T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/214 Esas
KARAR NO : 2025/1229
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/03/2021
NUMARASI : 2018/628 Esas, 2021/201 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 02/10/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline sigortalı ... Hizmetleri isimli işyerinin Mahmutbey Mah, ... ...Ada No:... adresinde faaliyet gösterdiğini, ... Sanayi Sitesinin kendi maaşlı güvenlik personelinin bulunduğunu, site giriş çıkış kapılarında ve sitede saat başı devriye gezen güvenliklerin olduğunu, ancak şüpheli şahısların güvenlik ekiplerini de gözlemlemesi nedeni ile güvenliğe yakalanmadığını, yapılan ekspertiz raporları ile sigortalının 111.218,00 TL zararının belirlendiği ve zararın sigorta şirketi tarafından tazmin edildiğini, site yönetiminin görevini ifada eksiklik, güvenliği tam sağlayamaması nedeniyle zarar oluştuğu, anılan sebeplerle meydana gelen zarardan sorumlu olduğundan bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşuluyla 111.00,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin hali hazırda yapı kooperatifi olarak faaliyet gösterdiğini, işletme kooperatifi statüsüne henüz dönüşmediğini, müvekkilinin Kooperatif Ana Sözleşmesi gereği hizmetlerini yerine getirdiğini, tapuya şerh verilmiş olan Toplu Yapı Yönetim Planı’mn 10. maddesinin 5. fıkrasının 3. bendinde “Güvenlik, görevlilerimiz bölgelerinde gözlemci olarak bulunarak, olumsuz ve şüpheli olayları izlemek, olaydan emniyet birimlerini anında haberdar ederek müdahale edilmesini sağlamakla yükümlüdür, güvenliğin genel görevi genel anlamda tüm sahadaki işyerlerini koruma ve gözetmek ve oluşacak olayları önlemede caydırıcı rol almaktır. Güvenliğimiz ve Site yönetimimiz oluşacak hırsızlık, zarar ve ziyandan sorumlu tutulamayacağı gibi çalınan mal, eşya ve oluşan zarar w ziyanı da tazmin etmekle yükümlü değildir. ” şeklinde düzenleme bulunduğunu, Güvenlik Personelinin sadece bulundukları alanda gözlemci niteliğinde olacağını, tedbirlerin arttırılması halinde ticaret hayatının etkileneceğini ve işyeri başına maliyetin artacağını, bütün bunlara rağmen hırsızlık olaylarının sona ermeyeceğini, site içinde çok sayıda işyeri olduğundan özellikle Yönetim tarafından işyerlerine alarm takılması hatta güvenlik merkezine yönlendirilmesinin istendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:
İlk derece mahkemesince; davaya konu hasarın meydana gelişinde , bilirkişi tarafından yapılan teknik inceleme sonucunda davalı ... Ticaret Depolama ve Küçük Sanayi Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi Yönetiminin % 30 (yüzde otuz) oranında ( 33.365.40 TL ) sorumlu olmasından dolayı, davacı şirketin ödediği tazminat oranında rücu hakkı bulunduğu kanaatine varıldığını, Mahkemece düzenlen raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli görüldüğü davalının kusur oranına göre 33.365,40 TL nin davalıdan ödeme tarihi 12/03/2018 tarihi itibariyle yasal faizi ile tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece Mahkemesince delillerinin eksik incelendiğini ve delillerin taktirinde hataya düşüldüğünü, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna itirazları değerlendirmeye alınmayıp ek rapor alınmadan karar verildiğini, aynı şekilde kusur oranına itirazlarının değerlendirilmediğini, gerekçeli kararda, davaya konu uyuşmazlığın gerektiği kadar irdelenmediğini ve tamamen bilirkişi raporuna atıf yapılarak bilirkişi raporunun aynen karara yansıtıldığını, site yönetimi personellerinin tespit tutanağı ile polis tutanağı arasında çelişki bulunduğunu, bilirkişi raporunda bu hususlara ilişkin değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi raporunun kusur oranın yönünden hükme elverişli olmadığını belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; hırsızlık olayının olduğu ... Ticaret