt bu hususun dahi davalının sözleşmenin süresinden önce feshedildiği gerekçesiyle işçileri işten çıkardığı iddialarını asılsız kıldığını, süreli olan sözleşmede, asıl işveren sıfatındaki müvekkilinin, Özel Güvenlik hizmetini belli bir süre için aldığının baştan belli olduğunu, işçinin işe alım ve çıkartılmasında asıl işverenin söz sahibi olmadığını, yalnız alt işveren olan ... Güvenlik’in söz sahibi olduğunu, hatta müvekkilinin işçilere değil iş güvencesi sağlamak bu işçileri işe almasının dahi sözleşme ile yasaklandığını, ödediği bedelin tazminatlar da dahil olarak tespit edilerek cebinden çıkacak rakamın sözleşmede net olarak belirlendiğini, işçilerin işe iadesi kararının gerekçesinin işin süresinden önce bitmesi olmadığını, işten çıkarma nedeni işin bitmesi olsaydı feshin yerinde olduğunun kabulüne karar verilerek işe iade talebi reddedilerek yalnızca kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesine hükmedileceğini, aksine işe iade davasındaki gerekçenin davalının işçi ihtiyacı devam ettiği ve 18 yeni işçi aldığı halde mevcut işçisini çıkarıp yeni işi mevcut işçilerine teklif etmemesine bağlandığını belirterek mahkeme kararının kaldırılarak 23.146,44 TL nin tamamen davalı sorumluluğunda olduğunun tespiti ile itirazın iptaline ve takibin 23.146,44 TL alacak üzerinden devamına, bu alacağa takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasına ve bu alacağın %20'si üzerinden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; sözleşmenin süresi ve feshi başlıklı 13.1 maddesine göre sözleşme süresinin 01/07/2015 ile 01/07/2016 tarihleri arasında mer’i ve muteber olduğunu, sözleşmenin bitimi tarihinden 30 gün önce taraflar feshi ihbarda bulunmadıkları takdirde sözleşmenin ücret dışındaki diğer maddeleri yönünden bir yıl daha uzayacağını, taraflar arasındaki sözleşmenin, sözleşmenin 13.1 maddesi gereğince ilk yıl sonunda 01.07.2016-01.07.2017 tarihleri arasında ve 2. yıl sonunda 1/07/2017- 1/07/2018 tarihleri arasında bir yıl daha uzadığını, sözleşmenin 01.07.2018 tarihine kadar geçerliliği hususunda taraflar mutabık iken yenilenen sözleşme süresinden yaklaşık 3 ay sonra davacı tarafından müvekkiline gönderilen 08.10.2017 tarihli e-mail ile ... ... Şantiyesindeki özel güvenlik sağlama işinin 31.10.2017 tarihinde sonlanacağı, konu ile ilgili gerekli bildirimlerin yapılması ve sözleşmenin sonlanması talebinin iletildiğini, davacı tarafından sözleşmenin sözleşmede belirtilen süre şartına uyulmadan feshedilerek özel güvenlik sağlama işinin sonlandırılması sebebi ile müvekkilinin de projede çalışan özel güvenlik görevlilerinin iş akitlerini 31.10.2017 tarihinden geçerli olmak üzere feshetmek zorunda kaldığını, akabinde işçiler tarafından işe iade davaları açıldığını, bu davalarda kabul kararı verilmesi nedeniyle avukatlık ücretlerinin davacı ile müvekkilinden müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verildiğini, işçiler tarafından açılan ve kesinleşen işe iade davalarındaki karşı taraf vekalet ücretlerinin işçi vekilleri tarafından icra takibine konulduğunu, davacı şirket tarafından bu icra dosyalarına ödemelerin yapıldığını, davacı tarafından işe iade davalarının vekalet ücretine ilişkin ödenen toplam 23.146,44 TL nin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazlarında sözleşmenin davacı tarafından haksız ve usulsüz şekilde feshedildiğinin açıkça ifade edildiğini, davacının taraflar arasındaki sözleşmeyi süresinden önce ve sözleşmedeki 30 gün önceden bildirim şartına uymaksızın feshetmesi sebebiyle, çalışan işçilere başka iş imkanı sağlama imkanı olmayan alt işveren müvekkilinin zorunlu olarak işçilerin iş akitlerini feshettiğini, işe iade davalarının açılmasına davacının haksız ve usulsüz feshi sonucunda müvekkili tarafından yapılan işten zorunlu çıkarmaların sebebiyet verdiğini, bu nedenle taraflar arasındaki iç ilişkide, işe iade davalarındaki ilam vekalet ücretlerinden de müvekkilinin hukuken sorumluluğu olmaması gerektiğini, bu davaların mali yükümlülüklerinden davacının münhasıran sorumlu tutulması gerektiğini, alacak miktarının yargılama sırasında yapılan bilirkişi incelemesi ile belirlendiği dikkate alındığında müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen reddedilen miktar yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki güvenlik hizmet sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle davacı tarafından dava dışı işçiler tarafından açılan işe iade davaları sonucunda hükmedilen vekalet ücreti, yargılama gideri ile harç bedellerinin ödenmesi üzerine bu bedellerin davalıdan rücuen tahsili için başlatılan takibe vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Dava dışı işçileri ödenen bedelin davalı