T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/133 Esas
KARAR NO : 2025/1195
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/10/2021
NUMARASI : 2020/183 Esas, 2021/674 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinde Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 25/09/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılar arasında Silahlı Özel ... alımına ilişkin farklı tarihlerde hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, Tekirdağ Liman İşletmeleri Müdürlüğünde Özel ... olarak çalışmakta olan dava dışı ... tarafından Tekirdağ İş Mahkemesinde dava açıldığını ve müvekkili aleyhine Tekirdağ İş Mahkemesi’nin 2015/363 E.-2016/464 K. sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, yerel mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurduklarını, İstanbul BAM 29.H.D.’nin 2017/180 E.-2018/192 K. sayılı kararıyla, istinaf taleplerinin kısmen kabul edilerek karar oluşturulduğunu, kararın Tekirdağ 2. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibine konulduğunu, icra dosyasına müvekkili kuruluşça 30.03.2018 tarihinde 14.745,68 TL ödeme yapıldığını, taraflar arasında akdedilen Hizmet Alım Sözleşmesinin 22 ve 38/7 madde hükümleri gereğince dava dışı işçiye yapılan ödemelerin tamamından sorumlu olduğunu belirterek 14.745,68 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, farklı tarihlerde belirli süreli hizmet sözleşmesi ile davacıya alt yüklenici olarak hizmet verdiğini, müvekkilinin çalıştığı bu dönemlerde tüm işçilik ücret hak ediş ve alacaklarını eksiksiz bir şekilde personellerine ödediğini, davaya ve icra takibine konu personelin müvekkili şirkette çalıştığı dönemlerde kıdem ve ihbar tazminatları ile ilgili alacağı bulunmamakla birlikte bu tazminat bedellerinin ödenmesinden davacının sorumlu olduğunu, açılan davanın konusunun işçilere ödenen bu tazminat bedellerinin rücuen tazmini değil, işçilere ödenen ücret alacaklarının rücuen tazminine ilişkin olduğunu, söz konusu personellerin işçilik ücret ve alacaklarından müvekkili şirketin 5 yıl sorumluluğu olduğunu, aynı zamanda zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı tarafça imzalanan hizmet işleri genel şartnamesinin altıncı bölümünde dava konusu ücret alacaklarına ilişkin şartların belirlendiğini, söz konusu şartnameye göre, yüklenici personellerine ödenen ücret ve diğer haklara ilişkin kontrollerin, davacı tarafından kurulacak kontrol teşkilatı tarafından yapılacağını, davacı idare tarafından müvekkili şirketin hizmet verdiği döneme ilişkin olarak söz konusu kontrol teşkilatı tarafından müvekkilinin hakedişinden hiçbir ücret kesintisi yapılmadığını, çalışılmış olan dönemde ücret alacaklarının kesinti olmaksızın tam ve eksiksiz olarak davacı kurumca yatırıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının rücu etmek üzere bahse konu dava dosyalarından doğan alacakların, müvekkili yönünden zamanaşımına uğradığını, davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının, dava dilekçesinde bahsettiği çalışma dönemlerine bakıldığında, müvekkiline tekabül eden sürenin takribi olarak toplamda 65-70 güne tekabül ettiğini, bu süreçte müvekkilinin işçilerin geçici olarak yasalara uygun şekilde sigortaları yapılarak, yalnızca kendi çalışma dönemi ile sınırlı olmak üzere çalıştırıldıklarını, kalan dönemlerde de bahsi geçen işçilerin, davacıya ait projede sigortaları o dönemde farklı firmalarca verilen ... hizmetlerine göre dönemsel olarak çalıştıklarını, bahsi geçen işçilerin sürekli olarak çalıştığı yerin davacı yanı olduğunu, dolayısıyla işçilik alacaklarının asıl sorumlusunun davacıda olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için müvekkili ile diğer davalının da bu alacaklardan sorumlu olduğu varsayılsa dahi, her işverenin yalnızca kendi döneminden sorumlu olacağını, müvekkilinin sorumluluğu yalnızca 65-70 gün arasında hizmet verdiği dönemle sınırlı olduğunu, davacının işbu davayı açmasının son derece kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; işçilik alacaklarından her bir alt işverenin kendi dönemi ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatından her bir alt işverenin sorumlu olacağı bölümünün, davalı şirketlerin kendi dönemlerine isabet eden hizmet süresinin kıdem tazminatına esas alınan toplam hizmet süresi ile oranlanarak tespit edileceği, bu itibarla dava dışı işçinin davalı ... şirketinde