Merkezi’nde 7200 adet işyeri bulunduğunu, Pazar günü, resmi ve dini bayramlar dışında her gün 06:00 -21:00 saatleri arasında kamuya açık bir iş merkezi olduğunu, 21:00'dan sonra giriş çıkışların 11 nolu kapıdan yapıldığını ve sadece acil işi olan site içerisinde faaliyet gösteren üyeler ve kiracıların kayıt altına alınarak içeri alındığını, ticaret merkezinin kamuya açık olduğu saatlerde özel güvenlik görevlilerinin belirli noktalarda görev yaptığını ve ticaret hayatını olumsuz olarak etkilemeyecek şekilde dükkanların olduğu adaları gezdiğini, sitenin kapalı olduğu saatlerde ise güvenlik görevlilerinin site içerisinde tek tek dükkan önlerini dolaşarak yangın ve hırsızlık gibi olumsuz bir durum halinde gerekli birimlere ve güvenlik bilgi formu veren işyeri sahibine durumu derhal bildirdiğini, Toplu Yapı Yönetim Planının 10. maddesinin 5. fıkrasının 3. bendi uyarınca müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, rücu davasına konu edilen hırsızlık olayının 02.02.2018 tarihinde gerçekleştiğini devriye gezen güvenlik görevlisi tarafından saat 08:00 sıralarında gerçekleştiğini, güvenlik görevlilileri görevleri gereği durumu derhal işyeri sahibine bildirdiğini, rücu davasına konu edilen hırsızlık olayında müvekkili Kooperatife atfedilecek kusur bulunmadığını, aksine güvenlik görevlileri olayı tespit ettiği andan itibaren müdahalede bulunduğu ve olayın en az zararla neticelenmesini sağladığını, aksine işyeri sahibinin kendi kapısının önünde tüm gün boyunca duran aracın şüpheli olduğuna dair herhangi bir bildirimde bulunmadığını, bu hususa bilirkişi raporuna itirazlarında da özellikle değindikleri bu durumun göz ardı edilerek; güvenlik görevlilerince sanki hiçbir şey yapılmadığı ve güvenlik görevlilerinin hırsızlıktan haberi yokmuş gibi bir izlenim yaratmak yaşanan olayın gerçekleriyle bağdaşmadığını, kararın eksik inceleme sonucu verildiğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlar da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, dava dışı sigortalıya ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacının, dava dışı sigortalı ... Tic.San.Ltd. Şti nin faaliyet gösterdiği ... adresinde davacı tarafından 01/03/2017-01/03/2018 tarih aralığında geçerli "ticari risk sigorta poliçesi ile " sigortalandığı, sigortalının iş yerinde hırsızlık olayı meydana geldiği, davacı sigorta şirketinin hasarı sigortalıya ödeyerek sigortalı ile davalı arasındaki site güvenlik hizmeti ifasına aykırılık iddasına dayalı olarak sigortalısına ödediği hasar bedelinin rücuen tahsilini davalı sigorta şirketinden talep ettiği anlaşılmaktadır.Uyuşmazlık, hasarın meydana gelmesinde kusur dağılımına yönelik tespitlerin yerinde olup olmadığı, olay sebebiyle davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.12/12/2017 tarihli Hırsızlık Hasar Ekspertiz raporunda, hasar tarihinin poliçe vadesi kapsamında yer aldığı, hasarın yakın sebebinin hırsızlık olarak belirlendiği, poliçe genel şartlarında tarif edilen şekilde ve poliçe vadesi içinde meydana geldiği, hırsızlık güvenlik tedbirleri bakımından riziko mahallindeki güvenliğin kepenk ve site güvenliği ile sağlandığının ve hasar tazminatının 111.218,94-TL olarak tespit edildiği belirtilmiştir. Mahallinde keşif yapılarak düzenlenen 11/08/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; davalı ... Ticaret Depolama ve Küçük Sanayi Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi'nin yaklaşık 800 dönüm arazi üzerinde 7200 işyeri bulunan Ticaret Merkezi için öngörülen güvenlik tedbirlerinin daha çok personel ve diğer güvenlik işlevleri ile yerine getirilmesi gerektiği, ancak verilen bu hizmet karşılığı olarak da işyerlerinden tahsil edilecek katkının da artması gerekeceği, bu nedenle güvenlik zafiyeti konusunda değerlendirmenin, mevcut durum ile alınabilecek en verimli güvenlik seviyesinin nasıl olabileceği