taraftan rücuen tahsil talebine ilişkin başlatılan Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün... Esas Sayılı icra takip dosyasında davalı borçlu tarafından ödeme emrine karşı borca ve ferilerine itiraz edildiği, itirazın davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bir belge dosyada bulunmadığından davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı taraf TBK 146. ve 147. maddesi ile taraflar arasındaki özel güvenlik hizmet sözleşmesinin 9.1. maddesi gereğince ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş olup davalı taraf ise işe iade davalarının açılmasına özel güvenlik sözleşmesini süresinden önce ve bildirim yükümlüğüne aykırı şekilde fesheden davacının sebebiyet verdiğini, davacı tarafından ödenen vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin özel güvenlik hizmet sözleşmesinin 9.1. maddesi kapsamında ceza niteliğinde olmadığını ve kabul anlamına gelmemek üzere taraflar arasındaki özel güvenlik sözleşmesinde talep edilen hususlarda hüküm bulunmadığından kendilerinin bu bedellerin yarısından sorumlu tutulmaları gerektiğini savunmuştur. 23.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda; Mahkemece, belirtilen icra dosyalarına davacı tarafından ödendiği iddia edilen tutarlardan, taraflar arasındaki Hizmet Sözleşmesinde dava konusu giderlerden hangi tarafın sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmadığından, alacaktan tarafların yarı yarıya sorumlu olması gerektiği, buna göre; ... Güvenlik Hizm. Ltd. Şti.nin sorumluluğunun 23.146,44 TL / 2 = 11.573,22 TL, ... İşletmecilik İnş. San. Ve Nak. Ltd. Şti.nin sorumluluğunun 23.146,44 TL /2 = 11.573,22 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.Uyuşmazlık, davacı tarafından dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarından davalının sorumlu olup olmadığı ve buna göre ödenen bedelin tamamının davalıdan talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmıştır.... İşletmecilik İnşaat San. Ve Nak. Ltd. Şti. (işveren) ile ... Güvenlik Hiz. Ltd. Şti. arasında İstanbul Çekmeköy Ömerli Mah. ... parselde kayıtlı arsadaki “... ... İnşaat Şantiyesi” nin 25.06.2015 tarihli Özel Güvenlik Hizmet Sözleşmesi imzalandığı ve hizmetin 6 güvenlik görevlisiyle 24 saat esası üzerine şantiyenin güvenlik hizmetinin yerine getirilmesi olduğu anlaşılmıştır. Sözleşmenin 9.1. maddesi; “... Güvenlik'in bu sözleşme kapsamında görevlendirdiği personele ait her türlü ücret, vergi, SSK primi ile idari ve adli makamlar tarafından kanun ve yönetmeliklere uyulmamasından dolayı tatbik edilecek cezalardan ... Güvenlik sorumludur.” şeklindedir.Sözleşmesinin 13.1. maddesi; “İş bu sözleşmenin 01.07.2015- 01.07.2016 tarihleri arasında mer'i ve muteberdir. Sözleşmenin bitim tarihinden 30 gün önce taraflar feshi ihbarda bulunmadıkları takdirde sözleşme ücret dışındaki şartlar aynı kalmak suretiyle 1 yıl daha uzamış sayılır. İlerleyen dönemler için de aynı hüküm geçerlidir.” şeklindedir. Bakırköy 7. İş Mahkemesinin işe iade davalarındaki kararlarının istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi tarafından ilk derece mahkeme kararlarının kaldırılarak tarafların alt işveren - asıl işveren olmaları gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı işçilerin ... Güvenlik Firmasındaki işe iadesine, işçilerin işe başlatılmaması halinde 4 aylık brüt ücret tutarında tazminata, boşta geçen süre için 4 aylık ücret ve diğer haklar ile dava masrafları, harç ve vekalet ücretinin Davalı ... Güvenlik ile Davalı ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline kesin olarak karar verildiği görülmüştür. "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanununa göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. (Y. 6 HD. 16.10.2023 tarihli 2022/3158 E. 2023/3315 K. Sayılı ilamı)4857 sayılı İş Kanunun 2/6. maddesinde, asıl işveren-alt işveren açıklanmış ve bu ilişkide asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte sorumludur hükmüne yer verilmiştir. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül söz konusudur. Asıl ve alt iş verenler dava dışı işçiye karşı müteselsilen sorumludur. Bu düzenleme işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla alınmıştır. Sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt iş veren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, TBK ve sözleşme hükümleri esas alınacaktır. Bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekecektir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu konudaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Bu durumda yukarıda ifade edildiği gibi serbest iradeleri ile yaptıkları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacaktır. Açıklanan nedenlerle, gerek