çalıştığı dönemin toplam çalışma süresine oranlanmasında 0,895424837 oranına ulaşıldığı, .. şirketinde çalıştığı dönemin toplam çalışma süresine oranlanmasında ise 0,104575163 oranının bulunduğu, davacı şirket ile davalı şirketler arasındaki hizmet alım sözleşmelerinin 22. maddesinde genel şartnamenin 6. bölümüne atıf yapıldığı, hizmet işleri genel şartnamesinin 6. bölümünün 38. maddesinin 7. paragrafında ise, yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin çalıştırdığı işçilerin tamamının yüklenicinin elemanı hükmünde olduğu ve bunların ücretinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenicinin sorumlu olduğunun kararlaştırıldığı, işçinin kıdem tazminatı ve diğer alacaklarından davalı şirketlerin tespit edilen oranlarda sorumlu olacağı ancak ihbar tazminatının yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca işçiye ihbar öneli kullandırmayan son işveren olan davalı ... şirketi tarafından karşılanmasının gerektiği, bu kapsamda dava dışı işçinin ihbar tazminatı 3.010,77 TL olarak hesaplanmakla, ihbar tazminatı dışında davacı şirketçe ödenen tutar olan 11.734,91 TL'den davalı şirketlerin belirlenen rücu oranlarına göre davalı ...'nın 10.507,73 TL, davalı Koza'nın 1.227,18 TL tutarında sorumlu olduğu tespit edilmekle, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri ve hizmet işleri genel şartnamesine göre davalı şirketler dava dışı işçinin alacaklarından sorumlu olduğu, Mahkemece bilirkişi raporundaki 1. Seçeneğin benimsendiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı ... vekili istinaf nedenleri olarak; yerel Mahkemece zamanaşımı hususunda halefiyet müessesinin tartışılmadığını, müvekkili yönünden rücuya konu alacakların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, müvekkilinin son hizmet tarihi ve işçilerin müvekkili yönünden hakediş tarihinin 31.03.2014 tarihi olduğu, somut davanın 06.03.2020 tarihinde açıldığını ve davanın zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemek üzere bilirkişi raporunda yapılan 2 seçenekli hesaplamada, davacının talep edebileceği miktarın, davacının asıl işveren olması nedeniyle yarı oranında sorumlu olacağına ilişkin 2. Seçenekteki miktar olması gerektiğini, dönemsel sorumluluk halinde alt işverenlerin kendi dönemlerinde verdikleri ücrete göre tazminat sorumluluklarının bulunduğunu, ancak müvekkilinin işçinin son ücreti üzerinden hesaplanan tazminattan sorumlu tutulduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... vekili istinaf nedenleri olarak; Somut uyuşmazlıkta, davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin olduğunu, bu sebeple uyuşmazlığın sonuca bağlanarak davacının rücu talebine ilişkin hüküm kurulabilmesi için davacı ile davalılar arasındaki iç ilişkideki hükümlerin tespit edilmesi yani taraflar arasındaki sözleşme ile kanunda öngörülen yarı yarıya sorumluluk hükmü yerine başka bir hüküm getirilip getirilmediğinin araştırılmasının gerektiğini, yerel mahkemece bu konuda bir araştırma yapılmadan, dosyanın sözleşmeler konusunda uzman bir bilirkişiye dahi tevdi edilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, kararın bu yönüyle kaldırılması gerektiğini, yüklenici konumunda bulunan müvekkili şirketin söz konusu ihale kapsamında sorumluluğunda bulunan işçilik alacaklarının açıkça düzenlendiğini, kıdem ihbar tazminatının bu kapsamda olmadığını, sözleşmede işçilik alacaklarından kimin sorumlu olacağına dair aksine bir düzenlemenin bulunmadığını, bu nedenle uyuşmazlığın genel hüküm niteliğindeki 4857 sayılı İş Kanunu'nun ilgili düzenlemelerine göre çözülmesi gerektiğini, taraflar arasındaki iç ilişkiye TBK 167. Maddesi nin uygulanması gerektiğini, bu halde davacının dava dışı 3. Kişilere ödediği kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücretlerine ilişkin ödediği miktarın yalnızca yarısı oranında müvekkili şirkete rücu hakkına sahip olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen bedelin davalılardan rücuen tazmini istemine ilişkindir.Uyuşmazlık, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarından davalıların sorumlu olup olmadığı ve buna göre ödenen bedelin tamamının davalılardan talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmıştır.İlk derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda; davacının ödediği ihbar tazminatı hariç diğer işçilik alacaklarından 1. Seçenekte davalı şirketlerin ihale dönemine isabet eden kısmının tamamını davalı alt işveren şirketlere rücu edebileceği, 2. Seçenekte; davalı şirketlerin ihale dönemine isabet eden kısmının 1/2 si oranında rücu edebileceği kabul edilerek iki seçenekli olarak rücu alacağının hesaplandığı, ihbar tazminatının işçiye ihbar öneli kullandırmayan son alt işveren ... ... şirketinin sorumlu olduğunu, dava dışı işçinin kıdem tazminatı ve diğer alacaklardan dolayı sorumluluk paylarının; 1. Seçenekte: Davacı asıl işverenin rücu alacağının 14.745,68 TL olduğu, anılan tutarın 13.518,50 TL’sinden davalı ...’nin sorumlu olduğu ve ödeme tarihi olan 30.03.2018 tarihinden itibaren Avans faiz oranından işleyecek faiziyle birlikte tahsili gerektiği, 1.227,18 TL’sinden davalı .... Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.’nin sorumlu olduğu ve ödeme tarihi olan 30.03.2018 tarihinden itibaren Avans faiz oranından işleyecek faiziyle birlikte tahsili gerektiği, 2. Seçenekte: Davacı asıl işverenin rücu alacağının 8.878,23 TL olduğu, anılan tutarın 8.264,63 TL’sinden davalı ...’nin sorumlu olduğu ve ödeme tarihi olan 30.03.2018 tarihinden itibaren Avans faiz oranından işleyecek faiziyle birlikte tahsili gerektiği, 613,59 TL’sinden davalı .... Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.’nin sorumlu olduğu ve ödeme tarihi olan 30.03.2018 tarihinden itibaren Avans faiz oranından işleyecek faiziyle birlikte tahsili gerektiği" belirtilmiştir. Tekirdağ 2.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında; dava dışı işçi ... tarafından davacı aleyhine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi'nin 2017/180 E-2018/192 K sayılı ilama dayalı olarak ilamlı takip yapıldığı, davacı tarafından 30.03.2018 tarihinde 14.745,68 TL'nin icra dosyasına banka kanalıyla ödendiği anlaşılmıştır.1-Davalı ... ... Ltd Şti'nin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Davalı ... ... şirketi istinaf dilekçesinde; davacı ile davalılar arasındaki iç ilişkideki hükümlerin tespit edilmesi, yani taraflar arasındaki sözleşme ile kanunda öngörülen yarı yarıya sorumluluk hükmü yerine başka bir hüküm getirilip getirilmediğinin araştırılması gerektiğini ancak bu yönde herhangi bir araştırma yapılmadığını ileri sürmüştür. Dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 38. Maddesinde, çalışanların özlük haklarının düzenlediği, taraflar arasında imzalanan hizmet alımına ait sözleşmelerin Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları başlıklı 22.1 bendi;" yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunlara aynen uymakla yükümlüdür." şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde sözleşme ekleri başlığı altında 8.1. bentte, ihale dökümanının bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğu, idareyi ve yükleniciyi bağlayacağı, sözleşme hükümleri ile ihale dökümanını oluşturan belgelerdeki hükümler arasında çelişki veya farklılık olması halinde ihale dökümanlarında yer alan hükümlerin esas alınacağı, 8.2. bentte ihale dökümanını oluşturan belgeler arasındaki öncelik sıralamasının sırasıyla, hizmet işleri genel şartnamesi, idari şartname, sözleşme tasarısı, birim fiyat tarifleri(varsa), özel teknik şartname (varsa), teknik şartname, açıklamalar (varsa) olarak belirtildiği, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin beşinci bölümünde ise "Yüklenicinin Çalıştırdığı Personel, Çalışanların Hakları ve Çalışma Şartları" üst başlığı ile 38. maddede çalışanların özlük hakları düzenlenmiştir.Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı, aksine sözleşmelerin eki mahiyetindeki Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 6. bölümünün konuya ilişkin 38. Maddesinin 7. bendinde "... Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur. Yüklenici, bunların ücretleri hakkında da aynen kendi elemanları gibi ve yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapmak zorundadır." düzenlemesinin bulunduğu anlaşılmıştır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 25.01.2021 tarih ve 2019/2330 E. - 2021/175) sayılı kararında; ''İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücü davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.'' denilmiştir.Yine emsal bir davada asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüştür. Somut davada, yüklenici ... ... Şirketi ile davacı işveren arasında imzalanan sözleşme hükümleri ve eklerine