dikkate alınarak yapılması gerektiği yaklaşımından hareketle; 20 saate yakın hırsızlık yapılan işyeri/depo önünde bekleyen minibüsü ve bu minibüse inen binenlerin şüpheli davranışlarına yönelik olarak vardiya nöbet planlamasındaki devriye güvenlik görevlilerinin gerekli hassasiyeti göstermedikleri, bu tür sıra dışı durumların güvenlik görevlisi için uyarıcı mahiyette olması ve gerekirse işyeri sahipler ile irtibata geçilmek suretiyle şüphenin giderilmesi gerektiği düşünüldüğünden, ortay çıkan zafiyetin meydana gelen hırsızlık olayında tali derecede kısmen etkili olduğu kabul edildiği davalı Kooperatif Yönetiminin özel güvenlik birimindeki görevlilerin eğitim ve denetimi konusunda gerekli gayreti göstermesi halinde yukarıda değinilen zafiyetin oluşmasını önleyebileceği düşünülmekle, güvenlik görevlilerinin hizmete yönelik eğitime ve denetime tabi tutulduğuna dair dosvada bir kayıt da bulunmadığından bu kanaate varıldığı, bu nedenle davalı Kooperatifin Yönetiminin hasarın meydana gelişinde % 30 (yüzde otuz) oranında sorumlu olduğu, davacının sigortaladığı ... Tic. San. Ltd. Şirketi'nin de hırsızlığın gerçekleştiği işyerinde/depoda, olay yeri inceleme raporu, ekspertiz raporu içeriklerinden anlaşıldığına göre, fiziki tedbirler (giriş kapılarının ve kepenklerin daha muhkem hale getirilmesi, v.b.) yönünden alınması gereken tedbirlerin yeterli olmadığı, özellikle hırsızlığın gerçekleştiği kepenk ve kilitlerindeki yetersizliğin önemli güvenlik zafiyeti yarattığı, işyerinde teknolojik tedbirler bakımından alarm tertibatı ve güvenlik kamera cihazlarının da bulunmadığı, önem ve değeri bakımından hassasiyet arz eden malzemelerin bırakıldığı depo önünde 20 saate yakın duran minibüsün farkına varılmamasında, anılan işyerinde güvenlik kamerası olmamasının ve hırsızlık fiilinin gerçekleştiği sırada da alarm tertibatı bulunmamasının etkili olduğu, sigortalının hırsızlık olayının meydana gelmesinde gösterdiği ihmal ve kusurun, alınması gereken ek tedbirleri almayarak gösterdiği dikkat ve özen eksikliğinin davalı Kooperatif yönetiminin gösterdiği ihmal, kusur ve özensizliğe göre daha üstün olduğu, bu nedenle hasarın meydana gelmesinde sigortalı dava dışı ... Tic. San. Ltd Şirketinin (... Alışverişin) ise % 70 (yüzde yetmiş) oranında sorumlu olduğu belirtilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK 1472. maddeden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür.Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamında yer alan İstanbul Valiliği Özel Güvenlik İzin Belgesine göre; hırsızlık olayının yaşandığı işyerinin bulunduğu sitenin güvenliğinin, 5188 Sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ve Yönetmeliğe göre valilikten alınan izin ve yasalar çerçevesinde davalı kooperatifin kendi bünyesinde oluşturarak sağlayıp sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Davalı S.S İstanbul Toptan Ticaret Depolama ve Küçük Sanayi Toplu İşyeri Yapı Kooperatifine ait 18.09.2017 tarihli Koruma ve Güvenlik Planında; 2005/407 tarih ve sayılı Valilik oluruna istinaden krokide belirtilen alan dahilinde, (14) noktada; (58) silahsız özel güvenlik personeli ile koruma ve güvenlik uygulaması gerçekleştirildiği, Hırsızlık Eylemlerine Karşı Alınacak Önlemler ve Hareket Tarzı başlığı altında; teknik yönden 149 kamera, kapı detektörü; uygulama yönünden 4 kontrol noktası, 9 yaya devriye, 1 motorize devriye, fiziki yönden 3000 metre çevre duvarı, kontrollü geçiş kapısı bulunduğu belirtilmiştir.Davalı ... Ticaret Depolama ve Küçük Sanayi Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi tarafından sunulan Toplu Yapı Yönetim Planına göre, sitenin güvenliğinin yönetim bünyesinde oluşturulan özel güvenlik görevlileri vasıtasıyla sağlandığı, gündüz saatlerinde tüm kapılardan yaya ve araç giriş-çıkışlarının yapılabildiği, güvenlik görevlilerinin 24 