T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/124 Esas
KARAR NO : 2025/1219
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 15/12/2021
NUMARASI : 2020/447 Esas, 2021/1360 Karar
DAVA: İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Terkin Talebi (İİK 235)
KARAR TARİHİ: 02/10/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müflis şirketten olan alacaklarının kefil ödemesi ve taşınmazların devri suretiyle yapılan protokol gereği sona erdiğini, davalının sıra cetveline kaydettirdiği alacaklarının gerçekten var olmadığını, muaccel olmadığını, zaman aşımına uğradığını, bu alacaklara hukuka aykırı şekilde faiz işletilerek fazla miktarda alacağın masaya kaydedildiğini belirterek İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyasından düzenlenen 17.08.2020 tarihli sıra cetvelinin 48 kayıt numarasıyla 4. sırada kaydedilen 45.838.858,70 TL davalı alacağının terkini ile İİK 235/3 madde gereğince bu alacağa tahsis edilen bedelin dava masrafları da dahil olmak üzere sıraya bakılmaksızın alacağı nispetinde itiraz eden müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müflis şirket adına usulsüzlükleri ileri süremeyeceğini, müflis şirketle iki ayrı finansal kiralama sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmelerden kaynaklanan borçların iflas tarihi itibariyle halen devam ettiğini, müvekkili ticari kayıt ve belgelerinin bilirkişi tarafından incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı, davalının alacağının kalmadığını iddia ettiğinden ispat yükünün bu sebeple davacıda olduğu, delilleri arasında bilirkişi incelemesine dayanan ve duruşmada da inceleme yapılmasını talep eden davacıya davanın niteliği itibariyle özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden dava dışı müflise ve davalıya ait ticari defter ve dayanaklarının incelenmesi için HMK 283. maddesi gereğince Adalet Bakanlığında çıkartılıp güncellenen tarife gözetilerek bilirkişilerin sarf edeceği emek ve mesaiyle orantılı ve dosya kapsamına uygun bilirkişi ücreti tespit ve taktir edilerek bu miktar giderin yatırılması konusunda kanuna uygun süreler verildiği, kesin süre içinde bilirkişi ücretinin yatırılmaması halinde HMK Yönetmeliğinin 45/3 maddesi gereğince bu delilinden vazgeçmiş sayılacağı ihtarının yapıldığı, ancak davacı tarafından süresinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, 15.12.2021 tarihli duruşmada davacı vekili tarafından müvekkili tarafından kendisine ödeme yapıldığı belirtilerek yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasının talep edildiği, ancak davacının bilirkişi delilinden vazgeçtiği ve dosya kapsamı itibariyle davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; yerel mahkemeden dava dilekçesinde ileri sürdükleri iddialara ilişkin belgelerin toplanması ve incelenmesi için İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasına müzekkere yazılması talep edilmesine rağmen müzekkerenin yazılmadığını, yargılamanın seyri açısından asli önem teşkil eden bu belgelerin incelenmeden mahkeme tarafından haklı davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava dosyasına finansal kiralama sözleşmesine ilişkin tüm evrakların sunulduğunu, davalı şirketin borcun tahsil edildiğine ilişkin beyanlarının dosya içeriğinde mevcut olduğunu, taşınmazın satış bedelinin borçtan mahsup edilmediğine ilişkin iddialarının dinlenmediğini, bu hususlarda müzekkere yazılıp inceleme yapılması taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, iflas dairesinden taşınmaz satışına ilişkin belgelerin istenmesi ile borcun ödendiğini gösterir belge ve evrakların sunulması sonrasında dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi için süre verilmesi taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, davalı şirketin ikrarına ve yukarıda ifade edilen taleplerine rağmen davanın reddine dair kararın gerekli ve yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini gösterdiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK'nun 235. maddede düzenlenen sıra cetvelindeki davalının alacağının varlığına itiraz (kayıt terkin) davasıdır.İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur olduğu düzenlenmiştir. İflas kararı verildikten sonra alacaklılar alacağının dayanağını ve miktarını iflas idaresine bildirir. Alacaklıların alacaklarını kaydettirmeleri için 2004 sayılı Kanun'un 219/2. maddesinde öngörülen bir aylık sürenin bitiminden sonra, iflas idaresi alacakların doğru olup olmadığını incelemeye başlar. Maddi yönden inceleme sonucu kabul edilen her alacak tespit edilen sıraya göre sıra cetveline kaydedilir. Kabul edilmeyen alacaklar da ret sebepleri ile birlikte sıra cetvelinde gösterilir. İflas idaresi 2004 sayılı Kanun'un 232. maddesinde öngörülen sürede düzenlediği sıra cetvelini iflas idaresine verir ve alacaklıları aynı Kanun'un 166/2. maddesindeki usule göre ilan yoluyla haberdar eder. Ayrıca iflas masasına müracaat sırasında tebligatı gösterir adres ve tebligat masrafları için avans yatıranlara sıra cetveli tebliğ edilir. Sıra cetveline itiraz davalarında dava açma süresi, görev ve yetki 2004 sayılı Kanun'un 235. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre dava açma süresinin ilandan itibaren başlayacağı belirtildikten sonra, ayrıca 2004 sayılı Kanun'un 223/3. maddesi hükmünün saklı olduğu belirtilmiştir. Saklı tutulan hükme göre, iflas masasına müracaat eden alacaklılar tebligatı kabule elverişli adres gösterir, yazı ve tebligat masrafları için avans yatırmışlarsa sıra cetveline itiraz davası açma süresi bu alacaklılar hakkında sıra cetvelinin kendilerine tebliğinden itibaren başlar. Davanın on beş gün içinde açılması gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü süre olup Mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Müflis şirket hakkında İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/167 Esas sayılı dava dosyasında 04.12.2019 günü saat 16:35'ten itibaren iflasına karar verildiği, İstanbul 3. İcra İflas Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyası ile iflas tasfiye işlemlerine başlandığı, müflis şirketin iflas masasına davacının vekili aracılığı ile 15.742.562,25 TL alacak kayıt talebinde bulunduğu, iflas idaresince alacak talebinin tamamının kabulüne karar verilerek 4. sıraya alındığı, sıra cetvelinin 23/09/2020 tarihinde TTSG de ve 27/08/2020 tarihinde ... Gazetesinde ilan edildiği, tebligat için gerekli masrafın davacı tarafından yatırıldığı, sıra cetveli ilanı ve alacak hakkındaki kararın 11.09.2020 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, iş bu davanın ise İİK 235. maddesinde belirlenen hak düşürücü süre içerisinde 21.09.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, davalının müflis şirketten olan alacaklarının kefil ödemesi ve taşınmazların devri suretiyle yapılan protokol gereği sona erip ermediği ile davalının sıra cetveline kaydettirdiği alacaklarının gerçekten var olup olmadığı, muaccel olup olmadığı, zaman aşımına uğrayıp uğramadığı ile bu alacaklara hukuka aykırı şekilde faiz işletilerek fazla miktarda alacağın masaya kaydedilip kaydedilmediği noktalarında toplanmaktadır. "Dava, iflas sıra cetvelinde yer alan davalı alacağının terkini istemine ilişkindir. Kayıt terkin davalarında ispat yükü alacağının esasına, miktarına veya sırasına itiraz edilen alacaklıya aittir. Davalı alacaklı sıra cetveline kabul edilen alacağının varlığını ve miktarını usulüne uygun deliller ile ispatlamalıdır. Müflisin, davalının başlattığı takiplere itiraz etmemesi ve takibin kesinleşmesi, davacıyı bağlamaz. Müflis ile davalı alacaklı arasındaki borcun doğumunu ispat eden delil ve belgelerin mevcut olması gerekir. Eğer borcu doğuran sebep bir senede dayanıyorsa ve salt bu senet borcun varlığına kabule yeterli görülmüyorsa, davalı alacaklının alacağının varlığını ispatlayamadığı kabul edilmelidir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22.04.1999 tarih ve 2328 E., 2713 K. sayılı ilamı bu yöndedir. Senetler ancak tarafları ve onların cüz'i ve külli haleflerine karşı ileri sürüleceğinden, borçlu müflisi ile davalı arasındaki temel ilişkinin dışında kalan davacı üçüncü kişi bakımından bir ispat vasıtası olamazlar. Diğer yandan, davacının iddiası gerçek bir alacağın bulunmadığı değil, alacağın bulunduğu fakat sona erdirildiği noktasında ise, kural olarak ispat külfetinin yer değiştirdiği kabul edilmeli, bir diğer ifade ile ödeme gibi sebeplerin varlığınıı ispat yükü davacıya yüklenmelidir. Dairemizin yerleşik uygulaması (29.04.2013, 2755 K; 17.03.2014 tarih ve 1306 E., 2005 K. Sayılı ilamlarında olduğu üzere) bu yöndedir. Somut olayda, ispat yükünün değiştirmesini gerektiren böyle bir durum söz konusu değildir. Bu durumda mahkemece, ispat yükü kendisine düşen davalıya alacağının varlığını ve miktarını kanıtlaması için imkân tanınması, delillerinin toplanması, tartışılıp değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının müflis şirket hakkında başlatığı ve itiraz edilmeksizin kesinleşen icra takiplerinin, davacı yönünden bağlayıcı olmayacağı hususu gözardı edilerek ve kesinleşen bu takiplere konu alacağın gerçek bir alacak olmadığını ispat yükünün davacıya geçtiği gerekçesiyle, davanın kısmen reddi doğru olmamıştır. Kabule göre, İİK'nın 235/3. maddesi uyarınca, bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nispetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Mahkemece, bu hükme uygun karar verilmemiş olması da doğru olmamıştır." (Yargıtay 23. HD. 21.05.2014 tarihli 2014/3563 Esas 2014/3948 Karar sayılı ilamı) Davacının iddiası, davalının yapılan ödemelere bağlı olarak alacağının sona erdiği ile alacağın zamanaşımına uğradığına yöneliktir. Davacının, alacağın bulunduğu fakat sona erdiği yönündeki bu iddiaları yönünden kural olarak ispat külfetinin yer değiştirdiği kabul edilmeli, bir diğer ifade ile ödeme gibi sebeplerin varlığını ispat yükü davacıya yüklenmelidir.HMK nın "Delillerin ikamesi" başlıklı 318. maddesi şu şekildedir;"(1) Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır."HMK nın "Uygulanacak hükümler" başlıklı 322. maddesi şu şekildedir; "(1) Bu Kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır."HMK nın "Delil ikamesi için avans" başlıklı 324. maddesi şu şekildedir;"(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır."Davacının iddiası, yapılan ödemelere bağlı olarak davalı alacağının sona erdiği ve alacağın zamanaşımına uğradığı yönündedir. Dolayısıyla ödeme gibi sebeplerin varlığını ispat yükü davacıdadır. HMK 324. madde gereğince, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından mahkemece usulüne uygun olarak yapılan ihtarata rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmaması sebebiyle davacının bilirkişi incelemesine dayanmaktan vazgeçtiği anlaşılmıştır. Bu durumda dosyadaki mevcut delillere göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Davacı tarafından dosyaya sunulan deliller, borcun sona erdiğini ispat edecek mahiyette olmadığından ilk derece mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi yerindedir.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/447 Esas, 2021/1360 Karar sayılı ve 15/12/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/10/2025
.