İş Kanunu ve gerekse de İş Kanununda değişiklik getiren 6552 sayılı yasanın ilgili maddeleri işçi alacağını korumaya yönelik olup, alt ve üst işveren arasındaki uyuşmazlıklarda taraflar arasında gerçekleştirilen sözleşme hükümleri esas olduğundan ve sözleşme şartlarına göre işçi alacaklarından işverene karşı davalı alt işveren sorumlu olacaktır.1-Davacı vekilinin istinaf sebepleri değerlendirildiğinde;25.06.2015 tarihli Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesinin "Vergi, Ssk Ve Diğer Mali Konularda Sorumluluk" başlıklı 9.1 maddesi hükümlerinde ödenmeyen her türlü ücretler ile adli ve idari makamlar tarafından kanun ve yönetmeliklere uyulmamasından dolayı uygulanacak cezalardan davalının sorumlu olacağının kararlaştırıldığı görülmüştür.Somut olayda, taraflar arasında imzalanan özel güvenlik hizmet sözleşmesinin 9.1 hükmünde işçilerin her türlü ücretlerinden kimin sorumlu olacağının belirlendiği, bu nedenle dava konusu alacaktan davalının tamamen sorumlu olması gerektiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararı yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmekle mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulü ile takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamına, alacak likid ve belirlenebilir olduğundan %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.2- Davalı vekilinin istinaf sebepleri değerlendirildiğinde;Davalı vekili tarafından sözleşmenin davacı tarafından sözleşmede belirlenen usule göre feshedilmediğinden işe iade davalarının açılmasına davacı taraf sebebiyet verdiğinden bu davalardaki vekalet ücretleri ile yargılama giderlerinden davacının sorumlu olması gerektiği savunulmuş ise de kesinleşen iş davalarında müteselsil sorumluluk nedeniyle tarafların her ikisinin sorumluluğuna gidildiğinden artık iç ilişkide taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uygulanacaktır. Sözleşmede de yukarıda belirtildiği üzere bu yönde hüküm bulunduğundan ödenen bedelin tamamından davalı sorumlu olacaktır. Ayrıca davalının haksız feshe bağlı zararlarıyla ilgili açacağı davalar, bu davanın konusunu oluşturamayacağından davalı vekilinin davacının ödenen bedelden sözleşmenin haksız feshi nedeniyle tamamen sorumlu olacağı yönündeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Davacının taraflar arasındaki sözleşmeyi süresinden önce ve sözleşmedeki 30 gün önceden bildirim şartına uymaksızın feshetmesi sebebiyle davalı alt işverenin çalışan işçilere başka iş sağlama imkanı olmadığından zorunlu olarak işçilerin iş akitlerini feshettiği davalı vekili tarafından savunulmuş ise de kesinleşen işe iade davalarında tartışılacak hususların iş bu davada yeniden tartışılamayacağı gözetilerek davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulü ile takibin 23.146,44 TL üzerinden takip talebindeki şartlarla aynen devamına, alacak likid ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacak miktarının %20 si oranındaki 4.629,28 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenler ile KABULÜ ile, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/742 Esas, 2021/768 Karar sayılı ve 15/09/2021 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,a)Davanın KABULÜ ile, davalının Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının İPTALİ ile, takibin 23.146,44 TL üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla DEVAMINA, b)Hükmolunan 23.146,44 TL'nin %20 si oranında hesap edilen 4.629,28 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 1.581,13 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 274,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.306,14 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,d)Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 274,99 TL peşin harç ve yapılan 824,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 1.153,39 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, e)Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,f)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 23.146,44 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,g)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,İstinaf Başvurusu Yönünden;3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 197,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 417,76 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafından karşılanan 221,40 TL istinaf harçları ile 52,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 273,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,7-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNEDair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-2 ve 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 18/09/2025