saat 3 vardiya olarak görev yaptıkları, görev bölgelerinde gözlemci olarak bulunarak olumsuz ve şüpheli olayları izleyerek, olaydan emniyet birimlerini anında haberdar ederek müdahale edilmesini sağladıkları, güvenlik görevinin genel anlamda tüm sahadaki iş yerlerini koruma ve gözetmek, oluşacak olayları önlemede caydırıcı rol almak olduğu, güvenliğin, iş yerlerinde oluşacak hırsızlık, zarar ve ziyandan sorumlu tutulamayacağı gibi, çalınan mal eşya ve oluşan zarar ziyanı da tazmin etmekle yükümlü olmadığı belirtilmiştir.Olay gününe (01.12.2017) dair nöbet çizelgesinde 3 vardiyada toplam ...personelin ismi ve imzası bulunduğu, 07.00/15.00 vardiyasında 16 personel, 15.00/23,00 vardiyasında 15 personel ve 23.00/07.00 vardiyasında 13 personel ismi bulunduğu, 23,00/07.00 vardiyasında “KAPI 12” noktasında ... nin yazılı olduğu ve imza hanesinin imzalanmış olduğu, ancak “KAPI 12” bölümünde “iptal” şeklinde el yazılı şerh bulunduğu görülmüştür.Somut olayda, dava dışı sigortalı işyerinde 01/12/2017 tarihinde hırsızlık olayının gerçekleştiği sabittir. Olaydan sonra 01/12/2017 tarihinde düzenlenen olay yeri inceleme raporuna göre, olayın işyerinde hırsızlık olduğu, öngörülen yöntemin “alüminyum kapı zorlanarak” gerçekleştiği, giriş noktasının “alüminyum kapı zorlanarak kepenk asma kilitleri kesilerek” olduğu, “...bahse konu işyerinin betonarme binanın girişinde ... Tdd. Şti. Adıyla faaliyet gösterdiği, alüminyum doğrama olan giriş kapısının zorlanmış, kepenk asma kilitlerinin olmadığı belirtilmiştir. Bu haliyle sigortalı işyerinde kepenk ve kapı zorlanmak suretiyle hırsızlık olayının gerçekleştiği anlaşılmıştır. Buna göre Koruma ve Güvenlik Planında düzenlenen hırsızlık eylemlerine karşı alınacak önlemler ve hareket tarzına ilişkin maddede, koruma ve güvenlik uygulama alanları dahilindeki olası hırsızlık olaylarına karşı teknik yönden 149 kamera, 1 kapı dedektörü, uygulama yönünden 4 kontrol noktası, 9 yaya devriye, 1 motorize devriye, fiziki yönden 3000 mt çevre duvarı, 1 kontrollü geçiş kapısı ile alınan önlemlerin duyarlı bir şekilde takip edilmekte olduğu, bu yönde şikayet alınması durumunda kanun ve yönetmelikler uyarınca gerekli işlem ve müdahalelerin yapılacağı belirtilmiş olup davalı kooperatifin amaç ve faaliyetleri arasında yer alan ve kendi bünyesinde gerçekleştirdiği güvenlik hizmetini gereği gibi yerine getirmemesi sebebiyle olayın meydana geldiği, davalının anılan düzenlemede belirtildiği üzere hırsızlık olayına karşı kontrol, devriye ve kamera ile takip yönünden yükümlendiği önlemleri gereği gibi yerine getirmediği, davalının, sitenin yapısı, iş hacmi ve faaliyette bulunduğu saatler itibariyle olabilicek risklerin analizinin yapılarak alınması gereken tedbirler bakımından yetersiz kaldığı, davalı tarafından olaya zamanında müdahale edilmediği gibi hırsızlık olayının başka bir işyeri tarafından telefonla aranarak haber verildiği, 20 saate yakın hırsızlık yapılan işyeri/depo önünde bekleyen minibüsü ve bu minibüse inen binenlerin şüpheli davranışlarına yönelik olarak vardiya nöbet planlamasındaki devriye güvenlik görevlilerinin gerekli hassasiyeti göstermedikleri, yine davalının, güvenlik hizmetini olması gerekenden daha az sayıda güvenlik görevlisi ile verdiği anlaşılmakla davalının, hırsızlığın olduğu işyerinin de bulunduğu sitenin güvenliğinin sağlanmasında kusurlu bulunduğunun kabulü gerekmiştir. Öte yandan dava dışı sigortalının çalınan ürünleri açıkta bırakmadığı, kapı ve kepenkleri kilitleyerek işyerinden ayrıldığı, yani hırsızlığın yukarıda da belirtildiği şekilde zorlanmak suretiyle meydana geldiği sabit ise de, dava dışı sigortalının kendisi yönünden alması gereken tüm tedbirleri aldığı söylenemez. Sigortalı işyerinde alarm tertibatı ve güvenlik kamera cihazlarının da bulunmadığı görülmüş olup bu anlamda dava dışı sigortalının olayın