göre, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması ve davacının, yüklenicinin işçisi ile organik bağı olduğu ispatlanamadığından, davacı asıl işverenin, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulamayacağı ve dava dışı işçiye ödenen bedellerden alt işverenlerin sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Müteselsil sorumlulukta iç ilişkiyi düzenleyen paylaşım başlıklı TBK'nun 167.maddesinde "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." düzenlemesi dikkate alındığında, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu konudaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Bu durumda serbest iradeleri ile yaptıkları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacaktır. Bu nedenle, TBK'nın 167. Maddesinde düzenlenen borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu olduğu hususunun somut olay bakımından uygulanması sözkonusu olamayacaktır. Bu durumda, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının, davalı alt işverenlerden(dönemleri ile sınırlı olmak üzere) rücuen tahsiline karar verilmesi gerekir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 15.06.2020 tarih, 2019/1082 E. 2020/2048 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere rücu isteminde, kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. Buna göre ilk derece mahkemesince, davalı ... Şirketinin, işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlı olmak üzere ve çalıştırdığı döneme ilişkin işçilik alacaklarının tamamından sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmayıp, davalı ... Firmasının istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.2-Davalı ... Şirketinin şirketinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;Davacı 14.475,68 TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, mahkemece davalı ... Şirket yönünden 1.227,18 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır.02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile HMK'nun 341. maddesinin 2. fıkrası değiştirilmek suretiyle 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesin hale getirilmiş ve aynı yasanın 44. maddesi ile HMK'ya eklenen ek madde 1 ile de kesinlik sınırı olan 3.000,00 TL'nin her yıl yeniden değerleme oranında artışa tabi olduğu kabul edilmiştir. Yeniden değerleme sonucunda hüküm tarihi 2021 yılı için kesinlik sınırı 5.880,00 TL olmuştur. HMK'nun 352 maddesinde; "Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda; incelemenin başka bir dairece yapılması gerektiği, kararın kesin olduğu, başvurunun süresi içinde yapılmadığı, başvuru şartlarının yerine getirilmediği, başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmediği tespit edilen dosyalar hakkında öncelikle karar verilir. Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır." hükmü gereğince ön inceleme sonucu karar verilecek dosyalara ait şartlar belirtilmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuru olanağı bulunmayan kesin nitelikteki kararlara ilişkin olarak HMK'nun 346/1 maddesi uyarınca mahkemesince bir karar verilebileceği gibi Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebileceği de belirtilmiştir.Somut davada, ilk derece Mahkemesince davalı ... Şirketi yönünden 1.227,18 TL alacağa hükmedilmiştir. Bu davalı yönünden kabul edilen miktar yukarıda anılan madde hükmüne göre istinaf sınırının altında kaldığından, 12/10/2021 tarihli karar adı geçen davalı yönünden kesin niteliktedir. Açıklanan nedenler ile davalı ... ... Şirketinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davalı ... Şirketinin istinaf başvurusunun HMK'nun 341. ve 352. maddeleri uyarınca usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı ... Şirketi yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 341. ve 352. maddeleri uyarınca usulden REDDİNE, 2-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/183 Esas, 2021/674 Karar sayılı ve 12/10/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı ... ... Şirketi yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı ... Şirketi tarafından peşin olarak yatırılan 251,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 363,58 TL harcın bu davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı ... ... Şirket tarafından peşin olarak yatırılan 251,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 363,58 TL harcın bu davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.25/09/2025