meydana gelmesinde müterafik kusuru bulunduğu değerlendirilmiştir. Ancak ortaya konan kusur durumuna göre Mahkemece, bilirkişi raporunda tespit edildiği gibi taraflara atfedilen kusur oranları doğru olmamıştır. Dosya kapsamı ve mevcut delil durumu ile tespit edilen kusur durumuna göre olayın meydana gelmesinde davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısının ve davalı kooperatifin eşit olarak %50 oranında kusurlu olduğunu kabul etmek gerekir. Bu nedenle Mahkemece kusur tayininde hataya düşülerek tesis edilen hüküm isabetli olmamıştır. Bununla birlikte, her ne kadar dosyaya sunulan Toplu Yapı Yönetim Planın 10. maddesinin 5. fıkrasının 3 ve 4. bendi, "Güvenliğimiz 24 saat 3 vardiya olarak görev yapmaktadır. Görevleri bölgelerinde gözlemci olarak bulunarak olumsuz ve şüpheli olayları izlemek, olaydan emniyet birimlerini anında haberdar ederek müdahale edilmesini sağlamaktır. Güvenliğimizin görevi genel anlamda tüm sahadaki işyerlerini koruma ve gözetmek, oluşacak olayları önlemede caydırıcı rol almaktır. Güvenliğimiz, Site Yönetimimiz işyerlerinde oluşacak hırsızlık, zarar ve ziyandan sorumlu tutulamayacağı gibi, çalınan mal, eşya ve oluşan zarar ziyanı da tazmin etmekle yükümlü değildir" şeklinde düzenlenmiş ise de ana sözleşmeye göre sitenin güvenlik hizmetini yapma veya yaptırmanın davalı kooperatifin amaç ve faaliyetleri kapsamında olduğu, hırsızlık olayının yaşandığı işyerinin bulunduğu sitenin güvenliğinin, 5188 Sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ve Yönetmeliğe göre valilikten alınan izin ve yasalar çerçevesinde davalı kooperatifin kendi bünyesinde oluşturarak sağlayıp sürdürdüğü, davalı kooperatifin, özel güvenlik personelinin istihdamına yönelik üyelerinden ana sözleşme ve genel kurul kararları ile ödemeler aldığı dikkate alındığında söz konusu düzenlemenin, davalı kooperatifin, meydana gelen olay sebebiyle sorumluluğunu ortadan kaldırdığı söylenemez.Açıklanan sebeplerle, yukarıda belirtildiği üzere davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kabul edilen kusur oranları gözetilerek yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/628 Esas, 2021/201 Karar sayılı ve 01/03/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,3-a)Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 55.500,00 TL'nin ödeme tarihi 12/03/2018 tarihi itibariyle yasal faizi ile davalıdan tahsil edilerek davacıya ÖDENMESİNE,b)Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 3.791,21 TL harçtan davacı tarafından peşin harcı olarak yatırılan 1.895,61 TL harcın mahsubu ile bakiye 1895,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,d)Davacı tarafından karşılanan 1.895,61 TL peşin harç, 35,90 TL başvuru harcı ile 253,80 TL keşif harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,e)Davacı tarafından yapılan yargılama gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere 2.156,25 TL yargılama giderinden davanın kabul-ret oranına göre hesaplanan 1.078,13 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,f)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, g)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,ğ)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT tarifesi gereğince taktir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,İstinaf Giderleri Yönünden4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafından karşılanan 57,50 TL istinaf yargılama giderleri ile 221,40 TL istinaf başvuru ve karar harcı olmak üzere toplam 278,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 569,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 45,61 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,8-HMK 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştikten sonra yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.2 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/10/2025